Selamlar Matt Ridley,
Sanırım türü anlamak için seçtiğin yöntemle diğerlerinden ayrıldın, sosyal bilimcilere kaydın. Evrimden çıkıp, çıktığın bu yolda ne güzel bilenerek (Bknz: Matt Ridley’in Bilendikleri) ekonomiye bağlamışsın. Abi kömür madenciliğinden kar etmiş bir neslin soyundan gelen Matt Ridley’in canını sıkmışsınız felaket tellalığınızla, adamı her bölümünde “hallederiz abi yea” dedirten bir kitap yazmaya zorlamışsınız. İnsanoğlunun sonu gelmiyor ya, az sakin olun.
Müsaade varsa şuraya bir özet bırakayım.
Aşırı Özet:
Takas, kolektif zeka, uzmanlaşmış iş bölümü, boş zaman, icatlar, fikirlerin çiftleşmesi, tüketim çeşitliliği, serbest ticaret -> refah ve mutluluk ve özgürlük ve en güzel şeyler.
Normal Özet:
Bakın türümüzü anlamak için kafamızın içine bakmak yanlış. Bu, beyinde gerçekleşen değil, beyinler arasında gerçekleşen bir olay. Modern insanın beyni özel falan değil, farkı yaratan unsur, modern insanın sahip olduğu ticaret ağları, yani onların kolektif beyinleri. Bu süreçte yukarıdan aşağıya dayatılan bir belirlenimciliğin ürünü değil bireysel işlemlerin görünmez eliyle yaratılan aniden ortaya çıkmış bir düzen.
Yeter felaket tellallığınız ya. Karamsarlık zaten her dönem modaydı. Felaketin yaklaştığını söylemek ödüllendirildi, dünyanın iyiye gittiğini söylemek de saflık, duyarsızlık, delilik ve sığ bir aklın belirtisi oldu.
Bakın ben size serbest ticaretle refah dolu bir iyimserliğin kapısını açıyorum, beni takip edin.
100.000 yılı aşkın süre önce Afrika’da bir yerlerde, genlerini değiştirmeden, yeni bir türün ortaya çıkmasına izin vermeden alışkanlıklarını sürekli değiştiren yeni bir insansı tür belirdi. Bu canlı türü takası icat etti (Takas nasıl ve neden icat edildi tam bilmiyorum. Yemek pişirmek insanları farklı besin türlerini değiş tokuş etmeye yatkın hale getirmiş olabilir veya insanoğlu karmaşık toplumlar inşa edip refah içinde yaşaması ve işbirliğini teşvik eden biyolojik bir içgüdüye sahip olabilir. Hangisinin önce geldiği bütünüyle net değil: güvenme içgüdüsü mü yoksa takas mı? Olası olan, insanoğlu geçici olarak ticaret yapmaya başlamış, derken karşılıklı kazanç ve kolektif beynin yararlarını görmüş ve bu da özellikle güven duyup empati kurma konularında becerikli olan insan zihnini mutant biçimlerini öne çıkarma yönünde doğal seçilimi teşvik etmiştir.) ve böylece kolektif bir zekâya kavuştu.
Araya öldürenler, köle yapanlar, el koyanlar girdi ancak yeni takas ve uzmanlaşma biçimleri sayesinde işler yoluna girdi. Yaklaşık 10.000 yıl önce, iklim istikrara kavuşunca türümüz başka canlı türlerini sisteme kattı ve gelişim hızı ivme kazandı. Yaklaşık 200 yıl önce de fosil yakıt enerjisi çıkararak daha çok hizmet alanı yaratacak şekilde faydalanmaya başladı. Verimliliğini arttırmanın sürekli bir yolunu buldu.
Takas, kültürel evrimi birikimli kıldı ve zekâyı kolektif hale getirdi.
Takas da uzmanlaşmayı teşvik etti, uzmanlaşma da bu canlı türünün sahip olabileceği farklı adetlerin sayısını artırdı, her bireyin yapmayı bildiği şeylerin sayısını azalttı. Üretim de uzmanlaşma artınca tüketim çeşitlendi.
Uzmanlar sayesinde bilgi birikimli bir şekilde çoğaldı, böylece her uzmanın üretiminde çeşitliliği gittikçe azaldı, bu da gitgide daha farklı şeyler tüketmemizi mümkün kıldı. Takas, uzmanlaşma ve sonucunda çıkan iş bölümü sayesinde boş zaman yaratıldı. Uzmanın yeni ve zahmetli bir teknik gelişmeye zaman harcamak için bahanesi oldu, icatlar öne çıktı.
Takas icatları getirdi ve icatlar da çağdaş iktisadı doğurdu. Fikirler arası artan takas, yenilikleri hızlandırdı. Fikirler buluştu, karıştı, çiftleşti ve değişim geçirdi (Son iki yüzyılda ekonomik büyümenin bunca hız kazanmasının sebebi, fikirlerin hiç olmadığı kadar çok harmanlanmasıdır).
Yine savaşlar başlatıp, itaat talep edenler, bürokrasi inşa edenler oldu fakat takas ve uzmanlaşma devam ederken türün kolektif zekâsı da görülmemiş sevilere ulaştı. Bütün dünya bir ağ haline geldi ve her yerden gelen fikirler karşılaşıp çiftleşebilir hale geldi.
İnsanoğlunun takası ve uzmanlaşması bir yerlerde palazlandığı sürece, kültür evrimleşecek ve neticede refah yayılacak, teknoloji ilerleyecek, yoksulluk ve hastalıklar azalacak, doğurganlık düşecek, mutluluk artacak, şiddet körelecek, özgürlükler genişleyecek, bilgi serpilecek, çevre iyileşecek, yaban hayat genişleyecek.
Bu yolda karşınıza artan yoksulluk, yaklaşan kıtlıklar, genişleyen çöller, eli kulağında bekleyen salgın hastalıklar, yaklaşan su savaşları, petrolün kaçınılmaz tükenişi, maden kıtlığı, düşen sperm sayısı, incelen ozon tabaksı, asitlenen yağmurlar, nükleer kışlar, vCJD (deli dana) salgınları, Y2K türünde bilgisayar yazılım hataları, katil arılar, cinsiyet değiştiren balıklar, küresel ısınma, okyanus asitlenmesi, göktaşı yağmurlarını anlatacaklar. Hepsi geçti, geçecek. Hepsini hallederiz. Önümüzdeki en büyük problem Afrika ve iklim. Merak etmeyin verimi artırmak için bir yol keşfedilecek, yeni enerji biçimleri çıkacak. Afrika’da ihtiyacı olan yaşam standartlarını ekonomik büyümeyle alacak. Diğerleri zaten konu bile değil.
Matt Ridley'in Öngörüleri:
Bakın, ekonomik ilerleme için yenilik ve değişim konusunda ısrarcı olun, uzmanlaşma ve takas bünyesindeki ticaret, teknoloji ve güven araçlarını serbest bırakın ki refah dolsun. Gelecekle ilgili öngörülerde baştan hata yaptığımı kabul ediyorum ama:
- Takasbilim gelişmeye devam edecek,
- Zeka daha kolektif olacak, yenilik ve düzen çoğunlukla aşağıdan yukarıya dayatılacak, uzmanlaşma gerektiren işler artacak, boş vakit faaliyetleri daha fazla çeşitlilik kazanacak,
- Büyük şirketler, siyasi partiler, devlet bürokrasileri ufalanıp parçalanacak, kısa ömürlü yatırım fonları ve butik şirketler bunların yerine serpilecek,
- Aşağıdan yukarıya işleyen dünya, bu yüzyılın esas konusu olacak, bireyselleşecek,
- İnsanlar, uzmanlık ürünü imalatlarını çeşitlenmiş tüketim karşılığında takas etmenin daha serbest yollarını bulacak.
Matt Ridley’in Bilendikleri:
- İnsanları endişe ve tetikte olmaya ikna edenler, akıl dışı korku körükleyenler, felaket çığırtkanları, her on senelik dönemde karamsar bir dönüm noktasına geldiğimizi söyleyenler,
- Köktenci çevreciler,
- Organik hareket önderleri, Batılı kampanyacıların lobi faaliyetlerini yürütenler,
- GD gıdaların güvenli olmadığını, genlerin tür bariyerini aşmasının doğal olmadığını söyleyen, kar amaçlı alınıp satılıyor diyen lobi örgütleri,
- Greenpeace, Dünya Dostları Vakfı,
- Fosil yakıtlara giydirenler,
- Bioyakıt sanayisi,
- İklim değişikliği tezi savunucuları,
- Doğal dünyanın mükemmel bir denge durumunda olduğunu ve ekosistemin yaşadığı her dengesizlikten sonra bu dengesizliğe döndüğünü söyleyenler,
- Zengin insanların mutlu olmadığını söyleyenler,
- Girişimciliği engelleyenler,
- Kendi kendine yetenler, kendi yağında kavrulanlar (pis fakirler), yerli sanayiciler, korumacılar,
- Sanayi devriminin, kaygısız ve neşeli köylüleri şeytani atölyelere tıkabasa doldurup yaşam alanlarını kirleterek büyük bölümünün yaşam standartlarını aşağıya çektiğine ve insanların orada sağlıklarını iflas edene dek çalıştırıp erken yaşta öksüre öksüre ölmelerine sebep olduğuna inanmak konusunda Karl Marx’ın izini takip edenler,
- Şirketleri canavar gibi gösterenler,
- Çağdaş dünyanın günahkar savurganlığından hayıflananlar,
- Ekonomik büyümenin sona ereceğini karamsar bir edayla tahmin eden ekonomistler,
- Geçmişi özleyen aristokratlar,
- Dindar muhafazakârlar,
- Kızgın anarşistler,
- Devletler, imparatorluklar, büyük bürokrasiler, şefler,
- Büyük şirketler,
- Dinler, rahipler,
- Hırsızlar,
- Geleneksel anlatılar, ticaret tarımla mümkün olducular,
- Geçmişe bugünden çok farklı bir yermiş gibi davranan, geçmişi kendi gizemli ritüellerine sahip bir yer sayan pek çok antropolog ve arkeologlar,
- Yukarıdan aşağı dayatmalar,
- Nüfus kontrolcüleri, patlayan nüfus çığırtkanları, Malthusçular, kentlerin serpilmesinden iğrenen Amerikan Çevreciler, kırsaldan kente göçten iğrenen nüfusbilimciler.