Murat Belge, Başka Kentler, Başka Denizler’in 2. cildinde, “seyahatname”sine devam ediyor. Bu “seyahatname”de de kültür, tarih, yemek, insanlar, edebiyat ve sanat; ülkelerin, şehirlerin içlerinde yaşadıkları şekliyle, dönemler arası farklılaşan zenginlik ve fakirlikleriyle anlatılıyor. Amerika bu ciltte yine başköşede ama bu sefer orta-batı özellikle öne çıkıyor; hem de Amerikan siyasal düşüncesinin, siyasal işleyişinin tarihine vurgu yapılarak, incelenerek. Sonra başka bir kıtaya, Afrika’ya uzanıyor “seyyah”ın yolu; Güney Afrika’yı geziyor. Kara kıtanın, kara kaderli bu parçasını anlatıyor. Birinci ciltte de yer alan Orta Avrupa ise, coğrafyanın yine büyük parçası Almanya ile kendine iri bir pay kapıyor. Böylece tarihsel ve kültürel bir Avrupa aktörü, Orta Avrupa anlatısını tamamlamak üzere seyahatnamedeki yerini alıyor. Akdeniz’in iki istisnai ülkesi İspanya ve Portekiz, uzun uzun, neredeyse bütün o yılankavi sokaklarında okuyucuları gezdirerek karşımızda beliriveriyor. Kuzey Avrupa’dan İsveç ve o kadar kuzeyde olmayan Belçika ile kitabın Avrupa kısmı kapanıyor. Bir süre Dubai’de dolaşıyoruz. Kore ise Uzak Asya’nın kitaba davetli tek konuğu. Murat Belge’nin her zamanki rahat dili, esprileri ile “dünyayı gezdirdiği” bu seyahatname, üçüncü ve dördüncü ciltleriyle devam edecek.
Murat Belge is an outspoken left-liberal Turkish intellectual, academic, translator, literary critic, columnist, civil rights activist, and occasional tour guide.
(Bu yorumum iki kitap için.) Gezi kitabından çok tarih kitabı, yazar gittiği yerde az kaldığı ya da uzun zaman önce gittiği için unuttuğu bazı ülkeleri anlatırken kitaba danıştığını söylemiş zaten. Dolayısıyla bir saray hakkında örneğin, kurulduğu zamandan beri başına gelenleri okuyoruz. Beni çok mutlu etmedi kitaplar. Bir de zaten yine jendi deyimiyle, pek çok gezisi bir dernek ile ya da konuşma için olduğundan gezmeyi ihanet sayıp daha çok gidiş amacı odaklı bulunurmuş ülkede. Neden gezi kitabı o zaman. Ya da 30yıl önce 2 gün bulunduğu ya da layover beklerken gezdiği şehirleri anlatmış. Aynı zamanda gezi kitabı azlığından yakınıyor ilk kitabın önsözünde. Kusura bakmayın lütfen ama yazdığınız iki kitapta gittiğiniz ya da ayak bastığınız şehirlerin tarih kitabı, gezi kitabı demek haksızlık olur.