Vedat ve Tevfik'le bir kez daha hasret gideriyoruz. Algan Sezginturedi bu iki can yoldasini, Vedat Kurdel ile Tevfik Dagdelen'i, bize ilk kitabi "Katilin Seyi" ile tanitmisti. Uzun bir aradan sonra da, gerilimi ilk kitap kadar saglam, karakterleri ustaca islenmis "Katilin Meselesi" yayinlandi. Serinin ucuncu kitabi ise adini, polisiyelere yakistirilan 'surpriz' katilden almis: "Katilin Usagi." Ikinci kitapta evli oldugu icin yoklugunu hissettigimiz, ancak sonradan imdada yetisen Tefo, bu kez de, kisisel nedenlerle, babasi emekli bas komiser Nezih Bey ve Vedat ile kurduklari "Nezih Dagdelen ve Ort. Ozel Arastirma Ltd. Sti."nden ayrilacagini bildiriyor. Oysa belli basli karakterlerin bize sunuldugu resepsiyondaki katliamin kesinlikle sorusturulmasi gerek. Hem bu konuda talep var, hem de kendileri de olumden kil payi kurtulmus. Caresiz, is basa, yani bir baltaya sap olamamis yakisikli, iri yapili Vedat'a dusecek. Ustelik de, bu ortaklikta payina zek dusen kisi o olmadigi halde… Vedat'in
Katilin Şeyi’nde tanışıp, Katilin Meselesi’nde kaynaştığımız acemi acar dedektifler Vedat Kurdel ve Tefo ile tekrar birlikteyiz.
Vedat ve Tefo meslekte geçirdikleri 4 yılın ve gösterdikleri başarıların ardından hatırı sayılır bir üne kavuşmuşlar. Vedat’ın 2017 yılından anlattığı bu macera, Haracı ailesinin Polonezköy’deki saray yavrusu evlerinde verdikleri 2009 yılı bahar partisinde başlıyor. Normal şartlar altında asla davet edilmeyecekleri bu partide bulunma sebepleri de iş. Görev başındalar. Zengin bir kocanın boynuzlarını kontrol ediyorlar; adamın boynuzları var mı, yok mu diye. İşlerini tamamlayıp tam da partiden ayrılacakları esnada, parti Vedat ve Tefo için ve de herkes için hiç beklenmedik bir şekilde sonlanıyor. Tıpkı filmlerde olduğu gibi, eli silahlı 6 adam partiyi basarak, davetlilerin üzerine kurşun yağdırıyor. Saldırganlar, korumalar tarafından etkisiz hale getirilinceye kadar oluşan bilanço ise çok ağır. Toplam kayıp saldırganlarla birlikte 30 kişi, bir o kadar da yaralı var. Neyse ki, Vedat ve Tefo bu saldırıyı yara almadan atlatıyorlar.
Bir çeşit mafya hesaplaşması gibi duran olay, Vedat ve Tefo açısından polisiye bir vaka. Zaten onlar bu davada mağdur konumundalar. Fakat bu saldırının esas mağduru Vedat oluyor çünkü bu olaydan sonra, hamile karısını, doğacak çocuğunu düşünen Tefo, geleceğiyle ilgili çok önemli bir karar alıyor ve Vedat’la ve de Nezih Dağdelen ve Ortakları Özel Araştırma Ltd. Şti. ile olan bağlarını koparmaya, Kapalıçarşı’daki eski işine, kuyumculuğa dönmeye karar veriyor. Bu ani ayrılık kararı karşısında yıkılan ve hem ekibin beyin takımını hem de en iyi arkadaşını kaybeden Vedat, bildiğiniz sevgilisi tarafından terk edilen çok aşık adam davranışları sergileyerek, kendisini ofise kapatıyor. Bir yandan kendini alkol ve sigara bataklığında boğmaya çalışıp, aynı kıyafetlerle ofisteki koltukta yatıp kalkerken, sakal ve bıyıklarını da biriktirmeyi ihmal etmiyor. Bu durum, sefilliğin tavan yaptığı ve buna şiddetli bir soğuk algınlığının da eşlik ettiği bir günün sabahında, saldırının kurbanlarından Faruk Yutmaz’ın dul eşi Şahane Hanım’ın bir konuyu görüşmek üzere kendisini görmeye geleceğini öğreninceye dek devam ediyor.
İsmi gibi kendisi de şahane olan Şahane Hanım; içinde farklı bir his olduğunu söyleyerek kocasının öldürülmesinin araştırılmasını istiyor. Vedat, Şahane Hanım’la yaptığı görüşmenin sonunda bu hissi destekleyecek herhangi bir delile ulaşamasa da, içe doğan hislere saygısı olduğu için, konuyu araştırmayı kabul ediyor.
Tefo’nun babası, velinimetleri Nezih Amcasının çevresi sayesinde, polisin hazırladığı dava dosyasına bakma ayrıcalığını elde eden Vedat; Şahane Hanım’ın müteveffa eşi Faruk Yutmaz’ın, bu katliamın değil, başka bir hesaplaşmanın kurbanı olabileceğini gösteren ipuçlarına ulaşıyor, böylece Şahane Hanım’ın içine doğan hissi de yalancı çıkarmamış oluyor. Bu olayın aydınlatılmasında yalnız kalan Vedat, Tefo’nun yokluğunu etrafına topladığı aile meclisi üyeleriyle ve de ilk kitaptan beri tanıdığımız, Vedat’ın dayağını da yemişliği bulunan Nemci ve arkadaşlarıyla kapatmaya çalışıyor, karşısına çıkan her bir duvarda eski ortağı Tefo’yu hasretle (!) anmaktan geri kalmıyor.
Öyle ya da böyle, yoluna yalnız devam eden Vedat, belki de tüm sorumluluğun kendi omuzlarında olduğunu bilmenin getirdiği güvenle, ucunu yakaladığı olayın peşinde adım adım ilerliyor. Fakat tutulan bu yol Vedat’ı nereye ve kimlere götürecek, Tefo’nun hikayedeki yokluğu nasıl doldurulacak, hikaye sonlanmadan Tefo’nun karısı Ayla doğum yapacak mı, katilin uşağı kim ve uşakların katil olmadığı polisiye romanlarda uşaklar ne yapar? Algan Sezgintüredi’nin, adeta sözcüklere takla attırırcasına kullandığı Türkçesiyle yazdığı bu çok eğlenceli ve meraklı polisiye romanı “Katilin Uşağını” da okumanızı tavsiye ederim
This entire review has been hidden because of spoilers.
Ben yanlışlıkla ters sıralama ile okumuşum (5-4-1-2-3) yani bu kitap ile seriyi bitirmiş oldum. Vedat'cığım ve Tefo'cuğumdan ayrıldığım için çok çok üzgünüm. Algan Bey keşke serinin devamını yazsa... Hem polisiye, hem komedi, hem romantik filan çok çok tatlı, dinlemekten (storytel) çok çok keyif aldığım kitaplar oldu. Yani seri 15-20 kitap olsa okunur :)
Maalesef. Laf kalabalığından boğuluyorum. Keciboynuzu meyvesi(!)nin, 1 gram bal için 1 kilo odun yemek şeklinde tanımlanmasına benzer, bazı kitaplar benim için keçiboynuzu yemekle eşdeğer.
Algan Sezgintüredi polisiyelerini çok seviyorum. İlk kitabında katili çabuk bulmuştum ama kitabın akışı içinde polisiye unsurları çok kafama takmamıştım. İkinci kitap bu seride en az sevdiğim kitaptı -spiritüel olaylardan pek haz etmiyorum - ama tabii yine Vedat Kurdel'in zevzeklikleri ile kitap okunup bitivermişti. Üçüncü kitap ise en sevdiğim kitap oldu. Hem polisiye kurgusunu çok beğendim hem de Vedat'ın lafı dolandırmasını, oradan oraya atlamasına bayıldım. Bazı okuyucular ise Sezgintüredi polisiyelerinde bu laf dolandırmaları sevmiyor biliyorum ama bana çok iyi geliyor bunlar. Sezgintüredi polisiyelerinin üçünü de kızımın başında hastanede okudum. Beni rahatlatan, eğlendiren kitaplardı üçü de. Ama üçüncü kitap her bakımdan en sevdiğim oldu. Seride geriye iki kitap kaldı, bizim hastane maceraları daha bitmez. O yüzden Sevgili Algan Bey rica ediyorum Vedat ve Tefo maceralarına biraz hız verin (kendisini tanıyan varsa bu ricamı iletiniz lütfen). Sizin kitaplar bitince teselli kitabım kalmayacak! Ve bu satıları okuyan sevgili dostlar bana eğlenceli polisiyeler tavsiye edebilirsiniz tabii :)
Çok zengin dört işadamının döndürdükleri dolaplar. Büyük bir katliam gerçekleşiyor. Ve Vedat Tefo'yla en sonuna kadar gidemeseler de büyük ölçüde çözüyorlar.
Serinin üçüncü kitabı. Ortaklar ayrılıyor; Vedat tek başına. Çok varlıklı kişilerin bir partisini kan gölüne çeviren bir baskın olmuştur. Baskından şans eseri kurtuluyor bizim iki kafadar. Polis olay aydınlattıktan sonra bile hala bazı soru işaretleri kalmıştır. Dedektifimiz Vedat tekrar devreye girecektir. Ancak polisiye seviyorsanız ilginizi çekebilir.
Şimdiye kadar okuduklarım arasında serideki en karmaşık hikâye buydu bence. Aynı zamanda en az keyif aldığım da bu oldu gerçi. Oysa karakterler, özellikle kahya Nusret çok hoşuma gitmişti. Belki Tefo'nun işe dahlinin az olması da etkili olmuştur bunda. Neyse, yine de seriyi okumaya devam... =)