Cahit Zarifoğlu, 1940’da Ankara’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Öğrencilik yıllarında sırasıyla ilkokullarda öğretmen vekilliği, çeşitli gazete ve haftalık dergilerde musahhih ve teknik sekreterlik, bazı özel şirketlerde tercümanlık, muhasebe yardımcılığı yaptı. Askerliğinin kıta hizmetini Sarıkamış Dağcı Alayı’nda ve 1974 Kıbrıs Harekâtı’nı müteakip Kıbrıs’ta ikmal etti.
Goethe Enstitüsü’nün dil kurslarına katılmak üzere iki defa Almanya’ya gitti. Bu sırada belli başlı Avrupa ülkelerini ve kültürlerini tanıdı. 1975’de Makine Kimya Endüstrisi Kurumu’nda mütercim olarak çalışmaya başladı. Bir grup arkadaşıyla “Mavera” dergisinin kuruluşunda ve yayınında görev aldı. 1976’da TRT Genel Müdür Mütercim Sekreteri görevine atandı. Aynı kurumun değişik ünitelerinde raportör, araştırma görevlisi, uzman ve şef olarak çalıştı. İstanbul Radyosu’nda denetçi olarak görev yaptığı sırada 7 Haziran 1987’de vefat etti.
Yine çocukken okuyup sevdiğim bir kitap. Şimdi o kitap nerededir bilmiyorum ama kapak resmini çok sevdiğim için başlamıştım. Hatta kapak resmini kendim de çizmeye çalışmıştım. O yüzden beni resime iten kitap bile diyebilirim. Kitabın içeriğine gelirsek, çocuklar için bence çok uygun değil çünkü dili ağır. Şiirsel bir dili olduğu için biraz karmaşık gelebilir çocuklara. Normalde çocukken okuduğum kitapların bile içeriğini hatırlarım ama bunu pek hatırlamıyorum mesela. Güzel bir kitap, Cahit Zarifoğlu'nun dili güzeldir.
Kitabı, çocuklara hitap eden bir kitap, 96 sayfalık bir şey, bir iki saatte okurum nasıl olsa diye elime aldım. Ancak çok yavaş okuyabildim. Yazarının Cahit Zarifoğlu olması sebebiyle her bir cümle bir şiirdi adeta. Her bir cümlede bir mesaj. Her bir cümle unutulmaması gereken bir öğüttü. O nedenle bu şiir gibi olan masal kitabını beğendim. Ama bir çocuğa okuduğunuzda anlar mı? Sanmıyorum.
Hayvanların Azrail'i de insan mı masumiyetinde soruları olan bir kuş ve şiirsel bir masal. Çocuk kitabı ama o kadar dolu ki... Tabii Zarifoğlu araya kendi düşüncelerini katmış masal biraz dini motiflere bezenmiş ama onun da güzelliği burada değil mi? :)
Zarifoğlu çok yönlü bir yazar ve şair. Daha önce şiirlerini ve yazarlık tavsiyesi verdiği kitabını okumuştum. Kendisi bu kez de Serçekuş ile çocuklara seslenmek istemiş olmalı. 🐥
"Şehirlerden çok uzakta bir gelincik tarlası sabahın ilk ışıklarını karşılamaya hazırlanıyor. Güneş tam doğacakken çıkan hafif bir esintiye kadar, incecik otlar bile hiç kımıldamadan bekler. Güneş sanki görülen bir şey değil de duyulan bir şeymiş gibi etrafı dinlerler." (sf 5)
Bir küçük serçe ile avcı arasındaki hayali konuşmalara kulak vermek istemez misiniz? Serçenin gözünden ormandaki hayatı, hayvanları, avcıların kötülüklerini ve daha birçok şeyi öğrenmek isterseniz Serçekuş ile ufak bir gezintiye çıkabilirsiniz. İçindeki tatlı çizimlere bakmayı da unutmayın sakın.
1/10 Yazarın kendini hikayeye bu kadar dahil etmesi ve sürekli mesajlar vermeye çalışmasını okumak benim için katlanılmazdı. Sürekli bir mesaj vermeye çalışarak yazılan kitaplarda çok ciddi bir zorlama hissediyorum ve asla bana geçmiyor. Belirli bir yerden sonra kitapta verilmeye çalışılan her bir mesajı göz devirerek okumaya başladım. Gerçekten benim için tam bir hayal kırıklığıydı...
Hep bildiğimiz bir hikaye aslında avcı ile serçekuşun hikayesi ama asıl Cahit Zarifoğlu'nun kelimelerini okumak, serçekuşun düşünceleri ile buluşmak güzel. Bir çocuk masalı ancak büyük sözler içeriyor.
çocukken bu serinin iki üç kitabını alıp okumuştum diye hatırlıyorum ama içeriğini hiç hatırlamıyorum bu kitabın neredeyse o yüzden yeniden okumak istiyorum (ama okuduğuma neredeyse eminim)