İpek Çalışlar'ın, roman akıcılığında kaleme aldığı bu kitap; tanıklıklara, bugüne kadar gün ışığına çıkmamış mektuplara, arşiv belgelerine dayanıyor. Çalışlar, edebiyat ve siyasetle geçmiş bir ömrün karanlıkta kalmış yanlarını da içeren çalışmasıyla, "Halide Edib gerçeği"ni anlatıyor.
Üsküdar Amerikan Kız Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunudur. Gazeteciliğe TRT'de başlamıştır. Nokta dergisinin haber müdürlüğünü yaptı. Söz gazetesiyle patronsuz Sokak dergisinin kurucularından biriydi. 1990-92 yılları arasında Hamburg'da eşcinsellik, kadın ve İslam konularını araştırdı. Türkiye'ye dönünce, Cumhuriyet gazetesinin haber müdürlüğünü üstlendi; ardından on yıl süreyle Cumhuriyet Dergi 'yi çıkarttı. Mustafa Kemal Atatürk'le 2,5 yıl evli kalan Latife Hanım'ın hayatını araştırıp yazdığı Latife Hanım 2006'da yayımlandı. 2010'da "Biyografisine Sığmayan Kadın" altbaşlığını taşıyan "Halide Edip" adlı kitabı yayımlandı. Gazeteci Oral Çalışlar ile evlidir.
Halide Edib'e saygı duydum bir kadın olarak o yıllarda başardığı işlere,verdiği mücadeleye ancak bazı soru işaretleri kaldı kafamda kitabı okuyunca.okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Epey kapsamlı bir biyografi. Zengin bir kaynakçası var. Everest’in baskısından mı İpek Çalışlar’ın dilinden mi belki her ikisinden okumaktan çok keyif almadım. “Halide Edib” kimdir sorusuna çokca cevap aldım diyeceğim ama çokluk çok parçalı bir kadının kimliğine işaret ediyor. Birbirinden farklı o kadar çok Halide var ki... "... Şeylerin yalnız adı var. Ve: "Ad evdir." ..."
İlhan Berk /Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum
Aslında adında başlıyor çokluk... Halit mi Halide mi... Sonra etnisite, kimlik ve dil... Annesinin ailesi babasının ailesi, bakımverenler, ve somut anlamda da çok evi var ya da hiç evi yok çocukken. Hep bir hareket halinde. Siyasi yaşamı da pek farklı olmamış. “Çocuğa bir ad verilir ama bazen de çocuk bir ada verilir.”
İpek Çalışlar'ın Latife Hanım kitabını bir solukta okumuştum fakat bu kitabı bitirmek için gerçekten kendimi zorladım. Çok kapsamlı bir araştırma yapılmış, çok belli. Yazarın hakkını teslim etmek gerekiyor ama kitapta bir mekaniklik var. İster istemez anlatım tarzı olarak Latife Hanım kitabıyla kıyaslıyorum. Halide Edib'e de gelecek olursak bazı kitaplarını okudum, Sinekli Bakkal kitabını çok severim ki iki kere okudum fakat kişiliğiyle ilgili bu kadar bilgi sahibi değildim. Kendisini gerçek hayatta tanımış olsaydım -kişilik olarak- pek sevebileceğimi düşünmüyorum. Milli mücadele için, kadın hakları için, eğitim için verdiği çabayı, çalışmaları, mücadeleyi elbette görmezden gelmek mümkün değil fakat bu kitaptan sonra bendeki algı boyut kazandı diyebilirim. Zor bir insanmış rahmetli. Politik olarak da sabit bir çizgide kalmadığını gördüm. Kadının neredeyse hiç olduğu, eğitimli kadınların parmakla gösterildiği bir devirde doğru yerlerde, doğru zamanda, doğru hamleler yapmış ve kendini yaratmış. Diğer yandan Adnan Adıvar çok sağduyulu, pozitif ve yapıcı bir insan izlenimi bıraktı bende. Zaten kitapta da bunu destekleyen bölümler var. Son olarak şunu da eklemek isterim; Latife Hanım kitabını okuduktan sonra da yazdığım gibi devir, zaman, çağ fark etmiyor, maddi olarak güçlü olan insanlar ve onların çocuklarının önü her zaman ama her zaman daha açık olmuş. Halide Edib'in o dönem aldığı eğitimi günümüzde alamayan binlerce insan var ülkemizde ve kim bilir içlerinde işlenmeyi bekleyen ama destek göremediği için sönen ne cevherler var.
In Turkish history she was always remembered as a woman who supported nothing but American dependency. After reading this book, with her fascinating characteristics that most poeple were not even aware, I believe more credits must be given to Halide Edib.
The book covers her life but most importantly her actions during Turkish Independent War. She was deeply in love with her country, her nation; indeed with a huge respect to minorities.
I strongly recommend this book to readers who are interested in most significant people in Turkish history. I, myself, already have discovered a very different point of view for Halide Edib.
Halide Edib artık "derinliklerde"ydi. Adnan'ın yanına kendisi için hazırladığı mezara gömülmüştü. Ölümün şiirini ise, 1910 yılında Salih Zeki'den ayrıldığı günlerde bir başka genç kadının ölümü nedeniyle yazmış, bu şiirsel yazısı Şehbal dergisinde 1911 Nisan ayında yayımlanmıştı.
Beni yoğun topraklarla örttükleri karanlık ve havasız mezarımın derinliğinde aşka, sefalete, şan ve şöhrete, felakete, kahkahaya soğuk ve lakayt idim. Artık insan duyguları geçmiş ve unutulmuş, kalbimden akan kanlar dinmiş, gözlerimden dökülen yaşlar kurumuş, iyilerin rahmeti, kötülerin eziyeti, sevgililerin temasları, lâkayıtların soğukluğu yok olmuştu. Karanlıkların ebedi ve kalın kanatlarıyle varlığım örtülmüş, hayatım susturulmuştu. Lütufkār ve nihayetsiz bir hiçliğin kolları içinde yok olmuştu.
Bir yılan göğsümden, ölü yıkayıcının ördüğü örgülerin arasından, kıvrılarak beynime doğru ilerlerken bir çıyan, sarı, soğuk vücuduyle dudaklarımdaki son rengi emerken, bir akrep omuzlarımın dokularını yüzüp delerken ben daha rahat, sessiz ölüyordum. Nasıl sağlılığımda ruhumun en renkli kabiliyetlerini insanlara vermişsem, öldükten sonra da vücudumu tabiata, tabiatın en soğuk ve korkunç çocuklarına nebze nebze, son zerresine kadar bahşetmekten memnundum. En özenilerek yapılmış yıldızların parçaları, en kirli batakların muhteviyatı ile yaratılan vücudum; rüzgârların, suların, toprakların, ateşin, bütün kainatın güzellikleri ve çirkinlikleriyle müşterek varlığım, şimdi aslına dönüp gidiyordu.
Doğduğum günden beri beşiğimin, yatağımın, her yerin, her zevk ve kaderin, her sevgili ve yakın çehrenin verdiği gurbet ve yabancılık ezası, mezarımın kapısıyle üzerime kapanmıştı.
Büyük zannettiğim kâinatın kendisine sığdıramadığı, beşeriyet duygularının bütün teferruatıyle işgale kâfi gelmediği ruhum, şimdi yokluğun beyaz uykusunda hallolup gidiyordu. Dakikaları o kadar uzun olan hayat gurbetimden beni varlığımın vatanı olan topraklara götüren yolun ağzı açılmıştı.
Tekrar onun için vücudumu nebze nebze tabiata vererek, topraklar, hava, hararet, karanlıklar beni içerek parçalarını sulara, ateşe, toprağa, yıldızlara, bataklara dağılarak yok oluyordu.’(s. 486)
Şaşırtmamalı aslında; "History (Tarih)" kelimesinin karşılığı, “His Story: O’nun/Erkeğin Hikayesi”... Güç ve iktidar sahibinin yazdığı tarih, o yüzden, geçmişi şekillendirenlere karşı hiçbir zaman adil değil. Biraz önce, İpek Çalışlar’ın yazdığı “Halide Edib” biyografisini bitirdim buruk bir tadla. Yazarın da söylediği gibi, “biyografisine sığmayan” bir kadın Halide Edib. Yöntemleri tarıtışılabilir olsa da, doğru bildiğinden geri durmayışı, irfanı, mücadelesi, cesareti ve uğruna canını ortaya koyduğu vatan sevgisi, tüm kadınlara ve erkeklere örnek olmalı. Çok adaletsizlik görmüş, kalmaya gücü yetmemiş ama nereye giderse gitsin aklını ve kalemini kuşanarak mücadele vermiş doğru bildikleri için. Boyun eğmemiş, yanlışları görmezden gelmemiş. Her yönden saldırmışlar; atalarının yahudiliğinden, tarihi gerçekleri zaman diliminden kopararak “Amerikan mandacılığından” ve en çok da “kadın”lığından vurmuşlar! Kırılsa da asla devrilmemiş; kalemi zaman zaman küsse de, kalbi bu ülkeye hiç küsmemiş... Halide Edib’e ve tarihimizin haksızlığa uğramış tüm kadın kahramanlarına saygıyla...
This entire review has been hidden because of spoilers.
Muazzam bir araştırma sonucu ustalıkla biraraya getirilmiş son cümleye kadar kişisel yorumdan uzak kalmak için titizlenildiğini satıraralarında hissettiğim bir kitap oldu. Döneme olaylara kişilere dair ezbere olduğunu farkettiğim bazı düşüncelerimi gözden geçirmeme yolaçtı. Bu noktalarda ileri okuma ve araştırma isteğimi kamçıladı. Sıradışı bir düşünce insanı, bireysel özgürlüklerin ve demokrasinin her ortamda savunucusu olan Halide Edip Adıvar ın son günlerine kadar yazmayı bırakmadığını okumak da şaşırtıcı olmadı.
İpek Çalışlar’ın akıcı üslübu ve yazım dili hem düşünsel olarak hem de aktivist olarak çağının çok ilerisinde olan Halide Edib’in hayret verici hayatı, kitabı adeta sürükleyici bir roman haline getirmiş. Kitap yakın tarihimizin sosyolojik ve politik ortamı hakkında daha fazla okumaya sevk etti. Halide Edib’in entellektüel birikimine, cesaretine, demokrasi konusundaki kararlılığına hayran oldum.
4,5'tan 5... Yarım puanı kırma sebebim; İpek Çalışlar'ın bazı yerlerde, belki de elinde olmadan, hükmü kendi verip okuyucuyu da bu yönde manipule etmesi... Biyografilerde hükmü okuyucu olarak ben vermeyi tercih ederim.
Amazing biography on a woman who wore many hats... Writer, professor, corporal, senator, mother, wife.... She fit several lives into 80 years and unfortunately was outcastes for simply expressing her wish for democracy and peace. I hope my country will wake up from this deep sleep one day and give her the honor she deserves in history..
Hakikaten biyografisine sığmayan kadın. Atatürk e ve cumhuriyetin ilk yıllarında ki uygulamalarına sert çıkışlarına rağmen kadın haklarına ve insan eşitliğine verdiği Önem ve gösterdiği çaba dikkate değer. Kökeni ne olursa olsun Türk edebıyatına büyük katkısı olmuş bir Aydın! Biyografi titizlikle hazırlanmış. Zamanınızı ayırmaya değer!
Bu kitap sayesinde Halide hakkinda pek çok bilgi edindim. Başlar biraz uzun tutulup hayatının sonlari hızlı hızlı geçilmiş gibi geldi bana. onun dışında kaynakcasinin da genişliği ve paylaşılan belgelerin varlığıyla ciddi bir çalışma olduğu çok açık.