Sanırım geriye baktıklarında insanlar, o yıllara, Stalin Dönemi" diyecekler: Dünyanın ilk sosyalist devletini on milyonlarca insan kurdu, ama bu devletin mimari uydu. Köylü ülkesi Rusya'nın bunu yapabileceğini söyleyen ilk ses onun sesiydi. O zamandan beri, onun damgası her şeydeydi; bütün kazançlarında, bütün kötülüklerinde." Bir bütün olarak bir dönemin yalisınması ile gene bir bütün olarak bir döneme türntiyle sahip çıkıiması, bugün Sovyetler Birliği'nde aşılmış görünüyor. Ulusların, hele çok uluslu sosyalıst bir birliğin yaşamında, dün, sorunlara bu iki yönüyle birlikte egilmek belki zorft:!,:larını ve sıkıntılarını içerisinde taşıyordu; bugün ise, bu zorlukları ve sıkıntıları aşmadan, temeldeki zorlukların ve sıkıntıların üstesinden gelebilmek de güçlüklerle çevrili olmalı.
Anna Strong'un kitabı, böyle bir gereksinmeyi karşılamaya çalışıyor. Strong, faşizmin/nazizmin yenilgisine dek uzanan ikinci Dünya Savaşının karmaşık sorunlarını da içeren Stalin dönemini, tek ülkede sosy;flizmin kurulması süreci içerisinde, toplumsal, ekonomik vr teknolojik yeni yapılanma ile bürokratik merkeziyetçiliğin oluşması gibi farklı/karşıt iki yönünü, uzun yılların tanıklığlyla zenginleştircliği orneklemelerle açıklıyor. Olumlu yapılanmalarda olduğu gibi, olumsuz oluşurnlarcla da, hiç bir şeyin tek başına "kişi" ile ve salt onun iradesiyle açıklanamayacağı, yazarın temellendirdiği bir görüş.
Stalin Dönemi, bu dönemi, iki yönüyle de öğrenmemize, bilmemize olanak sağlayacak zengin materyaller sunuyor.
American journalist and activist, best known for her reporting on and support for communist movements in the Soviet Union and the People's Republic of China.
An even-handed but not dispassionate account of the unprecedented accomplishments and tragic missteps of the USSR by an American journalist who experienced it first-hand. Very engaging.
La politica dell'Unione era di lasciar sviluppare tutte le culture nazionali, mentre l'economia si sviluppava in direzione del socialismo. Ma 85 piccole nazionalità non avevano neppure un alfabeto, per non parlare dei libri. Il linguaggio di questi popoli fu elaborato da scienziati, e a Mosca si cominciò a stampare libri in cento lingue, finché la produzione libraria dell'Urss, alla fine del primo piano quinquennale, superò il numero dei libri stampati in Francia, Germania e Inghilterra prese insieme. Ma i libri non furono che una delle forze rinnovatrici: assieme ad essi ci furono le nuove leggi, la scienza, l'arte." [... ] La cosa più bella che c'è nella vita - disse - è il lavoro. No, non il lavoro semplicemente: la creazione! Proprio in questo tempo, in cui noi viviamo, c'è una possibilità di creare, senza confini e senza limiti.
Sovyetler Birliği’nin en sarsıcı ve tartışmalara yol açan dönemine dair okuduğum en doyurucu kitabın bir ABD doğumlu gazeteci olması şaşırtıcı gelebilir. Ama devrim günlerini en canlı anlatan kitabın da John Reed’e ait olduğunu unutmamak lazım.
Strong’un Stalin döneminde tutuklananlardan biri olması, objektifliğini hissettiğim kitabını daha da değerli kılıyor.
Tarımda kollektifleştirme, toplu tutuklamalar, Hitler Almanyası ile saldırmazlık antlaşması, Büyük Anayurt Savaşı, savaş sonrası, barış taarruzları, ölümü ve Krusçev’in politikaları ve Stalin’e dair konuşmasını gibi tüm dünyada tartışılan konuları es geçmeyen kitabı, bütünsel, tarihsel ve kapsamlı bir bakış sunuyor.
Kitabın satışı yok, Nadir Kitap’taki son bir kaçından birini aldım. Yeniden basılmaması büyük kayıp.
Strong wrote with a mixture of clarity of vision and historical trajectory which she combined with a deep knowledge of Soviet society. This has been the most humanizing account of the Soviet people for the first half of their existence.