Sunay Akın yeni kitabı Ay Hırsızı’nda gözünü Ay’a dikiyor ve bir arkeoloğun sabrıyla kazıyor insanlığın ortak birikiminin üzerine çöken tozu toprağı… Ortaya çıkardığı bilgiyi şair duyarlığıyla ilmek ilmek dokuyor ve okurunu hayrete düşürecek öyküler bir bir diziliyor karşımıza.
Cervantes ve Mimar Sinan hangi caminin inşaatında buluştu?.. Enver Paşa’nın uçağı kaç kez düştü?.. Piri Reis’in haritası Topkapı Sarayı’nda nasıl bulundu?.. İstanbul Boğazı’nı yürüyerek geçen Attila Hülagü’nün sırrı neydi? 157 yıl yaşayan Zaro Ağa’nın Amerika seferi… Atatürk neden hiç uçağa binmedi?
Şükrü Sunay Akın (d. 12 Eylül 1962), şair, yazar, gazeteci, araştırmacı, tiyatro oyuncusu.
12 Eylül 1962 tarihinde Trabzon'un Maçka ilçesinde doğdu (bu yüzden 18 yaşından beri doğum gününü kutlamamaktadır). Ailesi, onun daha iyi eğitim görebilmesi için, 10 yaşındayken İstanbul'a taşındı. Lise öğrenimini İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Fizik Coğrafya Bölümü'nden mezun oldu.
İlk şiirini, Meteoroloji Müdürlüğü'nde çalışan bir memurun kızına yazar. Henüz 9 yaşındadır. Kızın isminin baş harflerinin dizelerini oluşturduğu şiiri, evlerinin terasında bulunan odunluk kapısının iç kısmına yazar. Kız, balkona geldiğinde odunluğun kapısını açar mahsusçuktan!. Ama şiir kızın gözüne hiçbir zaman takılmaz. Sunay Akın yıllar sonra (ki bir şairdir artık) çocukluğunun geçtiği Trabzon'a gittiğinde, sert geçen bir kışta, içindeki odunlarla birlikte kapının da sökülüp yakıldığını öğrenir. Şairin ilk şiiri "hava muhalefeti" nedeniyle kayıptır!.. 1984 yılında yayınlanan ilk şiiri de bir sobanın içinde kütürdeyen odunu anlatır! İlk şiir kitabı 1989'da "Makiler" adıyla yayınlanır. Arkadaşlarıyla birlikte 1989'da Yeni Yaprak şiir dergisini ardından, 1990 yılında da Olmaz adlı şiir dergisini çıkardı. Adını Cemal Süreyya'nın koyduğu bu kitabı "Antik Acılar, Kaza Süsü, 62 Tavşanı" izler.
1987 yılında Halil Kocagöz Şiir Ödülü’nü Noktalı Virgül adlı dosyasıyla aldı. 1990 yılında ise Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü'nü Makiler[1] şiiri ile kazandı.
Anlık ilhamlara dayanan ve genellikle kısa olan şiirleri, Orhan Veli'nin şiirindeki bazı özelikleri günümüzde sürdüren bir yapıya sahiptir. Ayrıca, bu tür şiirlerde genellikle rastlanmayan, yumuşak, lirik bir tonu vardır. Şiirlerinde özellikle ince yergi ögelerini kullanmadaki rahatlığı ile dikkat çeker. Cemal Süreyya'nın etkisinde sürdürdüğü şiirlerde, dil oyunlarına dayalı yoğun bir alaycılık ve şaşırtma; çocuklar ve hüzünle birlikte şairin ilgi ve duyarlılığını göstermektedir.
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde ders verdi, Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde 5 yıl boyunca hem ders verdi hem ders aldı. Bu deneyimin de yardımıyla, tek kişilik oyunlar hazırlayıp oynamaya başladı. Türkiye'nin çok sayıda merkezinde ve yurtdışında (Frankfurt, Nürnberg, Londra) sayısız kez tek kişilik oyunlarını sergiledi. Halen Sunay Bey Tarihi adlı gösterisini sunmaya devam etmektedir.
23 Nisan 2005 tarihinde 11 yıldır dünyanın dört bir yanından topladığı oyuncaklarla, yıllardır hayalini kurduğu İstanbul Oyuncak Müzesi'ni Göztepe, İstanbul'da ailesine ait dört katlı tarihi bir konakta açtı. Müze, Türkiye'de türünün ilk ve tek örneği olup, Avrupa Konseyi'ne bağlı Avrupa Müze Forumu (European Museum Forum) tarafından verilmekte olan Avrupa Yılın Müzesi Ödülü'ne 2010 yılı için aday olmuştur.
TRT 2 ve CNN Türk'de "Stüdyo İstanbul", "İzler", "Akşama Doğru", "5N 1K" gibi kültür sanat programları ve belgeseller hazırlayan, katkıda bulunan Sunay Akın, TV 8'de de "Gezgin Korkuluk" ve Ramazan Ayı boyunca Mahya Işıkları adlı programı hazırlayıp sundu.
Yaşam Radyo, Radyo Kent, Best FM'de radyo programları yaptı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde öğretim görevlisi olarak ders verdi.
Kitap çok güzeldi ama yer yer göze çarpan yazım hataları ve paragraf içerisindeki zaman kiplerinin uyumsuzluğu beni rahatsız etti. Yine, "Acaba referanslar gösterilse mi?" diye düşünmeden edemedim. Sunay Akın kitaplarında ilgili konunun meraklıları için ileri okumalarda çok faydası olabilir.
Çok fazla bu tarz kitap okumuyorum ama Sunay Akın'ın tarzını çok sevdim.Okurken aynı zamanda birçok yeni ve ilginç bilgi de öğrendim.Diğer kitaplarını da merak ediyorum ve okumakta kararlılıyım :)
Verdiği bilgiler açısından doyurucu bir eserdi. Üslup bakımından bazen tekrara düşülse de okuması kolay, akıcı bir kitaptı. Ay'a gidiş, uçuş tarihi, uçakların gelişimi gibi konularda çeşitli sanatçılardan, mucitlerden, edebiyatçılardan vs. örnekler vermiş yazar. Kendi ülkemizle yabancı ülkeler de sık sık kıyaslanmış ve kendi çalışmalarımıza kıymet vermememizin acı sonuçları anlatılmış. Özellikle Vecihi Hürkuş'un hikayesini ve cenazesinde yalnız bırakılmasını okuyunca üzüldüm ama maalesef şaşırmadım. Bir de eski İstanbul'un gökyüzünden görünüşünü okuyup da, bugünkü halini düşününce bir dertlendim ki, sormayın.
Çok saçma bir kitaptı. Evet içinde inanılmaz derecede farklı bilgiler vardı ama yazarın sürekli ay ile ilişki kurmaya çalışması ve kuramaması çok saçma ve anlamsızdı. Kesinlikle almayın derim.
Bizlere bilgileri, bilginin içindeki bilgileri, kişileri, olayları öyle güzel bir dil ile açıklıyor ki Sunay Akın bu bilgileri gördüğünüz zaman herhangi bir karmaşa yaşamıyorsunuz aksine her şey aklınıza giriyor teker teker. Diyeceğim şey bu kitap Ay ve uzay üzerinden en iyi şekilde açıklanmış. Kitabı okurken her sayfada onlarca bilgi öğrenirken dediğim şey ise "Nasıl ya?" oluyordu. Okurken hem keyif alıyordum hem de öğreniyordum kimi zaman da üzülüyordum. Üzülme sebebim ise olaylar ve kişilerin yaşadıklarıydı. Bir de kitap içinde hoşuma giden bir şey daha var o da önceki okuduğunuz yazılar sonraki okuyacaklarınızla kimi zaman bağlantılı oluyor tekrar dönüyoruz aslında başladığımız yerlere Kitabı okuyup okutturun demek düşer bana herkes okumalı bu kitabı hem öğretici hem de şiirler ile bizlere farklı bir tat sunuyor.
Sunay Akın'ın bütün kitaplarında bir şeyler öğrenmiş son sayfaya gidene kadar merakla okumuşumdur. Bu kitap hariç. Herşeyi aya bağlama çabası nafile olmuş, hatta kötü olmuş, birbiri ile alakasız parçalardan oluşan başarısız bir kitap olmuş. Emeklerine sağlık ama beğenmedim
Vecihi'nin hikayesini merak eeip aldığım kitap. Yazarın en hızlı akan kitabı bana göre. Ve Sunay Akın kitaplarının kapak tasarımları kesinlikle mükemmel!
Sunay Akın'ın olayları hikayeleştirme ve bu hikayeleri birbirine bağlama konusundaki ustalığını sevdiğim için, daha önce okuduğum kitabının yanına bunu da eklemek istedim. Akın, sizi adeta bir Ay yolculuğuna çıkarıyor. Kitabın çerçevesi Ay ve uzay konsepti olarak düşünülse de, ne bir bilim kurgu romanı ne de bilim kurgu hikayelerinden oluşan bir kitap: Bu kitap, Osmanlı döneminden başlayıp, Türk edebiyatının içerisindeki patikalardan geçerek, Cumhuriyet yıllarına kadar uzanan caddelere götürüyor okuyucuyu. Kitabın yazarı Sunay Akın olunca, bu yolculukta tarihten ve edebiyattan birçok isimle birlikte Ay'a doğru seyahat ediyorsunuz. Yolunuza padişahlar, yazarlar, şairler, hatta dönemin magazin isimleri bile çıkıyor.
Sahip olduğu oyuncak koleksiyonuyla, içindeki çocuğu öldürmediğini her anlamda bizlere gösteren Akın'ın bu kitabında da yine oyuncak ve çocukluğa dair pek çok şey bulacaksınız. Ay'a doğru yolculuk ettiğiniz bu isimler arasında beni hikayesiyle en çok etkileyen ve sonunda gayet acıklı bulduğum o usta tiyatrocunun hikayesi, benim favori hikayem oldu diyebilirim. İşte o hikaye, "Boğaziçi'nde Kırık Bir Kanat". Bu hikaye hakkında daha fazla detay vermek istemiyorum; ancak okuduğunuzda ne kadar hüzünlü ve yarım kalmış bir hikaye olduğu konusunda bana hak vereceğinizi düşünüyorum. Sizin de bu kitaptan hoşunuza gidecek yaşanmış hikayeler mutlaka olacaktır.
Sunay Akın’ı daha çok beğenirdim. Acaba yaşla mı ilgili? Bu kitaptan beklediğim randımanı alamadım.
Öncelikle Akın bilgiden ve referanstan çok hikayenin vuruculuğuna veya söylemek istediğine uyumuna bakıyor. Konu ihtilaflı mı, başka rivayetler var mı veya bu rivayet zayıf olan mı? Umurunda değil.
Bir de hikayelere sokuşturduğu abartılı mesajlar yok mu… Üst perdeden, bir mürebbiye gibi parmağını sallaya sallaya, okurun ve toplumun kafasına vura vura! Benim buna karnım tok.
Sunay Akın’ın ideolojisinden iseniz, sabah buzdolabını açışınız, kafanızı kaşımanız, nefes almanız bile müthiş hikayeler gibi, göz bebekleri büyüye büyüye anlatılır. Akın’dan farklı mı düşünüyorsunuz, yaşıyorsunuz, Ay’a koloni de kursanız sizi görmezden gelebilir, görürse de “eh işte…”.
Daha çok beğendiğim eski kitaplarına tekrar göz atacağım. Bakalım onlara dair bugün ne hissedeceğim.
Kitaba başlarken kitaptaki anlatıların, keyifli bir okuma sunmaktan uzak, yorucu bilgi bombardımanları olmalarından biraz korkuyordum ne yalan söyleyeyim. Fakat daha ikinci metinden bunun böyle olmayacağını anladım. Beklediğimden çok daha keyifli vakit geçirtti, alakası bile olamayacağını düşündüğünüz olayları öyle güzel yerlerinden yakalayıp birbirine bağlıyor ki Sunay Akın, tebrik etmemek ve beğenmemek elde değil. İçimdeki İstanbul Oyuncak Müzesine gitme isteği de kamçılanmış oldu, kendisinin diğer eserlerine de kesinlikle göz atacağım.
Tüm bir günümü geçirmek zorunda kaldığım bir yerde bulabildiğim tek kitap olduğu için okumak zorunda kaldım ama meraklı ve tutkulu bir okur olduğu anlaşılan Sunay Akın'ın, bir kısmı hiç de fena olmayan edebi ve aktüel keşiflerini, artık gülünçleşmiş "İşte o kişi aslında şuydu" ve benzeri birkaç klişeye hapsederek tamamen değersizleştirmekten neden vazgeçmediğini, üslubunu neden stilize etmeye çabalamadığını anlamak mümkün değil.
Çok güzel bilgilerle dolu kısa kısa hikayelerle anlatılmış fakat bazı hikayeler kurmaca gibi inandırıcılıkları az. Çok şey öğrendiğim bu kitabın bir olay örgüsüyle bağlanmasını ve bilgilerin serpiştirilmesini tercih ederdim. Sunay Akın'ın diğer iki kitabını daha çok beğenmiştim. Kule Canbazı ve Kız kulesinde ki kızılderili :)
Tam bir söz cambazı olan Sunay abi yine ‘her şeyi bilen adam’ olduğunu kanıtlamış. Uçmak tutkusu sayesinde güzel bir kitap çıkarmış. Çok şey öğrendim. Yalnız kitaptaki yazılar tarihi ve bilimsel bilgilere ve bir sürü kaynağa dayandığından; kitapta dipnot ya da kaynakça olmaması büyük eksiklik.
Ana konusu uzay yolculuğu, Ay'a ayak basmak olan kitapta okurların yüzünü güldürecek, bazen hüzünlendirecek, bazen de şaşırtacak bir çok hikaye mevcuttur. Özellikle uçaklara, uzay cisimlerine ve astronomiye ilgisi olanların severek okuyabileceği bir kitap.
Arada akla geldikçe açıp bir bölümünü tekrar okuyabilmek için başucunda durmalı. İlk sefer bütününü okumak güzel, sonra her akla gelince bir bölüm okunabilir çok da güzel olur.
İçinde o kadar enteresan bilgiler varki geçişler arası uyumsuzluklara, cümlelerdeki uyumsuzluklara rağmen insan meraktan okuyor. Çok fazla müzesinin reklamını yapmış.
Zar zor bitirdim. Yazarın zorlana zorlana her şeyi ayla ve uzayla bağdaştırmaya çalışması gibi. 300 küsür sayfadan ve onlarca -birbirinden tamamen bağımsız- bilgiden aklımda yalnızca birkaçı kaldı.
İçerisinde birçok bilgi içeren bir eser olmuş. Genel olarak zaten Sunay Akın kitaplarını ve anlatımlarını beğeniyorum. Ancak bazı yerlerdeki hızlı geçişler okurken odaklanması zorlaştırmış
Daha önce hiçbir araştırma kitabı okumamıştım. Daha doğrusu bu kitabın türünün ne olduğunu bilmiyorum. Yazarın anlatımı çok güzel, ilginç yorumlarıyla okuyucuyu sıkmıyor. Ve kesinlikle çok ilginç bilgiler var. Sunay Akın'ın diğer kitaplarını da okumak istiyorum. Kesinlikle harika bir yazar.