Bozkurt Güvenç: Türkiye'de sosyal bilimlerin temel taşlarından biri...
Çalışmalarında, sosyal antropolojiyle ilgili sorunlar içinde en çok "kültür" kavramı üzerinde duran Güvenç'ten, sosyal bilimlerin bu en temel ve en çetrefilli kavramı üzerine özenle hazırlanmış çok yönlü bir deneme...
Kültürün ABC' Kültürü tanıtmaya, sevdirmeye çalışan, herkesin kültür kavramıyla ilgili istediği bölümü keyifle okuyabileceği sorularına yanıt bulabileceği ve yeni yeni sorular oluşturacak gerçek bir ABC...
Bozkurt Güvenç Samsun'da doğdu (1926). Subay olan babası ve ailesiyle birlikte, okul yılları boyunca, Anadolu'yu dolaştı; yurdun değişik köşelerini tanıyıp karşılaştırmak olanağını buldu. Kabataş Lisesi'nden sonra İTÜ'ne devam etti (1944-45). Mimarlık öğrenimini ABD'de Massachusetts Teknik Bilimler Enstitüsünde tamamladı (1950). Meldâ Sunay ile evlendi (1952). O dönemin eğitim, felsefe ve kentleşme sorunlarıyla ilgilendi. 'Ne oluyoruz?' sorusuna yanıt aradı. Kültürün değişebilen bir varlık olduğu gerçeğini Columbia Üniversitesi'ndeki 'sosyal antropoloji' derslerinde öğrendi (1962-63) Bozkurt Güvenç'in yayımlanmış çalışmaları insan, kültür, eğitim ve değişim konularında yoğunlaşıyor: Kültür Sorunu (1970), Türkiye Demoğrafyası (1971), İnsan ve Kültür (1972, 1974 ve 1979), Sosyal-Kültürel Değişme (1976), Japon Kültürü (1980,1983) gibi. İnsan ve Kültür, insanbilimi (Antropoloji)'nin tarihçesiyle, kuram ve yöntem sorunlarını araştıran, İnsanoğlu'nun biyo-kültürel ve tarihi-beşeri, kısaca, 'Canlıüstü bir varlık alanı' olarak ele alan ve bu bütünlüğü içinde kavrayıp anlatmaya çalışan ilk Türkçe denemedir.
Makaleleri alfabetik sıralamaya sokmak için zorlamasalar daha iyi olacakmış. Kopuk kopuk, dağınık bir kitap. Sanki bir şeyleri eksik. Aradaki faydalı bilgiler bile kaynayıp gidecek neredeyse.
Bu kitap çok temel bir giriş olarak gayet işlevsel duruyor. Ancak kaynakçaların (6. baskı itibariyle) biraz eskimeye yüz tutmuş gözükmeleri ve kısalıkları, yazıda yer yer bulunan yersiz bir milliyetçilik (sonuçta bu bir genel sosyal bilim kitabı, Türk tarihi/siyaseti/sosyolojisi üzerine bir çalışma ya da deneme değil) ve ABC sınırlaması içinde zaten kısa olan konu başlıklarının düzensiz ve kopuk olduklarını hissettirmeleri eserin ileriye dönük değer ve işlevini malesef kısıtlıyor.
Kitap,i çerisinde ilginç bilgiler barındırmasına rağmen etnosentrik bir bakış açısı tarafından yazılmış. Çoğu yazıda milliyetçi bir tavır görmek mümkün. Ustelik okuyucuyu da belirli bir gruptan seçmiş gibi sürekli biz diyerek bu milliyetçi perspektif genişletilmeye çalışilmış.