The Grandchildren is a collection of intimate, harrowing testimonies by grandchildren and great-grandchildren of Turkey's forgotten Armenians--the orphans adopted and Islamized by Muslims after the Armenian genocide. Through them we learn of the tortuous routes by which they came to terms with the painful stories of their grandparents and their own identity. The postscript offers a historical overview of the silence about Islamized Armenians in most histories of the genocide.
When Fethiye cetin first published her groundbreaking memoir in Turkey, My Grandmother, she spoke of her grandmother's hidden Armenian identity. The book sparked a conversation among Turks about the fate of the Ottoman Armenians in Anatolia in 1915. This resulted in an explosion of debate on Islamized Armenians and their legacy in contemporary Muslim families.
The Grandchildren (translated from Turkish) is a follow-up to My Grandmother, and is an important contribution to understanding survival during atrocity. As witnesses to a dark chapter of history, the grandchildren of these survivors cast new light on the workings of memory in coming to terms with difficult pasts.
Ayşe Gül Altınay teaches anthropology, cultural studies, and gender studies at Sabancı University in İstanbul. With Yeşim Arat, she won the PEN Turkey’s Duygu Asena Award in 2008 for their book Gender Based Violence in Turkey.
Tarihin karanlık sayfalarını en samimi şekilde sözlü tarih çalışmaları aydınlatır bana göre. Bu kitaptaki hikayelerde bana en çok dokunan suskunluklardır yaşanan acı kayıplardan sonra elbette. Fethiye Çetin'in kendi ananesinin öylüsünden yola çıkarak yazdığı 'Anneannem'isimli kitabını da okumak önemlidir. Sanırım her zaman olmasa da çoğu zaman malesef 'insan insanın kurdudur'.
ölüm ve sürgünden müslümanlar tarafından eş ya da evlatlık olarak alınmak suretiyle kurtulan ermeni nenelerin/dedelerin hikâyesini, bu hikâyelerin torunları tarafından keşfedilişini ve böyle bir geçmişe sahip olmanın torunlar açısından getirdiği zorlukları torunların ağzından dinliyorsunuz. 1915'e ait katledilme hikâyeleri, bu hikayelerin bugüne bıraktığı 'ermeni fırını, ermeni uçurumu, ermeni kuyusu' gibi izler, nenelerin/dedelerin bu acılarını kendilerine saklayışları, farklı sosyal-kültürel durumlardaki torunların geçmişlerini/geçmişi ve kendilerini keşfetme sureci ve çözüm arayışları... sadece geçmişi değil, içinde yaşadığımız toplumu (ve onun çeşitli sorunlarını) da farklı bakış açılarından sunuyor. çok sürükleyici bir kitap.
Fethiye Çetin'in "Anneannem" kitabının açtığı yoldan ilerleyen, farklı yaş ve coğrafi yerleşimlerden gelip tamamı Tehcir sırasında bir şekilde kurtarılıp Müslüman ailelere verilerek büyütülen Ermenilerin torunlarının 2000'lerin başında anlattığı aile ve kişisel hikayeleri. Son derece etkileyici ve düşündürücü deneyimler.
"Bu hikayeleri okurken her birimizin kendimize sorabileceğimiz sorular var: Şimdi bu çocuklar ve torunlar karşımda olsa onlara ne söylemek isterim? Ben onlardan biriysem, başkalarının bana ne söylemesini isterim? Burada hikayelerini paylaşanlarla benim aramda nasıl bir ilişki var? Onların hayatını bu kadar zorlaştıran bu suskunluğa ben, akademisyen, yazar, gazeteci, siyasetçi, komşu, arkadaş, vatandaş olarak nasıl katkıda bulunmuş olabilirim? Başka ne tür suskunluklara katkıda bulunuyor olabilirim? Bu suskunluklar bana ne tür ayrıcalıklar, başkalarına ne tür bedeller getiriyor olabilir? Ve belki de en önemlisi, bu suskunluk katmanlarını hep birlikte nasıl çözebilir, nasıl birbirimize iyi gelebiliriz?"
''Eğer bu kitaptaki hikayelerin de gösterdiği gibi 1915 felaketinde müslümanlaş(tırıl)arak hayatta kalan Ermeni'lerin çocukları ve torunları her yerde ise, neden onların hikayelerinden bu kadar geç haberdar olabildik ve onlara dair bildiklerimiz neden hala bu kadar sınırlı''. Kitabın son bölümünde izi kaybedilen kadınların ve çocuklarla ilgili araştırmaların azlığı, '' sahipsiz'' sıfatı ile tanımlanmaları, suskunluklarının hala sürmesi ile ilgili bri tartşma bölümü var, yeni okumalar gerektiriyor.
Birbirimize iyi gelmek için hikayelerimizi, bizden saklanan hikayeleri bilmemiz gerekiyor.
Anneannem, bir çırpıda okuduğum ve etkisinden çıkamadığım bir kitap oldu benim için, Torunlar’ı ise az önce bitirdim. Özellikle tarihi devletin yazdığı gibi bilen ve bilmek isteyenlerin okumasını çok isterim bu kitabı, belki bir şeyler değişir bu sayede, özür dilemeyi ve de birlikte yaşayıp yaşatmayı öğreniriz.
Such a moving book! This book contains stories of people in Turkey who discovered that they had Armenian relatives/ancestry. Each story is unique, and provides some insight into the trauma experienced caused by ethnic violence and how individuals today are resisting nationalist discourses about Turks and Armenians. Not sure if there is an English translation....
Ne turklerin ne de ermenilerin teorilerinin bir turlu kapsayamadigi, muslumanlas(tiril)mis ermenileri, ozellikle kadin ve cocuklari, gundeme getiren hosca bir kitap.
Anneannemin devamı. En az onun kadar şok edici. Bu toplumun bir bireyi olarak beraber yaşadığım insanların böyle travmaları olduğunun farkında bile olmamak ise utanç verici