Celebrated in romances from the Middle Ages to the Victorian Era―and the subject of contemporary studies and novels―Salah ad-Din Yusuf ibn Ayyub, also known as Saladin (c. 1138-1193), is best known in the West for his battles with Richard the Lionheart during the Third Crusade. More than a powerful and chivalrous warrior, Saladin was also a skillful leader who forged a unified empire from the squabbling nations of the Middle East, turning the Muslim armies into a fighting force that retook the Kingdom of Jerusalem from the Crusaders.
Lane-Poole's biography of the storied sultan analyzes records by Saladin's Christian and Muslim contemporaries to reveal the man behind the many legends. The portrait Lane-Poole creates is of a ruler who avoided luxuries, showed remarkable mercy toward his enemies (with the exception of the Knights Templars and the treacherous Reginald of Chatillon), and was openly admired even by the Crusaders who warred against him.
Saladin covers Saladin's boyhood as a Kurdish outsider in Egypt, his astounding victory at the Battle of Hittin (which turned the tide of the Crusades), and his subsequent melees with Richard in the Holy Land. Though originally published in 1898, Lane-Poole's insightful and open-minded book remains the definitive work in the English language on Saladin.
Stanley Lane-Poole was a British orientalist and archaeologist. Poole was from a famous orientalist family as his paternal grandmother Sophia Lane Poole, uncle Reginald Stuart Poole and great-uncle Edward William Lane were famous for their work in this field. His other great-uncle was Richard James Lane, a distinguished Victorian lithographer and engraver. He worked for the British Museum from 1874 to 1892.
I was having a hard time finding a biography on this man. The stories I had heard were inspiring. This book did a lot of filling in the gaps for the man's life
This was first published in 1898, so it comes with some problematic language one might expect from the time period. I was surprised at the balance and equanimity of the account - overall it is readable, though frustrating at times, as it is written as though one has read a bunch of other Crusades-period history and using this just to sort of fill in a few blanks.
After seeing Ghassan Massoud's performance in Kingdom of Heaven I did a little research on Saladin. Bought this book after that wanting more. Holee shit. This book is dry as hell. I'm not a history buff so I had to take it in small chunks.
That said, it's a good read. I'd recommend for anyone who only was taught the anglo side of things (i.e. all of the united states).
Yusuf,batıda ve doguda bilinen adıyla Selahaddin, tarihte hem destekleyenleri hemde düşmanları tarafından saygıyla anılan ender insanlardan bitanesi hatta belki tek'i.Bugün Selahaddin Eyyübi hakkında yazılan kitapların çoğu yabancılar tarafından yazılması bu gerçeğin bir kanıtıdır. Stanley Lane tarafından kaleme alınan Selahaddin biyografisi her ne kadar yabancı bir gözle ele alınmış isede genede Selahhaddin büyüklüğünü kabullenemeden geçemiyor.Selahaddin Eyyübinin doğumdan olümüne kadar olan yaşamını ve karşılaştıgı olayları detalı şekilde anlatılmış..Herkese tavsiye ederim eğer gerçek ve adil bir Hükümdarı düşmanları tarafından kaleme alınan biyografisini okumaları için...Büyük Liderin hafıza yer etmiş en meşhur sözlerinden bitaneside"At sırtında acı beni terk eder.Yalnız attan indiğimde geri gelir."
Amcası Şırkuh'la beraber iken ciddi kayıblar yaşanırken ve herkes umudunu kesmişken "Ölümden ya da kölelikten korkanlar,krala hizmet etmek için uygun değildir;onlar çifçi olsunlar ya da karılarıyla evde otursunlar." "Babasına liderliği bırakmak isteyen Selahaddin'e babası Eyüb;Eğer sen uygun olmasaydın Tanrı seni bu yüce mevki için seçmezdi;birinin şansıyla oynamak iyi değildir"
Aşkelon kalesinin kuşatması esnasında düşman birliklerini ciddi kayıblar veren Selahaddin,Şam daki Kardeşi Turanşah'a durumunu itiraf eden bir mektub gönderir.İçindeki dörtlük şöyle idi; "Seni düşündüm,mızrakların saplanmasının ortasında, Tam kararmış kılıçlar susuzluğunu dindirdiğinde kanımızda. Yeniden ve yeniden yok olmanın sınırındayız;ancak Tanrı kurtarır bizi yanlızca gelecekteki bir görev için"
Ermenistan kralının Selahaddine başkaldırması sonucunda,Ordusuyla beraber savaş alanına giden Selahaddin'i gören Ermenistanın kralının ordu ve destekçileri alandan kaçarlar.Bunun üzerine Selahaddin; "Erkekler gibi ilerlediler, Başvezir;"kadınlar gibi kayıblara karıştılar"
Haçlılar olan ateşkesi Chatillonlu Reginald'ın müslüman bir grup tüccarın önüne kesmesi ve zengin ganimetine el koyması ardında a nı kervanda bulunan Selahaddin'in kızkardeşinin olmasını duymasın üzerine ordakilerine :"Muhammed'e güvendiklerine göre,Muhammed gelsin ve onları kurtarsın" söyleminin Selahaddin'e ulaşması sonucu,Selahaddin; ateşkesi bozanı kendi elleriyle öldüreceğini söylerek büyük yemin etti.."
Hittin savaşını kazandıktan sonra çadırına getirilen Kralları misafir olarak alan ve onlara Kral muamele eden Selahaddin,Reginald' karşısına aldı ve şu sözleri söyledi;"İki kez onu öldürmeye yemin ettim;bir kez kutsal şehirleri işgal etmek istediğinden ve bi kere daha,kervanı hainlikle aldığında.İşte!Muhammed'in intikamını alacağım senden!"ve kılıcını çekti yemin ettiği gibi kendi eliyle öldürdü onu.
Kudüs'ü girdikten sonra ordaki tüm farklı inanç gruplarına sonsuz şefkat ve merhamet gösteren Selahaddin,Kudüs esyalarıyla beraber zararsız olarak ayrılan halk onun için;"Cennetin en büyük niteliği merhamettir; Ve o adalet ve görkemin tacıdır, Doğrulukla öldürebileceği yerde,acımayla kurtarmak için." Selahaddin öldüğünde lılıcıyla beraber defn edildi.Herşeyini bağışladığı için;cenaze töreni parasını,mezarını oluşturan tuğla malzemesini bile borçla alındı.Çizğili bir kumaş sıradan tabutu örttü.Hiçbir şairin ağıt söylemesine,hiçbir vaizin konuşmasına izin verilmedi."