"Bugün annem, ilk kez, ben sormadan, babamdan söz etti. Doğum günümden konuşuyorduk. İki gün sonra doğum günüm. Annem, babamın da doğum günüme gelebileceğinden üstü kapalı söz etti. Nereden biliyor? Demek benden gizli görüşüyorlar. Ben de annemden gizli, babamla mektuplaşıyorum. Ama üçümüz bir araya gelemiyoruz. Tuhaf bir bilmece. Babam doğum günüme gelirse sevinçten çıldırırım. Boynuna sarılır, asla gitmesine izin vermem."
Babamın Gözleri Kedi Gözleri, ilkokula giden bir kız çocuğunun günlüğünden oluşan bir roman. Bir gün yeni bir eve taşınırlar. Küçük kız, her gün, o çok sevdiği babasının eve gelmesini bekler. Baba gelmez. Çünkü, anneyle araları açılmıştır. Yine de babasıyla küçük kız arasında küçük haberleşmeler, kısa mektuplaşmalar olur. Duygu dolu, sevgi dolu bir kitap. Sevim Ak, ülkemizde çocuk kitabı yazan en başarılı yazarlardan biri. Yazdığı birbirinden güzel kitapları ardı ardına yayınlayacağız. Bu kitabı resimleyen Behiç Ak da ülkemizin sayılı çizerlerinden. Üstelik de Sevim Ak'ın kardeşi.
Samsun’da doğdu, 1976 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği’nden mezun oldu. 1977-1980 yılları arasındaki biokimya uzmanlık eğitiminin ardından 25 yıl Heybeliada Sanatoryumu’nda ve özel kliniklerde çalıştı. Yazma tutkusu öğrencilik yıllarında artan Sevim Ak’ın ilk öyküsü, 1985 yılında Cumhuriyet gazetesinin pazar ekinde yayımlandı. İlk çocuk kitabı Uçurtmam Bulut Şimdi (1987) aynı yıl Akademi Kitabevi Çocuk Edebiyatı Öykü Ödülü’nü kazandı. TRT için çocuk programı senaryoları, öyküler yazdı; yurtdışında da dikkati çeken öyküleri, Yugoslavya, Arnavutluk, Bulgaristan gibi ülkelerde yayımlandı. “Düşlere Sobe” adlı oyunu İstanbul Şehir Tiyatroları, Horoz Adam ve Korsan adlı kitabından uyarlanan oyun da Ankara Devlet Tiyatroları tarafından sahnelendi. Çağdaş çocuk edebiyatımızın en üretken yazarlarından olan Sevim Ak’ın, aralarında Vanilya Kokulu Mektuplar, Toto ve Şemsiyesi, Domates Saçlı Kız ve Sıcak Çikolatalı Yolculuklar’ın da bulunduğu, 30’dan fazla çocuk kitabı var. Bu kitapların bazıları, Almanca ve Arapça’nın yanı sıra, Kore ve Hollanda gibi çeşitli ülkelerin dillerine de çevrildi. Ak, 2009’da dünya çocuk edebiyatının prestijli ödülü Astrid Lindgren Ödülü’ne, 2012’deyse Hans Christian Andersen Ödülü’ne aday gösterildi. 2000-2007 arasında, ODTÜ’nün İLKYAR Vakfı’yla 160 yatılı bölge okulu ve 30 köy okulunda gerçekleştirdiği öykü okuma ve yazma etkinliklerindeki anı ve izlenimlerini, Güneşin Çocukları adlı kitapta toplamış olan yazarın Gökkuşağı Yazı (2016) adlı yeni çocuk romanı Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlandı. Roman ve öykülerinde esprili, sıcak bir dil kullanan Sevim Ak, İstanbul’da yaşıyor, çocuklar için eğlenceli öyküler düşlemeye devam ediyor.
Türk çocuk edebiyatı yazarı olan Sevim Ak Kimya mühendisliği ve biyokimya uzmanlığı eğitimi gördü. 1985 yılından beri çocuk edebiyatıyla ilgilenmektedir. 1987 yılında, Redhouse Yayınları tarafından basılan ilk kitabı Uçurtmam Bulut Şimdi ile Akademi Kitabevi Öykü Ödülü’nü kazandı. Öyküleri Kırmızı Fare, Doğan Kardeş, Bando, Milliyet Kardeş, Başak Çocuk, Vakıf Çocuk, Kırmızı Bilye gibi çocuk dergilerinde yayımlandı. TRT’nin Portakal ve Zıpzıldır adlı çocuk programları için öyküler ve senaryolar yazdı. 1999’da, Arnavutluk’ta yayımlanan Balkan Yazarları Seçkisi’nde (Tregime) Benim Adım Titi adlı öyküsü Arnavutça olarak yer aldı. Düşlere Sobe adlı çocuk oyunu İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelendi. 17 Ağustos 1999 depreminden sonra Tel Aviv Belediyesi Ruh Sağlığı Merkezi ve Marmara Üniversitesi Vakfı işbirliğiyle yürütülen Marmara Depremi Psikososyal Rehabilitasyon Projesi, yazarın çocuk korkularıyla ilgili 13 öyküsünden yola çıkılarak başlatıldı. Doğu ve Güneydoğu’daki çocuklarla gerçekleştirdiği yaratıcı okuma ve öykü yazma çalışmalarının sonuçları Fransa’da Lignes D’ecritures’in çeşitli sayılarında yayımlandı. Kırık Şemsiye adlı resimli öykü kitabı Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği’nce 2006 yılının en iyi resimli kitabı seçildi.
Beni ebeveynlerle çocuklarının hikayeleri çok etkiliyor kitabı okurken full ağladım gkhd geçtiğnden beri okumak istiyordum sonunda okudum yine full ağladım ben bunu okumuş olsam bir hafta ağlardım valla duygusal biriyim napiyim
Anne ve babası ayrılmak üzere olduğu için ayrı yaşayan Ayçiçek’in baba özlemini anlattığı günlüğünden yaşamına tanık oluyoruz. Sevim Ak, ilkokul yaşlarındaki bir çocuğun, ailesinde ve çevresinde olup bitenlerden etkilenerek, iç dünyasında yaşadıklarını, yine çocuğun ağzından etkileyici ve gerçekçi bir dille okura aktarıyor. 8 yaş ve üzeri için oldukça güzel bir kitap.
Bir kizin gozunden ailesinin varolan durumunu anlamlandirma ve anlama calismasi. Ipucu vermemek icin net ifadeler kullanamiyorum ama aileler icin buyuk gecis donemlerinde kullanilabilecek bir kitap.
Sevim Ak’ın çocuklara yönelik yazdığı bu kitapta her şey yarım kalmış gibi. Bir şeyler ortaya çıkıyor ama devamı gelmiyor. Öncelikle annesiyle yeni bir eve taşınan bir kızın yazdığı günlükten oluşuyor kitap. Baba ise taşınan bu eve gelmiyor. Kız haftalarca günlüğüne babasını ne kadar özlediğini yazsa da okur da babanın neden eve gelmediğini bilmiyor. Anne de bir şey demiyor. Kitabı çevirip arka kapağına bakarsanız sebebini orada görebilirsiniz, kitabın içinde değil. Galiba yazarımız kitabın içine almamış, bari biz kitabın arka kapağına yazalım, demişler.
Kızımız biraz depresif. Babasını oldukça özlüyor. Anne de oldukça ketum. Kıza, babasının neden eve gelmediğini asla söylemiyor. Çocuklara yönelik bir kitapta bu kısım merak unsuru kullanılmış olabilir desek de kitabın ilerleyen bölümlerinde de babanın neden aynı evde olmadığı belirtilmiyor ta ki anne babanın “biz bugün boşandık” deyişine kadar. Bu da çok saçma kalıyor. “Babanla sorunlarımız var ve ayrı evlere çıktık”vari bir cümleyi kitaba yedirmek zor olmasa gerek.
Karakterlerin gelişimi de oldukça kötü. Mesela Bilge, Aynalı Teyze gibi karakterler daha çok yer alabilirken kitapta çok geri kalmışlar. Anne de varla yok arasında. Babanın kızıyla haftalarca -doğum gününe kadar- görüşmemesi ise başka bir tuhaflık. Ben yazdım oldu, mantığı da olmaz. Esas kızımız da biraz şapşal. Suzi denen kediyi annesinin çocukken yaşadığı travmayı bilmesine rağmen dışarı salması tam bir şapşallık.
Babasını çok ama çok özleyen bir kızın duygularını ifade edilirken kızın boşanmayı hemen kabullenmesi ayrı bir olay. Hiç itiraz etmiyor. Hatta “iki evimiz oldu” kafasında.
Çocuk kitabı yazmak zor ama bu kadar da kusurlu olmamalı.
This entire review has been hidden because of spoilers.
"Akşam yemekte lüfer balığı vardı. Suzi kendi tabağındakileri yemiş, bana bakıp miyavlıyordu. Anneme gösterdim. "O bizim en küçüğümüz. Bir parça balık versen ne olur sanki?" dedi. Suzi yüzünden doya doya balık yiyemez oldum zaten. Geçenlerde tabağımdaki istavritleri bana fark ettirmeden bir güzel yemişti bu yüzden kırgınım ona." "Kediyi getirdiğin gece, kulağıma, "Kedi senin diye özgürlüğünü kısıtlamaya kalkma. Sadece koru ve besle onu. Bırak dilediği gibi aşasın," demiştin." Suzi belki iyi arkadaşlar bulmuştur, bizimle olduğundan daha mutludur diye düşünüyorum. Kendi miyav miyavlarından anlayan başka kedilerle birliktedir. Suzi'nin dilimizi öğrenmesini istiyor, onun dilini öğrenmek için en ufak bir çaba bile göstermiyorduk. Hem de hayvanların aptal, insanların ise dünyanın en akıllı yaratıkları olduğunu düşündüğümüz halde" "Bir canlıyı seviyorsun diye tutsak etmek aptalca gelmiyor mu sana?" dedi ve kayboldu. Ona, "Ben de öyle düşünüyorum" diyemedim. Diyecektim. Birden yok oldu. "Sevdiğin bir insanla birlikte bir şey yapmak istiyor ama onu bulamıyorsan, yanında olduğunu düşünürsün, olur biter. Ben bugün bunu denedim."
Annesi ile babası ayrılan bir kızın günlüğü. Annesiyle kalan kız babasından ayrılmanın şaşkınlığıyla yazıyor. Umudunu hiç kaybetmiyor. Kapıdan geçenlere babasını soruyor, onlardan haber alıyor ve onu göremese de bununla yetinmeyi öğreniyor. Böylelikle küçük yaşta büyüyor çocuk. Bir yetişkin olarak bir çocuğun gözünden bakınca aslında ne kadar büyük kalpli olduklarını görüyoruz. Bizim göremediğimiz şeyleri görebiliyorlar. Küçücük ayrıntıları fark edip kendilerine pay çıkartıyorlar ve en az bizim onları düşündüğümüz kadar bizi düşünüyorlar. Onların hayal gücü sınırsız ve mükemmel. Gerçekten büyüklere ders olacak bir çocuk kitabı.