Come explore Post-Impressionism with a beautiful collection of paintings from the creative genius,Vincent van Gogh. The vibrant colours and whimsical brushstrokes within the paintings provide insight into the volatile nature of Van Gogh’s state of mind. The convenient size of MS remarkable painter.
Vincent Willem van Gogh, for whom color was the chief symbol of expression, was born in Groot-Zundert, Holland. The son of a pastor, brought up in a religious and cultured atmosphere, Vincent was highly emotional and lacked self-confidence. Between 1860 and 1880, when he finally decided to become an artist, van Gogh had had two unsuitable and unhappy romances and had worked unsuccessfully as a clerk in a bookstore, an art salesman, and a preacher in the Borinage (a dreary mining district in Belgium), where he was dismissed for overzealousness. He remained in Belgium to study art, determined to give happiness by creating beauty. The works of his early Dutch period are somber-toned, sharply lit, genre paintings of which the most famous is "The Potato Eaters" (1885). In that year van Gogh went to Antwerp where he discovered the works of Rubens and purchased many Japanese prints.
In 1886 he went to Paris to join his brother Théo, the manager of Goupil's gallery. In Paris, van Gogh studied with Cormon, inevitably met Pissarro, Monet, and Gauguin, and began to lighten his very dark palette and to paint in the short brushstrokes of the Impressionists. His nervous temperament made him a difficult companion and night-long discussions combined with painting all day undermined his health. He decided to go south to Arles where he hoped his friends would join him and help found a school of art. Gauguin did join him but with disastrous results. In a fit of epilepsy, van Gogh pursued his friend with an open razor, was stopped by Gauguin, but ended up cutting a portion of his ear lobe off. Van Gogh then began to alternate between fits of madness and lucidity and was sent to the asylum in Saint-Remy for treatment.
In May of 1890, he seemed much better and went to live in Auvers-sur-Oise under the watchful eye of Dr. Gachet. Two months later he was dead, having shot himself "for the good of all." During his brief career he had sold one painting. Van Gogh's finest works were produced in less than three years in a technique that grew more and more impassioned in brushstroke, in symbolic and intense color, in surface tension, and in the movement and vibration of form and line. Van Gogh's inimitable fusion of form and content is powerful; dramatic, lyrically rhythmic, imaginative, and emotional, for the artist was completely absorbed in the effort to explain either his struggle against madness or his comprehension of the spiritual essence of man and nature.
Başaramamış olsam bile, yine de yaptığım işlerin devam ettirileceğini düşünüyorum. Açıkça değil belki, ama insan doğru olana inanırken yalnız değildir.
Vincent Van Gogh'un tablolarına son birkaç yıldır özel olarak ilgi gösteriyorum. Sebebini bilmiyorum, farkına varamadığım şeyleri görüyor, hissediyorum belki de. Kitap bir sayfasında Van Gogh'un hayatından bahsederken diğer sayfada yaptığı bir resmini gösteriyor. Van Gogh ile ilgili güzel bir kitap.
İçinde daha önce görmediğim tablolar vardı ve bu çok hoşuma gitti. Genel olarak bildiğim ve daha önce okuduğum hayat hikayesinden farklı bir şey yok. Ciltli baskı olması çok güzel olmuş. İnanılmaz kaliteli.
Dr. Gachet'in Theo'a yazdığı bir mektupta Van Gogh'dan şu şekilde bahsetmesi çok hoşuma gitti; "Eğer Vincent hayatta olsaydı insanlık sanatının zafer kazanması yıllar alacaktı. Ancak ölümü, deyim yerindeyse, iki karşıt ilkenin -ışık ve karanlık, yaşam ve ölüm- savaşının görkemli sonucudur."
VanGogh’s life and work are so intertwined that it is hardly possible to see his pictures without reading in them the story of his life, a life which has been described so many times that it is by now the stuff of pure legend. Van Gogh is the incarnation of the suffering, misunderstood martyr of modern art, and the emblem of the artist as an outsider.
This artist and his paintings have all of my heart. Can never stop reading about him, learning about his paintings, and pondering upon his words;
'La tristesse durera toujours. [The sadness will last forever.]' I have always been a fan of Van Gogh's work and I knew he had a difficult life but reading about it was such a different experience. I think it is important to read about his life and his thoughts since it has deeply affected most of his work.
İnsan ressamların değil, doğanın dilini dinlemeli; varlıkların hissettirdikleri resimlerin hissettirdiklerinden çok daha önemlidir diyen bir adamın eserleri ve hayatı hakkında bilgi sahibi olabileceğimiz yine sanat dolu bir kitap. Yapı Kredi Yayınları’nın bu sanat serilerini çok seviyorum. Hepsi hem başucu hem de kütüphane kitabı.
Daha doğduğu ilk gün kaderi belliymiş aslında; tam bir yıl önce ölü doğan abisinin adını alarak. Sayısız depresyon, karşılıksız aşklar, mutsuz evlilik daha sonra da intihar. Acı dolu hayatından geriye bıraktığı muhteşem eserler…Van Gogh’un hayatı ve eserleri öyle iç içe geçmiştir ki, resimlerine bakıp da onlarda hayat hikayesini görmemek neredeyse imkansızdır.
Vincent Van Gogh çok yalnız bir adamdı. Maalesef o da bunun farkındaydı; farkında olmak istemediği ya da her şeyin değişebileceğine inandığı nadir anlarda etrafındaki insanlar aksini hatırlatmakta hiç gecikmediler. O da hep bunun acısını çekti, ait olamamanın, kendini ifade edememenin, anlaşılamamanın, yalnızlığın acısı. Ölürken bile Theo'ya bunu söyleyecekti : " Bu acı hiç bitmeyecek. "
Many of Van Gogh’s paintings make me anxious, many feel menacing. Am I alone in this reaction? I am, however, looking forward to visiting his museum in Amsterdam soon. I’ve appreciated his work at galleries in D.C., Chicago, Cleveland, Kansas City, and at the MoMA.
'' İnsanların da buğdaylarla aynı olduğuna çok inanıyorum. Eğer filizlenmek için toprağa ekilmiyorsan, ne önemi var ? -Sonunda değirmen taşlarının arasında öğütülüyorsun ki ekmek olasın . Mutluluk ve mutsuzluk arasındaki fark işte ! İkisi de gerekli ve faydalı, ölüm ve kayboluş gibi... her şey göreceli- hayat da öyle. ''
An interesting overview of some of the most important development's in Van Gogh's life, with pictures of his work on every other page, opposing a short paragraph about Van Gogh. Unfortunately, I felt that this book missed the potential to put the pictures next to the paragraphs about the events that took place while the pictures were painted. This probably would have meant that each page could not follow the layout of a paragraph on the right page and a picture on the left page, but in my mind it would be worth it.
I would also have appreciated more content about Van Gogh's art, how it changed over his lifetime and how it compared to art of his contemporaries, rather than just his life.
Some notable pictures were missing from this book, which leads me to wonder (as someone who does not know much about art) if the art in the book is really the most exemplary of Van Gogh's style, or just what was easiest to get.
Bir Van Gogh kitabına 3 yıldız vermek istemezdim ama YKY Kare Sanat serisi; görsel olarak ne kadar başarılıysa içerik olarak o kadar zayıf bir seri bence.
Seri her sayfada kısa bir metin ve karşı sayfasında bir tablo şeklinde kurgulanmış. Metinler kısa kısa olunca ve bir de anonim olunca bilgiler kopuk, düzensiz hatta yer yer yanlış bile denebilir (aynı olay da vinci kitabında da vardı)
başlangıç seviyesinde bir seri olarak görünmesine rağmen, ilgili sanatçı ile tanışmak için kötü seçim bana göre. Tek güzel yanı kronolojik sırada verilmiş çok sayıda tabloyu bir çırpıda derli toplu görebilme imkanı sağlaması sanıyorum.
Kitabın baskı kalitesi gerçekten çok etkileyiciydi. Özellikle sayfanın sol kenar sütununa üçer kare açılarak sayfada yer alan resmin ayrıntılarının bu karelerde vurgulanması çok hoş bir detaydı. İçerik bu tarz bir kitap için gayet doyurucuydu. Van Gogh kimdir'i anlayabilmek için yeteri kadar anekdot ve görsel mevcuttu. Gözüme batan tek nokta sayfalardaki yazı ile resimlerin uyumsuz olmasıydı. Bütünlük oluşturması bakımından içerikte bir resimden söz edilirken yanda o resmi görmek isterdim. Ama yazılar da resimler de birbirinden bağımsız olarak tarihsel sıraya göre dizildiği için bu kopukluk normal karşılanabilir.
Kitaplığınızda bulunması gereken bir arşiv, populer tablolarından ziyade sanatçının düşünce biçimindeki değişime göre etaplama yapılması ve fazlaca eser göstermesi açısından değerli. Baskı kaliteli, renkler güzel ancak metinlerde tablolar ile bağlantılı kronolojik bir dil tercih edilebilirmiş. Metin- görsel ilişkisini yakalayamadım.
Hiç görmediğim tablolarını gördüğüm için keyifliydi ancak tabloların yanındaki metinler çok alakasız geldi. Kuşe kağıda basılı çok kaliteli bir kitap ancak tablolarla bağlantılı metinler yazılıp revize edilirse daha güzel olur.
Un libro que te muestra las grandes obras de Van Gogh, pero también su vida tormentosa y por las dificultades que por las que pasó. Es inevitable pensar que si hubiera nacido en estos tiempos más actuales su calidad de vida hubiera sido muy diferente con mayores apoyos a su mente.
Kare Sanat serisini tam gaz devam ederken, bu ayki sanatçısınız, Amsterdam’da bir zat resimlerin çoğunluğunu görme şerefine eriştiğim; tabloların önündeki geçirdiğim uzun sürelerin kızgınlığından olsa gerek, abim tarafından sürüklenerek müzeden çıkartılmıştım, dün gibi akılda. Ünlü “Ayçiçekler”inin on beş tane çizildiğini ilk o vakit sayıp öğrenmiştim. Heyhat!
Van Gogh hakkında uzun uzadıya yazmayacağım, çünkü iki-üç yıldır süren Van Gogh tüketim çılgınlığı son sürat yol almakta. Ve sanatla ilgisi olmayanların bile Gogh’u tanıdıklarını, hayat hikâyesini en kötü kulaktan dolma duyduklarını düşünüyorum. Paul Gauguin’in, Gogh hakkında yalan yanlış söylentiler çıkarttığını, sanatını kıskandığına bu kitapla iyice emin oldum. Sanatçı, pek çok atölye, kurs ve kitapçıda çalışmış, ama sanatçıların eserlerini müzede satışa çıkarmalarına hep karşı çıkmış, müzeleri, “sanatçıların mezarlıkları” görmüş. Barbizon Ekolü’nin kurucularından Jean-François Millet’nim pek çok çalışmasını yeniden yorumladı. Bir hocamız, “Gogh’un fırça darbeleri, onun hayatta öfke kusmasının bir biçimi” demişti. Yaşadığı talihsizlikler düşünülünce, pek normal geliyor. Ressam, bir maddenin, ürünün tek renge bağlı kalmasını istemeyen; var olan nesnelerin kendi hayalindeki gibi görünmediklerini söylerken, hayal kırıklıklarını da dile getiriyordu. . Yazıyı, kendisinin çok sevdiğim sözlerine yer vererek bitiriyorum. “Başaramamış olsam bile, yine de yaptığım işlerin devam ettirileceğini düşünüyorum. Açıkça değil belki, ama insan doğru olana inanırken yalnız değildir. Peki o zaman bunun kişisel olarak ne önemi var ki! İnsanlarla buğdaylarla aynı olduğuna çok inanıyorum. Eğer filizlenmek için toprağa ekilmiyorsam ne önemi var? - Sonunda değirmen taşlarının arasında öğütlüyorsun ki ekmek olasın. Mutluluk ve mutsuzluk arasındaki fark işte! İkisi de gerekli ve faydalı, ölüm ve kayboluş gibi... her şey göreceli - hayat da öyle.”
A really straightforward read with some wonderful pieces of art work. I particularly like the authors sympathetic view of Van Gogh and his relationship with nature and people. My version of this book is electronic and online. I would definitely recommend to get the real version to get the most impact out if the art work.
I enjoyed the pages of Van Gogh's lesser known works, however the writing in the book itself is difficult to follow. I liked it, but this is more of a coffee table book rather than an in-depth read on Van Gogh.