Jump to ratings and reviews
Rate this book

Bereketli Topraklar Üzerinde

Rate this book
"Bu kitap, kendi bilgi ve görgülerim dışında, bir lokma ekmek için kötü iş şartları içinde zehir gibi bir hayatı yaşayanlardan derlenmiş malzemeyle meydana gelmiştir. Yayımlanmadan önce, çeşitli ırgat, usta, usta yardımcısını toplayarak bir gece sabaha kadar okudum onlara. Dinlediler. 'Pardon,' dediler, 'bu bu kadar olur. Bütün anlattıkların doğru. Eksik bile. Çukurova'nın bereketli topraklarında öyle işler olur ki, aklın durur. Sana anlatsak, bir değil beş roman çıkarırsın..."

Orhan Kemal'in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve iyimserliği yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemal'in kitaplarını yayımlamaktan onur duyuyoruz.

377 pages, Paperback

First published January 1, 1954

32 people are currently reading
1638 people want to read

About the author

Orhan Kemal

83 books205 followers
Orhan Kemal, (Mehmet Raşit Öğütçü) writer of short stories and novels was born in Adana in 1914 and died in Sofia in 1970. His father, Abdülkadir Kemali, was an MP from Kastamonu during the first term parliament of the Turkish Republic. Abdülkadir Kemali, a lawyer by profession, established The Ahali Party which was dissolved causing its founder to have to flee to Syria. In order to accompany his father, Orhan Kemal had to miss his final year of secondary school. Orhan Kemal stayed in Syria for a year, returning to Adana in 1932. He worked as a laborer, weaver and clerk in cotton gin mills. During his military service he was sentenced to 5 years imprisonment for his political opinions. Bursa prison became a turning point in his life and art work as he met Nazım Hikmet who greatly influenced him. On his release in 1943, Orhan Kemal, moved to Istanbul (1951), where he worked as a labourer, a vegetable transporter and then as a clerk for the Tuberculosis Foundation.From 1950 onwards he tried to live upon the income gained from writing. Orhan Kemal died in Bulgaria. His body was returned to Turkey and buried in Zincirlikuyu cemetery.

Kemal’s first poem was published in Yedigün under the name of Raşit Kemal (Duvarlar 25.04.1939) Further poems written under the same pen name are Yedigün and Yeni Mecmua 1940. On meeting Nazım Hikmet, Kemal wrote under the name of “Orhan Raşit” (Yeni Edebiyat 1941) Impressed by Nazım Hikmet, Kemal concentrated on stories as opposed to poems. His first story, “Bir Yılbaşı Macerası”, being published in 1941. In 1942 he adopted the name Orhan Kemal when writing stories and poems in Yürüyüş. He found fame through stories in Varlık in 1944, his first collection of short stories “Ekmek Kavgası”, and first novel “Baba Evi”, was published in 1949. Early works depicted characters form the immigrant quarters of Adana Kemal described the social structure, worker employer relationships and the daily struggles of petty people from industrialised Turkey. He aimed to present an optimistic view through the heros of his stories. He never changed his simple exposition and thus became one of the most skilful names of Turkish stories and novels. He also wrote film scripts and a play called “İspinozlar”. Dramatisations have been made of “72.Koğuş”, “Murtaza”, “Eskici Dükkanı”, “Kardeş Payı”. After his death a novel award was arranged in his name (1971).

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
703 (45%)
4 stars
562 (35%)
3 stars
237 (15%)
2 stars
52 (3%)
1 star
8 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 83 reviews
Profile Image for Gün.
157 reviews24 followers
May 12, 2020
İnsanların bir lokma küflü ekmek için nelere katlandığının, her türlü zorluğa nasıl göğüs gerdiğinin, birbirlerine nasıl acımasızca zulmettiğinin hikayesi. Ah Çukurova, toprakların ne zengin, ne bereketli ama insanların nasıl da kıyıcı...

Çukurova denir de Yaşar Kemal akla gelmez mi? Kitabı okurken Yaşar Kemal'in bir çok kitabından aldığım tadı aldım, yalnız dil biraz daha basit, tasvirler daha düşük yoğunlukluydu. Ağaların ve kahya/ırgatbaşıların kıyıcılıkları Akçasazın Ağaları serisini, Çukurova'ya inen yoksul köylülerin yaşadıkları Dağın Öte Yüzü serisini anımsatırken, fabrikanın kapısında otomobil bekledikleri bölüm ise Binboğalar Destanı'ndaki çaresiz bekleyişleri aklıma getirdi. Kahramanlar, kitaplar değişiyor ama bu insanların acı hikayesi hiç değişmiyor.

Son olarak kitabın hem başında hem de sonunda yer alan ve okuyanın boğazına bir yumru gibi oturan uzun hava ile bitireyim:

Enginli yüksekli kayalarımız
Gamınan yoğruldu binalarımız
Doğurmaz olaydı analarımız...
Profile Image for Ludmilla.
363 reviews213 followers
June 19, 2020
Orhan Kemal, Üç Kemal'in en az okuduğum ve bildiğim Kemal'iydi, bunda üçünü okumaya da ortaokulda başlamamın, Yaşar Kemal'deki dil zenginliğinin ya da Kemal Tahir'deki olay örgülerinin daha çok ilgimi çekmesinin payı vardır elbette. Orhan Kemal, bu iki yazara göre daha "basit" bir anlatım tarzı benimsemiştir, daha rahat okunur, bu da onu görmezden gelmemize, geri plana itmemize neden olur. İlk Sayfası'nda Celil Oker bu kitabın bahsini açana dek tekrar Orhan Kemal okumayı düşünmüyordum bu nedenle. Sonra Berna Moran'ın yazısı falan derken bir baktım harıl harıl açıklamalı basımı arıyorum internette.

Mazlum Vesek'in hazırladığı açıklamalı basım bize en baştan Orhan Kemal'e dair bir tablo sunuyor aslında. Yokluk içinde yaşayan, geçinmek için durmaksızın yazan ve emeklerinin karşılığını göremeyen Orhan Kemal aynı zamanda eli bollaştığı anda tüm kitaplarının üzerinden geçecek, hatta tekrar yazacak kadar mükemmeliyetçi biri. Bereketli Topraklar Üzerinde'yi siyasi konjonktür değiştiği anda gerçeği daha iyi yansıtacağını düşündüğü şekilde yeniden yazmış. Şive kullanması ve basit kurgusu eleştirildiği için kitaba biraz heyecan, geri dönüş katmak için uğraşmış, yöresel ağzı neredeyse tamamen kaldırmış. Açıklamalı basımda tüm bu değişiklikleri izlemek mümkün. Yaşar Kemal'in hakkında "Hala şaşarım, Orhan Kemal o güzelim kitaplarını bu dert, bu bela içinde nasıl vakit bulur da yazar? Onunla her şeyi soracak kadar arkadaşım, ama bu soruyu bir türlü soramadım..." * dediği Orhan Kemal'in onca yokluk ve imkansızlıkta BTÜ'yi neredeyse yeniden yazması derin bir empatiyle ve adanmışlıkla açıklanabilir ancak.

Bereketli Topraklar Üzerinde ustalıkla yazılmış "BÜYÜK" olma iddiası taşıyan bir kitap değil. O bize "yalın" ve "çarpıcı" gerçeği sunan, küçük insanların hep taşıdıkları iyimserlikleriyle yaşam mücadelesini ortaya koyan bir destan. Muhakkak okunmalı.


* https://eksisozluk.com/entry/24739497

Profile Image for Ezgi.
319 reviews39 followers
May 6, 2024
Beklemediğim kadar şaşırtan ve sevdiğim bir roman oldu. Köy romanlarını sevdiğim söylenemez. Bir şekilde o dünyaya giremediğimi hissederim. Ama Orhan Kemal bu algımı yıktı. Roman üç arkadaşın Çukurova’ya işçi olarak gitmesiyle başlıyor. Başlarken üç işçinin dünyasını okuyacağımı zannederken roman çok genişledi, harika bir panoramik anlatıma kavuştu. Dili işçilerin ağzına benziyor. Garipsedim ama roman devam ettikçe neden böyle bir yol tutturduğunu anladım. Çok değerli ve önemli bir roman. Orhan Kemal edebiyatının en iyisi olarak geçiyor ve bunu sonuna kadar hak ediyor.
Profile Image for Tuncer Şengöz.
Author 6 books270 followers
January 24, 2021
Orta Anadolu’nun bir köyünden Çukurova’ya çalışmaya gelen üç arkadaşın öyküsü, roman ilerledikçe çeşitleniyor, öyküye yeni insanlar ekleniyor. Orhan Kemal sade anlatımıyla, 383 sayfanın içinde pek çok roman kahramanı yaratıyor. Çoğu aynı kültürel çevreye ve aynı sınıfa ait olsalar da, Orhan Kemal bu insanları titizlikle birbirinden ayırıyor. Hepsinin farklı hayalleri, farklı arzuları var. Orhan Kemal, romanın içine serpiştirilmiş detaylarla okuyucuya bu roman kahramanlarını karşılaştırma imkanı veriyor. Mesela romanda ikisi patoz, biri motor, ikisi de duvarcı ustası, beş usta var. Bu ustaların dördünü, daha sonra usta olacak beşinci ile karşılaştırmak hem Türkiye’nin 1950’ler sosyolojisini kavramak, hem de sonraki onyıllarını anlamak bakımından önemli ipuçları veriyor. Romanın bir başka ilginç karakteri Hidayet’in oğlu. Bu karakter, sanırım romanın en güçlü karakterlerinden biri. Hidayet’in oğlu farklı ortamlarda, farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor. Hidayet’in oğlunu koltukçu Zeynel ile karşılaştırmak, okuru ilginç sonuçlara götürecektir.

Romanın kadın kahramanlarını birbirleriyle karşılaştırdığımızda, genellikle aynı kalıplarla hareket ettiklerini görüyoruz. Buradan iki sonuç çıkabilir: Ya 1950’lerin alt sınıf kadınları, dönemin arkaplanı da dikkate alındığında fazla basma kalıp, veya Orhan Kemal o yıllarda kadın kahraman yaratma konusunda yetersiz. Her ne kadar, daha önce bir Cemile karakteri yaratmış olsa da, bu karakterin özyaşam öyküsünde yer alan, kendi eşi Nuriye hanım olduğu düşünülürse, ikinci ihtimal de yabana atılmamalı.

Romanda çok etkileyici alt hikayeler ve diyaloglar olsa da, beni en çok etkileyen, romanın en sonundaki duvarcı ustası - kondüktör diyaloğu oldu. Beş sayfalık bu diyalog, Türkiye’nin sonraki on yıllar boyunca yaşayacağı ve günümüzde hala dinmemiş olan siyasal, sosyolojik, kültürel ve sınıfsal çatışmaların da habercisi gibi. Okuyucuya 29. bölümü çok dikkatle okumalarını ve üzerine uzun uzun düşünmelerini tavsiye ederim. Sanırım bütün olay örgüsü dönüyor, dolaşıyor bu diyaloğa geliyor. 30. bölümde olaylar sonuca bağlanırken, İflahsızın Yusuf karakterinin duygu dünyasını anlamak için 29. bölümü çok dikkatli okumak gerekiyor.

Son olarak... 1950’lerde üç farklı karakterde köylü vardı. Orhan Kemal bunlardan ikisi hakkında hükmünü romanında verdi. İflahsızın Yusuf karakteri diğer ikisinden farklı. O hayatta kalmayı başaran “Anadolu köylüsü”. Peki hayatta kalmayı başaranlar geçen on yıllar içinde nasıl evrim geçirdi ve 2020’li yıllarda neye dönüştü? Üzerine derin derin düşünmeye değer.
Profile Image for Nihan Kanar.
72 reviews1 follower
January 10, 2018
“Ya vermeli canını insan için, ya da etmemeli kalabalık dünyamıza!” Safi insan safi iyilik safi kötülük var bu romanda, insanın her türlü hali. Türk filmi izler gibi okudum, yüreğim parçalandı, ah ulan insan dedim hep. İyi ki Nazım’la tanışmış, roman yazmaya başlamışsın Orhan Kemal iyi ki...
Profile Image for Çağdaş T.
175 reviews285 followers
March 21, 2024
Yazıldığı yıla göre oldukça etkileyici. Toplumsal gerçekçi, işçinin emekçinin zamanın şartlarındaki durumunu tüm gerçekliğiyle çarpıcı şekilde ortaya koyan bir roman.
Aslında böyle klasikleri, ilk gençlik zamanlarında okuyup özümsemek gerekir.
Neyse zararın neresinden dönsek, kâr ;)
Profile Image for Eda Yılmazyıldırım.
29 reviews11 followers
February 6, 2019
Proletarya teriminin Türkiye'de ne anlama geldiğini gözler önüne seren bir anlatım. Bizim işçi sınıfı, ne yazık ki Karl Max'ın işçi sınıfı tanımına uymuyor. Proleterler Çukurovaya uğramamış sanki... Cehaletin sebebiyet verdiği garibanlıkla insan hayatı ne kadar da değersizleşiyor. "Hikmeti hüda!" ve "Küfrün adını günah koymuşlar" çaresizliğin dile dökülebilen diyalogları. Akıcı anlatımı ve tüm çıplaklığıyla hayatı kağıda dökebilen bir yazar Orhan Kemal.
Profile Image for Emre.
290 reviews42 followers
July 11, 2018
3.5

"Bizi ayı, kendini adam bellesin fukara!" Sf:62

"Olma kula kul, öpme el ayak, kirlenmesin ağzın. Ya ver canını insan için ya da etme kalabalık dünyamıza." Sf:155
Profile Image for Selin Alper.
153 reviews15 followers
September 6, 2021
Yıllar önce üniversite dönemimde çok severek okuduğum “3 Kemal”, ve onlara çok benzettiğim Fakir Baykurt köy romanlarının tadını; Orhan Kemal’in 1950-1960’ların toplumsal gerçeklerini çarpıcı ve edebi bir dille anlatım halini bugün 42 yaşımda aynı takdir, beğeni ve keyif ile okudum.

“Kıçı çıplak çocuklar mezar taşlarına inip biner, tevekkül içindeki kadınlar, Taşköprü’nün bu geçesindeki ırgat pazarından iş ve ekmeğin sevinciyle gelecek erkeklerini bekleşirler.

Kul acımaz bunlara, Allah acımaz. Allah’ın unuttuğu insanlardır bunlar! Peygamberler kitaplar dolusu sabır, tevekkül, kanaat getirmişlerdir bunlara. Hiçbir işe yaramayan, hiçbir işe yaramayacak olan sabır, tevekkül, kanaat!”

“Patoz mu? Patoz ne? Patoz mu? Patoz, harman makinesi.”

İflahsızın Yusuf, Köse Hasan, Pehlivan Ali…
Profile Image for Mehmet B.
260 reviews19 followers
June 19, 2021
"Insan dediğin bir insan ya canını vermeli insanlar için ya da kabalık etmemeli dünyamıza..."
Profile Image for Rıdvan.
549 reviews93 followers
January 22, 2016
Biraz Steinbeck, biraz Yaşar Kemal karışımı bir adam olsa gerek Orhan Kemal.

Bu kitapta 3 saf köylü gencimiz var. Sivas'ın Ç. köyünden yola çıkıyorlar. Ekmek parası derdindeler. Şehre gidip çalışacaklar ve ailelerine para gönderecekler.
İflahsızın Yusuf, Köse Hasan ve Pehlivan Ali.

Gittikleri şehirde Adana.
Daha Sivas'tan trene bindiklerinde başlıyorlar şaşırmaya. Dünyadan haberleri yok gariplerin. Tren bile büyülüyor çocukları adeta.

Adana'ya varıyorlar. Bir fabrikada iş tutuyorlar ama açlık, sefalet diz boyu.
Daha ilk Adana günlerinde hastalanan Hasan'ı kaybediyoruz. Şehir daha ne olduğunu, nereye geldiğini anlayamadan Hasan'ı yiyor.

Yusuf akıllı çocuk. Bir "emmi" karakteri var aklında. Hayatının kahramanı emmisi. Karşılaştığı her sorunla ilgili emmisinin tavsiyelerini hatırlıyor ve ona gore davranıyor. Böylece emmisi ona yol gösteriyor ve şehir Yusuf'a zarar veremiyor. Çok başarılı oluyor Yusuf. Değerli bir duvar ustası olup çıkıyor. Gelin görün ki köyünede yalnız Yusuf dönebiliyor. Çünkü şehir çok uğraşmak zorunda kalsada en sonunda Ali'yi da yemesini biliyor.

Zorda olsa kandırıyorlar Ali'yi. Kadın kız ayağına çeliyorlar aklını. Buda Ali'nin sonu oluyor. Yusuf'u terk ediyor, yanlış insnalarla yanlış arkadaşlaıklar kuruyor, ve en sonunda canından oluyor.

Yazar çok güzel işlemiş saf Anadolu çocuğunun şehirde kayboluşunu.

Dialoglar muhteşem. Şiveleri aynen geçirmiş yazıya. Her ne kadar "laz" şivesi çok başarılı olmasada enteresan detaylar ve ki super olmuş.

Örneğin çocuklar birşey sormadan once
-Öylemi gardaş?
diyorlar. Ardından karşılarındaki kişi
-Ne öylemi?
-Araba istedimiydi treni geçer gider diyolar doğru mu?

Bir de gaz ocağı motifi var. Daha köyden çıktıkları ilk gün akıllarında bir gaz ocağı almak var. Onlara gore teknolojinin geldiği son nokta gaz ocağı. Hayal bile edemiyorlar nasıl bir şey olduğunu. Yılan gibi tıslayıp duran bir şey işte...
Profile Image for Özgür Özer.
109 reviews6 followers
November 20, 2018
Tecrübesiz ve saf üç genç, Yusuf, Hasan ve Ali Sivas’taki köylerinden yola çıkar, Çukurova’ya çalışmaya giderler. Şehrin ve Çukurova’nın acımasızlığı ikisini yer, öldürür. Yusuf köyüne sağ –biraz da yaralı– dönebilecektir. Romanda yalnız kapitalist-emekçi değil aynı zamanda köylü-şehirli çelişkisi etkisi var. Örneğin “donuyoruz” yerine “donuyok” deme vurgusu. Şehirli gibi konuşamama korkusu da önemli bilinmiştir, 50’li yıllarda. Din fanatikliğinin eşitsizliği arttıran etkisinin de ele alındığı görülüyor. Bu topraklarda Hacı Bayramı Veli zamanından beri hep böyle olmamış mı? Cehennem korkusu var sandıklarımız, yemez düşündüklerimiz, eşitlik sağlanır dediklerimiz, kitleleri hep cennet ümidi verip, kandırıp eşitsizliğe razı etmedi mi? Ve daha sonra lafı dolandırmadık mı “yiyecekse bunlar yesin” diye? Bereketli Topraklar Üzerinde’yi çokları Orhan Kemal’in en iyi romanı kabul ediyor. 1979’da bir filmi çekilmiş, sıkıyönetim yasaklamış. Gerçekçi (realist) Germinal’in köylü sınıfı versiyonu gibi. Kürt tarım işçilerinin halleri, tavırları hiç iyi ifade edilmemiş. Acaba 1954’te sol, ayrılıkçı Kürtçülüğü keşfetmemiş miydi? Çok çirkin bir kadın tasviri var. Bu çirkinlik erkeklerde aynı derece çirkinleştirilmeye çalışılsa da bir türlü dengelenmiyor. Bazı bölümleri objektiflikten uzak, mesaj verme kaygısının baskısı altında kaleme alınmış. Kanaatimce, romandan yalnızca işçi ve köylü sınıfının garibanlığını almak yanlış. Bu vesileyle aynı zamanda bu yoksul memleketin nasıl bir iktisadi mucize gerçekleştirdiğini özellikle eğitim, kültür ve teknolojide ne büyük atılımlar yaptığını da takdir etmeliyiz. İki verdim, vakti olan okusun.
Profile Image for Zeynep Haktanır Eskitoros.
137 reviews68 followers
May 6, 2020
Ne kadar gerçek bir metin...özellikle diyalogların gerçekliği çok etkileyici sanki gerçekten tanıştım ben Pehlivan Ali ile, karşımdaydı konuştum ve içim yandı ekmek derdine yaşananlara...etkisi uzun sürecek bende.
Profile Image for Akin.
10 reviews1 follower
December 13, 2016
Kul acımaz bunlara, Allah acımaz. Allah'ın unuttuğu insanlardır bunlar! Peygamberler kitaplar dolusu sabır, tevekkül, kanaat getirmişlerdir bunlara. Hiçbir işe yaramayan, hiçbir işe yaramayacak olan sabır, tevekkül, kanaat!
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Hatice.
12 reviews
February 18, 2024
Bereketli Topraklar Üzerinde, köylerinden geçimlerini sağlamak amacıyla Çukurovaya gitmek üzere yola çıkan İflahsızın Yusuf, Köse Hasan ve Pehlivan Ali isimli üç arkadaşın trendeki hikayesiyle başlıyor. Hepsinin iş güç sahibi olup köylerine gururlu bir şekilde dönme hayali vardır.

Üç farklı karakter, birbirine kenetlenmiş şekilde Çukurovaya adımlarını atarlar. Çukurovada pamuk fabrikasında bir şekilde işe başlarlar. Birbirlerine hiç ayrılmacaklarına dair söz vermelerine rağmen hayat şartları bu üç arkadaşı farklı yollara sürükler. Önce birisi hastalığa yakalanır onu geride bırakan iki arkadaş inşaatta çalışmaya giderler. Bu iki arkadaş: İflahsızın Yusuf ve Pehlivan Ali’nin hayatı çok farklı yönlere evrilir.
Bu süreçte bereketli topraklarda yaşanan ahlaksızlığın, yozlaşmanın, emekçinin sömürülüşü ince ince işleniyor.
İşcilerin, sanki insan değillermişçesine çalıştırılıp haklarının verilmediği,en küçük güce sahip insanın bile haraç kestiği bu bereketli topraklarda kim bilir daha nasıl acı hikayeler yaşandı..

Profile Image for Ezgi Karataş .
82 reviews5 followers
September 16, 2025
Memleketin insanını Orhan Kemal’den okumak ne büyük şans. Bereketli Topraklar Üzerinde Sivas’ın Ç. köyünden çıkan Köse Hasan, Pehlivan Ali ve İflahsızın Yusuf'un ve ırgat geldikleri Adana’daki insanların hikayesi. Anlatılanların hepsi gerçek ve hala bugün de yaşıyor. Ne üzücü.

Küçük insanın acınası halleri, güçlünün yanında yer almayı marifet sayanlar, dünyaları ben yarattım sanan küçük ağalar, memurcuklar, kadınlar, çocuklar, yaşlılar… İnsanın küçük hallerini, güçlüye öykünmeyi, mal mülkle kendini saydırmayı, patronluğu ve elbette sınıfının yanında duranların hikayesini anlatıyor Orhan Kemal, bu toprakların gerçeğini anlatıyor.

Ve bir de o erkeklik hallerini nasıl da çözmüş, bugünden bakınca rahatsız olan çok olabilir ama bir başka taraftan da o acınası erkekliği nasıl da apaçık faş etmiş. Oh!
Profile Image for Fatma.
202 reviews
February 22, 2019
Orhan Kemal ırgat işçilerin durumlarını iyi bir şekilde işlemiş. 3 arkadaşın iş bulmak umuduyla köyden şehire gitmeleri ve sonrasındaki işçi hayatını gözler önüne sererken trajik durumlarını da okuyucuya fazlasıyla tatmin edecek hayatları anlatmış. Bazen sinirlendim bazen de çok üzüldüm o durumlarına içim parçalandı. Böylee.
Profile Image for Ahmet Yaylaci.
66 reviews
June 2, 2024
1950lerde üç saf, yoksul ve cahil köylünun koyden ilk kez çıkıp para kazanip koye geri donme amaciyla çukurovaya gitme hikayeleri. Hic tahmin edemeyecekelri seyler gelir baslarina. Iflahsizin Yusuf, Pehlivan Ali, Kose Hasan. Anadolu kirsalinin dramini tum gercekligiyla insanin yuzune vuruyor. Cok akici bir dille yazılmış.


Profile Image for M'S Fatih.
54 reviews2 followers
October 19, 2018
Bazı kitaplar vardır hikayesi kafanızın içinde kendiliğinden canlanır adeta yaşanır, size de bir köşeye oturup yaşayan hikâyeyi seyretmek kalır. Bu kitap o kadar gerçek, o kadar kolay anlaşılacak şekilde insanımızın değişmeyen kaderini bizlere anlatıyor. Okurken zaman zaman iflahsızın yusuf, zaman zaman pehlivan ali veya köse hasan oluyorsunuz. Benim yaptığım hatayı siz yapmayın Türk edebiyatının bu gelmiş geçmiş en büyük eserini en kısa sürede okuyun.
65 reviews
May 30, 2019
Orhan Kemal bu romanında dönemin en büyük kentlerinden sayılabilecek Adana'daki toplumsal atmosferi anlatırken, kırdan kente getirilen ve emek ücretli emekçilere dönüştürülen insanların hayatlarındaki çelişkileri ve açmaları işliyor. Her açmazda ve çelişkide, yeni Cumhuriyet'in eşit yurttaşlık sözünün sözde kaldığı bir atmosferde, iyi ile kötünün, ileri ile geri arasındaki ilişkiyi gözler önüne seriyor. En karanlık anlarda ve açmazlarda dahi, en gerici toplumsal koşullarda dahi, en kötücül hikayelerde dahi bize "Umut İnsanda!" dedirtmeyi ihmal etmiyor. Umudu büyütmek için toplumsal düzenin gerici, çarpık yapısı ile mücadeleyi bir zorunluluk olarak gözler önüne seriyor. Orhan Kemal'in bu kitabı Adana'nın bir dönemini anlatsa da Turkiye Cumhuriyet'inin son 80 yıllık hikayesi ile eştir. Orhan Kemal bu romanı sadece edebi becerisi ile değil toplumsal bilinci ile de okuyucunun hayatına imza atıyor.
Profile Image for Bilgen.
241 reviews17 followers
May 30, 2020
romanda anlatılanların gerçek olabilme ihtimali insanı ürkütüyor. çalışma koşullarının sertliği insanları insanlıktan çıkarmış resmen. kadınların durumu da içler acısı. üzüldüm ve sarsıldım okurken...
büyük çoğunluğu diyaloglardan oluşan roman bana senaryo izlenimi verdi. film izliyormuşum gibi geldi. betimlemeler, karakter analizleri çok fazla olmayınca karakterleri tanıyamadım. kimdir, kaç yaşındadır, mesleği nedir, geçmişi ve huyları nelerdir anlayamayınca roman okumuş gibi hissedemedim.
yazar çukurovada işçiyken yaşanılan "an"ı yazmış sadece. belki etkileyiciliği buradadır. kısa, kesin, net ve bir o kadar sarsıcı.
Profile Image for Osman Yücel Odabaşı.
16 reviews1 follower
January 24, 2019
Diyalogların canlılığı, kusursuz.

Tarlada çalışan işçiyle beraber sanki okuyucuyu da çalıştırıyor Orhan Kemal. İşte öyle bi sırt, bel ağrısıyla okuyorsun kitabı. Sen de orada, o tarladasın. O tozu sen de yutuyorsun, sen de kaderine sunturlu bi küfür sallıyorsun.

İşte bunu yapıyor Orhan Kemal sana, eline kitabını almış otururken. Dahasına hacet var mı? He, kitapta dahası var mı? Var. Ama lafı uzatmaya gerek yok: Başyapıt.

“İnsan vermeli canını insan için yahut etmemeli kalabalık dünyamızda.”
Profile Image for EGe.
142 reviews62 followers
October 13, 2016
Acımasızlık, bencillik ve kadercilik. İnsanı derinden sarsan bir öykü aslında. Çok temel duygulardan girerek hikayeye şekil vermiş yazar. İnsanoğlunun nankörlüğünü ve arzularını olanca çıplaklığıyla ortaya koymuş
Profile Image for Gülsev.
13 reviews4 followers
Read
February 2, 2013
377 sayfayı 3 günde bitirmek kolay sayılmaz
Profile Image for Işıl Arseven.
5 reviews1 follower
March 15, 2023
çok çok güzel bir kitap bitmesine üzüldüm.Karakterler olaylar cok gercekti etkileyici bir eser.
Profile Image for Gözde.
148 reviews
April 13, 2024
Orhan Kemal, Üç Kemaller içinde okuduğum en sonuncusu, sanırım en “basit” ama en sert yazanı da o.

Bereketli Topraklar Üzerinde, demir leblebi gibi bir kitap: inanılmaz akıcı ama diyalogları ve kişileri çok gerçekçi, olayları da çok acı; bu yüzden hızla okunduğu hâlde sindirmesi çok zor.

Göçmenliğin, gurbetin ve gurbette tutunmaya çalışmanın, herkesin kendi cebine ve kendi küçük hesaplarına sarıldığı bir yerde hayatta kalma uğraşının acı bir hikayesi bu. Acı diyorum çünkü sistemin çürüklüğü, arada çıkan bir-iki bilinçli kişi haricinde herkesin “emret ağam”cı olması, ol(a)mayanların zaten yitip gittiği bir sistemin içinde yaşamanın imkansızlığı, Çukurova gibi zenginler zengini o toprağın gerçekliği. Orhan Kemal’in anlattıklarının ve belli ki daha da fazlasının gerçekten yaşandığını, hatta şimdi bile yaşandığını göz önüne alınca neden acı bir hikaye olduğu ve sindirmenin neden zor olduğu daha iyi anlaşılır.

Tabii, özellikle -her coğrafyada, her zaman olduğu gibi- kadınların “ikinci cinsiyet” olarak, yalnız cinsel bir obje, “erinin altından alınıp kaçırılacak” bir eşya olduğu, ancak oğlan çocuğu doğurduğu zaman azıcık (o da kısa bir süreliğine) değerlendiği, kızların zaten “el malıdır, onu boşvereceksin” dendiği bir toplum resmi var bu hikayede - ki kimse bunun süregiden gerçekliğini yadsıyamaz.

Yine de, tüm bu acılara rağmen, beni yine (hiç görmediğim) Çukurova’nın insanın içine işleyen, gökyüzünü tüttüren sıcağına, pamuk tarlalarının enginliğine, tren yollarının yalnızlığına götüren; uzun zaman sonra memleket hasretini içimde hissettiren, dağlarının kokusunu burnuma getiren bir kitap oldu Bereketli Topraklar Üzerinde. Türkçede böyle yazarların, böyle kitapların olması ne kadar kıymetli dedim bir kez daha. Orhan Kemal, aynı diğer Kemaller gibi, iyi ki yaşamış, iyi ki yazmış.

Şimdi başını yumruklarının arasına alacağına, vaktiyle düşünmeliydin. On üç kişi eksik patozda, durmamacasına on saat, tam on saat. Vicdansız, fakir fukara düşmanı!
Displaying 1 - 30 of 83 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.