Bazen hayatın sigortası atar; ışıklar söner ve her yer karanlığa gömülür. Sesler seslere, nefesler nefeslere karışır; doğrular yalana bulanır. Gözbebekleri büyür, gözbebekleri küçülür…
Maraz, hiç beklemediği bir anda kendi karanlığında kalan genç bir kadının, Aslının hikâyesi. Aniden tuzla buz olan bir evlilik ve sonrasında büyük bir hızla tersine dönmeye başlayan dünya…
"... Çocukken dünya kocaman bir oyun bahçesiydi ve senindi. Bilinmezdi, heyecanlıydı ve hayal kurabildiğin ölçüde sana aitti. Geleceği bilmiyordun ama onu gönlünce şekillendirebileceğine inancın vardı. Her şey ama her şey bir ihtimaldi. Dünyayı güzel kılan da, işte o ihtimallerdi.
"Yaşlanmak ise ihtimallerin azalmasıydı. Sahip olamayacağını bilerek bakmaktı etrafa, geçmiş olsun demekti. Asla o kitaptaki adam ya da kadın olamazdın artık. Sınırlı mutluluklar dönemine hoş geldiniz yazan görünmez bir tabelanın altından geçerdin!"
Edremit'te doğdu. Galatasaray Lisesi'ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi okudu. Çeşitli ajanslarda reklam yazarlığı yaptı. Yazarın eserleri çeşitli dillere çevrildi.
"Kitabın konusu nedir?" diye sorsanız bir süre sorgulamak zorunda kalabilirim. Konu bakımından, pek bir şey bulamasam da, anlatımın lezizliği insanı çekiyordu. Kitabı da okutan buydu zaten. Hande Altaylı'nın kendine has yorumu. Herkesin beğeneceği bir kitap olmadığı içinde kimseye öneremiyorum ama benim açımdan harikaydı!
Kitabi bir cirpida okudum ama cok zevk alarak mi okudum orasindan emin degilim. Diger kitaplari bana gore daha basariliydi, bazi olaylar burada cok basit kalmisti. Belki kurgu degistirilip, araya biraz inisler cikislar katilsaydi daha hos olabilirdi. Zamaniniz varsa okunacaklar listesine eklenebilir.
"... Bazen bencilliğin en büyük erdem olduğunu düşünüyorum. Daha az yalan, daha çok gerçekten oluşuyorsun o zaman... " Bütün Hande Altaylı kitapları gibi bir gecede bitirdim. Ben Aslı oldum ve onca anlatılanı ben yaşadım 24 saatte. Yazarın dili, bakış açısı ve tespitleri her zamanki gibi beni büyüledi yine ❤️
Hande Altaylı'nın tarzını bilenlerin rahatlıkla okuduğu bir eserdi. Genel hatlarıyla olayın işleyişi, kahramanlar günlük hayatımızda olan kişiler olması romanın gerçekliğini yansıtsa da, bir anda romani bitirmem lazim gibi bir dusunceyle sonunun aceleye getirilmis oldugunu dusunuyorum.
İlk olarak Delice isimli kitabı ile tanıştım Hande Altaylı ile. O kitabını büyük bir keyif ile okumuştum. Maraz ise büyük umutlarla elime aldığım ama biraz hayal kırıklığına uğradığım bir kitap oldu.
Hayal kırıklığımın nedenini biliyorum. Delice’de bize dair bir romana tanıklık etmiş olsam da bilmediğim bir yöreye ait, ancak başkasından dinleyerek yaşayabileceğim, öğrenebileceğim, bana bir şeyler katmayı başaran bir serüvene çıkmıştım. Maraz ise fazlasıyla bizden çıktı.
Kitabın kahramanı Aslı’nın biten evliliği, altüst olan hayatı, hayata tutunma çabası, arkadaş desteği, yeni açılan kapılar ve yaşadığı üzüntüler bize aktarılmış.
Okuduğum kitaplarda eğer kendime dair bir şeyler bulup kitaba dahil olamıyorsam, en azından tanıklık ettiğim zaman beni şaşırtan ya da bana yeni bir şeyler öğreten hikayeler içerisinde gezinmeyi severim. Bu kitaptaki hikaye bana bir şey katmadığı gibi, fazlasıyla sıradan geldi. Evet kitap bir emek ürünüdür, yazması kolay değildir. Bir kitap yazma hayali kurup birkaç sayfanın ötesine gidememiş birisi olarak bir kitaba “sıradan” demek belki de haddim değildir. Ama Delice gibi bir kitabın yazarından yine aynı etkide bir eserin sürükleyiciliğine kapılmayı isterdim.
Her kitap okuyanın ruh durumuna, yaşam şartlarına, yaşadığı olaylara göre değişiklik gösterir. Bazen seni birkaç sene önce alıp bir yerlere götürecek bir kitap, şu zamanda okuduğunda sende bir etki bırakmayabilir. Ya da şimdi okuduğun ve sana bir şey ifade etmeyen bir kitap, birkaç sene sonra hayatının kitabı haline gelebilir.
Şu zamanın koşulları, yaşanmışlıklarım doğrultusunda bu kitap beni ne yazık ki içerisine alamadı. Hiçbir şekilde boğmadan, sıkmadan bitmiş olsa da, bende “vay be ne kitaptı ama!” etkisi bırakmadı. Bu, başkasının hayatında etki bırakmayacağı anlamına gelmiyor…
İnsanın kendi hayatındaki iliskilerini ve hayatının nereye gittiğini sorgulatan kısa ve keyifli bir kitap. Hayatın akıp gittiğini ve kötü zamanların da unutup gittiğini ve hayatimizi kendi seçimlerimizle sekillendirebilecemizi tatlıdan hatırlattı bana
tek kelime ile harika,Hande Altaylı kitaplarının hepsini okudum,yenilerini çıkarması için sabırsızlanıyorum..sizi yormayan çok güzel bir anlatımı var..olaylarda siz de kendinizden bir şeyler bulacaksınız.
Очаквах повече от книгата предвид досегашния ми опит с авторката ("Неверни каафяви очи" и "Дяволът се намесва в любовта"). Нелоша книга, но нищо особено. Не и нещо запомнящо се или силно въздействащо. Честно казано, даже леко съм разочарована.