Jump to ratings and reviews
Rate this book

Mağdurun Dili

Rate this book
Mağdurun Dili'nde, edebiyatın dışlanmışlıkla kesiştiği alanda dolaşıyor Nurdan Gürbilek. Çoğu zaman klişelerle yaklaştığımız mağdurluğa edebiyatın nasıl ışık düşürebileceğini, öte yandan dışlanmışlık duygusunun edebiyatı nasıl biçimlendirdiğini anlamaya çalışıyor. Dostoyevski'nin "yeraltı trajedisi" adını verdiği çatışmanın, aynı anda hem büyük hayaller hem de incinmişlikten yapılma bir yeraltına itilmişliğin, yazarın okuruyla ilişkisini nasıl etkilediğini inceliyor. Edebiyatın gurur yarasını, yazarın kibrini, dahası okurun tutunamamışlıktan neden ısrarla bir zafer çıkarttığını tartışıyor.

Tartışmanın orta yerinde ise bir "dil" problemi var: "Yazar ya mesafeli bir tavırla ele alacak bunları; acıyı olgudan, mağduru kavramdan, dışlanmışlığı laftan ibaret bırakacak; kimseyi tam inandıramayacak; canevinden vuramayacak okurunu. Ya da yoğun duygudan yola çıkacak; acıyı gülünçleştirmeyi, bir acı efektine dönüştürmeyi göze alacak. Öyleyse bu 'kırık ve ıstırap dolu' malzemeyi nasıl anlatmalı? Kayıtsız kalmadan, ama bir mutlak dayanağa da dönüştürmeden, acı çekeni küçük düşürmeden anlatılabilir mi bütün bunlar? Acıyı hayatın kurucu ilkesiymiş gibi göstermeden, mağdurluktan gurur, kayıptan ihtişam çıkartmadan anlatmak mümkün mü? Mutsuzluğa yakından bakan, ama mutsuzluk fikriyle mutlu olmayan bir edebiyat mümkün mü gerçekten?"

Dostoyevski'nin, Oğuz Atay'ın, Yusuf Atılgan'ın, Cemil Meriç'in yapıtlarının ışığında bu soruların cevaplarını arıyor Gürbilek.

176 pages, Paperback

First published March 1, 2008

5 people are currently reading
427 people want to read

About the author

Nurdan Gürbilek

16 books204 followers
Nurdan Gürbilek Boğaziçi Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi ve aynı bölümde master yaptı. Akıntıya Karşı, Zemin, Defter ve Virgül dergilerinde yazdı. İlk kitabı Vitrinde Yaşamak'ta 80'li yılların Türkiyesi'ndeki kültürel değişimi konu aldı. Yer Değiştiren Gölge ve Ev Ödevi adlı kitapları edebiyatla ilgili denemelerine yer verir. Kötü Çocuk Türk Türkiye'nin yakın tarihinde öne çıkmış kültürel imgeleri, Kör Ayna, Kayıp Şark Türk edebiyatına yön veren endişeleri, Mağdurun Dili edebiyatın mağdurlukla ilişkisini tartışan denemelerden oluşur. Gürbilek'in Walter Benjamin'in yazılarından derleyip sunduğu Son Bakışta Aşk Metis Seçkileri'nde çıkmış, Vitrinde Yaşamak ve Kötü Çocuk Türk'te yer alan denemeleri İngilizcede The New Cultural Climate in Turkey: Living in a Shop Window (Zed, 2010) başlığıyla yayımlanmıştır.

Nurdan Gürbilek, 2010 Erdal Öz Edebiyat Ödülü ve deneme dalında 2011 Edebiyat Mevsimi Büyük Ödülü’nü aldı.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
144 (52%)
4 stars
98 (36%)
3 stars
26 (9%)
2 stars
4 (1%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 19 of 19 reviews
Profile Image for Korcan Derinsu.
594 reviews421 followers
November 18, 2024
Nurdan Gürbilek beş denemeden oluşan bu kitabında edebiyat ve mağduriyet (geniş anlamıyla ötekilik, aykırılık vs.) kavramını inceliyor. Her zaman olduğu gibi yine bir sürü zihin açıcı analiz var. Beni en çok şaşırtan nedendir bilinmez biraz önyargılı olduğum Cemil Meriç üzerine olan deneme oldu. Meriç’in Dostoyevski’den etkilenmiş olabileceğini ummuyordum doğrusu. Ayrıca kendisini de bir “dışlanmış” olarak konumlandırması, herhangi bir “mahalleye” yaranamaması (en azından böyle düşünmesi) da ilgimi çekti. Eserlerine bir kez daha bakacağım. Benzer şekilde Yusuf Atılgan eserleriyle ilgili olan denemeyi de çok beğendim. İyi ki Nurdan Gürbilek var.
Profile Image for Beyza.
207 reviews34 followers
May 31, 2018
Yalnızca edebiyatta değil, günlük yaşamımızda da, anlattığımız acıların neden bazen başkalarına inandırıcı gelmediğini, bazense rahatsız edici geldiğini, acıları olduğu gibi romanlar ve bu romanların yazarları üzerinden açıklayan bir kitap. Olduğu gibi derken, insanı içindeki tüm çatışmalarıyla birlikte demeliyim belki de... İncelenen yazarlar ve kitapların hepsini okumadım - ama okuduklarım da dahil olmak üzere, hepsini bu kitabın sunduğu pencereden bakarak tekrar okumak istiyorum. Bireysel ve toplumsal düzlemde çok şeyi derleyip düzenlememi, farklı bir gözle değerlendirmemi sağlayan bir okumaydı. Hepsinin ötesindeyse, kendi engelimi ve genel olarak engellilik meselesini başkalarına aktarırken neden zorlandığımı ve böyle durumlarda nasıl bir yol seçtiğimi gözden geçirmemi sağladı. Göz, görme ve görülme meselesi de hep aklımda ve hep aklımda olacak. Yorumumdan da anlaşılabileceği gibi...

5 yıldız + favoriler rafı!
Profile Image for Merve.
358 reviews54 followers
January 3, 2019
Nurdan Gürbilek’in denemeleri ufuk açıcı. Daha önce Vitrinde Yaşamak adlı 80’li yılların Türkiye’sinin hayat iklimini anlatan kitabıyla hayran kalmıştım. Uzun süreden sonra çok sevilmiş eski bir tanıdıkla karşılaşmanın coşkusunu hissederek okudum. Giriş kapısını Dostoyevski’nin açması, her bir ayrı anlatıya misafir olması da ayrıca şahane bir detaydır. Önemli bir detaydır kitabın bütünlüğüne tesir eder.
Kitapta toplumdan dışlanmış, hor görülmüş bazen hiç görülmemiş, toplumla uyuşamayan bütünselliğe dahil olamayan ayrıksı kahramanlarına değinerek kurar anlatısını Gürbilek. Özne ne Zebercettir ne Dosto’nun yer altı adamı ne tutunmayı başaramamış Selim’dir ne Cemil Meriç’tir. Bu önemli kurgu karakterleri ve şahıslar asıl Özne Mağduriyet anlatısının yardımcı özneleridir. Mağdurluktan kutsallık çıkarmanın, mağdurluğun iktidarın bir silahı olabileceğinin, erillikle harmanlanan mağdurluğun tehlikelerini anlatır aslında. Dil konusunu tartışmaya açar. Acı nasıl yaşanmalıdır? Diye sormaz. Acı aktarılabilir mi? Nasıl aktarılır diye sorar? Dostoyevski karakterleri üzerinden büyüklük hayalleri ile küçük görülme korkusu arasındaki gerilimli gelgitler, Oğuz Atay’ın tutunamamanın acısını ironiyle, mizahla hafifletme çabaları, Cemil Meriç’in fetihe, mazlumluktan muzafferliğe gururlu bir yalnızlığa. Atılgan’ın Toplum karşıtı ama incinmişlik öyküsü arasında çatışmalar yaşayan Aylak Adam’ına kadar geniş bir karakterler silsilesi ortaya koyar.

Anlattığı karakterler ve değindiği yazarlar arasındaki benzerlik çoğunun Dostoyevski’den etkilenmiş olmasından daha derindir. Hepsi gerek kurgu karakterlerinde gerek içlerinde hepimiz kadar karşıtlıkların çatışmasını yaşamaktadırlar. Belki de en az yarattıkları kahramanlar kadar onlarda toplumdan dışlanmışlardır. Toplumu dışlamış ve kendi aylaklıklarına tutunmuşlardır.

Bakmak, bakan özne olmanın ayrıcalığını tatmak kadar görülen olmanın tedirginliği. Bakışın nesnesi hedefi de olmak aynı zamanda. Hor görülmekten daha kötü bir şey varsa o da hiç görülmemek midir acaba?

İnsan ruhu dipsiz bir okyanus. İçinde milyonlarca hayat barındırır.
Profile Image for Tülay .
240 reviews15 followers
August 17, 2024
Ya gerçek sevgi arayışı denen yalan avının kendisinde de bir yalan varsa? Mağdurun Dili. s. 132. Nurdan Gurbilek.
Mağduriyet, öteki olmak , dışlanmislik, görmezden gelme bütün bu durumlar bireye acı veren şeyler. Bunu aşmanın , bu durumu ifade etmenin en iyi yolu yazmak ya da sanat. Toplumun görmezden geldiği, anlamadığı, ayrık otu olarak gördüğü insanların edebiyata yansıması nedir peki? Nurdan Gürbilek Oğuz Atay, Cemil Meriç ve Yusuf Atılgan'in eserlerinden yola çıkarak, mağdur olmanın, öteki olmanın, dislanmisligin edebiyata ve soyleme olan etkilerini okuyucuya anlatıyor metinde. Tutunamayanlar ve Tehlikeli Oyunlar romanlarındaki anlaşılamama, Türk aydınının dramı mizahla anlatılırken bu romanlari mağduriyet perspektifinden inceliyor Gurbilek. Cemil Meriç 'in içinde yaşadığı kaostan, hiçbir topluma ait olamama durumundan, toplumdan kendini soyutlamasina kadar kenara itilmislik yalnızlık temaları da kitapta geçen konulardan. Yusuf Atilgan'in romanlarında yer alan gorulmeme, yok sayilma, kibir, gurur gibi temalar mercek altına tutularak, Zebercet ve C karakterleri üzerinden bu temalarin incelemesini de güzel bir şekilde yapmis Gürbilek. Cemil Meriç'te yoğun bir Dostoyevski etkisi mevcutken, Atilgan'in romanlarında Dostoyevski etkisi dışında Fransız varoluscularindan Albert Camus ve Sartre'nin etkisinin olduğunu da okuyoruz. Kitabi çok sevdim. Benim için ufuk açıcı oldu. Kendimizi anlamak birazda ötekini anlamaktan ve empati kurmaktan geçer der ve herkesin okumasını öneririm
Profile Image for Züleyha.
Author 11 books36 followers
Read
May 15, 2017
"Mağdurun Dili" diye tanımlayabileceğimiz pek çok yazarın anlattıkları mağduriyetle aralarındaki otobiyografik izdüşümler şaşırtıcıydı.
Anlatılan bizim mağduriyetimizdir :))
Beş sıkı metin okudum. Nurdan Gürbilek çok önemli bir edebiyatçı. Her okurun hayatında yer etmiş kahramanları onun bakısıyla okumak ilginçti.
Profile Image for Sirius Black.
166 reviews
January 7, 2018
Edebiyattaki mağdur, ezilen, dışlanan, gururu yaralanmış karkaterler üzerine başarılı denemelerden oluşuyor kitap. Gerçi Dosto, Atılgan ve Atay'ın karakterlerini saydığım yönleriyle incelerken, Meriç'i yani yazarı metinlerden yola çıkarak incelemesi biraz dışarıda kalmış. Evet, yine Meriç'in eserleri inceleniyor; ama yazarı tahlil etmem için. Her ne ise, Raskol''un, Selim'in (daha ziyade Atay'ın kullandığı ironik dilin), Zebercet'in içinde biriken mağduriyetin aksiyonlarına nasıl yansıdığı çok ilginç noktalara temas edilerek anlatılıyor.
"Görme" ve görünmenin basit bir fiilden öte, güç dengelerini ve motivasyonları belirlediğini söylüyor yazar. Yine görmeyi de kapasayarak, cinsiyet rollerini ve cinsel kimlik kökenli problemlerin analizini de yapıyor. Denemeler boyunca merkezde dönüp duran iki soru var aslında. Ya da daha çok soru var da ikisi dikkatimi çekti. 1. Mağduriyet ya da acı edebiyat aracılığıyla aktarılabilir mi? Yani çok trajik ve patetik karakterler anlatıldığında bu edebiyat olmaktan çıkacaktır. Ya da Atay gibi yapılıp, acılı olaylar ironiye batırılarak anlatılacak. Bir nevi, acı tam anlatılamayacak; çünkü mağdurun dilini kullanmak basite kaçmak olacaktır bir yazar için. Peki ne yapmalı? Suya sabuna dokunmadan, olayların karşısında sert bir duruş sergilemeden, ironinin muğlaklığına mı bıraksın yazar kendini? Ya da acitasyona doğru yelken açmış hikayeler mi çıksın. Cevap vermesi o kadar da kolay bir soru değil.
2. soru: Okur, yazarın neresinde? Karşısında mı? Yoksa kol kola mı gidiyorlar. Gürbilek durumun geniş özetini verirken, yazarın mutlak otoriter konumunun kademe kademe düşerek flörtüz bir çift ilişkisine kadar düştüğünü belirtiyor. Yine görme eylemiyle ilişkilendirerek, yazarın da görülmek istediği, gülünç duruma düşme kaygısı taşıdığı gibi noktalara değiniyor. Okur, yazma eyleminin neresinde, kesin cevabı olamayacak bir soru. Okuru kaale almadan yazdığını söyleyen yazarlar bana da samimi gelmiyor. Sonuçta ortaya bir eser koyup bunu yayınevine göndermişsin. Demek ki bir beklentin var. Gürbilek çok iyi bir gözlemci, displinli bir zanaatkar bence.
Profile Image for iremmullaoglu.
29 reviews2 followers
October 14, 2023
“Eğer mazlumu baştan muzaffer gösteriyorsa üslup, yalnızca gerçeği perdelemekle kalmaz, sahibini şimdiden zalime borçlandırmış demektir. Adorno’dan daha iyi anlatmak imkansız: ’Şahane mazlumların yüceltilmesi, sonuçta, onları mazlumlaştıran şahane sistemin yüceltilmesinden başka bir şey değildir.’”
Profile Image for Duygu.
202 reviews105 followers
July 8, 2016
Modern edebiyatı mağdurluk kavramı ekseninde okuyan güzel bir çalışma. Pathosun ironiyle anlatılması, yarılmış bilinç, görme-görülme ilişkisi, yarılmış bilinç... Bunlar şimdi düşününce kitaptan aklımda kalan temel bahisler.
Kitap birkaç bölümden oluşuyor, bütün bölümler birbirleriyle bağlantılı. Bu anlamda kitap çok derli toplu, temiz bir çalışma. Belki zaman zaman aşırı okumaya kaçılmış (zaten yakın okumanın genel tehlikelerinden biri de bu) ama çok da göze batmıyor. Edebiyat teorisi-kritiği, çağdaş Türk edebiyatı ve yakın okuma sevenlerin ilgisini çekebilir.
Profile Image for Aytac.
29 reviews
November 7, 2018
Mağdurun Dili inceleme ve deneme türlerinin olanaklarından olağanüstü bir yetkinlikle yararlanan, Dostoyevski, Atılgan veya Atay severlerin muhtemelen her satırının altını çizmek isteyeceği derinlikte bir kitap.

Bir de Cemil Meriç var tabii, daha önce okumadığım ve Gürbilek'in de diğer 3 yazardan farklı bir yere yerleştirdiği yazar... Meriç, zaman içerisinde değişen ideolojik pozisyonu aracılığıyla yazdıklarından çok hayatının biyografik içeriğiyle bir roman karakteri olarak ele alınıyor Mağdurun Dili'nde. Mağdur anlatısının, muhafazakarlık, Türk milliyetçiliği, siyasi İslam, mizojini ve sapkınlık başlıklarında nasıl belirdiğini gösteren bir araç haline getiriyor Gürbilek Meriç'i, kitaba ismini de veren "Mağdurun Dili" bölümünde. Muhtemelen kitabı okuyan hemen herkes de en çok Meriç'ten bahsediyordur diye düşünüyorum...

Benim Meriç'ten bahsetmemdeki amaç, muhtemelen dönüp defalarca okuyacağım Mağdurun Dili ile ilgili tek eleştirimi dile getirmek. Ve hayır, basit bir "Meriç'i sevmedim"den ibaret değil bu... Gürbilek kitabın tamamında psikanalizin kıyısından köşesinden dolanıyor, fakat ısrarla odadaki fil muamelesi görüyor konu kitapta. Hatta sanıyorum başlarda bir yerde konu dışında bırakacağına dair bizi bilgilendiriyor, fakat dil, öteki, benlik, arzu, aşk, iktidar, eksiklik, sapkınlık, utanç, gurur gibi meseleler yazarların romanlarında dile geldikçe, Gürbilek de başta okuyucuyla yaptığı psikanalizi dışarıda bırakma sözleşmesini ihlal etmek zorunda kalıyor. Burada asıl sorun her bir bölümün çerçevesinin pragmatik bir aşırı katılık şeklinde çizilmiş olması ve ayrı bölümleri bir araya getirecek muhtemel kısmi anlatılardan bilinçli olarak imtina edilmiş olması... Gürbilek'in kullanışlılık esasında bölümleri kendi içlerinde müthiş bir ikna edici kapalılık içerisinde ele alması ve bütünlük meselesini özellikle ıskalamış gibi olması en açık şekilde Meriç'in bölümünde gözüküyor.

O halde çatışmalı içerikler incelenen eserlerde (hatta Meriç'in kişiliğinde) tüm çıplaklığıyla ortaya çıkartılırken, Mağdurun Dili kendi çatışmalı içeriğini serbest bırakmak yerine bilinçli bir şekilde gizleyerek örtmeye çalışıyor da diyebiliriz belki:

"Uygarlığın huzursuzluklarını Freud'dan önce anlattığı, bilinçdışı denen düşmansı ötekiyi ondan önce fark ettiği, kısacası Freud'un kuramını Freud'dan önce delillendirdiği için değil, bence oradaki huzursuzluğu farklı bir gözle görmemizi sağladığı için, ister babayla oğul, isterse Tanrı'yla kul arasındaki çatışma olsun, karşıtlığa ısrarla gurur yarası açısından baktığı için sarsıcıdır Dostoyevski." (s. 47)
Profile Image for figuratifspiker.
56 reviews2 followers
November 14, 2025
yapılacaklar listesi:

1) bu yaşına kadar Gürbilek okumadığın için üzül
2) Kör Ayna Kayıp Şarkı listeye ekle.
3) Şeyh ve Arzuyu listeye ekle.
4) Kadınlar Dile Düşünceyi okumaya başla.
5) Anayurt Otelini izle.
6) Anayurt Otelini tekrar oku.


yazar hakkındaki ilk tespitim kendisinin çok keskin bir okur olduğuydu, (tamam dürüst olayım, ilk ilk tespitim"Örme Biçimleri" başlığını gördüğümde gerçekleşti; "ne kıytırık isim!" diye düşünmüştüm, şimdi ağlayarak onu da listeye ekliyorum), sonra biraz daha okudum, üçüncü bölümdeyse gerçek bir eleştirmen olduğu gerçeği açık ve seçik bir biçimde önüme serildi: gerçek gerçek, gerçekten gerçek bir eleştirmendi o. hem müthiş bir berraklıkla yazıyor hem de ne yaptığı işi ne de okuyucuyu hafife alıyordu; eserlerle yazarların birbirleriyle kurduğu diyalogları atlamıyor, edebiyatı yer yer tematik şemalar biçiminde görerek günübirlik okurun hayal bile edemeyeceği bağlantıları zapt ediyordu. incelediği eserleri onun gözlerinden okuyarak vaktizamanında yaptığım okumaların zayıflıklarını, eksikliklerini görmek, her ne kadar yıpratıcıysa da, mümkün oldu. Gürbilekin edebiyatta dikkatini çeken şeylerden, yazarların, eleştirmenlerin, okurların, herkesin yahu herkesin! çıkaracağı çok şey olduğunu savunurdum.

satır aralarında beliren minimini detayları, mesela ilk bakışta gözümüzden kaçacak, kaçmasa bile önem vermeyeceğimiz detayları asla hafife almayışı, aynı bünyede bulunan/bulunmuş insani çelişkileri yakalayıp okuru bunaltmadan yoğuruşu, bunları bulutlandırmadan pirüpak bir üslupla ortaya koyuşu takdire şayan. derler ya, lezzetli bir metin, diye... tam olarak öyle. Gürbilekin dünyaya, edebiyata bakışının benimkini güçlendirdiğini okurkenden beri duyuyorum.

kendisine, eserleri eleştirirken politik bakıştan koptuğu eleştirisini yöneltecekken birkaç sayfa sonra biz giderken onun döndüğü gerçeğiyle çarpılmamak, daha dört yüz fırın ekmek yememiz gerektiğini görmemek elde değil. kendisinin hoşuna gider mi bilmem ama metniyle ilk karşılaştığımda "yerli Susan Sontagımız" gibi bir yorum yapmıştım; fikriyatlarını meşgul eden meseleler nadiren ortaklaşsa dahi ortaya çıkardıkları metinlerin etkileyiciliği ile o meseleleri kendileri dışından görme çevikliklerini düşündüğümde, 2025'teki benden fersahlarca ötedeki o ligde konuşlandıklarına çarnaçar varıyorum.

okuyunuz efen'im.
Profile Image for Osman Tümay.
383 reviews8 followers
November 22, 2019
Dostoyevski'nin 'Yeraltı Adamı', veya Yusuf Atılgan'ın kahramanları, C. ve Zebercet aslında çoğumuzun içinde taşıdığı ruh hallerini yansıtırlar. Bir yandan görülüp farkedilmeyi istemekle, diğer yandan anlaşılamama ve aşağılanma korkusuyla bir kibir duvarının ardına saklanma ihtiyaçlarının yarattığı iç gerilimi anlatırlar. Bunlar aynı zamanda yazarlarının iç dünyalarına da geçit oluştururlar. Bu kadar çetin bir sorunsalı Gürbilek, gün ışığında çözümlemekte ve aynı açıklıkla aktarabilmektedir. Asla kaçırılmaması gereken kitaplarından biri daha.
Profile Image for Elif Sena.
125 reviews9 followers
February 21, 2021
Nurdan Gürbilek'in okuduğum ilk kitabıydı. Hakkında çok fazla şey araştırmadan başladığımdan sanırım kitap değişik geldi bana. Anlattıkları çok iyi ama beni içine alamadı kitap. Dostoyevski ,Oğuz Atay, Cemil Meriç ve Yusuf Atılgan üzerinden mağduru anlatıyor. Ne şekilde ele almışlar, kendilerini ne kadar mağdur görmüşler, karakterlerine bunu nasıl ve ne şekilde yansıtmışlar...

Kısacası kitap güzel ama beni sarmadı :')
Profile Image for Deniz Dagas.
24 reviews8 followers
June 15, 2019
Bazı fikirlerine katılasam da son dönemde okuduğum en ufuk açıcı kitaplardan biri oldu. Gerek dil kullanımı, gerek fikirlerini müthiş derli toplu anlatışı, gerekse atıflarının zenginliği ile hayranlık uyandırıcı bir kitap yazmış Nurdan Gürbilek.
Profile Image for Burcu.
391 reviews47 followers
Read
January 14, 2020
Burdaki "magdur" ifadesinin ozellikle modernist baglamda dusunmek lazim. Toplumsal vs. edebiyatlarin kullandigi seklinde farkli. Odakta Dostoyevski'yle baglantili olarak Oguz Atay, Yusuf Atilgan ve Cemil Meric var.
Profile Image for Esra Bal.
27 reviews
December 24, 2020
“Bir başka deyişle modern erdemler kökenlerindeki nefreti, “bütün patlayıcıların en tehlikelisi” olan “hıncı” sakladıkları için ikiyüzlüydüler.
Bu iki yüzlülük sayesinde değerler tersine dönüyor, zayıflık merhamet duygusuna, ürkeklik alçakgönüllülüğe, insanın intikam almaya gücünün yetmeyişi bağışlamaya dönüşüyordu.”
Profile Image for Dilan Alma.
15 reviews4 followers
December 3, 2016
Kitaptaki denemeleri, denemelerdeki edebi cozumlemelerin cogunu hayranlikla okudum.Nurdan Gürbilek'in edebiyat eleştirisindeki yeri epey sağlamlasti benim icin. Bu okuduğum 3. Nurdan Gürbilek kitabi, bu 3 kitabı üst üste okumuş olmam okuma deneyimimi epey etkiledi sanirim.farkli denemelerde ayni atiflar cok fazla tekrarlanmis. 3 kitapta da çözümlemelerin Atay, Dostoyevski, Atilgan ve Meriç uzerinden donuyor olmasi bu "tekrar" hissinin esas nedeni sanirim. Bir de mağdurun dili'nde can alici bi tartisma donerken konunun baglamdan cikip Cemil Meriç'i cozumlemeye donmesi okurken keyfimi kacirmisti biraz. Belki de ben bir seyler kacirdim.
Profile Image for Tuğçe Kozak.
278 reviews290 followers
February 7, 2017
Oğuz Atay , Dostoyevski , Cemil Meriç ve Yusuf Atılgan üzerine çok doyurucu tespitler var içinde bu yazarları anlamak için çok güzel bir kitap
Displaying 1 - 19 of 19 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.