"Sevdiğim bir insanın ölüm haberi bana hemen koymuyor, inanamıyorum o habere. İnanamıyorum da dememeliyim, anlayamıyorum o ölüm haberini. Hep bir köşebaşında, öldüğü söylenen o sevdiğim kişiyle karşılaşacakmışım gibi gelir bana, aradan uzun bir zaman geçse de o duyguyu yitirmem, o kişi nasıl olsa bir gün gene karşıma çıkacakmış gibi gelir." Bilge Karasu, Nurullah Ataç'ın ardından söylemiş bu sözleri. Şimdi Susanlar ile Bilge Karasu köşebaşında beklediği yerden karşımıza çıkıveriyor sanki. Büyük çoğunluğu yazarlığının ilk yıllarına ait çalışmalarıyla genç Bilge beliriyor karşımızda. Karasu 50'lerin başından itibaren süreli yayınlarda öyküler, yazılar, kitap ve resim eleştirileri, hatta şiirler yayımlamıştır. Araştırmacı Serdar Soydan titiz bir arşiv taramasıyla dergi ve gazete sayfaları arasında kalmış bu ürünlerden hazırladı Susanlar'ı. Kitap, 1952-53 yıllarında Seçilmiş Hikâyeler dergisinde yayımlanmış ve daha sonraki eserlerinde ele alacağı pek çok izleğin, pek çok biçimsel denemenin ortaya çıkışını, gelişimini sergileyen sekiz öyküyü, Kedili Meryem öyküsünü, şiir denemelerini, Karasu'nun edebiyata bakış tarzını dile getirdiği "Yazar-Okurun Defteri" metinlerini, kendisiyle yapılmış söyleşileri ve Enis Batur'un bu kitap için kaleme aldığı sonsözü içeriyor. Bilge Karasu külliyatına eklediğimiz bu derleme, yazarın kurmaca dünyasına girmek, düşüncelerini ve bakış açısını kavramak açısından pek çok ipucu taşıyor bugünün okurları için.
Bilge Karasu (1930–1995) was born in Istanbul and became the pre-eminent Turkish modernist writer. Besides short stories and novels he was also a well-known translator. A graduate of the philosophy department of the Faculty of Letters of Istanbul University, Mr. Karasu worked in the foreign broadcast department of Radio Ankara until a Rockefeller University scholarship made it possible for him to continue his studies in Europe. After returning to Turkey, he went to work at Hacettepe University, where he lectured in philosophy. In 1963, Mr. Karasu won the Turkish Language Institute’s Translation Award with Olen Adam, for a translation of D. H. Lawrence’s The Man Who Died. By that time, he had begun to experiment with new forms of expression in his collection of stories entitled Troya’da Olum Vardi (Death in Troy). He won the Sait Faik Story Award eight years later with Uzun Surmus Bir Gundu Aksami (Evening of a Long Day). By the beginning of the 1980s, he had tried an abstract form of expression in Gocmus Kediler Bahcesi (The Garden of Departed Cats) and incorporated other forms of art into his writing. He attempted different uses of form and content in works he styled "texts" rather than "stories." His other works include Kismet Bufessi (Kiosk of Destiny), a collection of short stories; and Kilavuz (The Guide).
bu kitap iyi ki var, emeği geçen herkese o kadar minnettarım ki. onu daha çok tanımak mutluluğunu yaşattılar. çocukluğundan, kedilerinden, yazım aşamalarından, kendi eserlerine bakışından, sevdiği, özdeşleştiği yazarlardan ZORLA bahsettirmişler bilge dedeme jxjdjdıdkd💖 kimi zaman sinirleniyo bi de insanlara,,, hayır dedem iyi ki snei zorla konuşturmuşlar. tanpınarla benzediğini düşündüğünü söylemiş mesela benim bir diğer dedem, öyle sevindim ki. kendine kirpi dermiş. çocukken alıktım diyor, nasıl okuduğundan bahsediyor,,,, gülümsemeden duramadım bu metinleri okurken. ve onu tanıyan, onunla sohbet edebilmiş insanları öyle kıskandım ki. bilge karasuya duyduğum bağ sağlıksız mı acaba diye düşündüm nolur olmasın. öyle işte ben kendisinden okuduğum her cümleyi bambaşka bir ilgiyle karşılıyorum, bir de bazı özel yanlarını içerdiği için bambaşka bir zevk verdi bana. dedemi okuyun ya
Kitapta Bilge Karasu'nun erken dönemlerde yazdığı öyküler, şiirler, okurluk-yazarlık-edebiyat üzerine yazdığı denemeler ve söyleşileri bulunuyor.
Okur olmak ve yazmak üzerine yazdığı denemeleri sadece edebi eserleri değil edebiyat üzerine okumayı seven herkese öneririm. Bilge Karasu'ya özel bir ilginiz yoksa veya tanımıyorsanız bile bu metinleri seveceğinizi düşünüyorum. Kim bilir belki bu kitabı okuduktan sonra siz de Bilge Karasu'ya merak ve ilgi duymaya başlayabilirsiniz.
Benim gibi Bilge Karasu sevenler içinse bence bu kitap bulunmaz nimet. Çünkü bu kitap yoluyla Bilge'yi daha yakından tanıyacak ve yazdıklarına bambaşka bir gözle bakabileceksiniz.
Serdar Soylu’nun titiz arşiv taraması neticesinde 1950 den itibaren kimi dergilerde çıkan öyküleri, şiirleri ve sürpriz röportajları ile çok keyifli bir Bilge Karasu okuması olmuş. Bir solukta bitirdim. Yazar, okur, eser ve sanat üzerine yazılan metinler de düşündürücü ve derinlikli. Şiirler ise başka bir Karasu’yu keşfetmemi sağladı.
“Bir iletişim yolu olarak okuma, birileriyle konuşup görüştükten sonra, dünyayı da, kendimizi de biraz daha düzene sokmuş, biraz daha genişletilmiş halde, günlük yaşamımıza dönmemizi, biraz ‘başka’ bir adam olarak dönmemizi sağlayan şeylerden biri değil midir zaten ?”
“Bir sonra okunan kitap, bir öncekinin, ondan önce okunmuş kitapların sağladığı birikimin üzerinde okunmaktadır. Birikim, elbette, yalnız o güne dek okunmuş kitaplar değildir; o güne dek yaşanmış her şeydir”