Yıl 1919. İzmir işgal altındadır. İşgale karşı mitingler yapılmakta, Halide Edip, Münevver Saime, Mehmet Emin gibi konuşmacılar halkı direnmeye çağırmaktadır: “Efendiler, az söylemek, çok yapmak zamanı gelmiştir. Biz sadece ağlıyoruz, ağlamakla kazanılmış hak, hıçkırıklarımızı dinleyecek kalp yoktur!” “Bacaksız” Abdi Bey, Gülistan Satvet, Prens Bragin, Rosa Mizrahi, Ahmet ziya, Neveser.. Aynanın İçindekiler serisinin bu dördüncü kitabında, diğerlerinden tanıdığımız pek çok aktör yine sahnede. İttihatçılar, mandat’cılar, Türkçüler, liberaller, sosyalistler.. Heyecanları, aşkları, ihtirasları, fikir ve eylemleriyle, Attilâ İlhan’ın aynasına yansıyan Dersaadet aydınlarından canlı bir kesit.
Mizrahilerin yalısında, akşamüstü çay içmek âdeti, işgal donanması Boğaziçi’nde demirledikten sonra çıkmıştı…
Attilâ İlhan was born in Menemen in İzmir Province, Turkey on 15 June 1925. He received most of his primary education in İzmir. However, because of his father's job, he completed his junior high school education in different cities. Aged 16 and enrolled in İzmir Atatürk High School, he got into trouble for sending a poem by Nazım Hikmet, a famous dissident communist Turkish poet, to a girl he was in love with. He was arrested and taken into custody for three weeks. He was also dismissed from school and jailed for two months. After his imprisonment, İlhan was forbidden from attending any schools in Turkey, thus interrupting his education.
Following a favorable court decision in 1941, he received permission to continue his education again and enrolled in Istanbul Işık High School. During the last year of his high school education, his uncle sent one of his poems to CHP Poetry Competition without telling Attilâ. The poem, Cebbaroğlu Mehemmed, won the second prize among many poems written by famous poets. He graduated from high school in 1942 and enrolled in Istanbul University's law school. However, he left midway through his legal education to pursue his own endeavors and published his first poetry book, Duvar (The Wall).
Bu kitabi cok baska bir ruh halinde okudugum icin objektif bir yorum yazmam cok zor. Attila Ilhan'in muazzam tarih ve edebiyat bilgisine bir kez daha hayran kalmamak mumkun degil. Karakterler oyle enteresan ki bir yandan tarihin sayfalarina karisip onemsizlesiyor ote yandan derinlikleri ve zenginlikleri ile olaylari ehemmiyetsiz kiliyorlar. Kitabin erotik icerigi boylesi siyasi-tarihi olaylar silsilesinde vuku buldugu icin de bana ekseri ilginc geldi. Neveser ve Munif Sabri'nin hikayesi ise gercekten ic burkucu. Yavas ancak doyurucu bir kitap.
Aradan yillar gectigi icin unuttum sanmistim ama Abdi Bey'in "cinsi munasebetleri"ni yeniden okumaya baslayinca nerdeyse butun metin parca parca geri geldi. Klasik bir Attila Ilhan Frankfurt Ekolu denemesi.