Çöplüğün Generali, hayali bir ülkede geçiyor. Okura bir hayli tanıdık gelecek bu ülkede, günün birinde, çöplüklerde, boş arazilerde gömülüp bırakılmış bombalar, mermiler bulunmaya başlar. Bu durum giderek bir yazarın dikkatini çeker ve yazar bu konunun çevresinde bir roman yazmaya koyulur. Ne var ki romanını tamamlayamadan kaybolacaktır. Bundan sonrası, Çöplüğün Generali'nin sayfalarında...
Kucuk kucuk hikayeler. Hepsi degisik, hepsi enteresan, hepsi hayattan, hayatin tam ortasindan... Yasanmis gercek hikayeler hissi veriyor. Yazarin hemen hemen her hikayenin sonunda bizimle konusmasi. Sanki masa basinda yazarin yanindaymisiz da, hikayesini yeni yazmis bitirmis ve bizimle fikirlerini paylasiyor. "Bu hikayenin sonunu boyle yazdim ama sanirim biraz sert oldu. Belki sonra biraz yumusatirim" gibi. Ve en sonunda da "Cöplüğün Generali".
2012'nin Ekim ayinin baslarinda, tam da ulkede savas cigliklari atilirken, Suriye ile savas gundemdeyken, nereye kac bomba atildigi konusulurken Oya Baydar'in sadece 3 sene once yayinladigi bu kitabi okumak daha da anlamli oldu benim icin. Zaten bize cok da uzak olmayan hayali bir ulkede gecen roman, bu sartlarda okundugunda normalde olabileceginden daha da sarsici olabiliyor. Kitapta birbirlerinden farkli gozuken ama aslinda akibetleri cok da farkli olmayacak olan insanlarin hikayelerini dinliyoruz. Ogretmeninden generaline, yazarindan bilim insanina, sairinden temizlik iscisine kadar herkesin bu hayali ulkedeki mantik ve insanlik disi uygulamalardan nasil da aci bir sekilde etkilendiklerini goruyoruz. Bu hikayeler arasindaki en buyuk ortak nokta ise ulkenin her yerinden fiskiran cesetler ve bombalar. En trajik olan da butun bunlarin yonetimdeki tek bir merkez tarafindan planlaniyor olmasi. Herkesin agzinda da hep ayni laf vardir: "Birgun buralar patlayacak, yok olacak". Gercekten de oyle olacaktir fakat bunu ne tarih yazacak ne de kimse hatirlayacaktir. Insanlik kendi hazinesini yok edecek olan virusu kendi elleriyle yaratmistir, 3M virusu (3 Maymun): Gormedim, duymadim, bilmiyorum...
Kitabin ikinci yarisinda, hayali ulkenin geleceginde unutma uzerine arastirma yapan bir profesorun bir sekilde tarihteki kopuklugu farketmesi uzerine iki arkadasi ile beraber ciktigi yolculuga tanik oluyoruz. Yapilan butun arastirmalardan sonra tarihin gercek kanitinin tek bir insanin elinde oldugu ortaya cikiyor: bu kisi Coplugun Generali olarak bilinen cocuk suratli, dilsiz, tek bacagi kopuk ve uzerinde eskimis kaput bulunan beyaz sacli ihtiyardir. Bu tarihi kanit nasil bu beyaz sacli cocugun eline gecmistir sorusunun yanitini ise romanin sonunda alabileceksiniz.
Toplumsal bellegi hicbir zaman iyi olmamis halkimizi unutma ve uc maymunu oynama uzerine dusundurtecek zarif bir dille yazilmis bu roman belki de gelecek nesiller icin guzel bir hediye olacaktir.
Anlatım akıci ve guzel.. Konu o kdr gercekci ki acikcası icim sıkıldı. Malum ülke gündemi yeterince can sıkıcıyken bir de boyle bir kitap okumak pek iyi gelmedi. 3 maymun hastalıgına yakalanmisiz toplum olarak, guzel bir belirleme.
'Yönetimin' bir döneme ait toplumsal belleği yok ederek oluşturduğu bilinçsiz ama huzurlu insanlardan birinin merak etmesiyle başlar roman. Akıcı, her sayfayı bir sonrakini merak ederek çevirdiğim bir ütopya, olayların birbirinden farklı ve hepsi isimsiz kahramanların hayatlarından kesitlerle anlatılması da çok hoş. Evet çok hoş doğru tanımlama olacaktır. Çok işlenmiş bir konu, her yazar toplumsal bir ütopya yazıyor bence.
Kitabi baslarda pek begenmemistim. Ortalarinda 3 yildiz veririm, vasat bir kitap diye dusundum. Ancak sonlarina dogru gelince, 2009 yilinda yazilmis bir kitabi 2022 yili ile bagdastirinca begenim artti. Bir viruse karsi gelistirilen antivirus insanlara tedavi amacli veriliyor. Ilacin etkilerinden biri toplumsal bellek kaybina yol acmasi. Asi karsitlari sever bu kitabi :) (3 asili biriyim.)
Yani… Güzel bir konu kesinlikle fakat hiçbir yere gitmeyen, tekrara düşen, sıkıcı ve başıboş bir anlatım olmuş. Yarım yarım devam eden hikayeler gereksiz yere o kadar uzun tutulmuştu ki, ilk bölümde olan hikayeyi ve karakteri unutturdu. Bir süre sonra sanırım sadece yarım yamalak hikayelere okuyacağımı zannettim. Beni çok heyecanlandırmıştı başta ama hayal kırıklığı maalesef.
Rahatsızlık verecek kadar yoğun bir şekilde, bir insan evladının aklına gelebilecek her türlü kahredici olayın yaşandığı kaderine terkedilmiş bir coğrafyada, bütün bu olan biteni yaşayan kendi değilmiş gibi inkar içinde 3 maymun misali yaşayan, verdiği rahatlık hissinden olsa gerek, her şeyi kanıksamaya pek teşne, duyarlılıklarını yitirmiş, bir de üstüne hiç gerek yokken unutmanın dayanılmaz hafifliğinin tadını keşfetmiş ve bundan hiç de vazgeçmeyi düşüncekmiş gibi görünmeyen bir toplumun içinden çıkan bir yazar tarafından nasıl olduysa zamanında ele alınabilmiş hikâyesi tesadüfen ortaya çıkarılıyor.