"Celaliler destanı ise koca Osmanlı Mülkü’nün ayakta olduğu bir dönemde, zulmün ve buna karşı kalkışmanın, büyük ve uzun isyanın destanı olsun diye yazıldı."
Sonra dönüp dönüp gelinen sıla oldu kavga barış uzaklaştı tarih kirli çakalların dolaştığı tekinsiz bir orman
Gülten Akın'ı salt Deli Kızın Türküsü, Kestim Kara Saçlarımı, İlkyaz, Kıyamet gibi -hepsi de birer başyapıttır- bireysel duyarlılıklar taşıyan şiirleriyle tanıyan okuru ters köşeye yatıracak şiirler, bu kitaptakiler.
Oysa şiiriyle destanlar kurmaya Celâliler Destanı'ndan çok önce, Maraş'ın ve Ökkeş'in Destanı'yla (1972) başlamış, Seyran Destanı'yla (1979) bu alandaki ustalığını sürdürmüştür Gülten Akın. Yapı Kredi Yayınları, Temmuz 2007'de yayımlamış bu kitabı. Tam 18 yıl kitaplığımda beklemiş, sonunda bugün okudum.
Ece Ayhan'ın karaşın tarih okumaları gibi, koyu, kavi şiirler yazılı Celâliler Destanı'nda.
Sunu yazısında, "... Osmanlı Mülkü'nün ayakta olduğu bir dönemde, zulmün ve buna karşı kalkışmanın, büyük ve uzun isyanın destanı olsun diye yazıldı," diye anlatıyor Gülten Akın, yine aynı yazısında, "Bu destan 1980'lerde yazıldı," diyor, "Bu destanın kimi parçaları Gösteri dergisinin Temmuz 1982 sayısında yayımlandı."
Gülten Akın destanında sadece tarihî bir olayı anlatmakla kalmıyor, o günleri bugüne (1980'lere) yaslanarak yorumluyor. "Baskında Bir Ana" örneğin, soluk soluğa bir şiir - yanına işaret koyduğum yerini aşağıya taşıyorum:
oğulun defterlerini buluyorlar şiirler şiirler on beşinde, on dokuzunda, yirmisinde ince ince, özenle, mürekkeple hoyratça çeviriyorlar - demek oğlun şair? - evet, diyor onurla gülüyorlar. sabrı parçalıyor öfke - siz de, diyor, okuyun siz de düşünün üstünde şiir ince ince törpüler insanı.