Büyükada ya da Yavruvatan... Kıbrıs kendi kaderini belirleyememiş veya kendi kaderini iki ‘anavatan’ın kaderine, alınyazısına göre belirlemeye çalışmış iki milliyetçiliğin kıskacında varolmaya çalışan bir ada. Bir tarafta Yunan milliyetçiliğinin teritoryal genişlemesinde sınırın en ucu, diğer taraftan Türk milliyetçiliğinin yeni ‘Hatay’ı... Kıbrıs’taki iki toplumun çok uzun süredir varoluş koşullarını belirleyen milliyetçiler, iki toplumun kendi özgün kaderlerini yaşamalarındansa ‘anavatanlar’ın kaderine bağımlı yaşamalarını tercih ettiler. Kıbrıslırum milliyetçiliği Yunanistan’ın bir parçası olarak kabul edilmek isterken, Kıbrıslıtürk milliyetçiliği Türkiye’nin sancağı olmayı arzuladı. Elbette bu tercihler, Yunanistan’da ve Türkiye’de yaşanan farklı ulus-devlet inşâ süreçlerinin hem kendi projeleri için hem de adadaki iki toplumun ‘gelecek’ planları için hayatî sayıldı. Adadaki milliyetçiler kimi zaman kendi modellerini savunurken ‘anavatanlar’ın bunu kabullenmesini arzuladılar, kimi zaman da ‘anavatanlar’ kendi dış politika manevralarında Kıbrıs’ı bir koz olarak kullanmaya çalıştılar. Kıbrıs ayrıca 20. yüzyılda ‘bazı sorunlar vardır ve bunlar çözümsüzdür’ diyen bir uluslararası ilişkiler yaklaşımının iyi bir örneği olarak sunuldu. Niyazi Kızılyürek Milliyetçilik Kıckacında Kıbrıs’ta, halen iki toplumun yaşadığı adanın ‘çözümsüzlük’ üzerinde katettiği mesafeyi geriye sarmak için dörtlü milliyetçilik matrisiyle nasıl ve niçin hesaplaşılması gerektiğini tartışıyor.
1959 yılında Kıbrıs'ın Bodamya köyünde doğdu. 1964 yılında etnik gruplararası çatışmalar nedeniyle doğduğu köyü terk etmek zorunda kaldı ve ailesiyle birlikte Luricina köyüne yerleşti. Çocukluk ve ilkgençlik yıllarını bu köyde geçirdi. 1974 yılında Ada'nın kuzey ve güney Kıbrıs olarak bölünmesinden sonra Kuzey Kıbrıs'a taşındı. Lise eğitimini tamamladığı 1977 yılında Kıbrıs'tan ayrılarak Almanya'ya gitti ve Bremen Üniversitesi'nde yükseköğretim gördü. Aynı üniversitede Kıbrıs sorunu üzerine yazdığı doktora teziyle lisansüstü öğrenimini tamamladı. Çeşitli Avrupa ülkelerinde çalıştıktan sonra Kıbrıs Üniversitesi'nde çalışmaya başladı. Hala aynı üniversitenin Türkoloji Bölümü'nde yardımcı doçent olarak görev yapmaktadır. Çeşitli dillerde yayımladığı bilimsel makalelerin yanısıra, Panikos Hrisantos ile birlikte 'Duvarımız' adlı Kıbrıs belgeselini hazıladı. Birçok ülke televizyonlarında gösterilen 'Duvarımız',1997 yılında Abdi İpekçi Ödülü'ne layık görüldü. Yunanca, Almanca, İngilizce ve Fransızca bilen Niyazi Kızılyürek'in yayımlanmış diğer kitapları şunlardır: Kıbrıs Sorununda İç ve Dış Etkenler (Birinci Baskı, 1983), Paşalar Papazlar (1988), İ Oliki Kipros (Yunanca 1990), Ulus ötesi Kıbrıs (Türkçe ve Yunanca olmak üzere iki dilli bir çalışma, 1993), Kipros to Adioksodo ton Ethinikismon (Yunanca, Birinci Baskı, 1999).
Çok güzel bir kitap. Çok sayıda kaynaktan yararlanarak, titizlikle ve çok analitik bir yöntemle yazılmış. Bu konuda yazılan kitaplardaki hakim tonun aksine, sadece siyasi arka planı anlatmakla yetinmiyor, sınıfsal ve kültürel bir bakış da sunuyor. Yazar hamasetle dolu fikirleri ince ince ayıklarken, “çok yaşa be Niyazi!” diye haykırarak okudum.
Bir anımla devam edeyim: Kıbrıs’ta çok yaşlı bir dedeyle sohbet ediyorduk. Bana geçmişten birşey anlattı, ben de “o öyle ama biraz da şöyleymiş galiba değil mi” diye kibarca itiraz ettim. “Nerden biliyorsun sen onu?!” diye bağırdı. Niyazi Kızılyürek’in kitabında okuduğumu söyledim. “Haaa Rumcudur o!” dedi. Sonra da küstü bana, konuşmadı. Sevgili çok yaşlı dede, bu yapış yapış bataklıkta hep birlikte debelenelim, gün yüzü görmeyelim emi?