"Tiyatro, edebiyatin, baska bir anlatimla sozun eyleme donusmesidir. Ne siirde, ne oykude, ne romanda bulunmayan bir islev yuklenmistir oyuna. Bu da, oyunda anlatimin ancak eylemle olabilecegi gercegine goturuyor bizi. Soz'un de gide gide azaldigi bir doneme gelip durduk. Insanlarin, cok konusmaktan biktiklarini goruyorum. Dinlemekten de. Ne yapmaliyiz bu durumda? Umut'u yazmadan once cok dusundum bunun uzerinde. oyle bir teknik uygulamak gerekiyordu ki, soz'le arasi acilmis insani, yeniden onunla baristirabilelim. Bunun icin sik sik duraklama var oyunda. Yalniz iki ya da artik kisinin konusmalarinda degil, bir kisinin konusmasinda da vardir bu uyarlama.Icerik yonunden, Umut'u soyle Bir 'sorusturma' yaklasimiyla cagin algilanmasidir. Bir konudan cok, insanin 'konumu' vardir Umut'ta. Boylece evrensel bir anlatima varmak istedim. Konu, yoresel olabilir, bir ulkeye ait olabilir, ama insanin konumu evrenseldir. Bu nedenle kisilere ad vermemeyi yegledim. Kuskusuz Umut'ta, kusagimin verdigi kultur savasiminin, yabancilasmaya karsi koyusun izleri de vardir." Nuri Pakdil"Nuri Pakdil'in Tiyatro Yapimevleri4.Kalbimin Ustunde Bir Avuc Gunes5.Bir oldurme Toreni6.Belge7.Bakir Donemi (Tanitim Bulteninden)Ince Sayfa 116Baski 2014 Sayfa 68Baski 2011 Edebiyat Dergisi Yayinlari
Nuri Pakdil is a Turkish author, poet and translator. He is the founder of Edebiyat Dergisi and Edebiyat Dergisi Yayinlari. He run the Edebiyat Dergisi, an independent literary journal, for fifteen years (1969-1984) and published more than 40 books in this period. Beside his own works, he translated various French pieces to Turkish. After 1997, he started to publish new books of his own. He currently lives in Ankara.
İlk baskısı 1974’te yapılmış bir oyun. Yazarının siyasi görüşlerini bir kenarda tutarsak okuyucuyu yakalayan cümleleri var. Klasik bir oyun gibi değil, daha çok fikirlerin öne sürüldüğü soyut bir oyun.
Söylevci - Ama yazarın amacı, bilincimizin çarpıntısını duymamızdır. (14)
Duvarlar değil evleri ayıran. Öfke yalnızca. Çağımızda en çok öfke üretiliyor. (15)
Bayan - Kendimize bir destek bulmak için tutuyoruz çocukların ellerinden. Bir sığınak çocuk. (20)
Bay - Dünya, şu oda büyüklüğünde. Bayan - Düşümüzde büyüte büyüte, sığmaz ediyoruz düşümüze de. (25)
Bay - İçeriği tüketildikçe, insanın dayanma gücü de azaldı. (26) Bay - Kent, doğaya ters düşmeye başladı mı anlamsızlaşıyor. … İnsanın konumu ıssızlık oluyor böyle bir kentte. … Oysa insan ıssızlığı gidermek için geldi dünyaya. (31)
Bay - Okumuşlar, okumamışlara “düşünemiyorlar” diye kızarlar çoğunlukla. Okumamışlar da, okunuşları göstererek “bunlar düş adamı” derler. Yakınlaşacakları yerde araları açılıyor.” (34)
Bay - Görüyor musunuz? Yeni bilgiler yeterli değil bunu anlamaya. Bilincimiz de sürekli beslenmeli. … Bol vitaminli kitaplarla. (38)
Bay - Savaş pilotları eksik olmasınlar yakınlaştırdılar ülkeleri birbirlerine. (41)
Yöneticinin gözüne koltuk tozu kaçınca ulusunu tanıma olanağı yok. (43)
Kadınların taşıdıkları yük erkeklerinkinden ağır. (58)
Bütünlenmemiş düşünceleri toplayarak… bir gün… bir çocuk … hepimiz adına düşünebilir. (73)
Bir Numaralı İşçi - Zincir vuruyor insanla arasına paraları. (79)
Alınterinin ülkesi çok büyük. … Yeryüzü. (83)
Bekçi - Bu durumda, cehennemini herkes kendisi yapıyor. … Konumu, buna zorluyor, insanı. Cehennemler çoğalıyor. (85)
İkinci Köylü - Köylülerde olurmuş bu … kalıtım… dolaşırmış köylülerin kanlarında ekilen bitkilerin küçük küçük örnekleri… bundanmış… toprağı bırakamayışımız… bağlanışımız… birbirimize. (91)
Nuri Pakdil'in üslubu ve düşünce tarzını seviyorum. Kitapta derin, halsiz, vurucu cümleler var. Fakat tiyatroda bence tam bir metin varlığı yok. Yani cümleler bir bütünlüğü oluşturuyor evet. Ama parça parça. Akış halinde değil. Bu beni biraz sıktı. Coşkun, itiraz eden ve bitap düşmüş bir anlatı.