Jump to ratings and reviews
Rate this book

Üç Beş Kişi

Rate this book
Üç Beş Kişi (1984); Adalet Ağaoğlu’nun 1980 öncesi döneme odaklanan bu romanı, geleceğe yönelik çok ilginç ve pek çoğu artık doğrulanmış toplumsal öngörüler de içeriyor.
O bunalımlı günlerde "üç beş kişi" arasında yaşanan ilişkilerin üzerine dönemin ağır ve boğucu etkisi çökerken, roman kahramanları çevrelerini saran karanlıkta el yordamıyla yollarını ve bunaltılarının nedenlerini arıyorlar. Bu arayış kurgusunda sadece kişilerin değil, mekânların, garların, trenlerin de söyleyecek sözleri var.. Dinlemesini bilene..

"...yakın geçmiçimizin tarihi, sanırım birkaç kez, belki pek çok kez yazılacak; ama yazın düzeyinde bir tarih ve toplum çözümlemesi olarak Adalet Ağaoğlu'nun Üç Beş Kişi'si özgünlüğünü ve gücünü hiç yitirmeyecek."
Ahmet Cemal

Adalet Ağaoğlu (1929): ‘50’li yıllarda başlayan oyun yazarlığından ‘70 sonrasında hız alan roman, öykü, deneme ve günce yazarlığına, Cumhuriyet yazınımızın en önde gelen modern klasiklerindendir.

324 pages, Paperback

First published September 1, 1984

11 people are currently reading
202 people want to read

About the author

Adalet Ağaoğlu

66 books172 followers
Adalet Ağaoğlu, a writer born in Nallıhan in 1929, graduated from Ankara University's Faculty of Language and History-Geography, Department of French Language and Literature in 1950. Subsequently, she joined Ankara Radio in 1951, where she worked as a dramaturg, radio theater director, and program specialist following the establishment of TRT. He departed from his post in 1970, having served as the head of the Radio Department. Ağaoğlu's foray into poetry commenced with the publication of her work in the 1948 and 1949 issues of Kaynak magazine. She subsequently made her theatrical debut with the play "Bir Piyes Yazalım" (Let's Write a Play), which was staged in Ankara in 1953 and co-authored with a colleague. The initial work of fiction by Adalet Ağaoğlu was the 1973 novel Ölmeye Yatmak.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
77 (41%)
4 stars
68 (36%)
3 stars
37 (19%)
2 stars
3 (1%)
1 star
2 (1%)
Displaying 1 - 10 of 10 reviews
Profile Image for Hande Kılıçoğlu.
173 reviews75 followers
August 7, 2018
Adalet Ağaoğlu'nun okuduğum ilk kitabı. Ses ve öfkenin hemen ardından okumuş olmam ise tamamen tesadüf. İki kitapta da ilki ingilizce, ikincisi türkçe; ilki öfkeli ve agresif, ikincisi durağan ve derin iki zihinde gezinmiş gibi hissettim.
Kitaba gelecek olursak, her bölümünde başka bir karakterin geçmişini, geleceğini, hayallerini ve yaralarını su gibi bir dille anlatan, kimi zaman hayalle, kimi zaman gerçekle zihinlerini kurgulayan harika ama yorucu bir romandı. Okurken geçmişle gelecek, hayalle gerçek karışıyor, anılar birbirine giriyor ve bütün bunları müthiş bir anlatım ve düş gücüyle olağanüstü bir akıcılıkla anlatıyor yazar ve bunların hepsini " Günlerin en uzunuyla gecelerin en kısasına daha zaman var" dediği bir Haziran gecesine sığdırıyor. Diğer kitaplarını da bir an önce edinip okumak için sabırsızlanıyorum.
Profile Image for Tári.
52 reviews
June 14, 2015
Ne desem eksik kalacak bu roman hakkında... Kaç yıldız versem yetmeyecek-sanırım son dönemde Türk edbeiyatından okumuş olduğum en güzel romanlardandı. Tek bir kusurlu yeri dahi olmadan bitti, çok zor bir teknikle kurguyu ince ince işlemiş Ağaoğlu. Üstelik dönemine göre öyle değişik ki edebi nitelik açısından... Değişik zamanlar, açılar ve kronolojik olmayan bir çizgiyle bir sürü olay-parça parça, bir yapboz gibi geçmişin birleşip aydınlanması. Aslında hikaye tek bir gecenin birkaç saatinde geçiyor, ama aslında o zaman değil de öncesi, bir on yıl, on beş yıl, beş yıl öncesi asıl hikaye gibi ve roman boyunca bu geçmişi okuyoruz. Sonra da kitap tam da asıl vaktinde bir olay olmuşken, bir şeyler başlamışken bitiyor, son cümlesi de bunu anlaıtyor zaten: "Okuduğum tüm romanlar, sahici bir başlangıçla bitsin istedim!" Adalet Ağaoğlu, bu romanı sahici bir başlangıçla bitiriyor.
Romanı en başarılı kılan ayrıntılar karakterler ve karakterlein işlenişindeki gerçekçilik. Hepsi birbirinden çok farklı "üç beş kişi"yi öyle ustalıkla tanıtmış ki Ağaoğlu... Eskişehirin yerlisi, zengin, mazbut bir aileyi; onların sanatçı ruhlu oğullarıyla, ürkek, boyun eğmiş kızlarını ve ikisinin aslında birbirne benzeyen çaresizliklerini; tüm kederleri hep gülerek yenebileceğine inanmış, güçlü, dişli bir işçi kızını; zengin, ayakları yere basan, yerli sanayi kurma çabasındaki, anlaşılamamış işadamını; İstanbul'un çoktan mazi olmuş soylu ailelerinden kalan kırıntıları; ülkeyi kurtarmak isteyen idealist gençleri ve kendileirni kurtarma derdindkei herkesi... Toplumun değişik tabakalarında yaşayan, farklı farklı insanların anlattığı o aynı, büyük hikayeyi öyle gerçekçi yazmış ki. Karakterlerin hepsi yanıbaşımızda duran insanlar gibi, hele Kısmet, Kısmet'in topluma, ailesine, kurallara o boyun eğişi... "Neden en sevinilecek anlarda bile sevinemedik?" Bu, kitabın ana sorusu bence.
Adalet Ağaoğlu'nun okuduğum ilk kitabı bu, ama bende başka kitaplarını okuma isteği değil, korkusu oluşturdu: Bundan daha iyisini yazmış olabilir mi? Zor sanki.
Ayrıca belirtmek istediğim şey, kitapta en çok Murat'la Kısmet'in ilişkisinin anlatılışı başarılıydı, son ana kadar şüphede bıraktı ve sonra şüpheleri doğru çıkardı-ama bilmeyen birinin elinde çiğ çok çiğ olabilecek bu ilişki muhteşem bir naiflikte anlatılmıştı.
Bunların dışında, bir de cümleler çok güzel, değinmeden geçemeyeceğim.. Ağır bir kitap, sürekli kafanızı çalıştırmanızı bekliyor ve bazılarına okuması zor gelebilecek bir eser, ama anlayabilecek olgunluktaki bir zihin için eşsiz güzellikte. Hele şu satırlar her okuyuşumda sebepsice ürpertti beni:
"Gece. Haziran. Ama günlerin en uzunuyla geceleirn en kısasına zaman var daha."
Zor, ama harikulade bir romandı yani; Türk edebiyatının sahiden dünya çapında kaliteye eriştiğini, hem de yıllar önce eriştiğini kanıtladı bana... Özellikle amatör ya da profesyonel olarak edebiyatla ilgilenenlerin öğreneceği çok şey var, tavsiye ederim. :)
282 reviews14 followers
May 20, 2020
Üç Beş Kişi / Adalet Ağaoğlu

İnsanın yaşamında hoşnut edilmeye değer üç beş kişinin kalmış olması az şey midir?
Dertlerimizi paylaşan, ağlarsak ağlayan, gülersek gülen de üç beş kişi değil midir?  Geçmişteki üç beş kişiye bel bağlayarak yeni bir hayat kurulabilir mi,
Roman Eskişehir eşrafından Sakarya ve Kaymaz ailelerinin bir baltaya sap olamayan oğlu Murat, aşkından ailesini terkettiği segilisi şarkıcı Selin, kızı mahalle baskısı altında bunalan Kısmet, dayısı sanayici işadamı Fikret,  Kısmet'in arkadaşı yoksul işçi Kardelen ve bu insanların çevresindaki üç beş kişiyi anlatıyor. Taşranın boģucu havası çok güzel verilmiş. Fonda sıkı yönetim zamanları. Sokağa çıkma yasağı. Radyoda her gün kaç ölü kaç yaralı olduğu haberleri. Erkek egemen toplumda çemberlerini kırmaya çalışan bir kadın yola çıkıyor ve geriye çoook gerilerdeki üç beş kişiye bağışlanmayı dileyen bir gülümsemeyle bakıyor. 
Profile Image for fundaerman.
50 reviews7 followers
September 21, 2016
Son cümleyi okuduğumda tüylerimi diken diken eden bir Ağaoğlu kitabını daha bitirdim.
"Üç Beş Kişi" romanı 7 bölümden oluşuyor ve toplam 3 üç saatlik zaman diliminde geçiyor.Kahramanlarının anlarını,birbirleriyle kesişen yaşamlarını ve içsel yolculuklarını ağırlıklı birinci kişi,arada giren ikinci ve üçüncü kişi anlatımı ile zenginleştiriyor.
Peki bu üç saati nasıl belirliyoruz,öyle tarih ve saat mi belirtmiş yazar? Tabi ki hayır. Söz konusu olan Adalet Ağaoğlu olunca
zaman tanımı işte böyle yapılır:
“Gece. Haziran. Ama günlerin en uzunuyla gecelerin en kısasına zaman var daha.”
Hikaye son cümle ile bütüne ulaşıyor ve siz bir kere daha Adalet Ağaoğlu’nun zekasına,kurgusuna,diline hayran oluyorsunuz.
25 reviews
March 27, 2024
• Az önce, "Gel canım, gidelim" derken Murat, bacaların çevresindeki kuşların daha az üşüdüklerini sanmıştı.
• Her kasveti gürültüye getirmek, her acının üstüne cıngıldak, güleç örtüler sermek.. Her çaresizliğin bağrına böyle bir gülüşle silah çekip ateş etmek huyunu nasıl edindimse?.
• Ben de kimi kez varolduğumu söylemek için kapıların diline sığınırım. Onları pat küt çarparım.
• Bazı kadınlar güzel bir çilekli turta yapabilmiş de olmaktan acaba neden böyle korkarlar? Üstelik pastacılarda turtaları yapanlar hep erkeklerken..
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Melisa  Gül .
195 reviews3 followers
May 11, 2024
-"Fakat ben ne yapıyorum? Ona, yeni anayasamızın bireye verdiği özgürlük benzeri özgürlükler öneriyorum. Gücünü toplumdan almayan.. Kısmet'e tek başına kişi özgürlüğü uzatıyorum. Onu kullandığı zaman çekeceklerini de ben ödemeyeceğim üstelik. Hiçbirimiz. Ben, ablam gibi, "Ahh, ele güne karşı rezil olduk!" üzüntüleri bile çekmeyeceğim. Bana hiçbir şeyolmayacak."
Profile Image for Fatmasibel Sahin.
61 reviews11 followers
March 14, 2018
Belki de Türk romanının en postmoderni, belki gerçeküstücü belki de öyle gerçek ki insan korkuyor! İyi ki varsın Adalet abla diye haykırmak istiyorum. Okudukça hayran olduğum bir yazarsın!!!
Profile Image for Ozlem.
154 reviews1 follower
July 16, 2025
“Gece, Haziran. Ama günlerin en uzunuyla gecelerin en kısasına zaman var daha.”
İşte bu kısa zaman diliminde üç beş kişinin kafasında dolaşıyoruz roman boyunca. Öfkeleri, kırgınlıkları, umutları ve beklentileri. Sıradan görünen hayatları müthiş bir derinlikle yazmış Adalet Hanım. Bir kere daha hayran kaldım. Kardelen ve Kıymet uzun süre aklımdan çıkmayacaklar.
Profile Image for Fethi Naci.
125 reviews180 followers
Read
January 20, 2014
#58
Romanda, bir sanayici, bireysel gerçekliğiyle birlikte toplumsal-tarihsel gerçekliğiyle de gösterilmek istendiği zaman, işe, ister istemez 'tipiklik' sorunu karışır.
Profile Image for Rafet Baran.
70 reviews23 followers
February 20, 2014
hareketli tekniğiyle ve ilgi çekici konusuyla bir an bile sıkmayan bir kitaptı. ama sonu hayal kırıklığı yaratacak şekilde geldi.
Displaying 1 - 10 of 10 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.