Cardoso ve Faletto 1960'larda geliştirilen 'bağımlılık teorilerinin' biraz inceltilmeye ihtiyacı olduğunu düşünerek 1971 yılında bu kitabı yazmışlar. Bağımlılık teorisinin üç temel tezi var:
- Tüm dünya 16. yüzyıldan başlayarak kapitalist ekonominin etkisi altında şekillendi.
- Bu durum dünya genelinde dengeli bir kalkınma biçiminde değil, çevre ülke ekonomilerinin merkez ülkelerin kendi çıkarları doğrultusunda, merkezin daha fazla kâr edeceği biçimde düzenlenmesiyle ilerledi.
- Dolayısıyla yeterince çalışırlarsa yeni-sömürgelerin de bir gün emperyalist ülkeler kadar gelişeceği teorisi yanlıştır. Yeni-sömürge ekonomileri merkez ekonomilerinin 40-50 yıl önceki hali değil, bağımlılığa yazgılı ekonomilerdir.
Cardoso ve Faletto bu teorinin temel önermelerine katılmakla birlikte, bir dördüncü unsur daha ekliyorlar. Kısaca yalnızca emperyalist politikaları (dış) değerlendirmek yeterli değil, ülkedeki sınıfsal duruma da (iç) bakmalı diye özetlenebilir:
- Yeni-sömürge ekonomileri merkezden dayatılan tek bir politikayla şekillenmedi. Emperyalist politikalar her ülkenin kendi özgünlükleriyle yeni biçimler aldı. Emperyalizm içsel bir olgu olurken, bu özgünlükleri yeniden şekillendirdi. Her ülkedeki sınıfların tarihsel gelişimi, durumu ve mücadelesi bu dönüşüme izini bıraktı. Her biri birer bağımlı ekonomi olmasına rağmen, Brezilya, Şili ve Guatemala arasında büyük farklar bulunmasının nedeni budur.
Kitap sıkıcı. Frank, Amin ve Wallerstein okuduktan sonra okununca da büyük bölümü ufuk açıcı değil. Fakat yer yer parlayan tesbitler var.