Bir drag şov yıldızı olan Ponpon'un yeni satın aldığı şehir dışındaki lüks evinde komşusu olan kibar beyefendi doktorların ömrünün sonuna geldiğini söylemesi üzerine gerekli gördüğü cinayetleri işlemeye girişir. O arada Altımermerli travesti Gönül, Ajda Pekkan'ın çalınan elmaslarının peşine düşer. Bu kitabın kapağını açarken sıradan olan ne varsa unutmalısınız.
ABD'den Tayvan'a onlarca ülkede yayınlanan ve dünya çapında yüzbinlerce hayranı oluşan Hop Çiki Yaya serisi polisiyeye getirdiği seksi ve yeni yaklaşımıyla okura benzersiz bir macera vaat ediyor... Dizi, gökkuşağı renklerindeki sırtlarıyla bir kez daha toplu halde Nar Kitap'ta.
İstanbul'un Miss Marple'ı; tek farkla tvit etekler yerine üstüne yapışan deriler giyiyor. -Daily Telegraph-
"Şaşırtıcı, eğlenceli; bu cinayet romanlarını sakın kaçırmayın." -Sunday Times-
"Bu kitaplar kapuçino gibi; üstteki köpük alttaki acı ve yoğun tadın üstünü örtüyor." -Val McDermid-
İşte Avrupa böyle olmalı: seksi, akıllı ve ortalama Başbakan eşinden daha iyi giysiler içinde. Türkiye sadece buradan ilerleyebilir. -Stella Duffy-
Mehmet Murat Somer was born in Ankara in 1959. After graduating from university, he worked for a short time as an engineer, and for an extended period as a banker. Since 1994, he has been a management consultant, conducting corporate seminars on management skills and personal development. When not working out in the hammam, he writes books in the Hop-Ciki-Yaya series, of which there are now 6.
3.5 - hop-çiki-yaya okumak beni her zaman mutlu ediyor. uzun süre türkçe kitaba erişememenin acısını çıkarmak için de harika bir seçenek. muazzam bir polisiye kurgu sunmuyor elbette, ama yine çok keyif aldım genel olarak ama aynı zamanda derinden derinden de kalbim kırıldı özellikle gönül ve ponpon'un random şiddet gördüğü yerlerde. zaten biraz da bunun için yazılmış gibi bu seri, gülelim eğlenelim ama bir de diğer tarafta neler oluyor arada gerçeklikten de kopmayalım gibi. beden/yaş algısı özellikle arka cephede sürekli devam eden unsurlardan. semiramishan'ın çocuğu, annelik/babalık meselesine azcık daha değinebilmek çok güzel olcaksa da, varlığı bile yeterince önemli mesela. sanırım sona geldim, bir tane daha kaldı. keşke 40 tane falan olsa bu seriden.
Serinin son kitabında, Mehmet Murat Somer farklı bir şey denemiş ve polisiyeyi (hırsızlık ve cinayet) iki karakter arasında (Gönül ve Ponpon) bölüştüren bir yapı kurmuş. Gönül karakterini yan karakter olarak çok sevip, renkli bulsam da a’ları e diye okumasına ve bol j kullanımına uzun uzun katlanmak hayli zor. Bu yüzden okurken biraz zorlandım. Ponpon da aynı şekilde çok sevdiğim bir yan karakter olmasına rağmen onun da dahil olduğu polisiyeyi biraz sıkıcı buldum. Özetlemek gerekirse romanın son sayfalarına dek akmayan bir roman olduğunu düşünsem de yazar adına cesur bir deneme olduğunu düşünüyorum.
Kitap akıcı ve kendini okutuyor, tek özelliği bu ama. Karekterler inandırıcı değil, örneğin PonPon, başka zaman olsa yapmazdı diye diye neler yaptı, güçlü bir krakerler izlenimi vermeye çalışılmış ama maalesef altı boş kalmış. Gönül ise tam bir parodi. ‘Temam’ dediği için kibar olduğunu sanan kaç kişi var allah aşkına? Komik karekter de olsun diye saçmalanmış azıcık sanırım. Olaylar da havada kalmış. Örneğin, yok yere havuz başında şiddet görüyorsunuz ama akşam yemeğine yan komşuyu da çağırayım diye düşünüyorsunuz hemen sonrası ? 💎💎 Elmaslar 💎💎 nasıl çalındı mesela ? Polisi kim aradı ? Detektör, dedektif’e yakın mı gerçekten ? Polisiye dediniz de hiç bir heyecan yok. Her şey son on sayfada çözülüyor nasılsa ve tesadüfen. Yani sayfalarca pizza üzerine okuyacağımıza keşke biraz gizem çözseydik. Vaad ettiğini vermiyor kitap. Kopuk, karekterler zayıf ve olay akışı ve bağlantıları yetersiz. Ama hikaye anlatıcılığı güzel yazarın ve bence tek okutan tarafı bu.
Serinin diğer kitaplarını storytel'den dinlemiştim, bunu arkadaşımdan alıp okudum. Kitapları dinlerken sanki bir dizi film izliyormuscasina eglenmistim. Hafif ve eğlenceliydi kitaplar. Aslında bu da öyle sayılır ama bilemiyorum basılı kitap oldugundan mıdır, fazla hafif geldi. Çocuklara yazılmış gibi. Yani konu itibariyle değil ama okuyucuyu pek zorlamıyor demek istiyorum. Çok basit bir anlatımı ve olay örgüsü var. Polisiye olmasına rağmen merak uyandıran bir şey yok. Sadece ilginç şeylerden bahsetmesini seviyorum bu serinin. Travesti edebiyatı hoşuma gidiyor. Ponpon, Gönül, Hasan çok az Damper Beyza çok az Hüseyin vardı, eski sempatik karakterler. Ama Burçak yoktu. Yeni bir karakter; Füfü vardı. Özetle vakit kaybı mıydı değil miydi emin olamıyorum. Ajda guzellemesinden fenalık geldi ve Sezen Aksu eleştirisine şaştım. Okumasam da olurdu diyeceğim bir kitap.
Serinin esas Kahraman'ımız olmadan yazılan kitabı bende diğer kitapların etkisini yaratmadı. Diğer kitaplar düşünüldüğünde çok fazla çelişki vardı. Barmen Şükrü, Refik Altın falan diğer kitaplarda kaderleri belirtilen insanlarken burada da görmemiz olmadı. Zaten kitapları eğlenceli hale getiren Burçak'ın ağzından dinlememiz, onun iç sesleriydi. Bu kitapsa kesinlikle aynı tadı vermeyen, hatta son 30 sayfaya kadar sıkan bir kitaptı. Gönül çok göze battı, her şey havada kaldı. Olmamıştı işte. Peki o zaman neden üç puan? Seriyi bitirdik ve arkadaşlar, sırf bir kitap için hop çiki ya ya lık etmek yakışmazdı ki :D
Başka türlü bir Hop Çiki Yaya polisiyesi. Meşhur dragshow yıldızı Ponpon ile, a harfini e diye söyleyerek konuşan Altımermerli travesti Gönül yeni komşuyla tanışırlar ve olaylar gelişir.
Hop Çiki yaya polisiyelerinin 6.kitabına geldik. Burçak tatil için Rio dadır. Başrolde bu defa Burçak ın arkadaşları Hasan, Ponpon ve Gönül vardır. Yeni bir villaya taşınan Gönül yeni komşusuyla sorun yaşar. Gönül Ajda nın çalınan elmaslarının peşine düşer. Komikli, maceralı ve bir travesti geçidi şeklinde geçiyor polisiyemiz. tarzı merak edene tavsiye ederim
Tüm seriyi ağzından dinlediğimiz Burçak’ın bu kitapta olmayışı, kitabın ana teması olan “polisiye” aksında neden ve sonuç ilişkisinin kurulamaması okurken beni hep boşlukta bıraktı. Güzel bir seriydi ancak serinin bu hikaye ve akışla bitmesi beni tatmin etmedi :(
Kitapta Murat Somer her telden çalıyor. Ponpon, Gönül, Hasan… hepsi arzı endam ediyor. Bir tek Burçak yok, kesitler halinde anlatılar iyi, ama bütünde sınıfta kalıyor. Eğer bir hop çiki kitabı olmasaydı gayet iyiydi, ama o seriye uymamış.
Olağanüstü eğlenceli travesti dedektif romanlarından yine su gibi okunan biri. Serinin diğer kitaplarından bir nebze daha sönük, ama özellikle yazın, seyahatte okumak için ideal. sıradan ya da alışıldık kahramanlardan sıkılanlar için...