İnsan, yarına kalmak ister; uzun yaşamak ister, yakınlarının, genlerinin, kültürünün yarına kalmasını ister; hiç olmadı, bu dünyada hoş bir seda bırakmak ister. Bunların gerçekleşmesi, insanın varolma, gelişme ve uzlaşma becerisini artırmasına bağlıdır. Kitabın kuramsal temelinde, bilişsel psikoloji, genetik, sosyobiyoloji, sosyometri ve kuantum mantığı ile kaynaştırılmış varoluşçu felsefe ve psikoloji var. Kitapta, karmaşık açıklamalardan arındırılmış, günlük yaşama, indirgenmiş, iyimser bir varoluşçuluk sergilenmektedir. Alışılagelmiş varoluşçuluğun dışına çıkılarak, genetik yapının ve çevrenin varoluşumuzdaki payı vurgulanmış, farkına varma, anlam verme, duygu-dil-bilinç kavramlarına ilişkin yeni bir bakış açısıyla yorumlanmıştır. Kitabın temel amacı, okuyanların varoluş hazzı duymalarına, gelişerek, uzlaşarak evrenle kucaklaşmalarına ve uyumlaşmalarına katkıda bulunmaktadır.
Üstün Dökmen, (doğum 1954 - İstanbul) Türk akademisyen, psikolog, yazar. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde öğretim üyesi.
1971 yılında Ankara'da Cumhuriyet Lisesi'ni, daha sonra Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümü'nü bitirdi. 1986 yılında doktorasını Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında bitirdi. 1988'de doçentlik, 1995'de profesörlük derecesini aldı.
Üstün Dökmen, 1954 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Üstün Dökmen'in annesi İstanbullu, babası Erzurumlu, kendisi Ankaralıdır. 1971 yılında Ankara Cumhuriyet Lisesi'ni bitirdi. Sosyal bilimlere ilgi duyuyordu, ancak öncelikle Hacettepe Üniversitesi Fizik Bölümü'ne kaydoldu. Üçüncü sınıfa gelince fiziğin kişiliğine uygun olmadığını fark etti. Yeniden üniversite sınavlarına girerek Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü'ne geçti. Bu bölümden mezun oldu ve aynı bölümde Uygulamalı Psikoloji (Klinik Psikoloji) alanında master yaptı. Psikolojik danışma ve rehberlik alanında 1986 yılında doktora, 1988 yılında doçentlik, 1995’te ise profesörlük derecesi aldı. Halen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde öğretim üyesidir.
Üstün Dökmen'in üçlemesi olarak gördüğüm kitapların bu ikincisini okurken kendisinin "Empati..." de yakaladığı anlaşılır dili koruduğunu fark etmek çok güzel oldu. Kişisel gelişim tadından farklı olarak psikolojiyi sade bir dille bir ders havasında okumak ayrıca güzel. Yanlızca "Empati.." de olduğundan farklı olarak bu kitapta biraz daha tekrara düştüğünü düşünüyorum. Karşılaştırmak gerekirse, "Empati.." de somut bir konu bol örnekle işlenmiş, bu kitapda ise daha soyut bir konunn ele alınmasından belki de, aynı kalitede örnekleri bulamadım ve bu durum beni yazar aynı örneği birden fazla kez inceliyorumuş gibi hissettirdi. Hal böyle olunca kitaptaki bu tekrarların daha da azaltılarak daha kısa bir versionunun olabileceği görüşündeyim.
Evrenle uzlaşmanın insanın kendisini geliştirmesinden, geliştirmesinin de varolmasından geldiği anlatılmış bu kitapta. Yer yer akademik dile kayıyor ve tekrara düşüyor. Gerçi Üstün hocamız bu tekrarları yapacağını kitabın başında dile de getirmiş. Varolmak bölümü diğer iki bölümden uzun ve daha fazla üzerinde durulmuş. Bu sebeple gelişmek ve uzlaşmak bölümleri yetersiz gibi görünebilir.19. baskısını okuduğum kitapta hala gramer ve redaksiyon hataları var. Ayrıca yazı punto karakteri de cezbedici değil, okumayı kolaylaştırmıyor. Üstün hoca olmasaydı daha düşük puan verirdim.
İnsan, becerebildiği kadar uzun yaşamak ister. Yakınlarının, genlerinin, sahip olduğu kültürel değerlerin, önem verdiği şeylerin, adının yarına kalmasını ister. Bütün bunların olabilmesi için insanın üç şeyi gerçekleştirmesi gerekir: varolmak, gelişmek, uzlaşmak. Varolma, gelişme ve uzlaşma becerisini artıran insan, Evren'le kucaklaşabilir ve uyumlaşabilir.
İnsanoğlunun kendini tanıma sürecini hızlandıran kitaplardan bir. Hayatın akıma o kadar çok kaptırıyoruz ki, sanki hayat iş ev, okul üçgeninden ibaret, lakin öyle olmadığı aşıkar. Tartışmara giriyoruz, madem karşı taraf haksız bizler neden ddeğişmeyeceğini bile bile tartışmaya devam ederiz ki. Herkesi değiştirmeye çalışıyoruz; ama kendimizi değiştirmeyi hiç akıl etmeyiz nedense(Tolstoy). Gelişmek ise sanki okulda oluyor sadece özellikle bizim ülkemizde. Ama hayır hayır sadece dört duvar arasında gelişmiyor insan artık hele ki internetin olduğu bir zaman diliminde, Edx.com , TED.comed-ted siteler varken, değil sıradan bir üniversiteye gitmek Boğaziçine bile gitmek gereksiz olabilir salt bilgiyi öğrenmek için. İşin en zor belki de en çok can alıcı kısmı ise uzlaşmak, ki bu zaman alacağına benziyor. Hele ki benim ülkemde ama ümitsiz değilim.