“Biz erkekler, diyorum, nasıl da bencil yaratıklarız. Gülümsüyor. İtirafım hoşuna gitti. Tüm erkekler adına özeleştiri veren bir erkeği bütün kadınlar seviyor. Tecrübeyle sabit.” Gençtin Volkan, çok normal . Ufak bir şey yaşamadın Volkan. Ne hissettin o an Volkan? Bundan kaçamazsın Volkan. Ah Volkan... Eşik ile 2012 Yunus Nadi Roman Ödülü’nün, Son Bakış ile 2020 Duygu Asena Roman Ödülü’nün sahibi olan Irmak Zileli, bu kez bütün doğallığıyla, soluksuz ve sansürsüz akıp giden bir bilince ses veriyor: Bende Ölen Sensin, çoğumuza tanıdık gelecek, “kentli-beyaz yakalı” bir adamın benliğinde öne çıkan arzuları ve karanlık köşelere pusu kurmuş korkuları titizlikle ortaya koyarken, “erkeklik” mekanizmasının tik taklarına bir saat ustasının dikkatiyle kulak veriyor. O kaçınılmaz yüzleşme gelip çattığında, bildiğimiz dünya, gerekçeleriyle birlikte, defolarından çatlayıp tuzla buz oluyor.
IRMAK ZİLELİ, 1978 yılında İstanbul’da doğdu. Sosyal Antropoloji öğrenimi gördü. Televizyon ve dergilerde muhabirlik yaptı. Roman Kahramanları dergisinin kuruluşunda görev aldı ve ilk 6 sayı yayın yönetmenliğini yürüttü. 2006 yılından bu yana çeşitli dergilerde, gazete kitap eklerinde değerlendirme ve eleştiri yazılarının yanı sıra editörlüğünü yaptığı Remzi Kitap Gazetesi’nde “Devrik Cümle” adlı köşesinde yazmayı sürdürüyor.
Zileli’nin basılmış eserleri arasında, 2012 Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazanan ilk romanı Eşik (2011), Bayram Çocukları (2004) isimli bir araştırma ve Doğruyu Aradım Güzeli Sevdim (2009) başlığıyla Halit Refiğ ile söyleşi kitabı, IRMAK ZİLELİ, 1978 yılında İstanbul’da doğdu. Sosyal Antropoloji öğrenimi gördü. Televizyon ve dergilerde muhabirlik yaptı. Roman Kahramanları dergisinin kuruluşunda görev aldı ve ilk 6 sayı yayın yönetmenliğini yürüttü. 2006 yılından bu yana çeşitli dergilerde, gazete kitap eklerinde değerlendirme ve eleştiri yazılarının yanı sıra editörlüğünü yaptığı Remzi Kitap Gazetesi’nde “Devrik Cümle” adlı köşesinde yazmayı sürdürüyor.
Zileli’nin basılmış eserleri arasında, 2012 Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazanan ilk romanı Eşik (2011), Bayram Çocukları (2004) isimli bir araştırma ve Doğruyu Aradım Güzeli Sevdim (2009) başlığıyla Halit Refiğ ile söyleşi kitabı ve 2014’te Remzi Kitabevi tarafından yayınlanan Gözlerini Kaçırma romanı bulunuyor.
Eril bir toplumun içinde doluşan onca kadın bu durumun sistem meselesi olduğunu pekala biliyor. Biliyoruz, biliyoruz da işte dile getirmekte bazen sıkıntı yaşıyoruz. Bu da bizlerde bir dolu rabarba haline sokuyor.
Okur, hiç merak buyurma buradaki asıl tercümeyi yazar Irmak Zileli yapacak. Öyle ki ana karakter diye gördüğün o Volkan'ı içli dışlı, baştan aşağı tanıyacaksın. Bir kadın yazar kalkıp sana erkek bakış açısıyla "nedir, ne değildir?" mevzusunu onların toplum içinde nasıl değişerek büyüyüp bu halde olduklarını anlatacak. Adam gibi adam olmalı şu Volkan, erkek dediğin şöyle yapacak, erkek ağlar mı hiç? gibi suhalleri küçük bir çocuğun büyürken sistem içine nasıl yoğrularak bu bünyeye geldiğini bilinç akışı halinde okuyoruz.
Uzun zaman önce yazarla tanıştım. @irmakzileli ile Eşik kitabı sayesinde rastlaşmış ve kendisine büyük bir saygı duymamı sağlamıştı. Kendisi öyle doğal pütürsüz seçer ki kelimelerini başkasının terapisine gizlice misafir olup, hemen oradan sıvışmışsın gibi hissettirir. Güçlü ve yumuşak başlasa bile sert bir baş dönmesiyle biten kitapları vardır. Yine başarmış, tek fark bu kez Volkan üstünden konuşmuş. Tebrikler @irmakzileli yazarım, hafızamdaki kitaplığıma yeni bir kitabınız eklendi.
Baştan sona bilinç akışı tekniğiyle yazılmış bir roman okuyacaksın ama inanılmaz sürükleyici ve nefes nefese bir temposu olacak deseler inanmazdım. Irmak Zileli bir kere bence inanılmaz bir edebi işçilik çıkarmış kesin ödüllendirilmesi gereken bir temiz işçilik. Şapka çıkartılır. Bunun dışında bence tema, mesele de çok güzeldi. Toplumsal cinsiyet konusu ile ilgilenenlerin mutlaka okuması gereken bir roman. Erkek ruhsalligi için aklımda olan her detayı bu romanda buldum. Çok beğendim...
Kadın Kısmı, Çocuk doğurur, Karıyerinden vazgeçer, Çocuğuna bakar, Temizler fasülyesini, Bekler kocasını evinde…
Evleniyoruz & Mutluyuz! Zorbalık ve esaretin nikah törenlerinde sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız. Babası: Ebedi zorbalık Annesi: Ebedi teslimiyet
Sonuç: Volkan, Volkanlar… Evdeki, işteki, çarşı pazardaki, en kötüsü ruhumuza sinen milyonlarca Volkanlar. Gizli saklı kalmış Volkanik oluşumlar. Patlamaya hazır.
Bu ezber değişmeli dostlar, bu ezber bozulmalı. Bu değişim için önce yanlışlar irdelenmeli, fark edilmeli. İşte bu bağlamda çok kıymetli tespitler ve sebep sonuç ilişkileri barındırıyor ‘Bende Ölen Sensin’. Okuyunuz, okutunuz, Zorbalıkla derdi olanlar, Ey Eril ve Dişil Mağdurlar!
Bu kadar akıcı bir bilinç akışı tekniği ile yazılmış kitap okuyacağım aklıma gelmezdi hiç. Ana karakter olan Volkan’ın zihninde olmak yine de onca akışkanlığa rağmen rahatsız ediciydi. Kadınları yüzeysel değerlendiren ve onları eleştiren bir zihin tahmin edersiniz ki özellikle kadınlar için sakince tepkisiz bir şekilde okunmasını zorlaştırıyor. Yazarın bence asıl amacı da bu, bakın diyor bunlar düşünülüyor bizim için bakın! İlk Zileli okuyuşum ve kesinlikle son da olmayacak.
Irmak Zileli, her kitabında yeni bir anlatıcı, yeni bir teknik arayışına giren; yazarın değil, yalnızca anlatıcının varlığını hissettiren bir yazar. Onun romanlarında kendimizi insan zihninin kıvrımlarında dolaşırken buluyoruz.
Bende Ölen Sensin söz konusu olduğunda ise Volkan’ın zihnindeyiz — hatta damarlarında dolaşan kanda, kemiğinin iliğinde. Volkan, edebiyat dünyasının en gerçek karakterlerinden biri: sokakta, işte, evde, trafikte karşımıza çıkabilecek, bazen en yakınımız, bazen babamız, kocamız, sevgilimiz, oğlumuz ya da kankamız olabilecek kadar sahici. O bir anti-kahraman. Ona bolca kızdım, ondan nefret ettim, ama aynı zamanda onda kendimden bir şeyler buldum, kendimle yüzleştim. Romanın sonunda o apartman boşluğunda yanına çöküp sarılmak istedim.
Irmak Zileli’nin başarısı sadece Volkan gibi canlı bir karakter yaratmak değil. Aynı zamanda, zihin akışı gibi zorlu bir tekniği sürükleyici ve merak uyandırıcı kılabilmek. Ve her kitabında olduğu gibi, hikâyeyi roman bitse de okurun zihninde devam ettirebilmek.
Kitabı okumak ve Volkan’ın neyi düşündüğünü neyi söylediğini anlamak benim açımdan zorlayıcıydı. Konu olarak tam oturmayan yerleri oldukça fazlaydı. Sürekli ee yani? Bu mu sebep gibi sorular sorarken buldum kendimi. Diğer kitaplarının aksine bu kitapta bir olmamışlık vardı.