Birilerinin ömür törpüsü gibi didindiği işler vardır, kimsenin farkına varmadığı... Çoğu, şânı öyle yüksek olmayan işler – kimisi basbayağı “itibarsız” sayılan... İnsanların burun büktüğü, inceliğini bilmediği... Ama işte, hepsinin bir inceliği var. İçine dalınacak kendi mahsus âlemi var.
Ambulansçı, animatör, altın ayarcısı, arşivci, arzuhalci, ağdacı, aynacı, baharatçı, balıkçı, baloncu, büfeci, bulmacacı, çiçekçi, ciğerci, dövmeci, bilgisayarlı falcı, faytoncu, felafelci, fotoğrafçı, garson, hekim, gelinlikçi, atışçı, film satıcısı, hijyen sorumlusu, egzozcu, hokkabaz, hoparlörcü, itfaiyeci, jinekolog, kasiyer, kebapçı, kestaneci, manifaturacı, lostracı, lunaparkçı, magazin muhabiri, şekerci, manikürcü, kaşeci-matbaacı, saatçi, meyve sucu, mısırcı, muhtar, nargileci, perukçu, piyano satıcısı, dansçı, seyyar salıncakçı, simitçi, bar türkücüsü, sinemacı, takı tasarımcısı, taksici, gezi teknesi kaptanı, dansöz terzisi, modelist, turşucu, dansöz, vapur makinisti, veteriner, viyolacı, vücut geliştirmeci, yoğurtçu, nefesli çalgı tamircisi, yorgancı, halıcı, kuru temizlemeci, bilgisayar tamircisi, story-board’cu, spor malzemesi satıcısı, çay ocakçı, Karagözcü, müze bekçisi, caféci, hamamcı, lokantacı... ve “Alaaddin’in sihirli dükkânı”!
“Meslekler rehberi” gibi bir şey değil ama elinizdeki. İnsana, insan hallerine dair bir kitap. Pınar Öğünç, envai çeşit meslek erbabına, emekçiye, zanaatkâra, işiyle ilişkisini anlattırıyor. O işin aynasında, hayatın ve insanların nasıl göründüğünü dinliyoruz. İnsanlara sahiden bakmanın, onların yapıp ettiklerine dikkat etmenin, onları dinlemenin güzelliğini ve kıymetini bize hatırlatan bir kitap bu. Zarif, ince bir iş...
1975 İstanbul doğumlu. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu. 22 yaşında, bir haber dergisindeki iş görüşmesine yazdığı hikâyelerle giderek gazeteciliğe başladı. 1997’den bu yana çeşitli dergi ve gazetelerde muhabir, editör, köşeyazarı olarak çalıştı. Kitapları: İnce İş (röportaj-deneme, İletişim, 2009), Asker Doğmayanlar (röportaj, Hrant Dink Vakfı Yayınları, 2013), Aksi Gibi (öykü, İletişim, 2015).
Pınar Öğünç Radikal gazetesi zamanlarından tanıyıp severek takip ettiğim bir gazeteci/yazar. Burada çeşitli meslek erbaplarını konuşturmuş. Kaligraftan hokkabaza, yorgancıdan yoğurtçuya türlü çeşit insan var. Hepsinin yaptıkları işle ilgili tespitleri dikkate değer. Kahkaha attım kimi yerde. Ayrıca sosyolojik ve ekonomik çıkarımlar ülkenin bugünkü durumuyla ilgili ipucu da veriyor. Seviyorum böyle kurgu dışı kitapları.
Kitapta ince iş yapan, türlü meslekten, sektörden insanla görüşmüş Öğünç. Bu kişilerin o işe başlama hikayeleri bile Türkiye sosyolojisi hakkında ipucu veriyor. Örneğin, çoğu köyde iş kalmadığı için,tarım bittiği için gelmiş İstanbul'a ve o işi yapmaya başlamış. Daha ilginci, yazar küçük görünen bu işlere mercek tutarak yapılan işe verilen değere, emeğe ve o işin zarafetle yapılışına da dikkat çekiyor. Bir masal vardır, taş ustası kendini küçük görür ve içinden geçirir, keşke şu olsaydım, bu olsaydım diye, ama hikayenin sonunda taşa söz geçiren ustanın emeğinin de en az güneş, rüzgar, vs kadar bütünün işleyişine katkıda bulunduğu anlaşılır. Bu kitap da sanki onu anlatıyor bize. Son olarak, İstanbul'a zenginliğini veren onca insanın renkliliğine de yer verdiği için, İstanbul'un kendine has güzelliğine de bir selam çakıyor yazar. Ellerine sağlık, Pınar Öğünç!
İnsanların işleri, işlerin insanları varmış. İnsan işini, işi de insanı şekillendiriyormuş. Pınar Öğünç her bir işin inceliğini anlatırken, işin insanının da en ince haline dokunuyor. Artık ne kestaneci, ne ağdacı, ne lunaparkçı aynı. Belki yüzünü görmediğiniz insanların perdesini kaldırıp içlerine baktığınızı hissediyoruz. Pınar Öğünç'le arkadaş tavsiyesi ile tanıştım, diğer kitaplarına geçeceğim. Bir de kısa filmini izledim, kesinlikle takip edilmesi gereken bir sanatçı.
Onlarca hayat hikayesi var kitapta. Insanlari tanimak ve onlarin hikayelerine sasmak, onlari ogrenmek beni mutlu etti. Guzel bir okuma deneyimi sundu bana. Arada rastgele bir sayfa acip okunacak guzel bir kitap.
Pinar Ogunc'un her gun gorulenin otesine bakabilme ve sorulariyla derinlere gidebilme becerisi bu kitapta da kendini gostermis. Hayatimizin farkinda oldugumuz ya da olmadigimiz parcalari olan isler ve o isleri yapanlarin yaptiklariyla iliskisi ince ince konusulup cok keyifli bir kitap olusturmus. Okumaktan cok keyif aldim.
İşini hiç bilmediğimiz, bildiğimizi sandığımız, işine karıştıklarımız, işinize karışmış gibi olmasınlarımız derlenmiş, dile gelmiş; Kitap gerçekten zarif, ince bir iş olmuş.