Ancient Greece has for too long been studied in isolation from its Near Eastern neighbors. And the ancient Near East itself has for too long been seen as an undifferentiated cultural monolith. Classics and Near Eastern Studies, in our modern universities, continue to be separated by various disciplinary, linguistic, and ideological walls. Yet there is a growing trend to dismantle these divides and look at the Greek world within its fullest geographical and cultural contexts.
This book aims to bring the comparative study of Greek and Near Eastern cosmogonies to a new level. It analyzes themes such as succession myths, expressions of poetic inspiration, and claims to cosmic knowledge, as well as the role of itinerant specialists in the transmission of theogonies. Rather than compiling literary parallels from different periods and languages and treating the Near East as a monolithic matrix, the author focuses on the motifs specific to the North-West Semitic tradition with which the Greeks had direct contact in the Archaic period. Focusing on Hesiod’s Theogony , the Orphic texts, and their Ugaritic, Phoenician, and Hebrew counterparts, Carolina López-Ruiz avoids traditional diffusionist assumptions and proposes instead that dynamic cultural interaction led to the oral and intimate transmission of stories and beliefs.
Eser beş bölümden, giriş ve bir ek bölümü içeriyor. Giriş bölümünde Kuzey Sami Halklarının(Suriye-Fenike) Hesiodos bağlamında Yunan Teogonisine etkisi ve diğer etkileşimlerin tartışılacağı anlatılıyor. 1. Bölümde Yunan ve Batı Anadolu'da Fenike varlığı ortaya konuyor ve Doğu Akdeniz'in Anadolu'da komşusu olarak, Hititler ile arasına bir Akha varlığı ekleniyor(Ahayiwa bağlamında). Oysa bu iddia su götürür bir iddia olduğu gibi, Ahayiwa'nın Kilikya(Hiyawa yer ismiyle özleştirilir) olduğu tezinden söz edilmez bile. 2. Bölümde Musalar ve Vahiy(ilham) ilişkisi üzerinden Doğu Akdeniz ile bir bağlantı ortaya koyulur. Bölümün devamında Doğu Akdeniz'de taş ve ağaç motifi üzerinden bir bağlantı kurulur. 3. Bölümde ise soy mitleri arasındaki benzerliklerin benzerlikleri ve farklılıkları ele alınır. 4. Bölüm Orpheusçu ve Fenike Teogonisi ilişkisini ele alır. Hesiodos ve Orpheusçu Teogonilerin iki ayrı geleneği yansıttığı sonucu verilir. 5. Bölüm Yakındoğu, Hint-İran, Mısır ve Doğu Akdeniz kültürünün hangi yolla Yunan dünyasına taşındığını tartışır ve Karma aile olgusuna vurgu yapar. Tüccar ve gezgin sınıflar da bu bölümde ele alınır. Ek bölümde ise Kutsal Ağaç ve Kutsal Taş konusuna tekrar vurgu yapılır.
Kitap Doğu Akdeniz'in Yunan halkını etkileme konusunu ele alır ve birçok konuda baş figürü oynadığını kanıtlamayı amaç edinir. Ama Hurri-Hitit, Yakındoğu, Mısır ve Hint-Iran etkisini bir kenara atmaz. Hitit ve Doğu Akdeniz'in aracı olduğu, belki de bu iki aracının Geç Tunç çağında ortak bir pota oluşturarak(Kilikya üzerinde durulur), kültürü iki farklı gelenekten Hesiodos ve Orpheus(ve Pythagoras ile Dionysos inisiyeleri) aktarıp, onların bu öğeleri işleyerek yeni Teogoniler yaratmış olabileceğini tartışır.
Kitabın ana tezi öncelikle Eski Yakındoğu - Yunan edebi gelenekleri içerisindeki ortak motiflerin alışverişinde, Kuzey Suriye toplumlarının önemli bir rolü olduğudur. Yazar Doğu - Batı arasındaki ayrımı ortadan kaldırarak, yeni bir yaklaşımla, Akdenizin kültür alışverişleri üzerinde durur ve bu alışverişin tek taraflı değilde karşılıklı olduğu ve köklerinin daha eskiye dayandığını söyler.
İndirgemeci yaklaşımlardan kaçınınan yazar özellikle etkileşimlerin bir süreklilik içerisinde erken dönemlerden başlayarak, çok daha grift bir ağ içerisinde gerçekleştiğini belirtir. Arkaik dönem Yunan kozmogonik ve teogonik metinlerini inceler ve Yakındoğulu muadilleriyle karşılaştırarak, basit anlamda tek taraflı tek yönlü ve tek seferlik bir alışverişin olmadığını, bunun karşılıklı ve zamana yayılan bir olgu olduğu üzerinde durur. Bir diğer dikkat çekilen nokta ise bu alışverişlerin, temasların sadece tüccarlar aracılığıyla olmadığı, aile bağları, zanaatkarlar, din adamları gibi unsurların da etkisiyle olduğudur. Bu bağlamda Kuzeybatı Sami bileşeni önemli bir eritme potasıdır. Yeni bir bakışla Yunan dünyasındaki doğu motifleri güney Anadolu ve Kuzey Suriye aracılığıyla gelmiştir. Ayrıca Yunan edebi geleneğindeki doğulu motiflerin kökü Geç Bronz Çağı’na uzanmaktadır.
Hesiodos’un Teogonia’sı ve Orpheusçu kozmo-teogonik gelenek, hem Yunan hem Doğulu motifler içerir. Karşımıza çıkan ortak motiflerin bilimsel olarak araştırılması Doğu Akdeniz toplumlarının ( Hurri-Hitit, Kenan, Mezopotamya, Mısır) birbirleriyle iletişimleri, nasıl ilişki kurdukları, kültürel ve fikirsel alışverişlerini anlamada önemlidir. Tüm bunlar insanların, toplumların hareket etmesiyle gerçekleşir, toplumlar yer değiştirir birbirleriyle temas eder, bu evrenseldir ve günümüzde de böyledir.
Bir diğer yazarın önemli bir yaklaşım sergilediği yer ise Yakındoğu çalışmalarında her toplumun her bölgenin kendi içerisinde çalışılması ve anlaşılması, Doğu çalışmalarında tüm çalışmaların ortak bir “Yakındoğu” potasında ertilmemesi gerektiğidir.
Batılı anlayışın, medeni Yunan ve Roma (Avrupa) ile egzotik Doğu (Avrupa’nın sömürgesi Hristiyan olmayan ülkeler) arasında yarattığı ayrım bu gibi çalışmalarla kırılmalıdır. Doğu Akdeniz çalışmaları bu tür ayrımlar olmadan yürütülürse, bahsettiğimiz toplumlar daha iyi anlaşılacaktır. Tüm toplumlar, kültürler kendi içlerinde biriciktir, ama çeşitli unsurların bileşimleriyle şekillenmiştir.
Five stars. Having worked in the Greek this summer semester covering Hesiod’s Theogony, and being a lover of Ugaritic and Hebrew myths, Carolina López-Ruiz’s work was delicious. This was so worth the read, and the footnotes and sources were rich. One thing I know, I have to read M.L. West’s work.
Wonderful read. Exposed me to all kinds of myths and legends I'd never have heard of otherwise, along with lots of historical and cultural details. I was especially interested in just how widespread the storm-god succession motif (and its complications) was, especially the image of Kronos as both a deposed god of better times and as a monstrous figure reminiscent of Yaldabaoth, and the brief discussion of the connection between foreignness and divinity in Greece. This is definitely one I'll be thinking about in future reading.
Chapters 3 and 4 are the core of the book: 1 and 2 provide context and justification for the author's thesis, and 5 is a discussion of the role of cosmogony in culture and a synthesis of the previous 4. If you're strapped for time or find the first two chapters a drag, read 3 and 4 first, which cover the bulk of the author's evidence and discussion, and are overall the most interesting, then the remainder if you're still interested.
Assumes some knowledge of Greek cosmogonies, but not much. The language overall is academic but not especially jargony or difficult.
From our pages (Nov–Dec/10): "When the Gods Were Born examines the nuanced cultural interchange between ancient Greeks and their neighbors, looking at Near East influences on myths such as Hesiod’s Theogony, the seminal Greek poem relating the origins of the gods. Some words and names in the story, for example, suggest Northwest Semitic etymology. The book breaks down linguistic and ideological barriers to our conventional understanding of these ancient religions, often studied in isolation."
Solid, erudite scholarship. The breadth of Lopez-Ruiz's knowledge of ancient languages and cultures, including Greek, Hebrew, Phoenician, and Ugaritic allows her to draw connections between mythic themes and tropes that more narrowly educated classicists or semitists might miss. It also allows her to construct a wholistic and balanced picture of syncretic cultural, religious, and mythological exchange in the Ancient Mediterranean World.
Interesting but overdetermined thesis. Chapter 3 was the most convincing. The book did alert me to the idea of "shared taxonomies" and Pardee's comparison of the Ugaritic cycle with Philo. The shard with Asherah was a really fun bit of info.