“Hiçbiri, tüm o gecelerin içindeki büyülü 602. gece kadar altüst edici değildir.” Yazma eylemi üzerine düşünmeye devam eden Murat Gülsoy, bu kez Borges’in sözünü ettiği o büyülü gecenin izini sürerek, genel olarak sanat ve özel olarak edebiyatta temsil meselesinin açtığı kapıdan giriyor yazının bahçesine. Bu bahçede, kendi içine doğru genişleyen resimler, sonsuzluğa doğru düşme hissi veren hikâyeler, roman kahramanı olduğunun farkında olan metakurmaca karakterler, kendinin aynası olan metinler arasında gezinirken bir yandan da kendi edebiyatının köklerini arıyor. 602. Gece, insanlığın bilinen en cesur özgürlük projelerinden biri olarak sahiplendiği modernizmin edebî mirasını tartışırken bu coğrafyadaki izdüşümlerini de Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk gibi kilit isimler üzerinden yeniden ve yakından okuyor.
1967'de İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. Yüksek öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde tamamladı (1989). Aynı üniversitenin Psikoloji Bölümü'nde “Face-Specific Evoked Brain Potentials”(İnsan yüzlerine ilişkin uyarılmış beyin potansiyelleri) başlıklı tezi ile yüksek lisans derecesi aldı. (1992). İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Biyomedikal Mühendisliği programında doktora yaptı. Beyin cerrahisinde kullanılacak bir cerrahi lazer sistemi üzerinde tez yazarak doktorasını tamamladı.
Öykü, roman, inceleme türlerinde eserler vermiştir. Eserleri Sait Faik Hikâye Armağanı (2001), Yunus Nadi Roman Ödülü (2004), Notre Dame de Sion ödülü (2013), Sedat Simavi Edebiyat Ödüllerine (2014) layık görülmüştür. 2004-2021 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi'nin genel yayın yönetmenliği görevini yapan Gülsoy 2014 yılından beri de Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi müdürlüğü görevini sürdürmektedir.
Kitapları: * Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul, 1999, CAN Yayınları, öyküler. * Bu Kitabı Çalın, 2000, CAN Yayınları, öyküler. (2001 Sait Faik Hikâye Armağanı) * Belki de Gerçekten İstiyorsun, 2000, altkitap.com, öyküler. * Alemlerin Sürekliliği ve Diğer Hikâyeler, 2002, CAN Yayınları. * Binbir Gece Mektupları, 2003, CAN Yayınları, öyküler. * Bu Filmin Kötü Adamı Benim, 2004, CAN Yayınları, roman. (2004 Yunus Nadi Ödülü) * Bu An’ı Daha Önce Yaşamıştım, 2004, CAN Yayınları, öyküler. * Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık, 2004, CAN Yayınları, inceleme. * Sevgilinin Geciken Ölümü, 2005, CAN Yayınları, roman. * Kâbuslar, 2006, altkitap.com, öyküler. * İstanbul'da Bir Merhamet Haftası, 2007, CAN Yayınları, roman. * Bize Kuş Dili Öğretildi, 2008, altkitap.com, resimli-roman. * 602. Gece Kendini Fark Eden Hikâye, 2009, CAN Yayınları, inceleme. * Karanlığın Aynasında, 2010, CAN Yayınları, roman. * Tanrı Beni Görüyor mu?, 2010, CAN Yayınları, öyküler. * Baba, Oğul ve Kutsal Roman, 2012, CAN Yayınları, roman.(Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü) * Nisyan, 2013, CAN Yayınları, roman. * Gölgeler ve Hayaller Şehrinde, 2014, CAN Yayınları, roman.(Sedat Simavi Edebiyat Ödülü) * Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet, 2016, CAN Yayınları, roman. * Öyle Güzel Bir Yer ki, 2017, CAN Yayınları, roman. * Ve Ateş Bizi Tüketiyor, 2019, CAN Yayınları, roman. * Belirsiz Bir Anın Kıyısında, 2021, CAN Yayınları, öyküler. * Ressam Vasıf'ın Gizli Aşklar Tarihi, 2023, CAN Yayınları, roman.
Murat Gülsoy dört ana başlık altında topladığı denemelerini topladığı bu kitaba Borges’in ortaya attığı “Binbir Gece Masalları”nın 602.’ sinin izini takip ederek başlıyor. Kitaba da adını veren bu denemede Borges’in “ kurmaca kurmacanın içinde yaşarsa” ne olacağı sorusunu sorguluyor. Buradan yola çıkarak modernist edebiyatı merceğine alıyor. Tesadüf çok kısa bir süre önce okuduğum Sokal Vakası’na geniş yer vererek sonsuzluk fikrine geçiş yapıyor. Resimlerden ve edebiyatlardan örneklerle “sonsuz döngü” (kısır döngü, fasit daire) kavramına, oradan da modernist edebiyata ilişkin çok geniş tahlillerde bulunuyor. Türk Edebiyatında modernist yazar var mı sorusunu sorarak Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz Atay isimlerine varıyor.
M. Gülsoy ikinci denemesini A. H. Tanpınar’a ayırmış. “Yalnızlığın Aynası” adlı alt denemesinde mükemmel bir Tanpınar incelemesi yapıyor. Bu bölümde “Geçmiş Zaman Elbiseleri” adlı öyküsünü ele alıp yer yer “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” ile destekleyerek modernist edebiyat yönünden açıklamalar getiriyor. “Abdullah Efendi’nin Gece Rüyaları” adlı öyküsünü irdelediği diğer alt denemesinde Tanpınar’ın bilinmeyen başka özellikleri üzerinde duruyor. Tanpınar’ı tanımak için çok derli toplu bir bölüm olmuş.
Üçüncü deneme ise Oğuz Atay üzerine altı adet alt deneme içeriyor. Nefis bir bölüm daha. “Demiryolları Hikayecileri”nin Ubor Metengası olağanüstü bir deneme olmuş. Keza “Beyaz Mantolu Adam” adlı alt deneme de öyle. Tabii “Tutunamayanlar” her denemede var, iyi ki de var. Oğuz Atay’ı böyle farklı bir şekilde anlatmak çok zor ama Murat Gülsoy bu işin üstünden şahane gelmiş. Son alt denemede de Atay’ın en zayıf eseri kabul edilen “Bir Bilim Adamının Romanı”nın neden Oğuz Atay’ı tam olarak yansıtmadığını açıklıyor. Son bölüm Orhan Pamuk’a ayrılmış. Az sayıda O. Pamuk okuduğumdan bu bölümdeki dört alt denemeden sadece okumuş olduğum “Kafamda Bir Tuhaflık” yazısı ilgimi çekti.
Öncelikle belirtmeliyim ki, önce bu kitabı daha sonra Oğuz Atay ve Ahmet Hamdi Tanpınar’dan okumuş olduğum bütün kitapları okusaydım eğer, çok farklı tat ve duygular hissederdim. “Tutunamayanlar” ve “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” başta olmak üzere bu iki dev yazardan okuduğum kitaplara haksızlık yaptığımı, onları yeterince anlamamış olup üzüldüğümü itiraf etmek zorunda kalmazdım. Yine de kazançlı sayıyorum kendimi, bu kitabın bana verdiği en büyük ders 1) bazı yazarlara karşı önyargılı olma (öyleymişim maalesef!), 2) yazarları realist, toplumcu, modern, postmodern, ilerici, muhafazakar, şucu-bucu gibi sınıflayarak değil kendi kimliklerinden bağımsız birer yazar olarak oku, 3) bazı kitapları ve yazarları mutlaka ikinci kez oku.
Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz Atay sevenlere ve iyi deneme okumak isteyenlere kesinlikle öneririm.
Kitap ve yazar analizi okumayı çok sevdiğim için tam benlikti. Hikayelerin, karakterlerin bilinç seviyesini, metakurmaca üzerine okuma yapmak izlediğim, okuduğum onca şeydeki ayrıntıları su yüzüne çıkarmış oldu. Şimdi sonunu getiremediğim Tutunamayanları daha bir şevkle elime almak ama depresyona hazır olmamak arasındayım. Orhan Pamuk’a tekrar şans tanımak, uzun uzun kitap okumak istiyorum!
Turk edebiyati Ahmet Hamdi Tanpinar, Oguz Atay ve Orhan Pamuk uzerinden inceleniyor. Kitap iki bolum ilk bolumde realizm, modernizm ve postmodernizm tanimlamalari yapiliyor. İkinci bolumde bu uc yazarin karailastirmasi ve ortak noktalari veriliyor. Dogu-bati, toplum-birey arasindaki catismalarin edebiyata nasil yansidigini goruyoruz. Turk edebiyati incelemesi severlere ve yazmaya ilgi duyanlara kesinlikle tavsiye ederim.
Murat Gülsoy'un zekasına hayran olmakla geçti bu esere ayırdığım zamanın her dakikası. Ahmet Hamdı Tanpınar, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk incelemeleri üzerinden Türk edebiyatında neler olup bittiğini muhteşem bir şekilde kavramanızı sağlıyor. Okunmaya değer değil, muhakkak okunması gereken bir kitap.
602.Gece ismini Jorge Luis Borges'in kısa öyküsünden alıyor. Öykü, Binbir Gece Masalları'nda Şehrazat’ın, Şehriyar'a 602. gecenin masalını anlatmasıyla başlıyor. Ancak bu masalda Şehrazat, Şehriyar'ı kendi masallarının bir parçası haline getiriyor. Yani Şehriyar, masalın içinde masal dinleyen bir karaktere dönüşüyor. Pek çok yazar (aralarında Murat Gülsoy’un da olduğu) 602.Gece masalının peşine düşünüyor. Ancak görülüyor ki Borges’in hikayesi de bir kurmaca:) Postmodernist edebiyat ve metakurmaca türünde önemli bir eser olarak kabul edilen bu öykü Murat Gülsoy’u da çok etkilemiş olacak ki kitabına ismini veriyor. 602. Gece kitabında 20.yüzyıl başından itibaren modern ve postmodern sanatın gelişimine çok özgün örnekler üzerinden anlatılıyor. Kitabın devamında kendi dilimizde okuyabilme şansına sahip olduğumuz Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk’un eserlerine ilişkin Murat Gülsoy Murat Gülsoy ’un yakın okumalarına hayran kaldım. Eminim dönüp yeniden okuyacağım zaman içinde. Özellikle benim gibi bu yazarlara meftunsanız bu kitabı mutlaka okuyun derim. Murat Gülsoy’un düzenlediği seminer serilerinden çok yararlandığım notunu da düşeyim.
Tanpınar ve Orhan Pamuk’a dair metinler okuyacak olmam iştahımı kabartmış olsa da Murat Gülsoyun analizlerinin benim için fazla teknik ve kuramsal olduğunu belirtmem gerekiyor. Tabi bir diğer gerçek de aslında bu yazarları üniversitede okumuş olmam, kitapları sevmiş olmam bir yana, bir çırpıda okuduğum bu metinleri detaylı hatırlamam çok olası değil. Gene de hocanın yaratıcı yazarlık atölyesinin müfredat kitabını, aslen bu eserleri okuduktan sonra okumak lazım.
Bir de sevgili can yayınları, arka kapaktaki “düşünümsellik” ne demek alla’sen?
Birçok roman ve öykü içindeki metinlere; o metinleri yazan yazarların psikolojilerine ve iç dünyalarına bakış niteliğinde oldukça besleyici bir inceleme kitabı. Kitabın içinde geçen edebi eserleri önceden okumuş olmak faydalı olur. Murat Gülsoy bir eleştirmen olarak oldukça başarılı. Başka eleştirmenlerin kaynaklarından da yararlanıyor ve referans veriyor.
Genelde okudugum tarz bir kitap degil ama ilgi cekici buldum. Turk edebiyatinda postmodernizm ve modernizm hakkinda. Murat Gulsoy’dan daha once yaratici yazarlik kursu almistim, bir kez daha Bogazici’nden uzaklastirilmasina uzuldum. Ozellikle kadin yazarlara da yer verilmesi, erkek yazarlarin feminizm acisindan elestirilmesi degerliydi.
Ülkemizde modern-postmodern edebiyat alanında yapılmış en ciddi ve nitelikli çalışmalardan biri. Murat Gülsoy da takdir ve takip ettiğim bir yazar. Yalnız, iki bölümlü bu kitabın Tanpınar, Atay ve Pamuk metin incelemelerinden oluşan ikinci kısmının hem kalan kısım için gereksiz hem de nitelikçe diğer kısmın epeyce aşağısında kaldığını düşünüyorum. Umarım öyle değildir ama bu kısım sanki kitabın sayfa sayısını şişirmek için girişilmiş bir pazarlama hamlesi gibi olmuş. İlk kısmı, onun da özellikle sonsuzluk meselesi, Velazquez-Borges vs. açılımlı ilk sayfalarını herkese önerebilirim.