İlk kitabı Eflâl ile büyük bir okur kitlesine ulaşan R. İdeli, serinin ikinci kitabı Eflâl 2 ile okuyucularıyla yeniden buluşuyor. Eflâl… ? Zincirlerini kırmak ve gerçeklerle yüzleşmek için kimseye ihtiyacı olmayan güçlü kadın. Lâl… Zincirlere hapsolmuş ve yüreği ellerinde, kurtarılmayı bekleyen küçük kız çocuğu… Eflâl, yüzleştiği gerçeklerin doğruluğunu sorgulamak için Urfa’ya gider. Artık birçok karanlık, aydınlığa kavuşmuştur. Ankara’daki eski hayatına kaldığı yerden devam edecektir ancak Karan’ın, Eflâl’den vazgeçmeye niyeti yoktur. Üstelik bu vazgeçemeyişi nihayete erdiren, hiç beklemedikleri biri olacaktır. ? Eflâl, sıkışıp kaldığı kafesinden özgürlüğe uçmak için kendi kanatlarını kullanır fakat bilir ki Karan hep oralarda bir yerlerdedir. Kendini ararken kaybolduğu sokaklar, onu hep aynı yere çıkaracaktır. Çünkü pusulası, kalbidir. Kalp, bazen bozuk bir saat bazense ibresi yanlışı gösteren bir pusuladır. Eflâl için doğruyu bulmanın yolu, kendini bulmaktan geçer.
Aşağıdaki yoruma asla katılmıyorum. Yazar bu kitapta daha detaylı ve güzelce işlemiş. Tüm karakterleri özümsedim ve bayıldım. Zaten başkalarının önerisiyle almıştım. Onlar haklı çıkmış oldu. Eflâl'in değişimi, Karan'ın af dilemesi, Ömer'in yaraları beni çok etkiledi. Alptekin karakterine bayıldım desem az kalır. Seri şimdiden beni kendine çekti. Üçüncü kitabı sabırsızlıkla bekliyorum. Hiç düşünmeden alın derimmm
Bazı şeylerin olmasına şok oldum tarzı bir şey diyemem çünkü okurken zaten bunları öngörebiliyorsunuz. Biraz gereksiz bir uzatma var gibi kitapta. İlk kitapta da böyle hissettim yine ikinci kitapta da aynı şeyi hissediyorum. Belki ben böyle hissediyorumdur bilmiyorum. Kötü değil ama mükemmel ötesi de diyemem. Ayrıca erkek karakterler gerçekten iyi yazılmış.
Maalesef zaman kaybıydı, konu hiç işlenmemiş ne yazık ki kitap boş cümlelerle doldurulmuş adeta sayfa sayısını çoğaltmak için. Sayfa 200 e kadar zor dayandım fakat çok sıktı en sonunda bıraktım. Bu kitabı ne yazıkki öneremicem
10/10 Ah Rukiye ah, bu kitapla içimizden geçmişsin resmen. Kitabı okurken o kadar ağladım ki... Eflal'in uğradığı ihanetler karşısındaki tepkisi, Karan'ın Eflal tarafından çaresizce affedilmeyi beklemesi, Alptekin'in yaşadıklarını yüzüne neşeli bir maske takarak gizlemesi, Ömer'in sevdiklerini toprağa vermesinin onda bıraktığı yıkım, hem gelinini hem oğlunu aynı anda toprağa veren ve yıllar boyunca çaresizce torununa ulaşmaya çalışan Baran Demiroğlu... Kitap, beni bol bol ağlattığı gibi aynı zamanda yer yer güldürdü. Birinci kitapta olduğu gibi bu kitabı da okurken çok keyif aldım. Yazarın yazım dilini gerçekten çok seviyorum. Çok nahif, çok tatlı bir yazım dili var. En kısa zamanda üçüncü kitabı da okumayı düşünüyorum...
This entire review has been hidden because of spoilers.