İlk baskısı 1997’de yapılmış bir deneme-günlük kitabı.
“Tek tek kendi yazgımızı mı yaşayacağız, yoksa yazgılarımızın toplamından her birimize düşen parçayı mı yaşayacağız? Bu noktada değil miyiz Türkiye’de? Daha : Ortadoğu’da? Belkisi yok; bütün dünyada da?” (15)
“Sorumluluğun yaygınlaşması alınyazımızı kamulaştırdı. Ceza hepimize âit : bildiğim herşeyden sorumlu olmazsam, nasıl hak edebilirim yaşamayı?” (15)
“Artık, vicdan dışında hiçbir şey namusluluğu açıklayamaz : kazanımlarımızı tartsak tartsak bu terazide tartabiliriz ancak.” (15)
“… yüksek sesle mi okusam, susarak hücrelerimle mi okusam?” (33)
“Çileyi çeken yazıyı yazandır.
Bin çile de bin çeşit yazı demektir.” (41)
“… içimdeki Umut Dağı’na doğru yürümek istiyorum.” (43)
“… vıttır vızzıt …” (53)
“İçi öyle derin bir müzik ki insanın, yazarken.” (63)
“Kudüs’ü İstanbul görüyorum,
İstanbul’u Kudüs görüyorum.” (71)
“‘Eğri mülkiyet’, ‘Kirli mülkiyet’, ‘Kanlı mülkiyet’ demelerimden alınıyorlar, kırılıyorlar;…” (73)
“Aklımızla irdelenecek mülkiyetin temize çıkması olanaksız bence tek başına. Bir de, daha köklü irdelenmesi gerekiyor mülkiyetin : vicdanımızla.” (73)
“Mütemadiyen, vicdanında, kendi kendini sorgulamayan, hiçliğe doğru hızla kayıyor demektir.” (73)
“Arşa en yakın duran : duâdan sonra : boyuneğmeyen edebiyatttır İblis’e. Çünkü, insanın vicdanına bağlıdır damarları.” (73)
“Hayâline başkonulan büyük sevdadır hayatı yaşanır kılan : fetih, olmadan çok önce de, kutlanabilmelidir bence; böylece, daha çabuk varılır, sanıyorum : varsayımlarında dâima ileri gideceksin, geçmişe yürümez ki zaten!” (75)
“Ne durumda olursak olalım, bir müziğiz; insan, kendi sesini, dâima, başkalarından önce işitir. Herkesin, kendince, bir çileye dayanabilme gücü de burdan gelir ya.” (79)
“… çok kırık bir aynaya bakmak gibidir hayat zaman zaman…” (90)
“Anlamak fiilinden meşaleler yapılmalı : yeryüzünde birbirimizi görebilmek için.” (105)
“İnsan, ancak, gizemli cümlelerle özgür olur.” (109)