●Huzur Sokağı
Yıllar evvel çocuk yaşımda dizisini izlediğim ve aklımda hayal meyal yer etmiş Huzur Sokağı'nın bir cildini sahafta görünce hemen aldım ve okumaya başladım. Şule Yüksel Şenler'in dönemin sansasyonel kişilerinden olduğunu ve İslam açısından önemli faaliyetleri olduğunu bilmekle beraber, bu kitabın yazarı olduğundan bihaberdim. İsterseniz kitap yorumuna geçmeden evvel kısaca yazarı ve o dönemin şartlarını anlatayım, zira göz önünde tutarak değerlendirmek daha doğru olacak. 1938 Mersin doğumlu, küçük yaşlarından bu yana okuma hevesiyle dolu bir kız çocuğu. Ortaokul 2'deyken okulu bırakmak zorunda kalmasına rağmen kendisini geliştirmeye hep devam etmiş. 1960'lı yıllarda dergi ve gazetelerde yazı yazmaya başlamış, bir dernekte yaptığı ilk konuşmasının ardından Türkiye'yi etkisi altına alan konferans serüveni de başlamış. 1967'de onun cesaretlendirmesi ile Ankara Üniversite'sinde ilk kez bir kadın hoca başörtülü olarak ders vermiş. Söylevleri ve yazıları sebebiyle bir süre hapis yatmış. 1969'da Huzur Sokağı ilk kez Bugün gazetesinde tefrika edilmiş.
Gelelim kitap yorumuma.♡
Okudunuz mu, konuya hakim misiniz bilmiyorum ama çok önemli noktalara değinmiş Şenler. Ben siyasi görüşümü belirtmeyeceğim ama her insanın dinini özgür biçimde yaşayabilmesi gerektiğine inanıyorum. Hiç kimsenin dinine bağlılığını gösteren baş örtüsü yüzünden 'örümcek kafalı, yobaz, gerici' olarak adlandırılmamasına inanıyorum. Ne yazık ki bir dönem yaşanmış, okuduğunuz takdirde çok iyi fark edeceksiniz zaten. Feyza ve Hilal defalarca kez bu yüzden ayrımcılığa uğradı, bu onlara reva değildi. Ama kitapta sevmediğim nokta da açık olmayı tercih etmiş neredeyse her karakterin şeytan gibi betimlenmesiydi. Kitap içinde kötü karakter çıktılar, kabul. Ama ilk kez tanışılan bir karakteri betimlerken 'yılan bakışlı, pavyon kadınlarına benzer' gibi tabirler kullanılması beni inanılmaz rahatsız etti. Sonuçta ilk kez tanışılan birinin dış görünüşünden karakteri anlaşılmaz. Kaldı ki kitapta herkes ya şeytan ya melek olarak tasvir edilmiş. Bu da gerçek dışıydı. Ve Feyza'nın sürekli her şeye ağlayan bir karakter olması da sinirlerimi bozdu. Yediği bazı hakaretler ve yaşadıkları elbette ağırdı ama her şey de ağlanacak, ah vah edilecek kadar kötü değildi. Bu sebeple çok hoşlanmadım. Ayrıca hayatının anlarını eliyle itmesi, bir kere bile araştırma gereği duymaması beni resmen çıldırttı! Daima fırsatları tepti. Ama Hilal gerçekten tam sevdiğim tarzda bir karakterdi. Hem cevval, hem de ne yapması gerektiğini farkında bir karakterdi. Kültürü ve hazırcevaplılığı bana haz duydurdu. Bilal'i de daima sevdim. Efendiliği ve aklıselimliği takdir edilesiydi. Genel olarak hoşlandığım ama fevkalade bulmadığım bir kitap oldu. Ah bir de, yazım stili insana bir şeyler katan cinstendi. Birçok kelime öğrendim. Ama yayımevinden mi yoksa yazardan mi kaynaklı bilemediğim Bir problem vardı, birçok kelime p yerine b ile bitmiş. Misal kalb, ızdırab... Küçük bir problem ama ben yazım yanlışlarından hiç hazzetmem, bu sebeple biraz sinirlerim bozuldu. Keyifli okumalar, sevgiyle kalın!💕
Puanım : 2/5 🌟