Jump to ratings and reviews
Rate this book

Bakmak

Rate this book
Sevgi Soysal'ı anmak, ölümlü dünyaya yazıklanmanın, doyamadığının ardından çaresiz bir özlemle kavrulmanın ötesinde bir hisle dolduruyor beni. Tam da kendi serüvenine yaraşır bir telaşla çekip gidivermiş bu çapkın kadını hatırladıkça içim içime sığmıyor. Birden çok gençmişim gibi, mucizeler saçımı okşuyormuş gibi, özgürlükten nefesim daralmış da başım dönüyormuş gibi bir his. Oturmuş bu yazıyı yazarken de yüzümün kızarması pahasına gerekçeler arıyorum. Erken gitmişler için insan ancak kişisel serüvenini yazabilir, diyorum. Kaderin çarmıha geriverdiği o kendi sözü olan insanlar için sana yaşattıklarından ötesini söylemek günah. Utanmamaya çalışıyorum.
- Yıldırım Türker-
Sevgi Soysal Bakmak'ı, Politika gazetesinde yayımlanan yazılarından derlemiş. Yetmişli yılların Ankarası gibi karanlık bir ortamda kaleme alınan bu yazılar, yurdunun sorunlarına duyarlı herkes için hala kalıcı değerdedir.

181 pages, Paperback

First published January 1, 1977

3 people are currently reading
178 people want to read

About the author

Sevgi Soysal

23 books234 followers
Sevgi Soysal was born in Istanbul in 1936. She grew up in Ankara with her father, an architect-bureaucrat originally from Salonica, and her German mother. She studied archaeology in Ankara, continuing her education in that field as well as theater at Göttingen University.

Soysal’s first volume of short stories, Tutkulu Perçem (Passionate Bangs), was published in 1962, the same year that Soysal began working for the Turkish national television and radio (TRT). She went on to write Tante Rosa, a novel of interconnected stories based upon the life and personality of her aunt, Rosel. Her novel addressing male-female relationships and the issue of marriage, Yürümek (Walking), was banned upon charges of obscenity. In 1974 Soysal won the prestigious Orhan Kemal Award for Best Novel for Yenişehir’de Bir Öğle Vakti (Noontime in Yenişehir), which she had written while in prison. Her novel Şafak (Dawn), in which she criticized the coup of 12 March by way of the story of a woman exiled in Adana, was published in 1975. Her memoirs of prison life, originally published in the newspaper Politika, were published in a single volume as Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu (Yıldırım Area Women’s Ward) in 1976. In another book of short stories, Barış Adlı Çocuk (A Child Named Peace), Soysal describes with great literary aplomb the social and political changes during that time, often based upon keen observations of her personal experiences.

Soysal was diagnosed with cancer, which resulted in her death on 22 November 1976. She left behind an incomplete novel, Hoşgeldin Ölüm (Welcome, Death!).

A masterful critic of social injustice, gender inequality, and militarism, Sevgi Soysal’s writings are essential to understanding Turkey since the 1960’s. The fact that Soysal’s complete works continue to attract a devoted readership is proof of the power of her writing, as well as her lasting influence upon both the Turkish public and the intelligentsia.




Soysal’s early stories and essays are of an existentialist bent, as they emphasize the anxiety of the individual vis-à-vis society. In her later works, Soysal’s focus shifts to that of the relationship between the individual and society and to various social issues. Soysal stands out as an author who refused to meet the constricting social demands of her time, most especially those concerning gender. Soysal never flinched when it came to challenging the conformism that she observed in society, including that within the oppositional leftist movement, though she herself took a keen interest in contemporary leftist ideology. In her works, whether memoirs of prison life in Ankara, or the novel-in-stories, Tante Rosa, or any of her other works, Soysal addresses the loopholes, the hitches and glitches in the dominating system with sharp intelligence and scathing irony. Female protagonists who are not afraid to reckon with themselves, or to question their own actions and how those actions are dictated by society, always hold a prominent place in Soysal’s work. These are characters who do not hesitate to embark upon adventures, to live their lives rather than remaining pent up or static, even though they often know that their lust for life will inevitably lead them into certain pitfalls. Whether within the context of prison or the leftist movement, as a newspaper columnist or as a “housewife,” Sevgi Soysal never failed to criticize, with her ironic wit, both herself and the social pressures that constrict the individual, and to reveal the inner workings of daily oppression.

Turkish journalist Yıldırım Türker says that for him, Sevgi Soysal is “a tulle of shrewd attitude, rebellious joy, and intelligence glistening with the sheen of compassion, through which I viewed the world in my early youth.”

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
50 (48%)
4 stars
37 (35%)
3 stars
14 (13%)
2 stars
2 (1%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 6 of 6 reviews
Profile Image for Çağlar  Sayar.
70 reviews1 follower
July 26, 2024
1976 yılında sevgi soysal'in gözünden ülkemizin sorunları 2024 yılından baktığımızda da devam ediyor . Değişen sadece seneler dedirten bir kitap oldu benim için
Profile Image for yaren sinem.
49 reviews3 followers
May 5, 2025
Yeterince konuşamadığınız arkadaşınızın kafasının içine girmek için okuduğu kitapları okumak da sevdaya dahildir. Maalesef yanımda ortak sadece bu kitap var ve kafanının içini de o kadar rahatsız etmek istemiyorum zaten. Bu okuduğum 2. Sevgi Soysal. Bazı insanların bu kadar yetenekli olması beni çok şaşırtıyor. Siyasi denemelerden oluşan bir kitabın edebi olarak bu kadar göz kamaştırıcı olabilmesi de. Beni pek hakim olmadığım bir dönem hakkında çok müthiş bir yerden aydınlattı. Eleştirilerinin hepsine ayrı ayrı hayran kaldım. Bu yorumu okuyacağını bildiğimden, sana sarılmayı özlediğimi de buradan söylemek istiyorum. Sevgi Soysallar iyi ki varlar. İyi ki bu kitabı hem yazıp hem de bana okutuyorlar.Ve kitabın hiç şaşırtmayacak şekilde en sevdiğim alıntısıyla sona geliyorum.

“Sorun, halkı daha çok sevdiğini, düşündüğünü kanıtlamak değil, halkı gerçekten iktidara getirecek yolları açmaktır. O yollar açıldıktan sonra ne yapmak gerektiğini halkımız kendisini uzaktan sevenlerden daha iyi bilir.”
Profile Image for Özün.
62 reviews
October 31, 2022
sevgi soysal'ın politika dergisindeki köşe yazılarının bir toparlanmış hali bu kitap. yer yer şuanki okuduğum kendince ironik komik köşe yazısı yazan insanlarla aynı üsluba sahip. okuyunca zaten ülkemizdeki köşe yazısı anlayışı demekki 1970'lerde de öyleymiş dedim.

çoğunlukla o dönemdeki hükümet eleştirileri yer yer de kadın meseleleri yer alıyor. kadınları, hapishanede büyüyen bebeleri, kadınların etiketlenişini, isim takılışını anlatmaktan eleştirmekten hiç vazgeçmemiş, canım kadın.

bir de küçük bir alıntı :

"kimileri gereklilikten söz ediyor. mümkün tehlikelerden, kuduzdan. İleriye dönük bir tehlike bilinciyle, yapılanı haklı bulmaya varıyor kimi. (yazıda belirli bir bölgedeki köpeklerin vurularak katladilmesini eleştiriyor, burada bahsettiği bu)

öyledir, aslında belirli bir gereklilik bağlantısı içine oturtulmamış hiçbir kıyım yoktur. buna yatan kafalar, işlerine gelen bir 'gereklilik' lafazanlığıyla insanlık kıyımına da fit olurlar... "
Profile Image for seray.
120 reviews1 follower
March 18, 2025
sevgi soysal'ın okuduğum 3. kitabı. 1976'da yazdığı politika dergisi'ndeki köşe yazılarının derlemesi.

inanılmaz bi sarkazm, iğneleyicilik ve alaycılık. ve tabi ki öngörü. ve tabi ki türkiye'de yaşam mücadelesinin zamansızlığı, yazarın tabiriyle hayat hayat değil, engelli koşu. özellikle türkeş, erbakan ve atatürk eleştirileri; ülkücü erkekleri hiçççç ciddiye almaması???ANNEDİR BİZİM İÇİN. 70'lerdeki pantürkizm heveslilerine anadolu'yu hatırlatması da davalarının ne kadar sönük ve tutarsız olduğunu gösteriyor zaten. ve unutmamak için favori yazılarım ve konularını ekliyorum:

"emektir sevmek", çocuğu gerçekten sevmekten açıyor konuyu ve gençlere geliyor. gençliği sevmek hitabe yazmak değildir diyip ekliyor: "...gençleri sevmediğinizi, kanlarına canlarına girdiğinizi itiraf edin. (...) ve analara bu yüzden kinlendiğinizi itiraf edin. merak etmeyin, analar işkence yapmaz" ya böyle hisli cümlelerini ekliyorum ama hiç boş edebiyatı yok. argümanları, somut örnekleri çok kuvvetli. mesela "karabatak sever sol" yazısı hayatımda okuduğum en iyi muhalefet eleştirisi.

"tedhişçi israil" yazısı, hele bu gündemde o kadar nokta atışı ki. gerçi o zaman daha sıcak bi gündem kurulması vs. ama kupkuru avrupayı eleştirmiyor; filistinlilerin örgütlenmesiyle israil'in işgalciliğini karşılaştırıp terörü tartışıyor. "şefkatli toplumun canavar anası" kadın mahkumları yazmış, bebek c*nayeti çok fazlaymış o zaman, hiç bilmiyodum, çok çok çarpıcı bi yazı.

ya inanılmaz bir arşiv. kadın yazar olduğu için tabi ki yeterince konuşulmuyor. okuduğum için çok keyifliyim!!!!!
Profile Image for Serdar Erenler.
169 reviews
June 30, 2025
Sevgi Soysal’ın 1970’li yıllarda yazdığı köşeyazılarının derlendiği bir kitap.
Yazarın romanlarını çok beğenmesem de köşeyazılarını beğendim.
Otoriteyle dalga geçmekten korkmayan, zor şartlarda bile feministliğinden taviz vermeyen ve keskin kalemiyle kendi safına olanları da eleştirmekten kaçınmayan bir yazar olduğunu yazılarıyla okuyucuya gösteriyor.
Yazarın hayata bakış açısını algılamak ve bir çok şeyin aradan geçen 50 yıla karşı değişmediğini görmek için okunabilir.
Profile Image for Aycan Ünal Batmaz.
49 reviews6 followers
August 11, 2022
1976 yılında yazılan köşe yazıları, isimleri tarihi değiştirsek güncelmiş gibi okuyabiliriz.
Displaying 1 - 6 of 6 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.