Jump to ratings and reviews
Rate this book

Atatürk: Bir Biyografi

Rate this book
Het officiële portret van Kemal Atatürk is in Turkije nog alomtegenwoordig. Al tijdens zijn leven begon de persoonlijkheidscultus rond de visionaire en besluitvaardige man met de lamswollen muts die westerse en oosterse waarnemers imponeerde. Ondanks de weerstand van de overwinnaars van de Eerste Wereldoorlog bevocht hij de onafhankelijkheid en proclameerde hij in 1923 de eerste Turkse nationale staat. Op onnavolgbare wijze zorgde Atatürk ervoor dat het land brak met zijn tradities: het eerbiedwaardige sultanaat en kalifaat werden afgeschaft, tulbanden, fezzen en gezichtssluiers uit het publieke domein verbannen. De hoofdstad werd verplaatst van Istanbul naar Ankara, het Arabische schrift werd vervangen door het Latijnse en het islamitische onderwijssysteem werd rigoureus onderdrukt. Europese wetgeving leidde tot de gelijkstelling van vrouwen. Hoe kon een uit een bescheiden milieu afkomstige beroepssoldaat staatshoofd en cultuurrevolutionair worden?

Klaus Kreiser vertelt op een hoogst aanschouwelijke wijze over het leven van Mustafa Kemal en laat zien hoe de historische omstandigheden en de juiste relaties, maar ook machtsbewustzijn en charisma een unieke ontwikkeling mogelijk hebben gemaakt

399 pages, Paperback

First published November 13, 2008

11 people are currently reading
133 people want to read

About the author

Klaus Kreiser

23 books4 followers
Klaus Kreiser ist ein deutscher Orientalist und Turkologe. Kreiser studierte in Köln und München, wo er 1972 promoviert wurde und anschließend lehrte. Von 1976 bis 1980 war er Wissenschaftlicher Referent des Deutschen Archäologischen Instituts in Istanbul. 1983 habilitierte er sich an der Universität München. 1987 war er Directeur d’Études an der Pariser École des Hautes Études en Sciences Sociales. Von 1984 bis zu seiner Emeritierung 2005 war er Professor für Türkische Sprache, Geschichte und Kultur an der Universität Bamberg.

-------------

Klaus Kreiser is a German orientalist and turcologist. Kreiser studied in Cologne and Munich, where he received his doctorate in 1972 and subsequently taught. From 1976 to 1980 he was Scientific Officer of the German Archaeological Institute in Istanbul. In 1983 he habilitated at the University of Munich. In 1987 he was Directeur d'Études at the Paris École des Hautes Études en Sciences Sociales. From 1984 until his retirement in 2005, he was Professor of Turkish Language, History and Culture at the University of Bamberg.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
18 (20%)
4 stars
44 (50%)
3 stars
20 (22%)
2 stars
5 (5%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 11 of 11 reviews
Profile Image for Gözde.
150 reviews
September 9, 2025
Elime aldığım gibi bitirdiğim, temelde Türk yakın tarihini iyi bilmeyen Alman okura yönelik yazılmış, gayet objektif ve neredeyse dört dörtlük bir Atatürk biyografisi.

İyi yazılmış Atatürk biyografilerini okumayı çok seviyorum, sanki hayatını ilkokuldan beri ezberlememişim gibi çokça şaşırarak okuduğum pek çok yeri oluyor. Standart Türk tarih yazımını azıcık geçince, evet haklı olarak kültleşmiş, idolleşmiş Baba’mızın insani yönlerini, kimi daha kırılgan olduğu, kimi yaptıklarıyla açıkça övündüğü, 13 senelik cephe hayatında yaşadığı kabusu da kimi yerde sert kişiliğiyle yansıttığı yanlarını okumak bence daha keyifli de oluyor.

Ben bir savaş-tarihi-bağımlısı olarak Gazi’nin asker yanıyla, cephe görevleriyle ve askeri dehasıyla daha çok ilgilensem de elbette İttihatçı harekete destekle başlayıp Cumhuriyeti kurmaya ve devrimlerini engel dinlemeden (hatta bazen o engelleri lehine bile kullanabilen bir zekayla!) yaptıran siyasi vizyonuna hayran olmadan da edilemez. Burada bence en önemli olan şey, Kurtuluş Savaşı’nın hukuken bittiği 1924 yılından, vefat ettiği 1938’e kadar Avrupa ve Rusya coğrafyasındaki “liderlerin” kimler olduğunu ve neler yaptıklarını hatırlamak. Özellikle de Sevr Antlaşması'nın, Almanya’nın savaşın kaybedeni olarak imzaladığı ve Weimar Cumhuriyetinin sonunu da kaçınılmaz olarak getiren Versailles'dan sertlik olarak daha aşağı kalmadığını düşünürsek. Ki Kreiser de esasen 1921 Anayasasıyla temelleri atılan genç Cumhuriyet'in önemli noktalarda Weimar'a benzediğini söylemiş.

İki ülke de alenen aşağılanıp bir de siyasi ve askeri gücünden tamamen azledilmişken 15 sene içinde Türkiye'nin neler yapıp nerelere geldiği ile Almanya’da 3. Reich'ın nelere sebep olduğunu -yüzeysel olarak bile- düşününce Mustafa Kemal'in ne kadar bambaşka bir insan olduğunu görmek çok da zor olmuyor. Bu büyük resmin yanında içkisine, kahvesine, kıyafetine, o konjonktür içinde yürütmek durumunda olduğu tek adam rejimine kadar her şeyi eleştirilen biri için tek diyebileceğim şey "e gayet haklıymış" oluyor.

Kreiser'ın 2010 yılında 2. baskı görmüş olan kitabını bitirirken 1938 sonrası Türkiye'nin haline çok ana başlıklarıyla değinerek geçtiği yerlerde hissettiğim belki de en acı şey, Mustafa Kemal'in genelde hayatı boyunca, özelde de 15 senelik zaman diliminde elini attığı her şeyde gösterdiği o heyecanın, Türkiye'nin bağımsız bir ülke olarak modernleşmesi isteğinin ne kadar gerçek ve içten olduğu ve (konjonktür çok izin verdiği halde) "çağdaş"larıyla aynı dar ego penceresi yerine bambaşka bir yerden ülkesine bakmasının bu ülkede bir daha asla yaşanmamış bir örnek olarak kalması oldu. O, ne kadar bilgiyle, okuyarak ve etrafına danışarak yukarıda tuttuğu heyecanıyla hareket ettiyse, ondan sonra gelenler görece daha rahat ulusal ve uluslararası siyaset ortamlarında o heyecanın yanına hiçbir şekilde yaklaşamayan dolayısıyla da "eh işte" kalan "vizyon"larıyla hareket ettiler, ediyorlar.

Şu çok net ki, güç zehirlenmesi yaşayabilecek ve bunu tam bir yasal zemine oturtacak her türlü araç elindeyken bunu bilerek ve isteyerek yapmamış olması yalnızca takdire değil aynı zamanda kendisine gösterdiğimiz her türlü hayranlığa da şayan. Gerçekten inanılmaz birisi. İyi ki yaşamış, iyi ki bizim Gazi Paşamız olmuş.

‘Türkiye ise 1925’ten 1946’ya kadar modern bir otokrasidir; başında ise çağının faşist rejimlerindeki gibi karizmatik bir “Führer” değil, kimi zaman halkın önüne gayet utangaç çıkan bir “Başmuallim” vardır.

Mustafa Kemal, kelimelerini özenle seçen, ama dinleyicisinin aklını başından almayı hedeflemeyen bir hatiptir.

Başka otoriter devletlerin diğer özellikleri de Türkiye’de bulunmaz. “Atatürk Sistemi” hiçbir şekilde militarist değildi ve dış politikada her tür emperyalist tutumdan uzaktı. Bu, ekonomik zafiyetten veya evhamlı bir çekimserlikten kaynaklanmıyordu. Atatürk, Pantürkist emeller yerine “vatanın kalbi” Anadolu’ya geri çekilmeye önem vermiş ve modernleştirme projesini, gözünü maziye dikmiş bir millî romantizme yeğlemişti.’

Fakat Atatürk rejimi tek tek bireylere veya gruplara karşı bütün keyfi ve kaba davranışlarına rağmen, başka ülkelerde gizli polis veya toplama kampı gibi iktidar kurumları doğuran totaliter karaktere sahip değildir.
Profile Image for Berktuğ.
34 reviews31 followers
October 18, 2022
"Neden ben bu kadar senelik tahsil-i ali [yüksek eğitim] gördükten, hayat-ı medeniye ve ictimaiyeyi tetkik [uygar yaşamı ve toplumu inceledikten] ve hürriyeti tezevvuk için sarf-ı hayat ve evkat ettikten [hayatımı ve zamanımı özgürlüğü öğrenmeye harcadıktan] sonra avam mertebesine ineyim. Onları kendi mertebeme çıkarayım, ben onlar gibi değil, onlar benim gibi olsunlar."


Bir milletin kahramanını, tamamen objektif bir şekilde okuyabilmek için dışarıdan bir bakış şarttır. Ne kadar şanslıyız ki Alman bir Türkolog olan yazar, erişebildiği bütün kaynakları kullanarak "Türklerin Atası" hakkında olabildiğince tarafsız, kaynaklar ile teyit edilebilecek bilgiler doğrultusunda Kurucu Paşa'nın hayat serüvenini ve karşılaştığı şeyleri bizlere aktarabilmiş.

Klaus Kreiser'in Atatürk biyografisi, gördüğüm en iyi şekilde hazırlanmış biyografilerden biriydi. Kitabı okumam beklediğimden çok uzun sürdü ama bu akıcılık problemi değildi. 10 Kasım'ın hiç gelmemesi ve kitabın bitmesini hiç istemeyişimdi yegane sebep. Bir bilgi kitabı olmasına rağmen serüvene ayak uydurmak, günün şartları altında olaylara en ön sıradan şahit oluyormuşçasına dahil olmak mümkündü.

Biyografinin en belirgin özelliği elbette tarafsızlık. Bir sembolü yerme veya aynı miktarda kötücül bir yaklaşım olan yüceltme güdüsünden uzak. Başarılı bir askerin büyük bir lidere dönüşmesi ve en sonunda idealist devrimci kimliğini kazanması ilmek ilmek işlenmiş. Bu yolculukta dikkatimi çeken kısımlar Gazi'nin Corinne adlı "mektup arkadaşı" ile ilişkisi ve destansı bir savaş zincirinden sonra asla harareti düşmeyen "Yepyeni bir ülke" nin temellerinin atılışının işlenişiydi.

Yazarın subjektif yorumlara başvurduğu ve kendi düşüncesi olduğu çok belirgin olan kısımlar kolaylıkla ayırt edilebileceği için bu tür yorumların eserin genel anlamda değerini düşürdüğünü düşünmüyorum. Kimi yerde bu subjektiflik, Mustafa Kemal imajının dışarıdan nasıl gözüktüğünün ve eylemlerinin nasıl yorumlandığına dair bir bakış açısı oluyor aynı zamanda.

Devletin her tarafını bir parazit gibi sarmış din hegemonyasını kaldırma emelleri güden bir liderin, toplum yapısı ve günün şartları düşünüldüğünde yapabileceğinin en iyisini yapmış olduğunu kitapla beraber görme imkanı yakalıyoruz. 95.sure anekdotları, "Türk" kavramının ırksal bir biçimde tamamen bağımsız olduğuna yürekten inancı, tüfekle kazandığı savaşın anlamlı olabilmesi için eğitime verdiği eşsiz önem fazlasıyla yerinde işlenmişti.


İki adet dünya savaşının ortasında kurulmuş Atatürk Rejimi; türünün ve işleyişinin ne olduğundan bağımsız gezegenin tarihinde bile özel bir dönemi kapsarken, diktatörlükler ile çevrilmiş zamanın dünyasında otoriteden taviz vermeyerek yeni emeklemeye başlamış bebek vatanına çalışan bir sistem getiren ve arkasında asla silinemez bir miras bırakan Başöğretmen'i takdir etmemek bana göre her dünya bireyi için imkansız olacaktır.

Bir askerin nasıl kudretli bir siyasetçiye dönüşebileceğine, temsil ettiği ulusun her değerini en üstte tutmaya çalışışına dair azmine ve bütün bunları nasıl bir ortamda, nasıl bir enkazdan başlayarak yaptığına dair objektif kanıtlara sahip bu eseri kesinlikle hiçbir kıstas koymadan herkese önerebileceğimi düşünüyorum.

"Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır."

Profile Image for Cgcang.
341 reviews38 followers
November 3, 2022
Elbette eksikleri, değişen ölçüde bazı yanlışları olsa ve kusursuz sayılamayacaksa da, Kreiser'ın Atatürk biyografisi bir yabancının kaleminden çıkma en nitelikli, en derli toplu ve derinlikli Atatürk biyografisi olabilir, gerçi tümünü okumuş değilim. Atatürk'ün bir kültür devrimcisi olarak niteliğini öne çıkaran, buna karşın devrimin dinamiklerini ve anlamını bütünüyle yansıtmaktan da uzak bir kitap bu. Yine de iyi bir biyografi olduğunu düşünüyorum, okuyacağınız tek Atatürk biyografisi bu olmamalı, ama az sayıda okuyacaksanız biri pekala bu olabilir bence.
Profile Image for Emre Yalabık.
102 reviews52 followers
February 20, 2023
Yabancı bir yazarın gözünden, olabildiğince tarafsız bir biyografi. Kronolojik olarak takip edilmesi kolay, detaylarla sizi sıkmayan ve kaynakça olarak da zengin bir eser. Atatürk hakkında daha önce bilmediğim sayısız ayrıntı öğrendim diyebilirim. Her kitaplıkta bulunmalı.
239 reviews1 follower
May 16, 2021
Olaylara geniş açıdan bakan bir Atatürk ve yakın dönem Türk Tarihi değerlendirmesi. Sadece bir Atatürk araştırması değil aslında. Yazar Mustafa Kemal’in bir Osmanlı Subayından devlet kurucusu büyük Atatürk’e götüren süreçteki siyasal olayları da incelemiş. Yabancı yazarların bazı noktalarda Türk yazarlara göre daha objektif olabildiğini düşünüyorum. Bu çalışmayı bu açıdan beğendim. Ancak Ermeni Soykırımı söylemi bu kitapta da mevcut, Batı dünyasındaki
akademik çevrelerde tanık olduğumuz bir yaklaşım maalesef. Bu kitapta Şevket Süreyya’nın Tek Adam’ı veya Lord Kinross’un Atatürk’ü kadar ayrıntılı şekilde Atatürk’ü anlatma çabasından daha çok yaşadığı ve değiştirdiği dönemi anlatma çabası ve isteği olduğunu söyleyebilirim. Bu anlamda yeterince ayrıntılı gelmeyebilir kimilerine ancak ben yine de öneriyorum, bana göre okunması gereken bir eser.
Profile Image for Mohamed Ibrahim.
299 reviews19 followers
February 11, 2024
"أتاتورك سيرة حياته"

"أبو الأتراك" مصطفى كامل أتاتورك أول رئيس للجمهورية التركية.

تناول الكتاب سيرة حياة مصطفى كمال اتاتورك منذ ولادته وحتى وفاته مروراً بأهم المحطات في حياته

مكان ولادته و ظروفه العائلية و الدراسة التي لم يكملها ويلتحق بالمدرسة العسكرية ومن بعدها الكلية الحربية التي يتخرج منها في العام ١٩٠٥ بدرجة نقيب.
تنقل أتاورك بين الجبهات والبلدان المختلفة دفاعا عن الدولة العثمانية في ليبيا وصوفيا وغيرها
في حرب الاستقلال يحارب أتاتورك مع مجموعة من الظباط الأتراك ضد اليونانيين و البريطانيين ويقوموا بطردهم من البلاد

بعد إلغاء السلطنة وفي ٨ أبريل ١٩٢٣ يقوم تأسيس حزب الشعب الجمهوري تحت قيادته ليعلن من بعدها إلغاء الخلافة الاسلاميه و ولادة الجمهورية التركية برئاسة مصطفى كامل أتاورك

يبدأ أتاتورك بالكثير من التغييرات في الحياة السياسية للدولة والدينية وقام بإلغاء المدارس الدينية والمحاكم الشرعية ، واللغة قام بإلغاء استخدام الحرف العربي واستخدم بدلا منه اللاتيني
والمظهر العام للأتراك منه لبس الطربوش العثماني وارتداء القبعات الغربية و منع الحجاب

في الفصل الأخير يتحدث عن مرض اتاتوك ووفاته
والجنازة.

اعتمد الكاتب علي وثائق كثيرة من الأرشيف الألماني، وأخرى من الأرشيف التركي، و عدد من المذكرات والرسائل المنشورة وغير المنشورة لشخصيات ألمانية، وأخرى تركية، كان لها دور مهم في الحياة السياسية والثقافية في تلك المرحلة.
Profile Image for Coney.
89 reviews
September 5, 2025
Nach 1,5 Jahren endlich zu Ende gelesen. Ich hätte mir einen kritischeren Blick auf Atatürks Vermächtnis gewünscht, aber habe trotzdem sehr viel über sein Schaffen und die Entstehung der heutigen Türkei gelernt.
Profile Image for Eike Röhrig.
2 reviews
December 21, 2024
Good read but sometimes a little too shallow, especially on Atatürk's private life.
Profile Image for Hosam.
163 reviews23 followers
June 29, 2025
تتفق ام تختلف مع اتاتورك
هو قائد عسكري محنك وشخصيه معمه بالقرن العشرين
Profile Image for Bimmüdürünün Oğlu.
1 review
January 10, 2015
Araştırması güzel olmuş. Ufak tefek hatalar dışında hoş bir kitap. Ancak anlatımı bana sıkıcı geldi. Okumak için bayağı çaba sarfetmeniz gerekiyor, okurken sıkılıyorsunuz.
Displaying 1 - 11 of 11 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.