29 harf var elimizde, her kelime aklımıza kazılı, düşünüyorum da beni şaşırtacak yahut etkileyecek daha kaç kombinasyon çıkabilir ki...
Ahmet Altan yazıyor ve okudukça biraz daha şaşırıyorum... Bu duygular nasıl olur da var olur bir insan bedeninde, nasıl olur da böyle güzel anlatılır. Orneğin iyi ütülenmiş bir gömleğe benzetiyor sakin hayatı; heyecansız, kedersiz, üzünütüsüz...
Veyahut
Aşkın bitişi birbirinin herşeyi olmaktır diyebilen var mıydı?
"Birbirinizi seviyorsanız 'birbirinizin hiçbir şeyi' olarak kalamazsınız, sevgi hareket eder, yürümek, ilerlemek, 'herşeyi olmaya' doğru gitmek ister, sonunda 'herşeyi olursanız, ' ondan sonrası bir ayrılık mektubudur ya da daha fenası, bir sıkıntı ve kaçış.
Ama yine de bu uzun yürüyüşte unutulmayacak epeyce haz ve acı derlersiniz."
Ne doğru bir tanımlama..
İçinde bırakın tekrar tekrar okumayı ezbere bilmeyi arzuladığım ne çok yazı var diyor, kitabın en vurucu kısmı "Sana..."dan bir kuple ekliyorum..
"Sen, belki de bu mektubu aslında sana yazdığımı hiç bilmeden okuyacaksın.
Ben, senin bunu okurken parmağınla yanağına dokunduğunu, gözlerini hafifçe kıstığını, saçlarını kulağının ardına attığını görmeyeceğim.
Elimin uzanamadığı yerlere kelimelerimle sokulmaya çalışmamın, kırılgan harflerden kurulmuş görünmez bir köprüden sana doğru yürürken düşmekten böylesine korkmamın, sana tek bir bakışla anlatabileceğime inandığım ve birçoğunun belki bir ismi bile olmayan birçok duygunun her birine isimler bulmaya uğraşmamın beni nasıl yaralayıp yorduğunu bilmeyeceksin.
İlerde bir gün bana çok karmaşık ve anlaşılmaz gözükecek olsalar da, şu anda bana, kendime saplamak için elimde tuttuğum solgun bir bıçak gibi sade ve içmeye hazırlandığım zehirli bir su gibi berrak gözüken duygularımın, keskin ve yakıcı tadını, onların üstünü örten sözcüklerin altından çıkarıp çıkarmamakta duyduğum kararsızlığı da herhalde sana hiç anlatamayacağım.
Halbuki bütün korkunçluğu sadeliğinde gizli olan duygularım o kadar açık ki.
Ben senin memelerini aklınla birlikte özledim."