Roman, hikâye, şiir. oyun gibi edebiyatın her dalında verdiği usta işi ürünlerle çağdaş Türk sanatçıları arasında haklı ve büyük bir ün kazanan ve eserleri üst üste yeni baskılar yapan, yabancı dillere çevrilen Necati Cumalı "Tütün Zamanı" genel adı altında "Zeliş", "Yağmurlarla Topraklar", "AcıTütün" üçlüsüyle Ege yöresinin yaşamını gerçekçi bir bakış açısıyla, çeşitli toplumsal kesitlerden yansıtarak romanına unutulmaz güzellikte bir Ege destanı kazandırmıştır.
"Yağmurlarla Topraklar"da, Cumalı, ağır ağır doğan ve birden gelişen bir aşkı anlatırken, bir yandan, öğretmen, avukat, doktor olarak Anadolu'nun küçük kentlerinde yaşayan binlerce aydının ortak çilesini, tutucu çevrelerin baskısı altında güvensiz yaşayışlarını, yalnızlıklarını yansıtıyor; bir yandan da somut örneklerle bizdeki toprak mülkiyetinin temellerine inerek toprak reformuna; vakitli vakitsiz yağan yağmurların yol açtığı sevinçler üzüntülerle ekicilerin doğa ile olan ilişkilerine ışık tutuyor Hayatın özünde olduğu gibi değişik olayları iç içe yansıtan, sağlam, usta işi, büyük bir roman bu.
Necati Cumalı edebiyata yalın şiirlerle ve güçlü Sabahattin Ali etkileri taşıyan hikayelerle girmiş, giderek özgün bir soluk oluşturmuş usta bir Türk edebiyatçısıdır.
1921 yılında bugün Yunanistan sınırları içinde bulunan o dönemin Rumeli Vilayet-i Celilesine(Manasdır'a) bağlı ve Cuma beyleriyle meşhur olan Cuma'kazasında doğmuş, ailesi 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi kapsamında Türkiye'ye göç ederek İzmir'in Urla ilçesine yerleşmiştir. Ortaöğrenimini İzmir Atatürk Lisesi'nde (1938), yüksek öğrenimini ise Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde (1941) tamamlamıştır. Ankara'da Toprak Mahsulleri Ofisi'nde (1941-1942), Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nde (1945) çalışmıştır. Askerlik sonrası Urla ve İzmir'de avukatlık ve memurluk yapmıştır (1945-1957). 1957-1959 yıllarında Türkiye'nin Paris Büyükelçiliği Basın Ataşeliği'nde çalışmıştır. 1959 - 1963 yıllarında İstanbul Radyosu'nda redaktörlük yapan Cumalı, sonraki yıllarda yaşamını roman ve oyun yazarlığı ile sürdürdü. 10 Ocak 2001 tarihinde yakalandığı karaciğer kanserinden kurtulamayarak İstanbul'da hayata veda etti.
1940'lardan itibaren Varlık, Servet-i Fünun - Uyanış, Yeni İnsanlık gibi dergilerde şiirler yayımlamıştır. İlk kitabı "Kızılçullu Yolu" 1943 tarihlidir. İkinci kitabı askerliği esnasında terhisine yakın geçirdiği "zehirli sıtma" hastalığı yüzünden gönderildiği hava değişikliğinde yazılmış olan Harbe Gidenin Şarkıları'dır (1945). 1945 yılından itibaren şiir, öykü, roman ve tiyatro türlerinin hepsinde birden ürün veren Necati Cumalı, zaman zaman deneme alanına da el atmıştır
1950li yılların Türkiyesinde Urla'da geçen roman ülkenin politik durumu, küçük şehirlerde yaşayan okumuş insanların geleceğe bakışı, memleketlerinde kalıp oraya bir faydalarının dokunması ile büyük şehre gidip kendilerini geliştirmek arasındaki gelgitleri, kasaba halkının beklentileri, inanışları hayata bakışları o kadar güzel harmanlanmış ki elinden bırakmadan okudum. Ilk başta Zeliş'in devamı gibi düşünmüştüm ama bana, Tütün Zamanı üçlemesindeki iki kitabın karakterlerinin birbirinden tamamen bağımsız ancak olaylar ve anlatılmak istenenlerle üçlemenin kitapları arasındaki bağ kurulmuş gibi geldi. Necati Cumalı'nın kitaplarındaki kadınların kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü kadınlar olması da ayrıca beni mutlu etti.
Necati CUmalı'nın Tütün Zamanı üçlemesinin ikinci kitabı. Aslında ilk kitap olan Zeliş için yazdıklarım bu kitap için de geçerli. https://www.goodreads.com/review/show... Yine 50'li yıllar ve Ege, İzmir. Bu sefer ilk romandaki gibi köy değil bir kasabada kurgulanmış roman. Ve bu sefer ana roller bir avukat ve öğretmen. Tesadüf müdür bilmiyorum fakat ilk romanda da bu kitapta da kadın karakterler güçlü, ne istediğini bilen, erkekler ise nispeten daha korkak. Bu romanda erkek karakterin ne istediğini bilememesi beni sıktı. Kadın karakter ise, roman içindeki diyaloglarındaki gerçekçiliği ile bence gayet etkileyici. Necati Cumalı, romanlarında, öykülerinde kadın karakterlerin gerçekçiliği konusunda bence gayet usta (Bknz: Dila Hanım / Türkan Şoray filmi:) ) Cumalı, şairliği, yazarlığı ile bilinse de, aslında hukuk mezunu ve bir süre İzmir'de avukatlık da yapmış biri. Romandaki ana karakterin de bir İzmir kasabasında avukat olması tesadüf değildir. Gözlemlerini, biraz da yaşadıklarını romana aktarmış olabilir yazar. Tütüncüler, zeytinciler, yağmura bel bağlayan köylüler.. bu romanın temeline yerleştirilmiş esas unsur. Kurgu da bu unsur üzerine yerleşmiş.
Yaşadığı kasabadan İstanbul'a yerleşmek üzere yola çıkan avukat Nihat'ın "bütün bu derdini anlatmasını bilmeyen adeta dilsiz gibi insanları kime bıraktım diye düşünüyorum" cümlesiyle bitiyor kitap. Okuduğum en güzel kitaplardan birisi. Toprağı, bereketi, yağmuru, çaresizliği, toprağa bağlılığı, saflığı, vefayı, adaleti, haksızlığı... Her şeyi gerçekçi bir bakış açısıyla anlatmış yazar.
Tütün zamanı serisinin ikinci kitabi. Zeliş ve Acı Tütün kadar etkileyici. Yalın ve akıcı anlatım, bildiğimiz muhitler, Urla'nın hatıralarda kalan kasaba hali... Yazar her kitabında sizi içine çekecek, sizi karakterin yerine koyacak bir kanal mutlaka buluyor. Okuyunca karakterlerden birisi gibi hissedeceksiniz kendinizi.
Birincisi; bölümleri aylara bölüp, aylar içinde farklı bir insanın hikayesine ek olarak Urla’nın mevsim değişimini de anlatması İkincisi; Ana öyküden asla ayrılmadan, çiçekler toprak gibi temel aşk hikayesinin işleyişini görmemiz, süreci takip edebilmemiz.
Birincisini çok yıllar önce okumuştum, ancak buna sıra geldi. Bakalım bağlantıları merak ediyorum... Gerçekten her köşeden, çeşitli karakterlerden ve görüşlerden güzel İzmirin 1950 yıllarını anlatan güzel bir eser. Şu anda "acı tütüne" de başladım.