Kovulan kara sineklerin bir tur atıp geri geldiği bir pidecideyim. Israr konusunda rakipsiz bir hayvan karasinek. Kovuyorum, tur atıp geri geliyor, gelirken de birkaç arkadaşını getiriyor. Üçüncü turda sineklere "gidin burdan" anlamını taşıyan elimin tersiyle yaptığım hareket, bana doğru yaklaşmakta olan garsonu afallatıyor. Üzerine alınıyor. "Yok size değil, sineğe" gibi bir açıklama nasıl dahil olur hayata? Oluyor işte. "Haa..." diyor garson. Masada sinek, başımda bekleyen alıngan bir garson, elimde menü, aylardan ağustos. Hava çok sıcak. Sinek kafama konuyor. Beraber menüye bakıyoruz. "Kıymalı pide", diyorum, "Ayran?" diyor, "Yok," diyorum. Cümle kurmadan sadece kelimelerle, sıkıntılı filmlerdekine benzer bir diyalog geçiyor garsonla aramızda. Filmin ismi "Zebercet Pidecide" olabilir... (Arka Kapak)
Asıl mesleği olan diş hekimliğini icra etmekte iken 2007'de Uykusuz dergisini kuran ekipteki çocukluk arkadaşları Yiğit Özgür ve Uğur Gürsoy'un yönlendirmesiyle mizah yazıları yazmaya başlamış ve Uykusuz'da "Kendimi Durduracak Değilim" başlığıyla yayınlanan bu yazılar dergi okuru tarafından çok sevilmiştir. Mizah yazılarının yanı sıra Uykusuz dergisinin siyasi gündemle ilgili sayfalarında "Kaç yıl oldu" ve "Bişeyler Duydum" isimli köşeleri de hazırlamaktadır. Asıl mesleği olan diş hekimliğini de sürdürmektedir.
Yavaş yavaş okumak lazım. Fırat Budacının yaptığı tespitler ve eleştirileri ilk anlamlarıyla yani okurken beliren anlamlarla değil sanki felsefe kitabı gibi okumanızı tavsiye ediyorum. İlk bakışta gülüp geçtiğimiz espriler hayatı çok güzel ve gerçekçi bir yorumla bize sunmuş. Açıkçası bazı bölümlerde abartınının gözüne vurmuş olsa da okurken fazla dikkat çekmiyor. Aslında bu kadar ciddiye almaya da gerek olmayabilir kişiye göre değişebilir tabi .
Haftalık mizah dergisi Uykusuz'da yayınlanan yazıların derlenmiş ve kitap haline getirilmiş hali. Her kim ki insan davranışını esprili bir dille tanımak istesin dahası kendini tanımak istesin; bu kitabı okusun derim.
Hemen bitmesin diye azar azar okuduğum; sırıtarak, şaşırarak okuduğum bir başucu kitabı oldu...
Benim de Söyleyeceklerim Var gibi bir kitap olacak sanmıştım ama çok şükür öyle olmadı. Beklediğimin aksine minimum düzeyde küfür vardı. Adamın anlattığı anlar, kişiler o kadar relatable’dı ki çok çok sevdim. Anlatış şekli, kullandığı kelimeler, benzetmeler, metaforlar, hepsi üzerine düşünülmüş ve özenle seçilmiş izlenimi veriyordu ancak okunması da bir o kadar kolaydı. “Hahah hakkaten öyle ya” ve “Of çok iyi demiş ya” denilecek çok yeri, altı çizilecek çok cümlesi vardı. O yüzden bunların hepsinin altını çizmek yerine kitabı tekrar okumayı bile tercih ederim, çünkü bir cümleyi çizsem diğerinin hakkını yemiş olacaktım. Kesinlikle ikinci kitabı da okumak istiyorum. Yazarla tanışıp sohbet bile etmek isterim acaba sadece yazarken üzerine düşünebildiği için mi böyle güzel kelimeler seçebiliyor yoksa konuşurken de seçebiliyor mu diye.
Harika bir kitap. Küçük, büyük defalarca düştüğümüz, alışkanlık haline getirdiğimiz hallerimizi komik ve etkili bir şekilde anlatıyor. Sanırım kafamı dağıtmak ve kıkırdamak için sürekli elime alacağım.
Fırat Budacı bana çok sevdiğim Atilla Atalay'ın kitaplarının sonlarına serpiştirdiği öykü-anılarındaki tarzı çağrıştırıyor. Tabi Atilla Atalay bu ekole duygu öğesini daha çok katarken Fırat bey kardeşimiz kaliteli tespite dayalı tiner akıcılığında yazıları neredeyse her hafta yazabilecek üretkenlikte. Keşke ikisi de daha çok yazsa roman denese vb. . Neyse özet olarak bu kitap son derece keyifli. Bir arkadaşımın da dediği gibi bitmesin diye okuması yavaşlatılan kitaplardan.
Fırat Budacı kısa ve eğlenceli hikayelerini derlemiş. Hikayelerinin çoğunda kendinizi buluyorsun bu da okurken aldığınız keyfi üst düzeylere çıkarıyor.