Şiire puan vermemek diye bir prensibim vardı, niye bilmiyorum, ama Sevdadır'a beş puan vermeyi neden istediğimi çok iyi bildiğimi sanıyorum.
Arkadaş Zekai Özger'i, bestelenen 'Pencereyi Aç' şiiriyle tanımıştım. Uçurtmayı Vurmasınlar filminden görüntülerin eşlik ettiği Grup Alzaymır yorumunu döne döne dinlemiştim. Merak edip birkaç şiirini daha okumuş, etkilenmiştim. Genç ölen sanatçıların eserleri bana çok dokunuyor, bu yanıyla da buruk bir tat kalmıştı damağımda.
Sevdadır'ı, gönderenin o olmasını çok manidar bulduğum bir arkadaşım gönderdi. Yalnız, çıkmazda hissettiğim günlere eşlik etti, kimi zaman daha yalnız hissettim kimi zaman nihayet sesim bir kulağa kavuşmuş da o da bu dizeleri yazmış gibi, bazen çıkmazlar gözümde büyüdü bazen o çıkmazlara girmekte ısrar edeceğimi bilerek güldüm hâlime. Bu kadar mutsuzken bu kadar umutlu olabilmesine şaşırdım, sonra mutsuzluğun bu denli büyüğünün ancak umudun bu denli çok olabilmesiyle mümkün olabileceğini düşündüm. O evi bulmadığım sürece bir 'Sığıntı Kuşu' olarak yaşayacağım, biliyorum. Ama sığıntı kuşu olmanın da güzel yanları var, başka sığıntı kuşlarını gözlerinden tanıyabiliyor olmak gibi mesela. Daha uzun yaşamış, dizelerine sesinin rengini daha çok verebilmiş olsaydı muhtemelen sevdiklerimle tanışma vesilemiz olurdu.
En çok sevdiğim şiir, Beyaz Ölüm Kuşları oldu. Onu, Sığıntı Kuşu, Kan Reçetesi, Söyle Türkünü, Bir Gün Sevişmeyi Bana ve Yolcu takip etti; aralarında bir sıralama yok. Çok uzun zaman sonra ilk defa şiir ezberlemek istiyorum. Teşekkürler Arkadaş, teşekkürler Aybüke, teşekkürler hayat.