Ondan bize güzel bir roman, güzel hikâyeler kaldı çocuklar. Mebusluklar, siyaset oyunları günü, hali doldurur, oyalandırır belki. Böbürlendirir insanı. Amma ölünce tarihe, hiç sevmediğim tarihe bile mal olmazlar. Sait Faik Abasıyanık
Onun eşsiz hikâyelerinde hayat hep ortasından yakalanır; ne bir başlangıç söz konusudur ne bir düğümleniş ne de keskin sonuçlar. Bir bakıma klasik hikâye sanatı, beylik hikâye tanımı altüst edilmiştir. Selim ileri
Memduh Şevket Esendal sakin, huzur veren diliyle, insanı önce, “Bunda anlatacak ne var ki?” diye şaşırtan ama okuduktan sonra, “Aslında anlatılması gereken tam da buymuş!” dedirten öyküleriyle, yaşanmıyormuş gibi yaşanan anları yakalamaktaki ustalığıyla öykücülüğümüzün temel direklerinden biri. Yazdığı yüzlerce öyküde hep “insanlara neşe verme”yi amaçlamış ve bunu fazlasıyla başarmış bir isim.
Diplomat and politician Esendal, who served as ambassador in Tehran, Baku and Kabul, as a member of the Grand National Assembly of Turkey for four terms, and as Secretary General of the CHP between 1941 and 1945, was also a well-known literary figure. Although he was only seriously engaged in literature for nine years of his life (1923-1926, 1946-1952), he became an important figure in Turkish short story writing. He is the representative of situation storytelling in Turkish literature. His best known work is the novel Ayaşlı ile Kiracıları (Ayaşlı and the Tenants) published in 1934.
Bu adamın öykülerinde Çehov tadı var. Küçük insanların küçük dünyalarında büyük insanlara küçük, kendilerine büyük olan vukuatın öyküleri. 20. yy. başı İç Anadolu coğrafyasından.
Memduh Şevket'in yazımında bunca sevdiğim şeyin tam olarak ne olduğunu belirlemekte güçlük çekiyorum. Yine de şu sıralar Türk yazınının bazı yazarları orantısızca yüceltilir ve el üstünde tutulur, Türk yazını da onlarla sınırlı ve var gibi görülürken Memduh Şevket'in görece geri planda kalmış olmasını yaygın beğeninin niteliksizliğine yoruyorum.
Otlakçı, benim gözümde Türk öykücülüğünün en sağlam örneklerinden biri. Üstelik Memduh Şevket'in dili öyle işlemesiz, öyle doğal, öyle keyifli, öyle eğlenceli ama öyle kıvrakça becerikli ki çoğu kez öykülerin içeriğinden bağımsız olarak yazımın tadını çıkarmaya yönelmek işten değil.
Yazıldığı dönemi düşününce dilinin güzelliğine, detayların inceliğine, gözlem kabiliyetine hayran olmamak elde değil. İyi ki sadece politikayla ilgilenmemiş de bu hikâyeleri yazmış. Yayınevinin önsözü, özellikle M.Ş Onaran’ın detaylı giriş yazısı çok faydalı oldu. Bu baskıda yazarın sıralamasına sadık kalmalarını takdir ettim. Onaran’ın yazısında bahsettiği Türk Dili dergisinin 1974 - Mektup Özel Sayısını da edineceğim.
25 kadar hikayenin yer aldığı, her bir hikayenin halkın içinden geldiği açık açık belli olan güzel bir kitap. Kitabın sonunda küçük bir sözlük var. Sözlükteki sözcükler de koyu renk ile belirtilmiş metin içinde.
TRT Dinle ile audiobook olarak dinledim. Türk yazarlar... Hikayeler çok güzel ve tanıdık hissettirdi. Favorilerimden bazıları: -Ev Ona Yakıştı -Seni Kahve Paklar -İşin Bitti
Yazım diliyle kendine bağlayan ve sürükleyen bir kalemi var Memduh Şevket’in. Türk hikayeciliğini daha iyi anlamak, gelişimini görmek için mutlaka okunmalı.
Yıllardır Çehov tarzı öyküler yazdığını iddia ettiğimiz bir yazar var karşımızda. Halbuki 1920'de Bakü'de görev yaptığında Rusçayı az buçuk öğrenmiş ve Çehov'u da sonradan okumuştur. Çehov'dan esinlenmemiş aksine benzer öyküleri Çehov'u tanımadan çok önce kendisi zaten yazmıştır.
Memduh Şevket aynı Çehov gibi benzer coğrafyaların insanlarını konu edinir. Bu sebeple öykülerin temaları ve finalleri benzemese de iki yazarda da aynı duygu durumlarını ve tespitleri yaşarız.
Mustafa Çevikdoğan'ın kitabın başında yer alan sunuş yazısında bundan çok daha fazla bilgi yer alır. Çevikdoğan'ın anlattığına göre Esendal gençliğinde İttihat ve Terakki müfettişi olarak gittiği Anadolu şehirlerinden yol ve taşra hikayelerini, İstanbul'da dolaştığı mahalle kahvelerinden ise mahalle hikayelerini toplar.
Esendal öykülerinde genel olarak yaşanan olayları müdahalesiz sunar, resmeder. Okurun karşısında veya aklında yer almaz, onunla bir arada yürür. Ona göre; insanlar onun öykülerini okudukları vakit yaşama umudu bulabilmeli, hayattan neşe alabilmelidirler.
Öykülerindeki karakterlerin hala aramızda yaşıyor olması ise belki de onun kıymetinin tekrardan anlaşılmasını sağlar düşüncesindeyim.
Memduh Şevket'in keyifli bir dili var. Kötü ve tatsız durumları anlatırken bile kullandığı dilde o naifliği hissedebiliyor insan. Bunun yanında kadınların toplumda yaşadığı cinsiyetçi sorunlara bile o döneme rağmen çok güzel, ince dokundurmalar yapmış. Anadolu insanını, yeni kurulan bir ülkenin sancısını çok güzel anlatmış öykülerinde.
Daha yeni uluslarası kitapçıya gittim, ne var ne yok bakıp geldim... İçimden bestseller listesindekiler halt ediyor hep diyorum. Nasıl havalı bir anlatım, herkesin başına geldiği gibi acı tatlı, nasıl tam insan öyküler...
Neden bu kadar geç kaldım diye düşündüğüm kitaplardan biri oldu, otlakçı, iki kadın ve şu an hatırlayamadım bir kaç öyküyü çok beğenerek okudum, bu lezzetli tad ile Esendal'ın kulliyatını gözden geçirmeye karar verdim.
Daha önce Memduh Şevket Esendal'ın "Ayaşlı ve Kiracıları" eserini okumuştum. Yazdıklarına bakınca sanki olması gereken yerden uzakta gibi geldi bana. Muhteşem bir anlatım, insana o günleri, yılları yaşatıyor. Çok yalın ve akıcı bir dili var.
Ayaşlı ve Kiracıları'ndan sonra bu sefer de Memduh Şevket Esendal'ın öykülerinin hayranı oldum. O tarihte pırıl pırıl bir dille ince esprili harika hikayeler. İnsanımız da hiç değişmemiş maşallah geçen onca yıla rağmen...
Memduh Şevket en sevdiğim hikayecilerimizden, halkı anlatan, küçük ayrıntıların izini süren bir yazar. Onun karakterleri hiç tanımasak da inandığımı karakterler genelde. Bu öykülerini de çok sevdim.
Öyküler sıcak bir o kadar tatlı geldi. Zor dönemde okudum az da olsa hayattaki acımasız gerçeklikten birazcık alıkoydu. Güzel bir yolculuk yapmak istiyorsanız. Buyrun okuyunuz.
Esendal'ın dilindeki doğallık kitapta dikkati çeken ilk şey. Yaşadığı zamanın eleştirisini (yönetim, jandarma, insanların gündelik davranışları vb.) öylesine basit bir şekilde ifade etmiş ki, söyledikleri eleştiriden çok balkonda oturup mahalleye bakarken yanındakiyle yapılmış bir muhabbeti akla getiriyor.
Hikaye severlere kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitaptır.
I will give it a 4 since it was what I wanted from a story book unlike Ginza Ghost or Büyü Dükkanı. It can be childish but it is a story book what did you expect anyway. Stories are random and cool, it has some misses but at least it was what I wanted as a concept.