Jump to ratings and reviews
Rate this book

72. Koğuş

Rate this book
Türk edebiyatının en önemli kalemlerinden biri olan Orhan Kemal'in başyapıtlarından biri olan 72. Koğuş, insan haysiyetinin düşebileceği en dipsiz kuyunun hikayesidir. Tüm yapıtlarında her şeye rağmen insana olan inancını ve sevgisini korumuş olan Orhan Kemal, bu derin çukura yuvarlanmış olan insanların, en yakınını bile üç kuruşa vurabilecek kadar alçalmış olanların dünyasını bir koğuşun karanlığında anlatırken bile direnişin sesini duyuruyor okurlarına. Alçalışın bile yok edemeyeceği insanlık onurunu dile getiriyor.

Orhan Kemal'in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, çok az yazar okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve aydınlığı yeniden kazanmamız için yol gösterir bize.

103 pages, Paperback

First published January 1, 1954

9 people are currently reading
673 people want to read

About the author

Orhan Kemal

83 books205 followers
Orhan Kemal, (Mehmet Raşit Öğütçü) writer of short stories and novels was born in Adana in 1914 and died in Sofia in 1970. His father, Abdülkadir Kemali, was an MP from Kastamonu during the first term parliament of the Turkish Republic. Abdülkadir Kemali, a lawyer by profession, established The Ahali Party which was dissolved causing its founder to have to flee to Syria. In order to accompany his father, Orhan Kemal had to miss his final year of secondary school. Orhan Kemal stayed in Syria for a year, returning to Adana in 1932. He worked as a laborer, weaver and clerk in cotton gin mills. During his military service he was sentenced to 5 years imprisonment for his political opinions. Bursa prison became a turning point in his life and art work as he met Nazım Hikmet who greatly influenced him. On his release in 1943, Orhan Kemal, moved to Istanbul (1951), where he worked as a labourer, a vegetable transporter and then as a clerk for the Tuberculosis Foundation.From 1950 onwards he tried to live upon the income gained from writing. Orhan Kemal died in Bulgaria. His body was returned to Turkey and buried in Zincirlikuyu cemetery.

Kemal’s first poem was published in Yedigün under the name of Raşit Kemal (Duvarlar 25.04.1939) Further poems written under the same pen name are Yedigün and Yeni Mecmua 1940. On meeting Nazım Hikmet, Kemal wrote under the name of “Orhan Raşit” (Yeni Edebiyat 1941) Impressed by Nazım Hikmet, Kemal concentrated on stories as opposed to poems. His first story, “Bir Yılbaşı Macerası”, being published in 1941. In 1942 he adopted the name Orhan Kemal when writing stories and poems in Yürüyüş. He found fame through stories in Varlık in 1944, his first collection of short stories “Ekmek Kavgası”, and first novel “Baba Evi”, was published in 1949. Early works depicted characters form the immigrant quarters of Adana Kemal described the social structure, worker employer relationships and the daily struggles of petty people from industrialised Turkey. He aimed to present an optimistic view through the heros of his stories. He never changed his simple exposition and thus became one of the most skilful names of Turkish stories and novels. He also wrote film scripts and a play called “İspinozlar”. Dramatisations have been made of “72.Koğuş”, “Murtaza”, “Eskici Dükkanı”, “Kardeş Payı”. After his death a novel award was arranged in his name (1971).

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
305 (27%)
4 stars
489 (44%)
3 stars
251 (22%)
2 stars
46 (4%)
1 star
18 (1%)
Displaying 1 - 30 of 70 reviews
Profile Image for پیمان عَلُو.
346 reviews290 followers
July 4, 2020
چقدر دلم تنگ شده بود برای یک کتاب خوب در این شرایط نا خوب...



از روسیه مستقیم اومدم ترکیه...
راه دوری نیومدم اما این کجا و آن کجا...
این بار رمانی فوق‌العاده از اورهان کمال،شاید بخاطر جغرافیا باشه که ادبیات ترکیه رو هیچوقت کنار نمیزارم...؟
اما نه راستش بخاطر اینه هنرمند های ترکیه رو درک میکنم...بقول » یاس «بزارید منظورمو یه جور دیگه تکمیل کنم...


متهم شماره‌ی 1

یلماز گونی بود کارگردانی کورد که فاشیسم ترکیه نتوانست دوربینش را متوقف کند...
سیستم چاره‌ی کار را در این دید که یلماز گونی به زندان بیوفتد و بپوسد اشغال کثافط...
اما یلماز گونی را کسی نتوانست خفه کند،چهار دیوار زندان به یلماز گونی قدرتی بیشتر داد و باز هم فاشیسم ناکام ماند،یلماز گونی،درست پشت میله های زندان فیلم yol یعنی «راه» را ساخت و جایزه‌ی کن را گرفت...
یلماز گونی وقتی مُرد روزنامه‌ای در ترکیه تیتر زد
«فیلم تمام شد»
اما این‌ها چه ربطی به این کتاب داشت؟
ربطش هم می‌رسد به اینکه فیلم راه از یلماز گونی در مورد پنج زندانی‌ست که از زندان مرخصی میگیرند و وارد زندانی بزرگ تر به اسم زندگی میشوند ...
یلماز گونیی که خودش در زندان بود...


متهم شماره‌ی2

اورهان کمال ...
اورهان کمالی که دو ماه در زندان بود...
زندان را درک کرده بود آمد تا در مورد زندان بنویسد...
«سلول۷۲»
اورهان کمال درست مشابه یلماز گونی زندانیی را روایت میکند که همان زندگیست...
اما در این زندان بزرگ هم مانند زندگی، اورهان کمال میرود سمت ضعیف ترین قشر ،
میرود،به سلول هفتاد و دو...
زیرا که بوی مُردگی را میشود با نگاه کردن به این آدمها درک کرد.اورهان کمال سمت کثیف ترین سلول میرود ...
در این سلول اعضایش حتی انسان هم خطاب نمی‌شوند.
موجوداتی که ،محکوم هستند به سوراخ بودن گلو...
در روز فقط یک نان سیاه میگرفتند،باید ۲۴ ساعت با آن نان اداره میکردند...
اما خیلی‌ها آن‌ نان را هم میفروختند و مینشستند پای قمار تا بلکه پنج لیرشان بشود ده یا بیست یا سی یا...
و بتوانن از این سلول جهنم کوچ کنند به سوی سلولی بهتر...
اورهان کمال این سلول را با پول و عشق میسنجد...
در این کثافت دونی که ناگهان پول واردش میشود همه چیز عوض میشود...
همه صف میبندن تا نوکریی ناخدا احمد را بکنند و چقدر قشنگ اورهان کمال با ورود پول عشق را هم وارد میکند تا بفهماند سلین راست میگفت که در دنیا دو نوع بشر وجود دارد ۱ پولدار-۲ بی پول...
اورهان کمال هم درک کرد و نوشت و شد اورهان کمال بزرگ...
نویسنده ای که اسمش جاودان شد...
در هر حال وقتی درک میکنی خود به خود میتوانی شاهکار خلق کنی...

یاد بوکوفسکی افتادم:
Don’t try...”
سعی نکن بنویسی بزار خودش بیاد سمتت”


از این کتاب فوق العاده یه فیلم هم ساخته شده به کارگردانی Murat Saraçoğlu با بازی هولیا افشار و یاوز بینگول و کرم آلیشیک...نگاه کنید تا تمام این فقر و کثافت و عشق و باهم در تصویر ببینید
Profile Image for Jaguar Kitap.
48 reviews350 followers
March 1, 2018
Bizim büyük Orhan Kemal'imiz. En iyi kitaplarındandır 72. Koğuş.
Profile Image for Agir(آگِر).
437 reviews706 followers
April 5, 2015
این کتاب درمورد سلول زندانی است که در آن دو اتفاق مهم می افتد
یکی ثروت وارد ان می شود و یکی عشق
رفتن فقر از کاشانه این زندانیان،زندگی شان رو زیر و رو میکند
احترام و ادب جای بی ادبی و گستاخی را می گیرد
و اما عشق
امان از عشق
رتبه دومی در خانمان سوزی بعد از اعتیاد
!!!
این حرفم حاصل خواندن چند کتاب داستانی در این مورده
البته شاید این نویسدگان در حسرت عشق ماندن و بخاطر همین نویسنده شدن تا به عشق حمله کنند
:)
...
درمورد آشنایی ایرانیان با اورهان کمال نویسنده تُرک
از کتاب مزرعه خانوماورهان کمال سریالی ساخته شده بود که محبوبیت زیادی در نزد طرفداران شبکه پی ام سی داشت
طرفدار پی ام سی نیستم ولی دو سه قسمتی همراه دوستم دیدم و خیلی جالب بود
مخصوصا داستان مُلا و درخت مقدس
که اهالی به شاخه های درخت غذا می بستند و شبانه مُلا ان را ور میداشت
و مردم فک میکردند درخت آن را تناول نموده
و هر روز چیزای بیشتری نذرش میکردند
Profile Image for Meric Aksu.
159 reviews33 followers
July 4, 2018
İzmaritine zar atılan bir koğuşta başlayan ve aynı koğuşta soğuktan donarak ölen adembabaların hikayesinin anlatıldığı 72. Koğuş’tan başka en renkli kısımların evsahipliğini kadınlar koğuşunda yatan erkek kokusuna hasret Ayşe, Fatma ve Nedime’lerin yaptığı çapkın ve muzip bölümleriyle de akıllarda yer eden, bu sefer kaybedenlerin adembabalar olduğu, Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu’ndan sonra benim en severek okuduğum hapishane romanı oldu 72. Koğuş.

“Ayşe kıpkırmızı kesildi ama memnundu. Dostuyla bir olup elli beşlik kocasını ahırda baltayla parçalamış, ipten kendini zor kurtarmıştı. Yatılacak daha yirmi iki yılı vardı. “Allah bir sebep halk etmezse” kırk dört yaşında olacaktı ki, Nedime bir gün, “Ondan sonra at kendini dereye!” demişti.”
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Elahe rmzn.
2 reviews2 followers
December 14, 2016
كتاب روان و سيالي كه مثل رودخانه خواننده را با خود ميبرد و چنان عالي ترجمه شده كه لحظه اي نميتوان دست از خواندنش برداشت
Profile Image for MURAT BAYRAKTAR.
395 reviews13 followers
August 4, 2025
3,5 yıldız..

Orhan Kemal'in, Nazım Hikmet'in zoruyla yazdığı; beraber yattıkları Bursa Cezaevi'ndeki gözlemlerinden ve anılarından esinlendiği söylenen, çok gerçekçi uzun öyküsü. Ancak Orhan Kemal, bu kitabını çok soğuk bir İstanbul gecesinde, çok da üşüyerek, geceden sabaha kadar, ciddi maddi kaygılarla yazmıştır. Bu kitap için söylenecek en önemli şey çok gerçekçi olması ve bu kadar kısa olmasına rağmen hakikaten okuyanı derinden etkilemesidir.

Öykü kısa olmasına rağmen, karakterleri detaylı ve ikna ediciydi; okurken hepsi iz bırakıyordu, tıpkı arka kapak yazısında olduğu gibi. İnsanı, hapishane ortamını ve o dönemi ki yokluk yılları, çok başarılı aktarmış yazar. Orhan Kemal'in alamet-i farikası hep budur zaten.

Kitabın sonu sanki biraz aceleye gelmiş gibi.. Bu kadar ince işçilikten sonra hafif kalmış sonu, oldu bittiye gelmiş. Ancak yine de sonu da olması gerektiği gibiydi.
Profile Image for Amir .
592 reviews38 followers
January 22, 2010
کتاب جمع و جوری بود... ولی اورهان کمال کتابای بهتر از این هم داشت که با اون به جامعه ی ایران معرفی بشه
.
Profile Image for Selin.
277 reviews1 follower
August 13, 2015
Ya aşkta ya kumarda kazanılırmış Kaptan ne yapalım...

Konu kısaca kan davasından içeri girmiş ahlaklı, temiz bir adamın eline geçen parayla kendisinin ve çevresinin nasıl etkilendiğini anlatıyordu. Yazar bu sırada olan ahlaksızlıkları, yalanları, gurursuzlukları eleştiriyordu.

Beni en çok etlileyen kısmı Orhan Kemal'in belki anlatmak istediğinin hapishanedi yaşam ve oradaki insanlar olmasına rağmen düşünüldüğünde bugün çevremizi oluşturan eğitimli temiz zengin ve sözde ahlaklı herkesi 72. Koğuş'un pis ve soğuk duvarları arasında bulabilmemiz. Aslında üzerine basıla basıla o koğuşta olanların ve ya hapiste olanların, insan olmadıkları söylensede dönüp çevremize bakarsak 'Berbat'ı, 'Bobi'yi rahatlıkla görebiliriz.

Yalnız bir şey gözüme çok takıldı. Kitap neredeyse tiyatro metni olacak kadar sade bir üslupla yazılmıştı. Açık söylemek gerekirse başta psikolojik hiçbir açıklamaya girilmemiş olması ve hızlı hızlı geçmesinden pek hoşlanmadım. Belki de alışmışım sayfalar dolusu betimlemeler tasvirlere düşünmeye tembelleşmişim. Yani satır aralarını biraz kendinizin doldurması gereken bir eser.

Sonuç olarak etkilendim ama beni çok çarptığını da söylersem yalan olur.

Unutmadan bu gün sahip olduklarımızı değerini bana kolay kolay her resim her yazı anlatamaz ancak 72. Koğuş'da dönemin ve koğuşun sefaletini iliklerime kadar hissettiğimi söylemeden geçemem. Hele bir daha o kurufasulyeye o çaya eskisi gibi bakabileceğimi sanmıyorum.
Profile Image for Orhan Gülek.
221 reviews19 followers
March 28, 2019
Dönemin cezaevlerindeki yaşam mücadelesini en çıplak haliyle anlatıyor Orhan Kemal
Profile Image for İrem Gençer.
146 reviews1 follower
April 11, 2021
Derin çukura yuvarlanmış insanların, en yakınını dahi üç kuruş uğruna vurabilecek kadar alçalmış olanların dünyasını bir koğuşun karanlığında anlatıyor. Alçalışın bile yok edemeyeceği insanlık onurunu dile getiriyor.
Profile Image for shutterbug423.
136 reviews17 followers
September 9, 2011
While he was doing his military service in Niğde in 1938, Orhan Kemal was sentenced to five years of imprisonment because he read the works of Maxim Gorky and Nazım, which was believed to be "propagandizing for foreign regimes and encouraging sedition". Apparently, the time he spent in prison, what he actually observed there led him to write a work of art like Ward 72. In Ward 72, Kemal tells the story of a group of prisoners who are regarded as the most destitute in the prison. Being so poor, they are also the filthiest. Each one of these passengers is like an earthworm standing up. A loaf of black bread, stale or fresh, always indistinguishable from mud, is not only their breakfast, lunch or supper but it's the whole wherewithal for their hammam, barber and cigarette expenses. The world is at war. German troops rage through Europe and theirs is a whole lot different story of survival.

Against all odds, Ahmet Kaptan is the only man who achieves to stay human. He does not fight for the chicken bones that the administrators throw to the jail garden, he does not gamble for cigarette butts, he believes a human is an honorable being. The former captain serves his time in the prison he revenges his father's death. A blood feud which still preserves its presence in the Middle Eeastern culture is actually why a captain like him is in the prison. When his mother, whom Kaptan barely remembers now, sends him 150 liras, Kaptan's status changes from a poor, filthy member of the Ward 72 to an agha who feeds the poor. Instead of moving to a different ward, he chooses to stay in there. He believes in sharing what he has in naive,uncritical, unsophisticated belief in the eternal, inherent goodness of humanity. As he has got the dough now, even those who grudge him turns into smarmy, manipulative fellows. Their calculating, manipulative manners don't put a dent in Kaptain's humanity but it still takes away his peace of mind. From petty criminals to the guards, everyone in the prison goes through a character deformation. The prison, like a microcosm of Turkey during 40s, sheds some light on the injustices, poverty, inequality of the period.

Unfortunately, Saraçoğlu's movie treats this time-honored story as a love story. The ward for females does not really occupy a long chapter in Orhan Kemal's book. The fact that the movie accentuates the females' ward and the presence of Fatma, presumably because of Hülya Avşar publicity makes the story lose its original meaning Like it or not, this story has a political side. The movie does not openly mention that this story takes place during WW2.The only thing you hear about the war is a paper boy who is calling out a headline about Hitler. Saraçoğlu supposes that a few scenes --like the one the prisoners create a stampede for chicken bone or the one they were hosed off by warders – can create a gritty real effect but they don't. What's more, it sounds cliché after a point. In the old Turkish movies, Turkish women had to murder them when their kith and kin tried to rape them but somehow they had to be raped in the prison. As if one cliché were not enough, the movie goes to any length to stereotype other female characters. Yavuz Bingöl's acting may sound better (than Kadir İnanır's portrayal of Kaptan in the first 1987 adaptation) but when you see that Kaptan repeats everything in a discordant, jarring fashion it gets on your nerves. There must have been a better way to show his increasing loneliness, helplessness and insanity. Erdogan Tokatlı's 72. Koğuş(1987) was not really perfect. Cinematographically, it could have been better but it's still a lot better than this one. It still has some "gritty real Orhan Kemal effect" in it without being farcical.
Profile Image for Selen Abalı.
472 reviews
February 21, 2016
Kitabın arkasında yazdığı gibi cidden. İnsanoğlunun düştüğü en dipsiz kuyuyu anlatıyor. ve cidden şu anki zamanla o kadar benziyor ki birbirine
para için anasını babasını satacak adamlar...
duygu eksikliği fazlaydı bir de kaptana sinir oldum. yahu bir insan iyidir tamam da bu kadar da saf olunmaz ki ama
Profile Image for Muath Aziz.
211 reviews27 followers
February 12, 2018
Too boring!

And yes yes, we get it, humanity is lost, yet some try to hang on to it. But humanity is what humans are, and humans can't be not humans. So why fake something? The author doesn't understand his characters other than the protagonist who btw takes himself too seriously.

Stop being God. Thank you.
Profile Image for Selin Coskun.
5 reviews1 follower
June 24, 2018
Orhan Kemal'in Nazım Hikmet'in istediği üzerine yazdığı 72. Koğuş aynı zamanda Orhan Kemal'
in hapishanedeyken gözlemlediklerinden oluşmuştur. İnsanların ne kadar çıkarcı ve bencil olabilecekleri eleştirilmiştir.
Profile Image for Pelit Dündar Korkmaz.
66 reviews1 follower
July 29, 2025
Sanki cezaevindeymişçesine ortamı, insanları, sefaleti, açlığı ve tokluğu gözler önüne seriyor Orhan Kemal...
Profile Image for Juliet.
156 reviews9 followers
August 13, 2024
I don’t really know what this book was trying to do. It was certainly easy to read and entertaining enough, but I’m unsure as to whether this was meant to be simply an observational semi-memoir or extended allegory. I need to look it up, but I feel like I should also be able to tell from the book.
424 reviews
February 18, 2018
Zaman zaman komik zaman zaman düşündürücü güzel bir kitap. Kısa sürede okuyup bitireceğiniz bir kitap
Profile Image for Berke Sahbazoglu.
117 reviews7 followers
July 3, 2016
72. Koğuş 2. Dünya Savaşı sırasında hapse, cinayet için mahkum edilen Ahmet kaptanın başından geçenleri anlatır. Ahmet bir kan davasında babasını öldüren adamın bir kahvehanede oturan akrabalarını katlettiği için hapse girer.

Kaptan gururlu, cömert ve yardımsever birisidir. Annesinden 150 lira alması üzerine koğuşunda ağ, söz sahibi birisi olur. Kaptan parasını kullanarak hem kendisinin hem de koğuştakilerinin refah sevyelerini yükseltir. Ahmet koğuştakileri giydirir, yedirir ve ısıtır. Onlara rahat uyusunlar diye yatak, yastık alır. Sıcak yatsınlar diye de koğuşa pencere ve çerçeve taktırtır. Kitabın ortalarında kaptan hapishane zengini, Sölezli, ile kumara oturur. Birkaç günde müthiş zengin olur çıkar. Ahmet kaptan Fatma isimli bir kadın mahkuma aşık olur. Onunla irtibata geçmek için Bobi gardiyanla anlaşır. Bobi bir ücret karşılığında Ahmet'in mektuplarını ve sözlerini taşıyacaktı. Bobi kaptanı kandırır. Kaptanın dediği ve verdiği hiç bir şeyi Fatma'ya iletmez. Kaptan'ı kandırmak için kendisi mektup yazar ve Fatma gönderdi diyerek ona verir. Böylece o karlı bir iş başlatır. Her seferinde bir mektup veya söz uydurarak para koparma sanatında ustalaşır. Böyle ola ola kaptan tüm parasını Bobi'ye kaptırır. Neticede ise koğuş ve sakinleri eski harap durumlarına geri döner.

72. Koğuş insanların çıkarcılığını, yüzsüzlüğünü ve ahlaksızlığını eleştirir. Bobi'nin yaptığı bu ahlaksızlıklar affedilemiyecek boyutlardadır. Bir adamın sevdasını suistimal ederek ona sistematik bir şekilde para kopartması nasıl bir ahlaksız olduğunu gösterir.

Kaptan zenginken arkasından 'Ağa' diye koşan ve onun için takla atabilecek bir insan ordusu vardı. Gözüne girerek ondan beş on kuruş koparacağım diye onun uşağı haline gelmek isteyenler çoktu. Parasını Bobi'ye kaptırdıktan sonra hapishanedeki herkesin ona olan tavrı ve saygısı değişir. O sıradan bir mahkum olur. Halbuki bu adam etrafındaki kişileri yüceltmiştir. Onlara anneleleri gibi bakmıştır. Bu ordakilerinin çıkarcılığını, yüzsüzlüğünü cw yalakacılığını gösterir. İnsanlar ona malı mülkü var diye iyi davranmış.

'Bir ara ufacık bir serçe kuşu bir an Kaptan'ın penceresine kondu, içeriye doğru bir şeyler bıcırdadı bıcırdadı... Sonra şaşkın, ürkek aşağıya baktı. Aşağıda, ta aşağıda, dipte, karlar üzerine gördüğü bir taneye doğru kendini bıraktı.'

Son sayfadaki bu sözler bu olaylarınbir döngü olduğunu belirtir. Serçenin orda yer alması kaptanın ölümünün doğallığını ve sıradanlığını vurgular. Her zaman insanların aç gözlü, çıkarcı ve zalim olucağını gösterir. İnsanların her zaman bir kesmi, ahlakın en dipsiz koşelerinde kaybolmuş hayatı sürdürecek.
Profile Image for Angie Gamm.
56 reviews1 follower
March 17, 2025
At the beginning it was a bit hard to read into it, but once I got over that, the book was a quick deep dive into checking my own privilege.
It got me thinking about what makes us human and also what it takes to be seen as a human being.
I definitely don’t want to reduce, equalize or justify any sort of crime, although in the context illustrated in the book I just was so enraged, that some parents instrumentalize their children, only so that they can get what they want without having to face the consequences, because obviously that’s their children’s part. That’s just f*cked up.
Also it was quite impressive how the author did manage to say all of the above in such few pages, and even more to describe how fluid personalities are, facing circumstances that change so quickly and constantly.

Profile Image for Emre.
21 reviews1 follower
January 11, 2016
Hapishanenin sefilliğini yüzüme vuran bir kitap. Dönemin şartları düşünüldüğünde şehirdeki insanlar bile yokluk içindeyken hapishanelerdeki tutum daha rahat anlaşılıyor. Kendileri bile insan olduklarını düşünmezken onların haline acımamak, bu düzenin sebeplerini sorgulamamak mümkün değil. Kendisi de beş yıl cezaevinde kalan Orhan Kemal, cezaevinin katibi olmuş adeta.

Akıcı bir şekilde giden hikayenin çok çabuk bir şekilde bitmesi ise şaşırtıcı oldu benim açımdan. Kitabın sonu az çok tahmin edilebilirdi ancak bu sonun beş altı sayfa içinde gelmesi okuma keyfini düşürdü.

Son olarak etkileyici bir kitap olduğunu düşünmekle beraber kitabın arka sayfasında yazan "Çok az yazar okuruna onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir." lafını hak ettiğini düşünmüyorum.

Profile Image for Selen Seyhan.
18 reviews2 followers
July 30, 2015
O günler, karanlık günler, aydınlığa birkaç adım kala... İnsanlık gururunun ayaklar altında ezilip geçildiği yerde "insan"ı anlamaya çalışmak...
O zamanın zor şartlarında, en kuytu köşelerde bile bir parça insanlık var, peki ya şimdi?
Profile Image for Burcu Can.
45 reviews2 followers
January 2, 2016
Orhan Kemal'in kaleminden bir cezaevi öyküsü. Olayın kahramanları 72. koğuşun mahkumları. Cezaevinin en yoksul koğuşunun nasıl bir anda zenginlediğini, sonrasında ise bir kadın uğruna nasıl tekrar yoksullaşıp sersefil olduğunu anlatan bir hikaye.
Profile Image for ferhat özel.
1 review
June 7, 2018
kuru fasulyeyi öyle güzel anlattı ki, annemden yarın kuru fasulye yapmasını isteyecegim :)
Displaying 1 - 30 of 70 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.