Jump to ratings and reviews
Rate this book

Fötr Şapkalı Şıh, Cumhuriyet Sekülerleşmesi ve Taşra

Rate this book
“İktidardan gelen yekpare... ve... sistematik bir dışlama olmadığı gibi, iktidarın kendi değerleriyle örtüşmeyen tüm halk kesimlerine karşı ürettiği politikalarını tam anlamıyla uygulama kudreti bulunmuyordu. Ancak eski rejimden gelen ayrıcalıklarını koruyan ve taşradan uzak yaşamakta olan önde gelen mütedeyyin kişiler de, tıpkı Kemalist iktidar gibi, taşraya baktıklarında halkın kendi yaşam tarzını muhafaza etmeye dönük teşebbüslerini görmez ya da göremez.”
Kitap adını, erken Cumhuriyet döneminde tekkesine “karışılmaması” için şapkayla gezen bir şıhtan alıyor: Fötr Şapkalı Şıh. Bu, o dönemde resmen yasaklı olan dinî pratiklerin, muhtelif taktiklerle pekâlâ sürdürülmüş olduğuna da işaret ediyor.
İlbey C.N. Özdemirci, çalışmasında, Cumhuriyet’in sekülerleşme siyasetinin hem örgütsel yetersizliği bakımından hayata geçirilemediğini; hem de asıl önemlisi, taşrada çeşitli uyarlama, oyalama veya deyim yerindeyse “çalıyı dolanma” taktikleriyle geçiştirildiğini anlatıyor. Özdemirci, erken Cumhuriyet’in sekülerleşme deneyiminin, “Kemalist iktidar” ile “dindar halk kesimleri” arasında, veya “merkez” ile “çevre” arasında uzlaşmaz bir çelişki kalıbıyla anlaşılamayacağı kanısında.
Fötr Şapkalı Şıh, devlet-toplum ilişkilerine taşradan bakmanın analitik olanaklarını ortaya koyması bakımından da önemli. Taşrayı tamamen tabî konumda, taşradaki aktörleri tamamen pasif ve güçsüz olarak tasavvur etmenin yanlışlığını gösteriyor. Keza, sekülerleşme bağlamının dışında, genel olarak, popüler gündelik direniş stratejilerine dair değerli bir malzeme sunuyor.

264 pages, Paperback

Published January 1, 2023

Loading...
Loading...

About the author

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
2 (25%)
4 stars
5 (62%)
3 stars
1 (12%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 of 1 review
Profile Image for Efrahim.
81 reviews3 followers
March 16, 2026
Kitap temelde; tek parti dönemi egemenlerinin Türkiye toplumuna zerk etmeye çalıştığı seküler yaşayış ve ahlak biçimi karşısında, taşradaki Sünni toplum kesiminin örgütlü ve kitlesel olmayan direniş pratiklerini merkezine alıyor ve döneme alışılagelmişin dışında bir bakış atmaya çalışıyor. Bu amacı doğrultusunda, o dönem çocukluğunu yaşayan kişilerle görüşülmesinin ve konu özelindeki hatıratların taranmasının tezi kuvvetlendirdiğini söyleyebiliriz. Tezin tarihçilik meselesinde birçok teorik ilhamı olmasına rağmen, odağın direniş pratikleri olduğunu düşünürsek özellikle James Scott ve Michel de Certeau'nun yoğun etkisini görüyoruz.
Yazara göre; Kemalistlerin de, onları eleştirenlerin de, tek parti döneminin sekülerleştirme politikalarına bakarken ayırıldıkları tek nokta, bu sürece dair geliştirdikleri değer yargıları. Ancak iki kesim de, halkı bu süreçte pasif ve boyun eğen bir tür "özne olamayan" olarak kurgulamakta ortaklaşıyorlar. Tabii, CHP'nin istediği her şeye hayata geçirmeye muktedir, tepeden ilettiği sinyali toplumun kılcal damarlarına kadar götürebilecek kudrete sahip olduğu algısı da halkın pasifliğiyle at başı gidiyor.
Kitaptaki teze göre ise, ne CHP bahsedildiği kadar istediği her şeyi yaptırtabilecek düzeyde muktedir ne de halk karşılaştığı uygulamalar karşısında tepki vermekten aciz. CHP'li egemenlerin arasındaki farklılıkları ve çelişkileri, o dönemin taşrasının geçmişten getirdiği dinamikleri ve bunların rejimle nasıl tavizlerle ve kazanımlarla uyumlandığını hesaba kattığımızda; meselenin klasik anlatımdaki gibi basit bir devlet-toplum karşıtlığıyla anlaşılamayacağını görüyoruz. Bu ilişkinin içerisinde sadece devlet dairesinde işi olduğunda şapka takanları, topluca zikir çekerken kapıya nöbetçi koyanları, yasaya karşı gelindiği halde "sorarlarsa sen kimseye bir şey söyleme" deyip olayı geçiştiren yerel memurları, yıllarca gayri resmi eğitim alıp ihtiyaçtan dolayı bir anda devletin dini görevlisi olabilen figürleri görüyoruz.
Mesela ben bu tezi okuyunca, DP'nin iktidara gelir gelmez yaptığı ilk işlerden birisinin Arapça ezanı tekrardan serbest bırakmak olduğunu daha iyi anlıyorum artık. Taşrada bulunan ve rejimin tepesiyle esnek bir ilişki kuran o yerel eşrafın DP tarafına kayışının böyle bir sonucu olmamasını beklemek saçma olurdu asıl.
Kitaba dair tek eleştirim ve hayıflanmam şu olacak: Keşke teorik kısım daha kısa ve öz tutulabilseydi. Özellikle ilk kısımda yeni bir şey söylemeyen çok fazla tekrar var. Bu durum tezin teorik ve tarihsel bölümleri arasındaki organik birliğe da zarar vermiş maalesef.
Displaying 1 of 1 review