Turkiye'de dusunce tarihi, din ve siyaset sosyolojisine yaptigi onemli katkilar nedeniyle dusunce hayatimizin ondegelen isimlerinden biri olan Serif Mardin, toplumumuzda yuzyili askin bir suredir gundemde kalan din, modernlesme, Batililasma gibi olgulari resmi yorumun da yerlesik muhalif soylemlerin de disinda kalarak, toplumsal zemin ve arka planlariyla birlikte inceler. Mardin'in pozitivist Bati dusuncesinin Turkiye'de egemen gorusle birleserek bicimlendirdigi "kabul edilmis" egilim ve yonteme kapilmayisi, toplumsal degisim dinamiklerini genelgecer kaliplara sokmayisi, resmi ideoloji ve Kemalist soylemin etkilerinden uzak kalisi, onu "Cumhuriyet aydinlari"nin onemli bir kesiminden kalin cizgilerle ayirir ve butun eserlerini toplumbilim dunyamizda ayricalikli bir yere koymasi gerektirir.Sayfa 188Baski 2007 Iletisim Yayincilik
1927 yılında İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi’nde başladığı orta öğrenimini ABD’de tamamladı. Stanford Üniversitesi Siyasal Bilimler Bölümü mezuniyetinin ardından lisansüstü eğitimini John Hopkins Üniversitesi’nde yaptı. 1954’te Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne asistan olarak giren Şerif Mardin, doktorasını “Yeni Osmanlıların Düşünsel Yapıtları” konulu teziyle Stanford Üniversitesi’nde tamamladı. 1964’te doçentliğe, 1969’da profesörlüğe yükseldi. 1973’te geçtiği Boğaziçi Üniversitesi’nde siyaset bilimi ve sosyoloji dersleri verdi. ABD’de Columbia ve California, İngiltere’de Oxford Üniversitesi’nde konuk öğretim üyesi olarak dersler verdi. Halen Washington D.C.’deki American University Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim üyeliği yapan ve aynı üniversite bünyesinde faaliyet gösteren İslâmî Araştırmalar Merkezi’nin başkanlığı görevini sürdüren, aynı zamanda Sabancı Üniversitesi´inde öğretim görevliliğine devam eden Mardin’in yayımlanan kitapları şunlardır: Jön Türklerin Siyasi Fikirleri 1895-1908 (1964), Din ve İdeoloji (1969), İdeoloji (1976), Türkiye’den Toplum ve Siyaset (Makaleler derlemesi, 1990), Siyasal ve Sosyal Bilimler (Makaleler derlemesi, 1990), Türkiye’de Din ve Siyaset (Makaleler derlemesi, 1991), Türk Modernleşmesi (Makaleler derlemesi, 1991), Religion and Social Change in Modern Turkey. The Case of Bediüzzaman Said Nursi (1989) [Bediüzzaman Said Nursi Olayı / Modern Türkiye’de Din ve Toplumsal Değişim (1992)], The Genesis of Young Ottoman Thought (1962) [Yeni Osmanlı Düşüncesinin Doğuşu (1996)] Türkiye, İslam ve Sekülarizm (Makaleler derlemesi, 2011).
Dinin kişisel gelişim sürecinden tutun toplumsal yapıya kadar, diğer ülkelerden farklı olarak Türkiye'de, nasıl bir etkisi olduğunu ve nasıl yumuşak bir ideolojiye dönüştüğünü inceliyor. Türkiye'de bireysel ticari teşebbüsün olmaması gibi bazı problemlerin aslında ne kadar eski uygulamalara dayandığına değiniyor. Hatta yeni milli ideolojilerin aslında ümmetçilik fikrinden çok da uzak olmadığını ifade ediyor. " Yeni düzen kişinin ruhsal dengesini sağlayıcı yeni bir mekanizma sağlamadıkça, üfürükçü de, dünyayı boynuzunun üstünde tutan öküz de halk inançlarından kalkmayacaktır. " "... aydınların modern dünyaya uymasının zorluklarını anlıyorsak, "sokaktaki adam"ın modern dünyaya uymasındaki zorlukları da o ölçüde kabul etmemiz gerekir. Kendisi için imal ettiği dünya görüşü ne kadar "köhne" olursa olsun, bu "bricolage"ın gördüğü bir fonksiyon vardır. Bu fonksiyon bilgisel olduğu kadar ruhsal, kişi dengesiyle ilgili bir fonksiyondur." "Toplumun sorunları, hiçbir yerde entelektüel seviyede vazedilmiş soyut problemler olarak ortaya çıkmaz."
Türk toplumunda dinin yerini tarihsel ve anlayıcı yaklaşımla açıklamış Mardin. toplumun farklı katmanlarında dinin farklı olduğunu, farklı işlevleri olduğunu görebiliyoruz kitapta. Jakoben tarzı değişimlerin, halk katında ne ifade ettiğine işaret etmiş. volk İslamı kavramını bilhassa bu durum karşısında üretmiş. Mardinin üstten inmeci değişimlere karşı mesafeli durduğunu da söyleyebiliriz.
Hem ideolojilere hem de dinin "psikolojisine" oldukça şık bir giriş. Erikson'un teorisinin dindar insanların gelişimini açıklamak için kullandığı kısıma bayılmıştım -her ne kadar bu teori biraz eskimiş olsa dahi.
"Bütün toplumlarda "büyü" belirli zamanlarda sonuç elde etmek için kullanılan yollardan biridir. Fakat büyü kullanan insanlar, aynı zamanda "büyüsel" olmayan bir sistem de kullanırlar. Meselâ, açlıklarını tatmin etmek için "büyü" yapmazlar, toprağı ekip biçerler ve yağmurların gelişi, güneş günlerinin sayısı gibi tabiat olaylarına dikkat ederler. Bilim öncesi bir bilim sistemi kullanırlar. Bu şartlar içinde ortaya çıkan sorun, büyünün niçin ve nerede, hangi özel hallerde kullanıldığıdır."