Roman sanırım yazarın Türkçe’ye çevrilmiş ilk romanı. Güçlü olan, güçlü kalmaya çalışan ama ne yeterli eğitimi, ne yeterli görgüsü, ne de yeterli ekonomik gücü olan üstelik hiç kimseden sevgi görmemiş ve kimseyi sevememiş -belki bir kişi hariç- bir kadının, tüm toplumsal sıkışmışlığına rağmen, bir çıkış bulma savaşını anlatan, aslında bir kadın üzerinden dönemini başarı ile yansıtan bir roman olduğunu düşünüyorum. Genel anlamda akıcı olmasına rağmen, bazı bölümlerdeki (anlam) boşluklar ve aniden hikayeye dahil olan karakterler nedeniyle bazı bölümlerde metni anlamak zorlaşıyor. Bana göre karakterlerde tutarsızlık, hikayede anlamı zorlaştıran atlamalar ve olay akışında sorun var. Yazarın belki ana fikir olarak söylemek istediği, “… Yapamazsın! Bu benim değerli bedenim. Başarıya ulaşmam lazım ama öz saygımı kaybedemem!…“ (sf; 190) gibi slogan özelliğinde bir kaç cümle, genel anlatım özelliğinden ayrışıyor. Çünkü anlatım, genel, sade ve duygusal anlam yüklenmeyen, gündelik ifadelerle sürüyor. Anlatımdaki sıradanlık ve kahramanların olaylara yaklaşımı ve kabullenişi, metinde olmayan isyan duygusunu okurda en keskin şekliyle ortaya çıkarıyor.