Siz hiç 150 kilo oldunuz mu? Sizin hiç yabancı bir ülkede bavulunuzu kaybettiğiniz, sabahları mısır gevreğine bira döküp hayatta kalırken günlerce tek kelime bile konuşmadığınız, dayak yedikten sonra girdiğiniz komadan bir gözünüzü kaybetmiş olarak çıkıp tekrar parklara döndüğünüz, annenizi kaybettikten sonra hapiste yatarken babanızı kaybettiğiniz oldu mu?
Benim oldu.
Peki ya sonra o yabancı ülkenin dilinde şakır şakır konuşup hatta seslendirme yönetmenliği bile yaptığınız, o ülkedeki filmlerde başrol oynadığınız, 70 kilo verip filinta gibi olduğunuz, yeni ve mutlu bir hayat kurduğunuz, elinizi attığınız her işi altın yumurtlayan tavuğa çevirdiğiniz, her saniyenizi gülümseyerek geçirdiğiniz, hayatta istediğiniz her şeyi elde etmeye başladığınız oldu mu?
Kişisel geliş kitaplarından ilk okuduklarımdan biriydi. Zamanında çok işime yaramıştı aslında ama zaman içinde pek çok şeyi unuttum. Eğlenceli bir dille yazılmış güzel ve işlevsel önermeleri var. 😉
Yaydığım enerjiyi fazlaca sorgulatan eğlenceli bir kitaptı. Okumaya evrenin sırrını çözme amacıyla başlamamıştım zaten fakat bir iki öğreti beni umduğumdan daha çok etkiledi ve eminim gelecekteki beni etkileyecek.
Aslında 4 yıldız vermiştim fakat bir yıldız daha vurgular büyük harfle yapıldığı için kırılıyor. Her vurgulanan kelimede bana bağırılıyormuş gibi hissetmek hiç hoş değildi.
Çoğu sayfada “bu konuda zaten hemfikiriz” deyip hızlıca geçtiğim de oldu. Kitabın yarısından çoğu “biz de böyle şanssız doğmuşuz kardeşim” şeklinde düşünen süper negatif kitleye hitap ediyor gibi gelse de her sayfayı keyifle çevirdim.
Şu an sahip olduğum şeylerin ne kadar değerli olduğunu anlamama yardımcı oldu. Okuduğum teknikleri belki birkaç aya unutabilirim, genelde öyle oluyor. Hiç unutmak istemediklerimi buraya not almak istiyorum.
1. Olumlamaların gücünün farkında ol. “Mezun olacağım.” yerine “Mezun oluyorum.” demek daha inandırıcı bir yaklaşım. Gelecek zaman bir gereklilik gibi görünüp beni endişelendiren bir sorumluluk gibi görünürken, geniş zamanda düşünmek inanmaya teşvik ediyor. “Mezun oluyorum! Bu tamam. Üzerinde düşünmeye bile gerek yok. O zaman sonraki adıma geçelim.” Bunu her alanda uygulamaya çalışacağım.
2. “Önce istediğini elde etmiş bir kişi haline gel (o kişi olmuş gibi yaşamaya başla), sonra zaten istediğin otomatik olarak senin olacak.”
3. “Sinirlenmenin tek sebebi o konuya veya olaya dair bir korkun olması.” Bu korku da kabullenmemekten geliyor olabilir.
Kariyer üzerine olan sayfalar özellikle ilgimi çekti. Dışarıdan kariyerimin gidişatının nasıl göründüğü gerçekten umrumda değil fakat ben bu konuda yaydığım enerjinin oldukça kötü olduğunu düşünüyorum. Hep yetersiz hissediyorum. Yaptığım çoğu şeyi beğenmiyorum. Ya çok iş alıp yetiştiremediğim için ya da tamamen bütün işlerden uzaklaşıp kendimi geliştiremediğimi düşündüğüm için yaydığım enerji uzun zamandır düzelmedi. Bunda okulun etkisi çok büyük. Kattığı şeylerin yanında benden götürdükleri eminim daha fazladır. Liseden beri tasarımla iç içeyim. 16 yaşındaydım desem, 7 yıla yakın olmuş. Benimle eşit şartlarda, belki de bu işe daha az zaman ayırmış kişiler normal bir işe sahip olurken ben yapmış olduğum 4 staja rağmen stajyerlik teklifi alıyorum. Buna rağmen kabul etmiyim bunu, artık bir zahmet Jr. olayım bile demiyorum. Ne gelirse kabul ediyorum çünkü sadece bunu hak ettiğimi düşünüyorum. Bu büyük bir problem. Eminim bir gün noktaları birleştirip iyi ki o stajları kabul etmişim ve o insanlarla tanışmışım diyeceğim ama gelen teklifler değil daha iyisini hak etmediğimi düşünmem beni gerçekten mutsuz eden bir durum. Bunun tek suçlusu benim tabii. Yaptığın işleri beğenme, paylaşma... Eee? Kim senin neyi ne kadar yapabildiğini nereden bilecek?
Mükemmelliyetçilik denen şey imkansızı aramak ve siz onu yakalamaya çalıştıkça geri götüren bir şey. Kariyerim konusunda yaydığım enerjiyi değiştirmek için elimden geleni yapacağım. Buna mümkünse “mükemmel olmayan” bir portfolyo hazırlayarak ve yaptığım işleri iyi kötü demeden paylaşarak bir son verece... öhm veriyorum! 😅
Hayat her şeyin tersini gösterecek kadar uzun veya ben göz açıp kapayıncaya kadar değişiyorum, bilemiyorum. Çok edebi ama bir o kadar da melankolik kitaplar okuyup çok sanatsal ama içimi karartan filmler izliyordum. Tabi kişisel gelişim kitaplarına magazin muamelesi yapıp küçümsüyordum. Bunun için kendimi haksız görmüyorum aslında kopyala yapıştır cümlelerle dolu, tabular, tılsımlar veren kitaplar dizili raflarda. Bu kitabı sevdim. Hayatı deneyimlemek, keyif almak ve hep duygularımızı olumluda tutmak gerçekten önemli. Şartlar ne olursa olsun, kendi modunu yükseltebilmek çok önemli. Her zaman sevinçten uçmak değil kastım ama her zaman kendi elinden tutabilmeli, sırtını sıvazlayabilmeli insan. Çok parasız olup mutlu olan insanlar, çok koşturup yorulan ama hep hayatından memnun olanlar bu sınıfta bence. Başarmam gereken bir şey varsa bence bu olmalı, hep umudu yeşertebilmeli.
Yıldızı daha sonra vereceğim, etkilerini gözlemledikten sonra. Sadece şunu söyleyeyim, adamın anlatımı hoşuma gitti, verdiği örnekler de. İlk kez bir kişisel gelişim kitabı okurken -ki aslında bu kitabı böyle değerlendirme taraftarı da değilim- sıkılmadım, bu ne saçmalıyor demedim ve üstelik gayet keyif aldım.
Bu kitapta bilmeden uyguladığım bazı şeylerin hayatıma nasıl etki ettiğini gördüm, son bir ayımı nasıl geçirdiğimi bilseniz... İlişkiler ve para konusunda söyledikleriyle de adamı alkışladım. Ve baştan not, Aykut Oğut'un anlattığı hayatı ne kadar gerçek ne kadar yalan bilmiyorum, umrumda da değil.:)
2015'in son kitabı! İyi ki de okudum. Boş okumayıp cidden kendi hayatınızı düşünerek kitabı yaşarsanız yanlışlarınızı, düzeltmeniz gerekenleri, neyi nasıl düzelteceğinizi/değiştireceğinizi görebilirsiniz. Uygulayıp uygulamamak, yazılanları kulağınıza küpe gibi takıp takmamak size kalmış. Ama kitap normal sıkıcı kişisel gelişim kitaplarından değil. Sıkılmadan okunan bir kitap. Tavsiyedir!
Bu kitabı gönüllü The Secret Koçluğumu yapan arkadaşımın ısrarları üzerine aldım ve sıradaki kitaplarım biter bitmez okumaya koyuldum. The secret ve secret for soulmate okuyanlar için içerik pek yabancı gelmeyecektir. Ancak yazarın kullandığı dil çok eğlenceli. Kitabın iskeleti yazarın kendi yaşantısından ya da yakın çevresinden verdiği örnekler üzerine oturtulmuş. Yazar yaşadıklarını okurlarına bir nevi ibret olsun diye anlatmış. Biraz da inandırıcılığını arttırmak istemiş yazdıklarının.
Kitapta aşk, kariyer, para gibi konular için negatif düşünceden pozitif düşünceye yapılan geçişler örneklerle anlatılmış. Kitap okuyanları gereksiz teorik bilgiye boğmadığı gibi, kullanılan esprili cümleler bazı bölümleri okurken yüzünüzde bir gülümse belirmesine sebep oluyor.
Lafı daha fazla uzatmayayım. Kişisel gelişim kitaplarını sevenler bu kitabı okumaktan pişman olmazlar. Bilimsel, mutlak bilgi haricinde bir şeye inanmayanlar ise kitabı kafa boşaltmak için bir otobiyografi okuyormuşcasına okuyabilirler
Harika harika harika! Aykut Bey'in hayat vizyonu ve yaşadığı şeyleri okurlarına samimiyetle dürüstlükle paylaşması inanılmaz ilham vericiydi. Altını çize çize okudum, hala doyamadım 😻👀
Aslında kişisel gelişim kitapları okuma dönemim çok gerilerde kaldı, lisedeyken ilgi duyar ve okurdum bazen. Bu kitabı ise çok sevdiğim ve saygı duyduğum Deniz ablamın tavsiyesi üzerine okudum. Kendisi günde bir ya da iki kitap okuyabilen ve bu kitaplar genellikle ansiklopedi gibi yoğun bilgi içeren aslında ben okusam hemen yoğunluğundan ötürü başında uyuyakalabileceğim türden. Bana odağımı biraz değiştirmem için tavsiye etti belki de bu kitabı. Şimdi gelelim artık kitaba, yazar sizinle konuşur gibi bir dil kullanmış ve hayatta da uyguladığı bir takım beyin egzersizleri var, bunların da faydasını görmüş. Kitap 'kendini okutan' cinsten. Hiçbir şekilde sıkılmadım, bu okumak için cezbeden bir nokta. Hayatınıza da belirttiği hususları uygularsanız yararlı olacağına inanıyorum, bu uygulamadan kasıt ise bakış açınızı değiştirmek.
Bu kitabı okumanız için zamanının gelmesi gerekiyor. “Evren” ve “enerji” kelimesi yanyana gelince size klişe geliyorsa, doğru zamanda değilsiniz. Bu kitabı anlayarak okumak için farklı yaklaşımlara alan açmanız önemli. Kitabı aldıktan 5 sene sonra okuyabildim, doğru zaman o zamanmış :) Altını çize çize, sindire sindire okudum. Hala da okuyorum. Dönüp aldığım notlara, kendime göre başlıklara göre ihtiyacım olan bölümleri okuyorum. Her seferinde de iyi, çok iyi geliyor. “İyi ki” dediğim, dedirtecek bir kitap. Alın, başucunuzda dursun.
Çok keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. İçerisinde çok faydalı şeyler yakaladım ve doğal anlatımını genel olarak beğendim. Eminim beğenmeyen çok kişi olacaktır, saçmalamış adam resmen, parayı vurmuş konuşur tabi diyenler olacaktır... Herkese göre diyemesem de, kesinlikle okumalısınız. Belki size de bir noktada bile olsa dokunur ve bir tık daha mutlu olmanızı sağlayabilir.
Kesinlikle hayata bakış açınızı değiştirecek. Verdiği anahtarları doğru kullandığınızda faydalarını günlük hayatınızda görebileceğiniz bir kitap olmuş. Fazlasıyla bu tip kitaplara ön yargı var ancak ben yaşantımda etkilerini gördüm tavsiye ederim.
Aykut Oğut Türkiye'de kişisel gelişim kitapları yazarlarından biri ve kitaplarında işe yarar şeyler bulmak mümkün. Evrenden Torpilim Var kitabında da yine tek sayfaya sığabilecek işe yarar şeyleri koca bir kitaba serpiştirerek kitap adı altında sunuyor.
Katılmadığım çok detay olsa da katıldığım ve gidiş yolundan olmasa da sonuç olarak doğru bulduğum çok şey var. Dolayısıyla tüm katılmadığım şeyler için de "benefit of the doubt" ile yaklaşmayı düşünüyorum. Okurken beni rahatlatan, huzur veren bir kitap oldu enteresan bir şekilde. Hiç de fena değil.
Çok akıcı bir kitap, kendi hikayeleriyle evrenin gözümüzün önünde olan ama görmeyi seçmediğimiz, kendimizi karanlıktan nasıl çıkarabilrceğimizi gösteren güzel bir kitap.
aslında söylediği şeyleri cidden haklı buldum sanırım. enerji meselesine ben de inanıyorum. ama nolursa olsun kişisel gelişim okumak hiç benlik değil ya. yok, olmuyo.