Jump to ratings and reviews
Rate this book

La terra degli dèi perduti

Rate this book
Un abile killer che commette omicidi a Berlino. Un folle che chiama gli dèi dimenticati a risvegliarsi con i suoi omicidi. Un mortale che cerca di diventare un dio perché odia gli umani. Un ragazzo che si prepara a salire sull’Olimpo per regolare i conti con il padre… Yıldız Karasu, tenace commissario capo della omicidi di Berlino, figlia di immigrati turchi in Germania, e il suo assistente Tobias Becker sono impegnati in un’avventura che parte dalle strade di Berlino, una delle città più colorate, caotiche e suggestive d’Europa, e termina in Anatolia, tra le mura dell’antica città di Pergamo. Cercando indizi nella serie di omicidi intessuti di mitologia e simboli, i due protagonisti incroceranno la loro strada con neonazisti e immigrati e lotteranno contro i pregiudizi e il razzismo che permea la società. All’ombra dell’Altare di Zeus e dell’antica Pergamo, La terra degli dèi perduti riporta in vita i miti nel presente, mostrandoci la natura immutabile del crimine attraverso le epoche e le culture.

576 pages, Paperback

First published June 11, 2021

216 people are currently reading
2239 people want to read

About the author

Ahmet Ümit

55 books1,471 followers
Ahmet Ümit was born in 1960 in the city of Gaziantep in southern Turkey. He moved to Istanbul in 1978 to attend university. In 1983 he both graduated from the Public Administration Faculty of Marmara University and wrote his very first story. An active member of the Turkish Communist Party from 1974 until 1989 Ümit took part in the underground movement for democracy while Turkey was under the rule of a
military dictatorship between 1980-1990. In 1985-86 he illegally attended the Academy for Social Sciences in Moscow. Ümit worked in the advertising sector from 1989-1998 and is currently employed as cultural advisor at the Goethe Foundation in Istanbul. He has one daughter Gül. Since 1989 Ümit has published one volume of poetry three volumes of short stories a book of fairytales one novella and six novels. One of Turkey’s most renowned contemporary authors Ümit is especially well-known for his
mastery of the mystery genre as reflected in many of his bestselling novels and
short story volumes. Drawing upon the unique political and historical background of his home country Ümit delves into the psyches of his
well-wrought characters as he weaves enthralling tales of murder and political intrigue.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
1,837 (43%)
4 stars
1,574 (37%)
3 stars
633 (15%)
2 stars
144 (3%)
1 star
32 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 404 reviews
Profile Image for Damla.
243 reviews19 followers
June 29, 2021
ben bu kitaba nasıl yorum yapacağım gerçekten hiç bilmiyorum. birçok şeyi o kadar çok özlemişim ki resmen yedim bitirdim kitabı. öncelikle Ahmet Ümit okumayı özlemişim. bu hasretimi dindirmek kitap boyunca çok zor oldu benim için. ikinci olarak polisiye okumayı çok özlemişim. ve her sayfada o kadar heyecanlı okudum ki kitabı bir ara nefessiz kaldım. son olarak ve en önemlisi olarak mitoloji ile harmanlanmış bir kitabı okumayı o kadar özlemişim ki özlediğim diğer şeylere resmen baskın çıktı bu duygum. kitabı detaylıca anlatmak istiyorum açıkçası ama efsunununda kaçmasını istemiyorum. çünkü o kadar güzel gizemi vardı ki kitabın son noktayı sonu ile koydu. ahh o son! resmen çok güzeldi. kitabı bitirip kapattıktan sonra gözlerimi yumup düşündüm. soluksuzca okuduğum zamanları düşündüm. Ahmet Ümit’i düşündüm. okuyun! daha fazla bir şey demek istemiyorum, sadece okuyun.
Profile Image for Meltem Sağlam.
Author 1 book168 followers
July 4, 2021
Ahmet Ümit’in en güzel romanı.

Hem bir polisiye olarak, hem hepimizde eksik olan mitoloji bilgisi oluşması ve sevgisinin yeşermesi açısından, hem de dünya toplumlarının kanayan yarası olan ve her yerde aynı unsurlarla ve aynı şekilde yaşanan ırkçılık/faşizm tartışmalarını edebiyat alanına böylesine güzel ve etkili taşıması açısından.

Mükemmel olay örgüsü olan, çok akıcı ve heyecanlı bir cinayet romanı. (Ben katili neredeyse son sayfalara kadar tahmin edemedim.)

Yıldız başkomiser tiplemesi, bir kadın başkomiser olarak Ahmet Ümit kitaplarında hep görmeyi istediğim ve neden olmadığını hep merak ettiğim bir tipleme idi. Bence çok sevimli bir başkomiser ile bu eksiklik dolduruldu. Başkomser Nevzat’ı çok seviyorum ama Yıldız Başkomiseri de çok sevdim. Umarım İlk ve tek olayı olmaz Yıldız Başkomiserin.

Bir Bergama’lı olarak, heyecanla okurken bir çok eksiğimi tamamladım ve gurur duydum.
Profile Image for Erkan.
285 reviews66 followers
August 3, 2021
Yıllar önce okuyup çok beğendiğim ve favori Ahmet Ümit kitaplarımdan olan Patasana tadını veren bir roman oldu. O romanda Hititlerden bahsediyordu yazar ve oldukça emek verilmiş bir roman olduğu belli oluyordu. Bu sefer dümeni mitolojiye kırmış Ahmet Ümit. İyi ki de öyle yapmış. Şahsen mitoloji bilgim çok çok azdı, bölük pörçük şeyler biliyordum, bu roman sayesinde başlangıç düzeyinde de olsa bilgi sahibi olmuş oldum.

Roman günümüz Almanya'sında geçen bir polisiye. Başkahramanımız Berlin'de doğan kadın bir Türk polis bu sefer. Romanın hemen başındaki mitolojik göndermeye sahip bir cinayetle birlikte Nazi Almanyası ve mitoloji ile bağlantıları, yıllar önce Türkiye'den Almanya'ya götürülen Zeus Altarı, Almanya'daki Pergamon Müzesi ve Bergama'daki Pergamon Antik Kenti arasında mekik dokuyoruz. Ara pasajlarda da Zeus'un kendi ağzından hikayesini dinliyoruz. Kurgu oldukça iyiydi, mitolojik bilgileri çok iyi harmanlayıp hikayeye yedirmiş yazar. Epey bilgi topladığı ve ince çalıştığı da belli oluyor. Bana göre son yıllarda düşüşteydi Ahmet Ümit. Adının ve tecrübesinin verdiği rahatlıkla, ne yazsam okunuyor mantığıyla pek tatmin etmeyen romanlar yazıyordu ki aynı rahatlık Stephen King'de de fazlasıyla var bence. Ama bu sefer oldukça tatmin edici bir iş çıkarmış diyebilirim. Bize bunlarla gel Ahmet Ümit :) Bir kaç rahatsız edici tesadüf vardı ama o kadar da olsun..
Profile Image for Dalton.
66 reviews
July 30, 2021
Kitaba 5 yıldız veririm diye başladım 2 yıldıza kadar düştüm. Aslında Bergama-Berlin bağlantısı çok ilginç olabilecekken başarısız bir kitap çıkmış ortaya. Yazarın en temel iki sorunu olduk olmadık yerde kendi düşüncelerini anlatmaya çalışması ve Alman-Türk kültür farkları konusundaki bütün klişeleri sıralaması. Örneklere geçmeden şunu söyleyeyim: yazarın kitapta araya soktuğu düşüncelerin çoğuna katılıyorum, veya tanıtmak istediği şeylerin bilinmesini ben de isterim; ama roman okuyorsak bunların bir bağlamı olması lazım. Diyalogların doğallığını bozmamalı veya bu nereden çıktı dedirtmemeli.

Örnekler şöyle:

s.57 Yazar semahtan bahsetmek istemiş.
s.58 Almanya'daki Türk düğünü klişesi, burada hiçbir bağlamı yok.
s.103 Almanlar nereden bilsin Selinos Çayıyla Kozak yolunu, bir de bunu Almanca söylediğini düşünün. Burada yazar Bergama tanıtımı yapıyor. Diyaloğun doğasına aykırı.
s.139 Otto'nun "devletimize saygılıyız" minvalindeki konuşmaları tamamen Türkiye'den alınmış, ama olay Almanya'da geçiyor ne yazık ki.
s.147 Yazar lokum klişesini de yapınca, tamam dedim, bu iş oldu. Bu arada Berlin'de yaşıyorlar ne İstanbul'dan lokum getirmesi.
s.248 Yazar Bergama'daki Yahudilerden bahsetmek istiyor; ancak diyalog tamamen doğallıktan uzak.
s.258 "Kısmet değilmiş" üzerinden Türklerin kaderciliği. Lokumla yarışacak bir klişe.
s.275 "Almanya'da kuşkonmaz yiyorlar bir de sandviçle günü geçiştiriyorlar, ben geçen gittim oradan biliyorum."
s.276 Sevgili yazar, padişahlı vezirli Türk masalı anlatmamı kaldı, ne yapıyorsun gözünü seveyim. Artık çocuklar Youtube'ta falan takılıyor, klişe yapacaksan da biraz daha modern olsa olmaz mı?
s.277 Disiplinli Alman klişesi.
s.312 Tobias'ın Nazi meselesinin gözümüze sokulduğu birçok örnekten biri. Tamam anladık bir durum var ortada.
s.336 Berlin Emniyeti'nden müdür Markus şöyle konuşuyor: "Sır değil, Batı'da Nazileri koruma güdüsü, daha savaş biter bitmez başlamıştı. Hep kollanıp korundular. Hem de bizzat İngiltere'nin girişimiyle ardından ABD de katıldı bu kervana. Nazi bilim adamlarından yararlandılar, onların -bilgi ve birikimlerini Sovyetler'e karşı kullandılar." Markus biraz daha devam etse "kahrolsun faşizm" diye slogan atacaktı. Halbuki ilk yabancı düşmanı diye tanıtılmıştı. Buradaki görüşlerin doğruluğu yanlışlığı değil mesele. Bu karakterin bu şekilde konuşma ihtimali sıfır. Madem bunları yazacaksın, bari bir Sol Parti milletvekili falan koy o söylesin.
s.345 Yazar Rosa Luxemburg'tan bahsetmek istiyor.
s.348 Doğu'dan gelip niye iş yapmak zor, birkaç kez söyleniyor ama altı boş gibi.
s.407 "ortodoks komünizm" "ortodoks marksizm" sol içi tartışmaların kavramları. Tobias gibi biri "katı komünist" der mesela. Yazar herkesi kendi gibi konuşturuyor.
s.407 Yıldız'ın Holokst tiradı aşırı doğallıktan uzak, yazar konuşuyor yine.
s.410 Dereyi geçerken at değiştirmez üzerine kültür analizi eksik kalmış.

Bu saydığım temel hataların dışında kitap polisiye olarak da çok zayıf. Yıldız niye başarılı bir başkomiser bilmiyoruz. Bütün kitap Nazilerin yapmadığı çok açıkken Naziler baş süpheli diye ortalıkta dolaşıyor. Sonra birden son yüz sayfada aydınlanıveriyor. Katil çok tahmin edilebilir bir şekilde öne sürülüyor. Bu arada reddedilmiş çocuk teması da artık klişe sayılabilir. Son olarak mitoloji bölümleri ana hikayeye hiçbir şey katmıyor.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Ayça.
8 reviews3 followers
November 28, 2021
Ahmet Ümit’in kitaplarının asla ‘sadece polisiye’ olmaması inanılmaz güzel. Sayesinde, en yakın zamanda Pergamon’u ziyaret edeceğim. Mevcut mitoloji ilgim epeyce arttı
Profile Image for A. Raca.
768 reviews172 followers
October 14, 2021
Sadece polisiye olsa daha heyecanlı olur, ama Ahmet Ümit işte illa duyar kasacak.
Neden okudun o zaman demeyin, alışkanlık.
Profile Image for Jefi Sevilay.
798 reviews93 followers
November 22, 2024
Hayatımda daha kötü bir polisiye okumamış olabilirim.

- Kapı kapanır.

- Kapı açılır.

Senin yazacağın polisiyeye dee, tek elinle iki yanağımızdan tutup sıkıp zorla içirdiğin mitolojiye dee, anlamsız şahsi çıkarımlarına daa, gereksiz bilgi verme sevdana daa, klişelerine dee, hepsine nalet olsun.

- Kapı kapanır.

- Kapı tekrar açılır.

Ve özellikle tarihin en kötü kadın polis şefini yarattığın için ayrıca yazıklar olsun. Hiç mi Tina Boyd, Erika Foster, Jane Rizzoli okumadın? Sayende Yıldız Karasu bugüne kadar yazılmış ve okumaya mecbur bırakılmış en kötü karakter oldu. Bir polis şefinin (bakın memurun değil şef olmuş şef) hiçbir attığı tutmaz mı ya? Nazi dedi olmadı, LGBT'den gitti olmadı, davanın detaylarını olduk olmadık herkesle konuştu, önce amirine Nazi dedi, sonra ortağına Nazi dedi, sonra yetmedi ortağının vurulmasına sebep oldu, Türkiye'ye geldi zanlı gözlerinin önünde son kurbanı öldürdü, Yıldız hala diyo ki kurtarabilirim. Nevzat Başkomiser şok. Gerçekten adamın ağzı açık kaldı. Yarappim kitaplığımda bir Kırlangıç Çığlığı kaldı o da bitsin Ahmet Ümit görürsem koşarak kaçarım. O kadar yetti.

Yeter be. İki mitoloji okudun öğrendin diye gözümüze sokmak zorunda mısın? Kendi fikirlerini karakterlerinin ağzından empoze etmek zorunda mısın? Eeh.

- Kapı kapanır.
Profile Image for Emre Turkmen.
90 reviews23 followers
September 7, 2021
Güzel bir kitaptı. Hem Neonaziler hakkında, hem de Antik Yunan mitolojisi hakkında bilgi edinmenizi sağlayan bir kitap. Beğendim✌️
Profile Image for Sevim Tezel Aydın.
812 reviews55 followers
July 15, 2021
Kayıp Tanrılar Ülkesi Berlin’de başlayıp Bergama’ya uzanan bir dizi cinayetin hikayesi. Berlin emniyetinde görevli başkomiser Yıldız ve yardımcısı Tobias mitoloji ve sembollerle örülen cinayetleri çözmeye çalışırken yolları neo-Nazilerle, göçmenlerle kesişiyor. Sadece bir seri katili yakalamaya çalışmıyor, yıllara ve toplumlara yayılan ön yargılarla da mücadele ediyorlar…

Büyük heves ile okumaya başladım, ancak biraz hayal kırıklığına uğradım. Esasen hikayenin polisiye tarafını sevdim; cinayetler, suç motifi ve katilin profilini başarılı buldum. Mitolojiyi deli gibi severim, içinde bir şekilde mitoloji geçen kitapları ayrı bir keyifle okurum. Ancak, bu hikayenin mitoloji ile ilgili bölümleri beni tatmin etmedi, yer yer “peki, şimdi bunun olaylarla ne ilgisi var?” diye düşündüm. Aynı şekilde, arka planda anlatılan yabancı düşmanlığı, uyum sorunları, ayrımcılık vb. meseleler de hikayeden kopuk duruyorlar. Tamamlanmış bir anlatı değil de taslak okuyormuş gibi hissettim.
Kitabın sonuna doğru başkomiser Nevzat’ın da olaya katılması hoş bir sürpriz oldu.
Profile Image for DilekO.
137 reviews16 followers
July 12, 2022
Polisiyelerde , kitaptaki polis ya da dedektiflerle beraber ipuçları toplayarak ve bunları değerlendirerek katili tahmin etmeye çalışan bir okurum ; bu yüzden de sonlara doğru bir tesadüfle katil ve motivasyonu ortaya çıktığı zaman biraz bozuluyorum.
Okur olarak bir şeylerin bana defalarca farklı ağızlardan anlatılmasından da hoşlanmıyorum .
( Polis : Bence katil A’yı borcunu ödemediği için öldürdü , B’yi de borç aldığı yere götürüp öldürecek.
Katil: A’yı borcunu ödemediği için öldürdüm , B’yi de buraya borç aldığı yerde öldürmek için getirdim )
Bu örnek kitaptan değil , spoiler yok ama benzerleri mevcuttu maalesef.
Bunun yanında sayfalarca ansiklopedik bilgiler sıralayan diyaloglar da bende “hadi oradan , kim böyle konuşur ki “ duygusu uyandırıyor.
İşte bu sebeplerden sempatik karakterleri , sürükleyici kurgusu, gidip görme arzusu uyandıran mekan anlatımlarına rağmen bu kitap 5 değil 3.
Profile Image for Burak Kuscu.
567 reviews126 followers
September 26, 2021
Yine sürükleyici, yine güzel, yine öğretici ve maalesef yine salağa anlatır gibi anlatan bir Ahmet Ümit romanı.

Ümit bana göre okuyucusunu hafife alıyor biraz. Bunu ya çok geniş kitlelere hitap ettiği için kasten yapıyor ya da istemeden. Bence birincisi. Ben yine de rahatsızım bu durumdan. Bu kadar da "sanat toplum içindir" olmasın hocam biraz da sanat için yazın.

Kitabın pek çok yerinde, diyaloglarda anlattığı şeyi insanın gözünün içine sokan bir üslup tercih etmiş yazar. Eleştirim bu kısımlara. Bir örnek, mesela diyor ki biri birine,

- Putin yollamış onları, evet evet Rusya devlet başkanı olan Putin.

Yani hep böyle. Rahatsız ediyor.

Bunun dışında mitolojik kısımlar(bölüm başları) hoştu. Gerektiği kadar anlatmış. Zeus'un ağzından yazmış. Ana hikaye mitolojinin içinde bazen kayboluyor fakat kitabın polisiye kısmı da eğlenceliydi. Belki usta işi değil fakat kesinlikle okunabilir yazıyor Ahmet Ümit. Önemli bir polisiye yazarımız. Ben beğeniyorum.
Profile Image for huzeyfe.
603 reviews86 followers
November 8, 2021
Eger mitoloji uzmani degilseniz ya da Ahmet Umit'in butun kitaplarini obsesiflige varacak sekilde okumadiysaniz keyifle okuyacaginiz bir kitap. Ahmet Umit'i bu kitapla tanimayin derim. Passat sponsor olursa bir review yapmak isterim :)) Passat lutfen ulas bana.
Profile Image for Yasemin M..
35 reviews
December 19, 2021
Okuduğum en kötü cinayet romanlarından biri. İlk olarak sonu aşırı kestirilebilir ve buna ek olarak yazar karakterlerini aptal yerine koymakla yetinmiyor artık okuyucuyu da hikayeyi tekrar tekrar, kopyala yapıştır yaparak salak yerine mi koymak istiyor yoksa kitap kalınlaşsın mı istiyor bilemiyorum. Sadece hikaye değil cümlelerin bir kısmı bile gereksiz kopyala yapıştırlar yumağı. İkincisi ve daha kötüsü İKİYÜZLÜlüğü anlatan bu KİTAP, diğer ırklara Alman, Yunan...vb. diye hitap ederken sadece Türk'ler mevzu bahis olduğunda Türkiye'liler diyor ama bununla kalmadan Faşist gibi sıfatlar mevzu bahis olduğunda bir anda Türk deyiveriyor. Ben sağ görüşlü değilim ama bu beni bile çok rahatsız etti. Üçüncüsü; ah o sonu. Hollywood filmlerinin tamamen klişeleriyle donatılmış, boşu boşuna uzatılmış yapay son... Çok kötüydü. Karakterlerin TÜMÜNÜN konuşma şekilleri hatta cümleleri aynı. Tek tornadan çıkmış gibi. Herkes Bergamaya hayran, herkesin tek derdi pergamon... aşırı yapay durmuş. Almanya'da, Berlin'de ne çok bunları umursayan varmış meğer hem de tüm mitolojiyi bilecek kadar. ("Bizi kıskanıyorlar" düşüncesi kadar gerçek ancak)

Kitapla ilgili düşüncem: Düşünmeme değmez.
Profile Image for Didem Turksoy.
8 reviews5 followers
July 17, 2021
Doğduğum, büyüdüğüm topraklar ve bir dönem okumaya gittiğim, bende yeri apayrı olan şehrin hikayesi. Bu yüzden normal bir okuyucu gözüyle yorum yapmayacağım. Betimlemeler benim için o kadar canlıydı ki okurken merak ve heyecan ile çevirdim sayfaları. Yıldız komiser ile birlikte tüm Berlin'i, Bergama kalesini ben de adım adım gezdim. Kurgusu kesinlikle sürükleyici. Sadece sonunda daha çok şaşırtmasını beklerdim. :)
Sıcak yaz günlerinde elinizden bırakamayacağınız, keyifli bir roman. :)
Profile Image for Özben Yıldız.
164 reviews3 followers
October 15, 2025
Mitoloji ve tarihi çok tatlı bir şekilde harmanlayıp bunu polisiye türüne entegre etmesi taktire şayan diyebilirim. Yazara karşı önyargılarımı kıran, okuma zevkimi bana geri getiren ve özellikler sayfalarca bulmaca çözer gibi vakayı çözmemisi sağlayan bir kitaptı. Katille ilgili ters köşe ve ipuçları bence katili belli etse de "acaba nasıl bağlayacak?" veya "acaba yanılıyor muyum?" sorularıyla beji kitaba daha da bağladı. Yazara karşı önyargım kırıldı ama umarım diğerleri de bu kitap kadar yoğun ve harmanlanmış olur. Mitoloji ve polisiye seviyorsanız bir şans verin derim. Özellikle Yunan mitolojisi, Zeus bilgilendirmeleri çok sağlam ve ilgi çekiciydi.
Profile Image for Çağla Deniz.
13 reviews10 followers
July 18, 2021
Ahmet Ümit'in kitaplarını severim, bir çoğunu da okudum diyebilirim. Kitapların kurgusu çok ilgi çekici olmasına rağmen bir okuyucu olarak beni rahatsız eden bir takım şeyler var, mesela bilgileri okuyucuya ders verir gibi vermesi ve arabadan sürekli modeli olarak bahsetmesi... Başkomiser Nevzat kitaplarında da "emektar" diye bahsediyordu, belki bu kimi okur için önemsiz ayrıntılar olsa da okurken beni irerte etmedi diyemem. Bu kitabıda kurgusal olarak şaşırtıcı bir son ile bitmiş olsa da bana bir Kırlangıç'ın Çığlığı, Kavim ve İstanbul Hatırası tadı vermedi.
Profile Image for Cameragirl.
1 review
June 22, 2021
Mitoloji ile perçinlenmiş okuru sıkmayan ama hadi canım da dedirtmeyen bir romandı benim için..
Öncelikle, iyi bir Ahmet Ümit okuru olduğumu düşünüyorum.. Sonucu değil de okurken ben de bıraktığı hissiyatı seviyorum sanırım. Bu kitapta öyleydi benim için,katili ilk sayfalardan itibaren biliyordum ama bu faktör kitabı yarıda bıraktırmadı bana, çünkü Ahmet Ümit'in romanlarını polisiye romanı okumak için değil de, bir şehri hissetmek için okuyorum.. Bu romanda bu bakımdan biraz eksiklik hissetmedim mi evet hissettim çünkü yazar bu sefer biz okurlarına iki şehir sunmuştu..
Biri modern dünyanın soğuk başkentlerinden olan Berlin diğeri ise Yunan mitolojisinin başkentlerinden biri olan Pergamon, bu iki şehrin Zeus Sunağı ile birleşen hikayesi, romanın için de yer alan cinayetlerden daha çok haz verip ilgimi çekti, ama şehirlerin sokaklarında doya doya dolaşamadım bu sefer diğer Ahmet Ümit romanların da olduğu gibi..

Kısacası, polisiye roman okumak için bu kitabı almak isteyenler olursa, sıkı bir polisiye roman okumayacaklar. Öncelikle bunu bilmeli okuyucular çünkü, her polisiye okuruna hitap edecek türde değil Ahmet Ümit'in romanları.
Profile Image for Anil H..
16 reviews2 followers
February 1, 2024
Uzun zamandır her tarafta gördüğüm ve okumak istediğim bir kitaptı. Mitoloji, arkeoloji ve polisiye güzel bir üçlü gibi duruyordu. Storytel'de görünce hemen dinlemeye başladım ama maalesef tam bir hayal kırıklığı oldu. Şunu hemen belirteyim, objektif kitap eleştirisi yapacak donanımım olmadığından puanlamalarımı Goodreads'in önerdiği sübjektif sisteme göre yapıyorum (* beğenmedim **fena değil *** beğendim 4*çok beğendim 5* inanılmazdı). Yani bir yıldız vermem kitabın kötü olduğunu iddia ettiğim anlamına gelmiyor, sadece benim beğenmediğimi gösteriyor. Peki neden beğenmedim?

1. Sosyal mesaj kaygısı: Yazar durmadan okuyucuya nutuk atıyor. Sanat toplum içindir anlayışını polisiye romanda bu kadar görmek insanı gerçekten sıkıyor. Öyle ki sadece kendi çeşitli görüşlerini aktarmak için yazdığı belli olan, hikayeye hiçbir şey katmayan bir sürü bölüm var. Yazarın görüşlerine katıldığınız durumlarda bile durmadan aynı konularda yüzeysel nutuklar dinlemek yoruyor. Bir yerden sonra Ahmet Ümit'i South Park'ın rehber öğretmeni Mr. Mackey gibi hayal etmeye başladım. Homophobia is bad m'kay, racism is bad m'kay...

2. Kurgu (hafif spoiler):

3. Diyaloglar: Diyaloglar yabancı bir filmin Türkçe dublajı kalitesinde. Kitap Türkçe olsa da olay Almanya'da geçtiğinden aslında karakterlerimiz Almanca konuşuyor. Acaba yazar bunu düşünerek böyle yapay bir Türkçeyle mi yazdı diye düşündüm (biliyorum saçma). Sonrasında Türkçe konuşulan yerlerde de değişen bir şey olmadığını görünce yazarın böyle bir niyetinin olmadığını anladım.

4. Klişeler: Üç dört Nazi'yi tek başına döven Türk, görgüsüz Almancılar, ırkçı Almanlar, soğuk bilim adamı vs. vs.

5. Zeus Sunağı: Her konuda "yargı dağıtan" yazar, Anadolu'nun gördüğü en büyük vurgunlardan biri olan sunağın Almanya'ya kaçırılması hakkında "Türkiye'de kalsaydı mermerler eritilip kireç yapılacaktı" buyurmuş. Bu bildiğim kadarıyla Humann'ın iddiası. Evet dağın başındaki koca şehri kazıp kazıp kireç yapacaklardı da Humann üstün çabasıyla Bergama'yı barbar Türklerin elinden zor kurtardı(!). Hadi eserlerin kaçırılması neyse geri iadesi konusunda da yazar söz söylemiyor. İkinci dünya savaşında Pergamonmuseum'un neredeyse yıkıldığından ve birçok eserin ağır hasar gördüğünden de tabii ki bahsetmemiş.

Sonuç olarak Kayıp Tanrılar Ülkesi beni ne eğlendiren ne öğreten, üstüne bir de bir sürü sosyal mesaj vermesine rağmen en önemlisini unutarak (eserlerin iadesi) beni hayal kırıklığına uğratan bir kitap oldu.



İkinci Dünya Savaşı sırasında Pergamonmuseum
Profile Image for Sue.
457 reviews23 followers
January 28, 2023
Ahmet Ümit’in en zayıf, özensiz, baştan savma romanı. Hikayede inanılmaz sıkıntılar var. Öncelikle romanın ana fikri şahane: Berlin’de mitolojiye göre işlenen cinayetler ve bu cinayetleri çözmeye çalışan Türk komiser Yıldız. Ancak bu şahane fikri hatalar ve okuyucuya salak muamelesi yapmaya çalışarak baltalamış Ahmet Ümit. Öncelikle okuyucusunu mitoloji bilmeyen zannedip nasılsa sorun olmaz diye düşünerek yazmış herhalde. Akabinde de okuyucu polisiyeyi takip edemez zannettiğinden her 20-30 sayfada bir sürekli şüpheliler tekrar ediliyor, polisler aynı muhabbetleri yapıyor. Bir adam ülkede mi değil mi anlamak için polisler gümrük polisine sormak yerine endişeyle bekliyorlar geldi mi gelmedi mi diye. Gerçekten komik ve vahim bir acemilik. Neyse daha da büyük sorun, normalde çok severek okuyacağıma inandığım ve Zeus’un ağzından yazılan mitoloji bölümlerinde… Zeus hakkındaki efsaneleri, yazılmış kitapları birazcık okumuş biri Zeus’un karakterinin ve sesinin çok yanlış yazıldığını hisseder. Bu eğreti sesin yanı sıra mitolojik büyük hatalar da mevcut. Mitolojinin derinine girip, binlerce yıldır gelen eserleri özümsemeden böyle bir maceraya çıkmak nasıl bir cüret aklım almıyor. Vahim hatalardan birkaçı: Zeus, insanların nasıl yaratıldığından emin olmadığını söylüyor. Oysa Ahmet Ümit, çok önemli bir kaynak olan Pseudo-Apollodoros Bibliothekası’nı okusaydı, Promotheus’un çamurdan insan modeline hayatı üfleyenin Zeus’un kızı Athena olduğunu bilirdi. Veya Plato okusaydı, yine bir başka efsaneye göre 4 kol-4 bacak yaratılan insanı Zeus’un ikiye böldüğünü de öğrenmiş olurdu. Yani mitolojide hangi efsaneyi takip ederseniz edin, Zeus’un “insan nasıl yaratıldı emin de değilim” tarzında bir görüşü olamayacağını bilirsiniz. Neyse devam edelim, Ümit yine satır arasında Troya savaşın�� Demeter’in çıkardığını iddia ediyor. Gene yanlış bir yorumlama. Demeter “bir” savaş çıksın istiyor ama Troya savaşı çıkış efsanelerinde hiçbir rolü yok. Aklımda kalan son büyük hata Troya savaşı mitlerinden Agamemnon’un kızını öldürmediği iddiası. Bu tek bir kaynakta geçse de, tüm antik Yunan araştırmalarında kabul görmez ve kaynaklarında Agamemnon’un kızını kurban ettiği yazar. Hatta bu evlat katli sebebiyle Agamemnon’un zaferle döndüğü evinde karısı Clytemnestra tarafından öldürülmesi de oldukça önemli bir hikayedir. Ahmet Ümit bu kısmı okumamış herhalde. Zaten bu kadar üstün körü mitoloji araştırıp Zeus’u anlatmaya çalışınca bu hatalar kaçınılmaz. Mitolojiyi geçersek, polisiye de çok zayıf bu sefer. Tekrarlanan şüpheliler, sebepleri içimi sıktı. Bir bıraksa da, okuyucu olarak biz düşünelim; teori üretelim. Son sıkıntı ise kitapta nedense Türk kelimesiyle bir sıkıntı yaşaması yazarın. Almanlar Alman olarak yazılabilirken, Türkler nedense illa Türkiyeli. Almanyalı neden yazmadın? Türkiyeli nedir? Türk demek zor değil. Türk dilinde bir eser kaleme alıyorsan, Türk kelimesiyle bir sorunun olmaması lazım. Bir sorunun varsa da böyle Türkiyeli diyerek kaçak oynamadan paylaş; biz de derdini bilelim. Aslında 1 yıldızlık bir kitap ama eski eserlerinin hatrına şimdilik 2 veriyorum.
Profile Image for Wal.li.
2,557 reviews70 followers
March 29, 2024
Göttervision

Hauptkommissarin Yildiz Karasu und ihr Partner Kommissar Tobias Becker werden in Berlin zu einem Tatort gerufen. Der Tote ein IT-Spezialist, der auch malte, ist grausam zugerichtet. Sie sieht aus, als sei er auf einem Altar als Opfer dargeboten worden. Die Ermittler stehen vor einem Rätsel. Sollte der nachgebildete Pergamon-Altar etwas mit dem Mord zu tun haben? Oder hatte es ein Rechter auf den türkischstämmige Ermordeten abgesehen? Oder gab es Probleme in der Familie des Opfers, das sich zu seiner Homosexualität bekannte? Wie so häufig, fängt die Lösung eines Falles mit mähseliger Kleinarbeit an.

Kommissarin Yildiz ist in Berlin geboren, dennoch ist sie stolz auf ihre türkischen Wurzeln. Genauso stolz ist sie, es bei der Polizei geschafft zu haben. Sie leitet ihr kleines Team. Anfeindungen sind ihr nicht fremd, doch sie weiß sich zu wehren. Im laufenden Fall ist es von Vorteil, dass sie auch türkisch spricht. Ihr Kollege Tobias Becker ist noch relativ neu. Die beiden haben aber schon gelernt, sich zu vertrauen. Ihre Nachforschungen konzentrieren sie zunächst auf dem möglichen Zusammenhang mit der Zeus-Sage und dem Pergamon-Altar. Doch schnell ergeben sich auch Spuren ins ausländerfeindliche Milieu, wo sich ein Verdacht sofort aufdrängt.

Mit einem grausamen Mord beginnt dieser spannende Kriminalroman. Nicht direkt zwischen Berlin und Pergamon pendelt die Handlung, doch werden die Geschichte des Gottes Zeus, die Zeit der Ausgrabungen in Pergamon und die Familiengeschichte des Opfers sehr geschickt miteinander verwoben. Allerdings wirkt die verwendete Sprache etwas hölzern und nicht so authentisch. Besonders die übertriebene Beschreibungen der Augen fällt auf. Bedrückend ist dagegen die sehr glaubhafte Beschreibung, der rechtsradikalen Auswüchse, denen sich sie Migranten in Berlin ausgesetzt sehen. Hier regt das Buch sehr zum Nachdenken an. Gleichzeitig erweisen sich die sympathischen Kommissare als gewiefte Ermittler, die auch noch der kleinsten Spur nachgehen. Das überraschende Finale beschließt einen ungewöhnlichen Fall. Das auffällige Cover lässt einen mit freudiger Erwartung zum Buch im Ladenregal greifen. Auch wenn die Geschichte, den Erwartungen nicht ganz standhält, bietet dieser kluge Krimi doch gute Unterhaltung.

3,5 Sterne
Profile Image for Renklikalem.
551 reviews177 followers
June 30, 2021
mitoloji arkeoloji ve tarihle icice, dolu dolu bir polisiye roman olmus. cok keyif almama ragmen sadece bazi kisimlarda mitoloji anlatilari ve arkeolojik tasvirler biraz daha mi az olsaymis acaba diye dusundum. buna ragmen uzun zaman sonra yine bir ahmet umit kitabini cok severek, bundan 15-20 yil oncesiyle benzer sekilde keyif alarak okudugum icin mutluyum:) darisi nevzatli maceralara! :)
Profile Image for Umur.
268 reviews
June 21, 2021
Kitabı çok akıcı ve güzel kurgulanmış buldum. Başkomiser Yıldız ve yardımcısı Tobias karakterlerini de sevdim ve 2-3 gün gibi kısa bir sürede (mümkün olduğunca) elimden bırakmadan bitirdim. Tavsiye ediyorum.
Profile Image for Ayse Kara.
62 reviews2 followers
March 25, 2022
İlk defa Ahmet Ümit okudum. Konusu sebebiyle merak ettim. Kurgusu diğer yanlarına göre güzeldi. Ancak karakterlerle bir bağ kuramadım. Kitap boyunca heyecan duyamadım. Zeus konuşurken de , baklavacı Kerem konuşurken de , polis memuru Yıldız konuşurken de hep aynı kelimeler aynı vurgular ile konuşturulmuş. Okurken konuşanların sesi kafamda hiç yankılanmadı.

Bu yaş Türk yazarlarının tamamında olduğu gibi anlaşılmama korkusuyla, her konuşmayı arkadan açıklayan yan karakterler mevcut. Bu okumayı yavaşlatan başka bir olgu.

Kritik yapabilecek edebi bilgim yok, yukarıdaki nedenlerle sadece bir okuyucu olarak Ahmet Ümit üslubunu sevmedim. Tüm kitaplarını okumak gibi bir istek uyandırmadı. Polisiye açıdan da aşağıdaki sebeplerle mantık kaymaları içeren bir kitap olmuş.


-Bundan sonrası spoiler içerir-

Bir polisiye roman meraklısı değilim ama birkaç mantık hatası var;
-Cinayetler başlıyor 3. Cinayetten sonra dahi aile bireyleri izlenmiyor veya koruma altına alınmıyor…

-Kitabın üçte dördüne kadar hiçbir düğüm çözülmediği gibi . Düğümler de tespit edilmiyor aslında. Ortada bir problem çözümü yok tesadüfen öğrendikleri bir bilgi ile sonuca ulaşıyorlar. Biraz mitoloji bilen herkesin bildiği öyküleri cinayet taslaklarına oturtmaları bir düğüm çözümü değil bana göre.

-Hüseyin’in öldürülmek üzere olduğu sahne havada kalmış. Hatta Nazilere suçu atmak için Hüseyin’in kendi kendine tasarladığını düşünmüştüm o sahneyi okurken. Mitoloji ile hiçbir bağın olmadığı bir sahne . Sonuçta ölmemiş biri, bir şahit var arkada onun işini bitirmeden gidip arabayı boyatıyor. Peter’in dramatik yüzleşmeler sırasında kendini açıkça ortaya koyup, açıklama yaptığını öğreniyoruz. Hüseyin’de niye öyle olmuyor? Ayrıca Peter, başkasının kullandığı bir arabaya atlayarak uzaklaşıyordu sahnede. Ahmet Ümit’in tutarlılığına güveneceksek Peter’in eski sevgilisi Kitty nin de işin içinde olma ihtimali değerlendirilebilir. Yıldız’a verdiği tepki çok yüksekti fakat Peter’in babasını Rus olarak anlattı o da olamaz. Ayrıca Peter işlediği suçları itiraf ederken Hüseyin’den bahsetmiyor… Hüseyin sahnede havada bırakılmış ve tutarsız bu yüzden. Olmayabilirdi o sahne bence.

-Yıldız hikayeyi Nevzat’a anlatırken
Alex’in para için Peter ile görüşeceği varsayımını yapması inanılmaz saçmaydı. Tehdit için kaseti gelip saklaması ancak bu kasetten kimseye bahsetmemesi. Ayrıca Peter’in kaseti aramaya çalışmaması da mantıksızdı. Eğer ortada kasetin olduğunu bilmiyorsa Cemal’in ölümünden haftalar sonra Alex nereden öğrenecek dede cinayetini onun yaptığını ve Peter’i arayıp tehdit edecek… Ayrıca bu varsayımı yapmasa da herkesin Peter’in cinayeti işlediğini anlamak üzere olduğu bir noktada bu uydurmaya ihtiyaç yok.

Birkaç havada kalan yer daha var kafamda ama uzatmak istemiyorum.

Ben kitabın başından itibaren katil tahminini sırasıyla Tobias, Haluk, Naziler, Peter şeklinde yapmıştım. Tahmin edemediğime üzülmedim çünkü 450. sayfalarda Kitty tarafından tamamen tesadüfen yeni bir bilgi geliyor ve herşey ondan sonra netleşiyor. Yani okuyucunun sezmesine imkan yok. Ayrıca Yıldız’ın hikayede bilmediği yerleri uydurduğu kısım da anlamsızdı. Oraları uydurmasa da zaten katilin kim olduğu belli. O bölgeleri doldurmak istiyorsa yazar başka ipuçları yazmalıydı kitap içerisine. Biz de bu arada kitabın içine daha çok girebilirdik. Tahminler değişebilirdi.

Bunların dışında Bergama ile ilgili ve Pagan tanrılarla ilgili Anadolu’dan bir edebi eser daha çıkması çok mutlu etti beni. Bu kitapla Bergama’ya gidip işaretlediğim sayfaların okumalarını yapacağım. İşaretlediğim sayfalar Bergama tarihi ile ilgili mitolojik bölümler. Kitabı da orada terk ederim başkası okusun isterim.

Cinayet mahalini müziğine kadar oya gibi işleyen bir katile ve müzisyen bir sevgiliye rağmen kitabın içerisinden sadece iki şarkı ile karşılaşmamız da hem ipucusuz yazılmış bir polisiye olmasından hem de yazarın yaşından kaynaklanıyor sanırım.

Bu arada pagan tanrıların hikayelerini Homeros un aktardığı şekilde babayanlı anlatmış. Kitap da babayanlı bir yerden ilerlediği için bu kitapta, Yıldız’ı başrole koyması mecburiyetten olmuş. Yazarın kendi iç sesi zaten tüm karakterlerin sesini bastırıyordu farklı bir şey bekleyemezdik. Cemal’in eşcinsel olmasını duyar kasmak olarak tanımlamış bazı okurlar. Eşcinsel olması direk konuya katkı yapan bir detay. Aileden men edilmesi kitabın polisiye olgusunu besleyen en önemli detay. Duyarla ilgili değil kesinlikle. Duyar kastığını ancak başrolü Yıldız’a vererek yaptığını söyleyebiliriz. Hiç kadın karakter olmamasını istememiş belli ki kendisi.

Kitabı mitolojiye yeni ilgi duymaya başlayanlara tavsiye edebilirim. Biraz konuyu bilenler sıkılabilir belki. Mitolojiye ilgi duyan biri olarak Pergamon şehir tarihi hariç diğer bölümleri hiç heyecan vermedi.

Ayrıca bir kitapçı olarak bence bu kitap 14-15 yaş üstü için de güzel sayılabilecek bir kitap. Sadece yetişkin kitabı olarak bakmamak lazım. Cinayet sahnelerinin anlatımı o kadar detaylı ve rahatsız edici değildi. Gençlerin de rahat okuyabileceklerini düşünüyorum.

This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Effie Saxioni.
726 reviews141 followers
January 20, 2025
Όχι το καλύτερό του,παρόλα αυτά είχε κάτι να πει.
3/5
Profile Image for lindalettrice.
253 reviews9 followers
May 17, 2023
Un assassino ossessionato dalla mitologia si aggira per le strade di Berlino e commette omicidi che, tramite indizi e simboli, rimandano inequivocabilmente alle vicende degli dèi. È la vendetta di un uomo che si sente potente, più potente di ogni altro umano, si sempre proprio un Dio e non si fermerà davanti a nulla.
Yıldız Karasu, commissario capo della squadra omicidi di Berlino, figlia di immigrati turchi, sarà fiancheggiata dal suo assistente Tobias Becker e dovrà capire chi c’è dietro gli omicidi. I due indagheranno negli ambienti frequentati dalle vittime, partendo da Berlino per arrivate fino in Anatolia, nell’antica città di Pergamo.
Ahmet Ümit è sicuramente uno dei miei scrittori turchi contemporanei preferiti, come è successo con “Kavim” (vedi recensione precedente), anche in questo caso sono stata totalmente rapita dalle vicende narrate dall’autore con incredibile maestria. Un libro stupendo, che tratta numerose tematiche profonde e molto attuali come l’omofobia ed il razzismo.
Ho trovato un po’ troppo prolissi i capitoli dedicati alla mitologia (anche se sono propedeutici alla comprensione degli omicidi) che si alternano ai capitoli basati sulla risoluzione dei casi. Direi che questa è l’unica pecca del libro, per il resto sono totalmente soddisfatta e meravigliata per la bellezza di questo testo che nonostante sia un “mattoncino” si legge in pochi giorni.
Per gli appassionati di mitologia questa lettura è imperdibile e sicuramente indimenticabile, oltre che assolutamente unica.
Ringrazio di cuore la casa editrice, ed in particolare Giulia, per la copia del libro e mi complimento ancora una volta per i testi meravigliosi che stanno portando in Italia.
Profile Image for İlkem.
33 reviews3 followers
June 23, 2021
Polisiye romanların büyük bir çoğunluğunda odak noktasının kurgu ve sonuç arasındaki ilişki olduğunu düşünüyorum.. Heyecanınızı yüksek tutan, aklınıza "acaba hikaye nasıl ilerleyecek" sorusunu getiren güzel bir kurgu, bu kurgunun yarattığı beklentiyi karşılayan bir sonla taçlanınca gerçekten çok keyifli bir okuma süreci oluyor bizler için.. Ahmet Ümit bu noktada diğer paydaşlarından farklı bir çizgiye sahip.. Hikayeyi belirli bir eksen etrafında kurguluyor ve bu hikayeye paralel olarak hikayenin ekseniyle ilgili de mutlaka bir şeyler anlatıyor bize.. Ahmet Ümit'i sevdiğimiz ya da sevmediğimiz nokta da tam olarak bu bence.. Romanın uzadığından yakınıp sıkılmak da mümkün, yapılan araştırmaya verilen emeğe hayran kalmak da..

Yazarın son iki kitabının (Kırlangıç Çığlığı ve Aşkımız Eski Bir Roman) bu beklentileri karşıladığı söylenemez.. Bu noktada 504 sayfalık "Kayıp Tanrılar Ülkesi" varlığından haberdar olduğumuz andan beri heyecanla beklenen bir kitaptı bir çok okuyucu için.. Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki "Kayıp Tanrılar Ülkesi" bu beklentiyi başarıyla karşılıyor..

Bu sefer ana karakter olarak Berlin Emniyet Müdürlüğü Başkomiseri Yıldız ve yardımcısı Tobias ile birlikteyiz.. İzlerinin peşine düştüğümüz cinayetlerin ayrıntıları oldukça tanıdık.. Zira o ayrıntılar bu topraklardan; Bergama'dan, Zeus Altarı'ndan, Pergamon Tapınağı'ndan.. Hikayenin ucu dönüp dolaşıp Türkiye'ye de geliyor ve Türkiye'de aşina olduğumuz başka bir ekip çıkıyor karşımıza..:)

Kitabın sonu için şaşırttı diyemem.. Cinayetleri öğrenmeye başladığımız andan itibaren katilin öldürmeyi neden seçtiğini de tahmin edebiliyorsunuz.. Ama sanki o çözülme anı biraz hızlı oluyor ya da nasıl söyleyeyim; mitolojik ana eksenin, katilin ve cinayetlerin hikayesiyle biraz daha harmanlanması gerekiyormuş gibi.. İşaretlerin zaman zaman (hatta çoğu zaman) Nazilere ve Nazi Almanyası'nı göstermesi de (içerdiği tüm mitolojik öğelere ve gayet mantıklı bir şekilde ilişkilendirilmesine rağmen) bence biraz çiğ kalmış..[Bu eleştirileri yazarken "haksızlık mı ediyorum" hissi bırakmıyor yakamı.. Zira o kadar çok özlemişim ki Ahmet Ümit'i, ona tam da tutunduğum(uz) yerden okumayı.. ]

Hasret bir nebze dindiğine göre artık yeni bir hayal kurabilirim.. Tek kitapta bitmeyen bir Ahmet Ümit romanı; olamaz mı, olabilir :)

Profile Image for Caterina.
1,215 reviews61 followers
December 21, 2021
İlk defa bir kitabı okuduktan sonra nasıl bir inceleme yazmalıyım diye düşündürten eser...

Önce olumlu bulduğum şeyleri paylaşayım: Eser Antik Yunan mitleri hakkında hiç bilgisi olmayan birinin bile rahatlıkla okuyacağı düzeyde, oluşacak soru işaretlerine dair temel bilgiler öykünün içine oya gibi işlenmiş. Mitolojik isimler için ekstra bir kaynak aramaya gerek duymadan ilerlenebilir akıcılıkta. Öykü, kurgunun yazıldığı zamanın bugünü ile Olympos sakinlerinin Titanlarla mücadelesinin geçtiği antik dönem arası iki katman üzerine inşa edilmiş. Katmanlar arası geçişlerde bir kopukluk olmaması motivasyon adına pozitif bir detay. Sona yaklaşana kadar "suçlu" kim bir fikriniz olmuyor, olsa bile emin olamıyorsunuz diyebilirim.

Fakat...

Zeus Altarı'nın yurdumuzdan koparılması süreci nisbeten gerçeğe yakın bir anlatı ile işlenmiş olmasına rağmen; yazarın, eser tanıtımı için Pergamon'da yaptığı konuşmada ve sosyal medya hesabında "sunağı satın aldılar" vurgusu yapması rahatsız edici. Humann'ın kazı izni almadan çok önce sunak parçalarını çoktan Almanya'ya göndermiş olması, "satışın" hangi şartlarda yapıldığı göz önüne alınmadan "satın aldılar" denmesi bana göre talihsiz bir açıklama.

Ahmet Ümit kalemini sevdiğim yazarlardan olsa da kendi çapımda Antik Dönem ile ilgili biri olarak beyanlarına çok üzüldüm diyebilirim. Bu yüzden 3 yıldız...
Displaying 1 - 30 of 404 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.