Bu kitabı aslında epey önce bitirdim. Ama üzerine hemen yazmak istemedim. Çünkü okuduklarımı düşündükçe, İstanbul’un geçmişteki çeşitliliğine ve kitap boyunca hissedilen o kaybolmuş şehre duyduğum özlem, içimdeki öfkeyi daha da büyüttü. Biraz beklemek istedim. Hemen yazsaydım muhtemelen çok daha sert bir şey çıkardı. Aradan zaman geçti ama öfke tamamen dinmedi. Hâlâ içimde bir yerde duruyor.
Hakkında
6-7 Eylül olayları üzerine yazılmış ciddi çalışma gerçekten az. Bu konuda hem akademide hem de toplumsal olarak uzun süre yüzeyde kalan bir tartışma vardı. Güven’in kitabı bu yüzden önemli.
Güven,6-7 Eylül’ü birkaç gün süren bir şiddet patlaması olarak ele almıyor. Olayları Cumhuriyet döneminde azınlıklara yönelik politikaların daha uzun bir çizgisi içinde düşünüyor. Ekonomik hayatın millileştirilmesi, bürokrasinin Türkleştirilmesi ve gayrimüslimlerin kamusal alandaki yerinin giderek daraltılması bu sürecin parçaları olarak ele alınıyor. 6-7 Eylül de bu çizginin içinde okunuyor. Kitabın en güçlü yanı da burada bana göre
Güven, Türk ve yabancı diplomatik arşivleri, meclis tutanaklarını, dönemin basınını ve kırk kişiyle yaptığı sözlü tarih görüşmelerini bir arada kullanarak olayların nasıl örgütlendiğini ve devletin bu süreçteki rolünü oldukça güçlü biçimde ortaya koyuyor.
Sonuç Yerine
Sonuç olarak, Güven, 6 7 Eylül’ü yalnızca belirli günlerde yaşanmış bir yıkım olarak anlatmakla yetinmeyip meseleyi daha geniş bir azınlık politikaları tarihi içine yerleştirerek olayın arkasındaki sürekliliği görünür kılıyor.
Kitap her soruya aynı ölçüde derinlikli cevap vermiyor ve özellikle kuramsal olarak daha ileri götürülebilecek noktalar var. Akademik olarak, devlet şiddeti, azınlık politikaları ve Cumhuriyet dönemi homojenleştirme pratikleri arasındaki ilişkileri daha derinlikli biçimde tartışmak isteyen araştırmalar için güçlü bir başlangıç zemini sunuyor.
Özetle, tabii ki oldukça zor bir konunun anlatısı bu kitap. Eksiklik mi bilinçli durma biçimi sorularına daha fazla girmeden (tez çalışması olduğu için) nerde durması gerektiğini, ne söylenmesi üzerine dikkatlice düşünülen yazılmış bir çalışma.
benim bildiğim kadarıyla alternatifi olmayan bir çalışma ki önsözde de konunun ne kadar gözardı edildiğini belirtiyor yazar. bir doktora tezinin kitaplaştırılmış hali olduğunu öğrendiğimde ilk tırsmıştım fakat gayet yalın akıcı bir dille yazılmış. bu kadar sınırlı kaynaktan böylesi nitelikli içerik çıkarılmış olması etkileyici. bitince ah ulan türkolar ah dedirtti.
Çok önemli bir kaynak. Ülkemizin siyasi tarihinin de tıpkı diğer ülkeler gibi hiç de resmi tarihin anlattığı kadar temiz olmadığının en önemli göstergelerinden biri. Kendi kimliğiyle yüzleşmeye hazır olmayan kimsenin okumaya cesaret edemeyeceği kadar ağır gerçekleri belgeleriyle ortaya koyarken akıcı anlatımıyla bir roman gibi ilerliyor.
Çok başarılı bir çalışma; başlığında belirtildiği gibi, 6-7 Eylül olaylarını Cumhuriyet dönemi azınlık politikaları bağlamında ele alıyor. Yazarın konuya bilimsel yaklaşımı çok değerli. Gerçek bir kaynak kitap.
Doktora tezi olmanın verdiği ciddiyet ile hazırlanmış güzel bir kitap. Yakın tarihimize ilgi duyan, bugünü anlamak isteyen herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Kızsanız da, içiniz yansa da.
Dilek Güven hocamız, bu çalışmasında 6-7 Eylül Olayları'nın spontane gerçekleşmediğini; aksine, etnik-kültürel homojenleştirme politikası bağlamında devlet eliyle planlanarak gerçekleştirildiğinin altını çiziyor. 6-7 Eylül Olayları hakkında derinlemesine bilgi edinmek isteyenler için kesinlikle ilk tercih edilmesi gereken çalışmalar arasında.