Öncelikle ülkemizde milli bağımsızlık , modernleşme idealleri doğrultusunda kendisini sol yelpazede tanımlayan Kemalist entelijansiya'nın günümüzde ne kadar içler acısı bir duruma düştüğünü ; Doğan Avcıoğlu , Mümtaz Soysal , İlhan Selçuk , Uğur Mumcu gibi aydınlardan Yılmaz Özdil gibi tatlı su atatürkçülerinin kemalizm deyince ilk akla gelen isimler olması bakımından bir özeleştiri vermemiz gerektiğini bu eser bana hatırlattı.Yeni Doğanlar , Mümtazlar ,Mumcular yetiştirilmesi günümüz Kemalistlerinin temel ödevlerinden biri olmalı ve Kemalist literatürün çeşitliliği canlı tutulmalıdır... Bunun yanında esere gelecek olursak Doğan Avcıoğlu eserinin ikinci cildinde Türkiye'nin 2.Dünya Savaşı sonrası girdiği Amerikancı kapitalist kalkınma yolunun Türkiye'yi nasıl bir rotaya soktuğunu , Türkiye'nin döneminde karşı karşıya kaldığı siyasi, toplumsal , iktisadi sorunlara karşın bu yolun ne çeşit sonuçlar vereceğini irdelemiştir. Avcıoğluna göre İkinci Dünya Savaşı sonrası milli iktisat politikasının terk edilmesi ve 2.D.S sonrası kurulan uluslararası işbölümü çerçevesinde Türkiye'ye biçilen rolle ilgili olarak emperyalizmin içerideki geleneksel egemen sınıflarla uzlaşma yoluna girmesi, tekelci yabancı ve yerli sermaye arasındaki bağımlılık ilişkisinin artması , toprak sorunu özelinde prekapitalist üretim ilişkilerinin hızla çözülerek eşitsizliklerin ve buna bağlı olarak sınıf çelişkilerinin hızla artması gibi başlıklar çerçevesinde düzenin niteliğini irdelenmiştir.Bu bağlamda girilen kalkınma yolu Türkiye'nin sorunlarına cevap vermekten hayli uzak olmakla beraber Türkiye'nin iktisadi ve politik bağımsızlığına ket vurmakta ve toplumsal reform çabalarının önünde engel oluşturmaktadır. Dış krediler ve borçlanmalar bu kalkınma yolunun belkemiğini teşkil etmekle beraber bu kaynaklar kamu eliyle yabancı ve yerli sermayenin palazlandırılmasında , yatırımlarının finanse edilmesinde kullanılmakta ve yıllar içerisinde kar marjlarını yükselten bu sınıflar ülkenin kalkınma ihtiyaçlarına , verimli yatırım sahalarına yatırım yapmaktan çok kendi çıkarlarını maksimize edecekleri alana yatırımlarını kaydırmaktadırlar. Bu bağlamda Türkiye'nin sanayi yapısı ; montajcı , hafif tüketim sanayine dayalı , dağınık , düzensiz ve anarşik biçimde gelişen küçük işletme yapısının temel olduğu ve bunun yanında ihtiyaç duyduğu ; ara mal , hammadde, yedek parça , teknik bilgi , royaltyler , patent sözleşmeleri çerçevesinde ithalata bağımlı bir iktisadi yapı yaratmakta ve döviz kaynaklarının israfına yol açarak enflasyonist bir etki yaratarak egemen tabakaların ihtiyaçlarına cevap veren bir niteliğe haizken ; alt sınıfları yoksullaştırıcı , egemen sınıfları zenginleştirici bir rol oynamakta , bölüşüm ilişkilerinin adaletsiz bir biçimde şekillenmesine yol açmaktadır.Dolayısıyla Türkiyenin kalkınması sorunsalının anti emperyalist ve anti kapitalist bir tavır almaktan geçtiğini düşünen Doğan Avcıoğlu kalkınma meselesinin bir düzen değişikliği meselesi olduğuna kanaat getirmiş ve Cumhuriyetin hedef koyduğu "muasır medeniyet seviyesine ulaşma"idealinin Milli - Devrimci kalkınma yolu adını verdiği formülasyon çerçevesinde gerçekleştirileceğini söylemiştir.Bu kalkınma yolu çerçevesinde ; tutucu güçler koalisyonunun politik ve ekonomik egemenliğine son verilmesi ; geniş örgütlü ve bilinçli bir kitle hareketinin seferber edilmesi ; toprak reformu ; kamu işletmelerinin ekonomi üzerinde egemenlik sağlaması ; döviz kaynaklarının en cüretkar ve meşru olmayan biçimlerde israf edildiği dış ticaret , bankacılık , sigortacılık gibi sektörlerin devletleştirilmesi gibi ana başlıklar bu kalkınma formülasyonunun temellerini oluşturmaktadır.Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı gericilik , cahillik , yoksulluk , eşitsizlik , yozlaşmışlık vb. problemler bu başlıklar etrafında geliştirilen bir kalkınma stratejisi ekseninde çözüme kavuşturulacaktır.Bunun için içeride tutucu sınıflarla ittifak haline girmiş olan ve yeryüzünde kurduğu hegemonyasını Türkiye'de yabancı sermaye kanunlarıyla , petrol kanunuyla , askeri üsler ve tesisleriyle , şartlı dış yardım ve kredileriyle en ağır biçimde hissettiren Amerikan Emperyalizmine ve onun dayattığı kapitalizme ve egemen sınıflara karşı bir tavır alınması Türkiye'nin bağımsızlığı ve kalkınma gereklilikleri açısından çeşitli verilerle örneklenen rasyonel sebeplere dayanmaktadır.Doğan Avcıoğlu'nun anısına saygıyla...