Yiğit Bener (d.1958, Brüksel), Türk yazar ve çevirmen.
Yiğit Bener, 1958 yılında Brüksel'de doğdu. Yazar Erhan Bener'in oğlu, Vüs'at O. Bener'in yeğenidir. Evli ve bir kızı var. İstanbul'da yaşıyor.
İlk ve ortaöğrenimini Paris ve Ankara'da tamamladıktan sonra, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okudu. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra son sınıf öğrencisiyken eğitimini yarım bıraktı, on yıl boyunca Brüksel ve Paris'te yaşadı. Çocuk bakıcılığı, dergi yöneticiliği, göçmen sorunları danışmanlığı, çevirmenlik gibi işlerde çalıştı. Halen yazarlığın yanı sıra profesyonel konferans tercümanı olarak çalışıyor. Meslek örgütleri TKTD ve AIIC'de yöneticilik yaptı. Bilkent Üniversitesi'nde Konferans Tercümanlığı Yüksek Lisans programında öğretim görevlisi.
İlk öyküsü (Yabancı) 1991'de Çağdaş Türk Dili dergisinde yayınlandı. Louis Ferdinand Céline'in Gecenin Sonuna Yolculuk adlı romanının çevirisiyle 2002 Dünya Çeviri Ödülünü aldı. 2012'de romanı Heyulanın Dönüşü ile Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazandı. Öykü kitabı Öteki Kabuslar, 2010 yılında Célin Vuraler tarafından Autres cauchemars adıyla Fransızcaya çevrildi. Sanal edebiyat dergisi İktidarsız'ın kurucularından ve yazarlarındandır.
Kitap postmodern fabl örneklerinden oluşuyor demek yanlış olmaz. Hayvanlar, çoğunlukla böcekler, üzerine inşa edilen öykülerde, klasik fabllardakinin aksine sembolizmin iki ucu iç içe geçmiş durumda; üstelik hem anlatım hem de anlam açısından bir iç içelik bu. Evet her öyküde bir alegori var; hayvanlar ya suçlu ya kurban ya da doğrudan sistemin bir parçası olarak rol alıyor öykülerde ama amaçlanan şey tam bir somutlaştırma değil; sistemin acımasızlığına ve acınasılığına hayvanlar üzerinden bir dil çıkarma gibi daha çok. Ayrıca sözünü ettiğim iç içeliğin biçim açısından en iyi kullanıldığı öykünün de, kitabın ilk öyküsü olan "Sokulmak" olduğunu düşünüyorum.
Başı sonu olmayan, kırpık kırpık kabuslar görüyorum. Zincirinden boşanmış... Tekinsiz... Eklembacaklı kabuslar... Öteki kabuslar : sonsuz bir devinim... Ölüm yuvası... Kımıl kımıl... Gücü gücü yetene... Herkes katil, herkes yem... Sevgi yoksunu acımasız bir çark: Kimsenin gözünün yaşına bakmıyor... Her yerde leş oburluğu... Marazi öfkeler... Öteki nefretler... Tekil yalnızlıklar, çoğul bağnazlıklar.... Toplu katliamlar...Temel içgüdü bile '' meta"ya dönüşmüş, indirimde! Yok mu onurlu bir çıkış yolu? Bir umut? İnsan olarak uyanabilmek, sonra insan olmaktan utanmadan, vicdan kanaması geçirmeden yeniden uykuya dalabilmek... Kabustan kurtuluş...
Ode to insects. I cannot stomatch them but these short stories are not nightmerish to people, people are nightmerish to other beings. Yiğit Bener is a good writer and even better translator, this book makes me want to read more of his work. The analogy between a spider and a femme fatal and between a parasite and a baby was very on point.
This entire review has been hidden because of spoilers.