Jump to ratings and reviews
Rate this book

Menderes'in Dramı?

Rate this book
Bu eser; ne övgü, ne de yergidir. Bu eserde; tarihimizin akışına karışmış bir insanın hayat hikayesi dile gelir. Bu insan, Adnan Menderes'tir. Menderes'i dile getirirken de, tarafsız ve gerçekçi kalmaya çalışacağız.Ama, öyle sanıyorum ki bu hayat hikayesi; bugün siyasi hayatımıza karışanlarla, yarın bu hayata karışacak olanlar için de, bazı manalar taşıyacaktır...

512 pages, Paperback

First published April 1, 2000

10 people are currently reading
259 people want to read

About the author

Şevket Süreyya Aydemir

21 books109 followers
Şevket Süreyya Aydemir was a Turkish writer, intellectual, economist, historian, and one of the founders, publisher and a key theorist of Kadro ("Cadre"), an influential left-wing political journal published in Turkey from 1932 to 1934.

Aydemir was a prolific writer. His most famous work was İnkılap ve Kadro ("Revolution and the Cadre"), published in 1932, where he outlined his theory of political economy presented in the Kadro journal. He published his memoirs, Suyu Arayan Adam ("The Man Searching for Water") in 1959. Between 1963 and 1965, he published Tek Adam ("The Single Man"), a three volume tome on Mustafa Kemal Atatürk. He also published a biography of İsmet İnönü titled Ikinci Adam ("The Second Man").

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
52 (39%)
4 stars
57 (43%)
3 stars
20 (15%)
2 stars
2 (1%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 8 of 8 reviews
Profile Image for Caterina.
1,214 reviews62 followers
April 24, 2015
Sindire sindire okunması gereken, okurken yanıza mutlaka bir not defteri almak isteyeceğiniz bir kitaptı.

"Menderes'i anlayabilmek için "mutlaka" okunması gerekenler" diye bir liste varsa, o listenin en başına adı yazılacak bir eser. Çocukluğundan itibaren yaşadığı zorluklar, "başvekillik" sürecinde hissettiği yalnızlık, aşkları, ömür boyu peşini bırakmayan git gelleri, ağlama ve gülme krizleri içinde sürekli olarak "yalnız" olmaktan dertlenen bir adamdı Menderes.

Ölümü kendi hataları kadar etrafındaki insanların etkisinde kalmasındandı belkide... Hüzünle bitidiğim eserlerden biriydi.


Okumadan ölmeyin...
Profile Image for Pinar.
531 reviews33 followers
January 4, 2019
Bu kitap kronolojik olarak bakıldığında Şevket Süreyya Aydemir’in yazdığı tarihçe kitaplarının sonuncusu. Enver Paşa, Tek Adam, İkinci Adam ve son olarak da Menderes’in Dramı ile politik tarihimizin önemli kişilikleri noktalanıyor.

Diğer kitaplardaki gibi bölümlemeye gidilmeden yazılmış. Yarım sayfa ile iki sayfa arası alt başlıklarla bölümlenmiş. Bütün bir okumayla baktığınızda içinde bir takım tekrarlar görseniz de, yazar okuyucunun ilgisini yüksek tutacak şekilde yazmayı başarmış.

Menderes’in Dramı’ndaki tarihçe de 1880’lerden, dönemin ve Adnan Menderes’in aile tarihçesinden başlayıp günümüze, Menderes’in idamına kadar geliyor.

Tek Adam’da acıklı bir hikayenin zaferle noktalanışı, bir ümit vardı. İkinci Adam’ın ilk cildinde de yine benzer tekrarlarla İnönü cephesinden okuyordunuz. İkinci cildin ilk bölümü ağırlıklı olarak Lozan, ikinci kısmı ise ikinci dünya savaşı, ekonomi politikaları ile ilgili bölüm. Tabi içinde yaptıkları hatalar, kısıtlamalar da var. Ikinci Adam 2.cilt, “Türkiye niye bu halde?” sorusunun cevaplarını kısmen gördüğünüz için biraz ağır ve içinizi daraltıcıydı. O bakımdan hemen üçüncü cilde hemen devam etmek istemedim.

Elimdeki kitap 18. baskı, 1950-1964 yıllarının anlatıldığı İkinci Adam’ın son cildi ise sadece 9 baskı yapmış. Ne yazık ki 18. baskı yapmasına rağmen pek okunan bir kitap olduğunu düşünmedim nedense..

Elimde bu kitabı görenlerden, “ben o dönemi biliyorum” veya “Menderes’i sevmem” şeklindeki yorumlarla sık karşılaştım. Onlara verdiğim cevabı buradan da yazayım, dönemi bilseniz, veya Menderesi sevmeseniz bile bu kitabı okumanızda fayda var. Bu kitap bir Menderes güzellemesi veya karalaması değil. Büyük bir objektiviteyle yazıldığını düşünüyorum. Kitapta dönemin diğer politik figürlerine dair çok değerli saptama ve analizler var.

Kitaptan..

sf. 104
1- Demokrat Parti kurulup, muhalefet İnönü’yü de eleştirmeye başlayınca, DP’yi tutan gazetelerde şöyle bir haber çıkmıştır:
“İnönü devletten aşırı harcırahlar çekmekten hiçbir zaman çekinmemiştir. Hatta Erzincan zelzele sahasına giderken bile, dolgun harcırah (yolluk) tahsilatı almıştır.”

Bu haber karşısında Reisicumhurluk umumi katipliğinin ajans yoluyla tebliği şöyle olmuştur:

“İnönü, gerek vekil, gerek başvekil, gerekse cumhurreisi olarak, hiçbir yurt seyehatinde harcırah (yolluk) almamıştır”

2. Gene DPyi tutan gazeteler, gene İnönü hakkında, şöyle bir haber de yayınlamışlardı:

“İnönü, Malatya bez fabrikasının açılış törenine gittiği zaman, fabrika mamüllerinden 5 top bez alıp gitmiş, parasını da vermemiştir.”

Bu habere karşı da Cumhurreisliği umumi katipliğinin ajansa tebliği şöyle olmuştur:

“Malatya bez fabrikasının açılışına giden İnönü’ye fabrika ilk mamüllerinden bir hatıra olmak üzere 5 top bez hediye edilmiş ve İnönü, bu hediyeleri, büyük takdir, teşekkürlerle kabul etmiştir. Fakat Malatya’dan Ankara’ya dönülünce, bu bez toplarının bedelleri, şu tarih, şu numaralı posta havalesiyle, fabrika müdürlüğüne gönderilmiştir. Makbuzlar mahfuzdur.”

Halbuki bu ziyaret ve ödemelerin üzerinden yıllar geçmişti. Zaten bu hediye edilen topların o günkü rayice göre bedelleri de, 100 lira etrafındaydı.

Bu misaller, devlet adamı için, ödemelerde hassasiyetin misalleridir. Ve bu hassasiyet lazımdır.

sf.165
Demokrat Parti baştan sona, yani kendisini doğuran Halk Partisinden ve onun nice alışkanlıklarını da alıp koptuktan sonra, bu defa da kendisi bir “tek parti” havası ve özlemi içinde kalmıştır. İnönü ve Bayar’ın memleket işlerinin ele alındığı bir masada, on yılda iki defa bile karşılaşmadıkları bir hazin gerçektir. Böyle bir nizamı yaşatanlara, idealist denebilir mi?

Profile Image for Baris Ozyurt.
920 reviews31 followers
June 27, 2021
“En güçlü iktidara halkın çoğunluğunun oyları ve alkışlarıyla çıkan bir iktidar, hele çok partili rejimlerde, bir gün gelir, varlığının hikmetini kaybedebilir. Buna isterseniz, meşruluğunu kaybeden bir iktidar da diyebiliriz. Çünkü iktidar, ancak milletin içindeki çelişmeleri, milletin yararına yöneltebildiği sürece ve buna muktedir olabildikçe meşrudur. Ancak, bu sürece, onun varlığının hikmeti vardır. Yoksa milletin içindeki çelişmeler, çatışmalar, kavgalar milleti bölecek hale geldi mi ve iktidar, bunların sosyal ve ruhi yapısını doğru değerlendirecek, bunları, aklın gösterdiği yolda düzenlemek yeteneğini kaybetti mi, iktidarın, varlığının hikmeti, artık şüphe götürür. Çünkü bu takdirde iktidar, milletin haklarının ve menfaatlerinin değil, kendi ilkel içgüdülerinin esiri olmuş demektir. Bu takdirde onun varlığının devamı, milletin hayrı aleyhine işler. Ve o zaman iktidar adamına sağduyu değil, hiddetler, ihtiraslar hâkim olur. İlkel ihtiraslarsa, iyi yol göstericiler değildir. Ve bizi, kültür, akıl, medeniyet seviyemizden ayırarak, tarih öncesinde ve ormanlarda yaşayan cetlerimizin sorumsuz seviyesine indirir...

İş buraya varınca, tarihi mantık bakımından ilk netice, kendini bu sorumsuzluğa kaptıranların her gün neler yapabileceğinin, artık bilinmez oluşudur. Yani her gün ve her saat; her ihtimale gebedir.”(s. 281)
Profile Image for Beybulat-Noxcho.
273 reviews9 followers
November 26, 2023
MENDERES’İN DRAMI- ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR
“Yollar nereye varırsa, oraya kadar bizimdir sözü, her dilde çok söylenmiştir” (s.207)

“Kendine alkış tutan, kendini putlaştıran kalabalıkları her şey sanmasıyla, büyük şahsiyetinden değil, küçük şahsiyetinden gelen bir gafletti. Atatürk 1927’de ve cumhuriyetten sonra ilk defa İstanbul’a giderken, karaları, denizleri saran kalabalıkları için, Hamdullah Suphi’ye:
-Bu gördüğün kalabalık, gün gelir, insanı linç etmek için de böyle toplanabilir; onun sevgisine de, nefretine de fazla güvenilmez” (s.240)”

“Ama ne var ki, kalabalık demek, şuur ve idrak demek değildir. Hani şu M. Kemal’in, İstanbul’a ilk dönerken, yeri göğü saran alkışlar arasında H. Suphi’ye:
Vahidettin de dönseydi, aynı alkışlar duyulurdu…” (s.305)

“Bizim yakın tarihimizde ihtilalciler, niçin askerden gelirler? Bu sorunun cevabı basittir:
Çünkü bizde asıl aksiyon adamları askerlerdir. Çünkü mekteplerinde askerler, birer aksiyon ve kumanda elemanı olarak yetişirler. Sonra ellerinde ve daima, kumanda edebilecekleri bir kuvvet bulunan insanlar, askerlerdir…
Mesela 1876’da Sultan Aziz’in tahttan indirilişinde, Mithat Paşa gibi birinci sınıf bir devlet adamı rol oynamıştır. Fikir, onundur. Ama bir Harp Okulu Kumandanı Süleyman Paşa, ihtilalci Harbiyelierin başındadır. Ve kumanda onundur” (s.327)

“Çünkü üniversite, hele bizim gibi alışagelişmiş ülkelerde, ticaret işi değil, gene en iyisi devlet işi olmalıdır. Çünkü tüccar kar gayesiyle çalışır. Devlet ise, ne kadar oligarşiye de kaysa, nihayet devlettir.” (s.3359

“Zaten daha Bayar’ın Amerika seyahati sırasında karşılaşılan hayal kırıklığı, iflasın bir nevi kabulü demek olan istikrar kanunuyla, büsbütün açığa vurulmuştu. Menderes, işte bu hava içinde Sovyetler Birliği gezisine hazırlanıyordu. Oradan parayla ifade edilecek hudutsuz tesis kredisi bulması mümkündü. Bu mümkün olunca da, inhisarcı ve kaba Amerikan iktisadi kontrolüne karşı, yeni bir nefes alma sahası belki de bulunabilirdi. Amerika, işte buna karşıydı” (s.358)

“Çünkü harekete gelen iki sokak değildir. Fikrin harekete gelişidir” (s.361)

“Çünkü cinci, cinleri çağırabilir ama, eğer onları geri göndermezse, cinleri cinciyi boğarlar…” (s.415)
Profile Image for Atrona Grizel (Sov8840).
571 reviews4 followers
Read
October 1, 2025
Teenage girls who are dramatists, obsessed with love novels and romantic movies, naturally see me only through that lens when they hear about me. I become Romeo in their eyes, for example, because they see the world as overflowing with “meaning.” They haven’t yet lived through anything that would force them to tear that belief away. These types can compose “touching” music, toss out “melancholic” aphorisms, or write “deep” poems. But beneath it all lies the same excessive inexperience and aesthetic performance. They’ve usually never touched the foundation that makes romanticism an empty shell, because they don’t have the shovels to dig that deep, so they stay dazzled by love. They cannot live without that so-called “prince of their dreams,” because they are both accustomed to and dependent on idealizing something outside themselves. Since they are always chasing after a shared, collective reality, their individual identity has hardly developed. And even if it has, their minds have not become so godlike as to make the universe kneel. They are human, all too human. That is why the free spirit must be especially alert to these types, because they know all too well how to pose as if they are deeply engaged with every branch of art and philosophy, yet at the root they remain far from any clear and original—that is, transcendent—understanding of existence. I don’t want the naïveté—in the sense of dull-wittedness—of their innocence to stain me. I feel like telling them: “I’m not the person in your imagination. I’m not even some tragic figure ‘waiting for hope.’ I will not take part in this nonsense, ever.”
Profile Image for Saitama.
95 reviews2 followers
November 25, 2025
Şevket Süreyya'nın bu kalıplı eserini sonunda bitirdim.

Menderes'in yakın arkadaşları, köylüleri, yer yer rakipleri, meclis tutanakları ve Süreyya'nın şahit olduğu olaylar baz alınarak yazılmış oldukça kapsamlı bir kitap. Çocukluğundan başlayarak hayatının her anına dair ayrıntılı olaylardan yola çıkarak hikayeleştirilmiş, aralara yazarın görüşleri de eklenmiş.

Siyasi hayatında sivrilme sürecindeki dinamiklerin tam olarak ortaya konduğunu söyleyemem ancak final bölümleri gerçekten ibretlik.

Dil sade, anlaşılır, sık sık başlıklar konmuş ve okumayı kolaylaştırıyor.
Profile Image for Emine Kopuz.
13 reviews3 followers
October 29, 2020
Son bir kader midir? Yoksa ağır ağır örülen bir sebepler zinciri mi? Sonumuzu biz mi hazırlarız? Yoksa bu zincirin halkaları ile birbirine bağlanan şartlar mı?
Bu soruları cevaplandırmak hem kolay hem güçtür....
Displaying 1 - 8 of 8 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.