What do you think?


Dol Karabakır Dol - Bütün Şiirleri
Bir Anadolu yazması gibi yazdı şiirlerini Bedri Rahmi Eyuboğlu, kilim gibi dokudu: Çok sevdiği kirazları, narları, dutları işledi kâğıtlara, yiğitliği, mertliği, aşkı, sevdayı, özlemi işledi. Evrenin gizemini tek bir nar tanesinden çözmeye çalıştı o; bilgeliği, ılık, insan sıcağı bir gölün yüzeyinden akseder gibi ulaştı bize, öyle naif, öyle pürüzsüz, öyle derin... Dol Karabakır Dol kitabında Bedri Rahmi'nin tüm şiir serüvenini izleme şansı bulacak, sadece şiirlerini değil, dolu dolu yaşayan bu "kocaman adam"ın ta içini okuyacaksınız. Kitabın sonunda Eyuboğlu'nun İngilizce, Fransızca ve Almancaya çevrilmiş şiirlerini de bulacaksınız.
484 pages, Paperback
First published January 1, 2003
About the author
Bedri Rahmi Eyuboğlu
29 books16 followersTrabzon´un Görele ilçesinde (bugün Giresun iline bağlı), 1911 yılında doğdu. Beş çocuklu ailenin ikinci erkek çocuğuydu. Kaymakam olan babası Rahmi Bey´in görevi gereği önce Pınarbaşı ardından Havza´ya taşındılar. Havza´da ilk otomobili gördü, benzin kokusunu duydu.1920 yılında, ailece Kütahya´ya göçtüler.
Kütahya´nın düşman işgaline uğraması tehlikesi baş gösterince 1921 yılında, babası önce ailesini Ankara´ya gönderdi. Bir ay sonra da kendisi gitti.1924-1925 yılları arasında Artvin´de bulundular. 1925 yılında, babası Trabzon milletvekili oldu. Ailece Trabzon´a geri döndüler. Trabzon Lisesi´ne kaydoldu. 1927 yılında Zeki Kocamemi Trabzon Lisesi´ne resim öğretmeni olarak atandı. Bu dönemden sonra, Bedri Rahmi´de resim aşkı başladı. Fransa´da eğitim gören ağabeyi ile mektuplaşmaları kardeş-aile mektuplaşmasını başlattı. 1929 yılında, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Resim Bölümü´ne girdi. Nazmi Güran ve İbrahim Çallı´nın öğrencisi oldu.
1931 yılında, diplomasını almadan Paris´e gitti. Dijon ve Lyon´da Fransızca dilini öğrenmek üzere çalıştı. Bu arada Gauguin ve El Greco gibi beğendiği ustaların resimlerini bulundukları müzelerden kopya etti. Van Gogh, Gauguin, Cezanne onu mesleğine bağlıyan ustalar oldu. 1932 yılında, Paris´te bir ay kadar André Lhote Atölyesi´nde çalıştı. İlerde yaşamını birleştireceği Ernestine Letoni ile tanıştı. 1933 yılında, Londra´ya gitti. Yıl sonunda Türkiye´ye geri döndü. 1934 yılında, yeni Adam´da ressam olarak çalışmaya başladı.
Akademi Diploma yarışmasında “Yol İnşaatı” konulu resmi ile üçüncü oldu. 27 Aralık 1934 tarihinde 30 resim ile D Grubu Sergisi´ne katıldı. 1 Ocak 1935 tarihinde, ilk kişisel sergisi Bükreş´te Hasefler Galeri´sinde Ernestine Letoni tarafından açıldı. 1936 yılında “Eren” adını verdiği Ernestine Letoni ile evlendi. Tekel Genel Müdürlüğü´nde işe girdi. Vitrin düzenleyici olarak göreve başladı. Sipahi Ocağı sigarasının kapağındaki “Koşan Mızraklı Atlar” figürünü tasarladı. Güzel Sanatlar Akademisi´nin 1936 yılında diploma yarışmasında “Hamam” adlı çalışması ile birinci oldu.
Sovyetler Birliği´ne götürülen Türk Resim ve Heykel Sergisi´ne üç resim ile katıldı. 1937 yılında, akademide Leopold Levy´in asistanı oldu. Nazmi Ziya Güran üzerine bir inceleme kitabı hazırlığına girişti. CHP Yurt Gezisi programı kapsamında Eylül 1938´de Edirne´ye gitti.1 Kasım 1938 tarihinde çıkan “Ses” dergisi yazarları arasında yer aldı. 31 Ekim 1939 tarihinde Birinci Devlet Resim ve Heykel Sergisinde “Figür” adlı yapıtı ile üçüncülüğü Arif Kaptan ile paylaştı. 9 Kasım 1939 tarihinde, askerlik görevini yapmak üzere yedek subay okuluna alındı. Aynı yıl ileride babasını ve annesini ölümsüzlüğe götürecek çalışmalar yapacak olan oğlu Mehmet Hamdi Eyüboğlu dünyaya geldi.
1941 yılında askerlik görevini tamamladı. İlk şiir kitabı “Yaradana Mektuplar” yayınlandı. 1942 yılında, CHP´nin yurtiçi gezileri programı içinde bu kez Çorum´a gitti. 31 Ekim 1942 tarihinde, açılan Dördüncü Devlet Resim ve Heykel Sergisi´nde ikincilik ödülünü kazandı. 1943 yılında, Ortaköy Lido Yüzme Havuzu için ilk duvar resimlerini gerçekleştirdi. 1945-1947 yılları arasında “Mari´nin Portresi”, “Alis I”, “Alis II” gibi önemli portre dizisini oluşturdu. 1946 yılında, Ankara Büyük Tiyatro´nun (operanın) girişindeki kapıların üstüne ikinci duvar çalışmasını yaptı (“Kız kaçırma”konulu bir fresk) . 1946 yılı Kasım ayında UNESCO´nun Paris´te düzenlediği uluslararası sergiye gönderilen resimleri ilgi çekti. 1947 yılında, genç sanatçılardan oluşan “10´lar Grubu”nun kurulmasına öncülük etti. 1948 Ağustos ayında ikinci şiir kitabı “Karadut” yayımlandı.
1950 yılında, Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi´nde 150 resimden oluşan “Retrospektif” sergisi düzenledi. Birkaç aylığına Paris´e gitti. Paris´te , İnsan Müzesi´nden çok etkilendi. “Güzel yararlı olmalıdır” düşüncesinden hareketle “Yazmacılık” geleneğine yeni bir yorum getirdi. 1950 yılında, Kariye Camii düzenlemesini yaptı. Bizans mozaikleriyle ilgilenmeye başladı. 1951 yılında
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 22 of 22 reviews
Read
June 27, 2014Metin Altıok, Behçet Aysan, Nazım Hikmet, Cemal Süreya, Turgut Uyar ve A. Zekai Özger'in de olduğu en sevdiğim şairler rafına bir kitap daha kazandım. Her bir kelimesini ziyafet masasındaymışım gibi okudum.
April 14, 2019
İşte okumak istediğim şiirler bunlar!
"Bıçağımın keskin ucundan ölü çocuklar damlıyordu..." şiirini sanıyorum ölene kadar anlayamayacağım. Benim sevdiğim basit, kaynağını halk edebiyatından alan, ritmi, melodisi, uyağı, söz oyunu olan şiirler. Bu anlamda özellikle Nazım Hikmet'i, Cemal Safi'yi ne kadar çok sevdiğimi sanıyorum yazdıklarımı takip edenler okumaktan sıkılmıştır artık. Bedri Rahmi Eyüboğlu da en sevdiğim şairler arasında derhal yerini aldı.
Yeri gelmişken belirteyim, bu kitapta yalnızca şiirler yok, Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun çizdiği resimler de var. Eğer siz de benim gibi bunu önceden bilmiyorduysanız söyleyeyim, aslında şair değil ressam Eyüboğlu. Eğitimi de resim üzerine. İlginç, değil mi? Nazım Hikmet resim yapan bir şair, Bedri Rahmi Eyüboğlu şiir yazan bir ressam. Demek ki bu iki sanatın bir araya gelmesinde bir hikmet var.
Bu satırları okumaya zahmet ettiyseniz lütfen "Oğlum Mehmed'e Meyvelerimizi Takdim Ederim"i de aratıp bir okuyun. Şiirin adı bile insanın gözlerini sızlatıyor.
"Bıçağımın keskin ucundan ölü çocuklar damlıyordu..." şiirini sanıyorum ölene kadar anlayamayacağım. Benim sevdiğim basit, kaynağını halk edebiyatından alan, ritmi, melodisi, uyağı, söz oyunu olan şiirler. Bu anlamda özellikle Nazım Hikmet'i, Cemal Safi'yi ne kadar çok sevdiğimi sanıyorum yazdıklarımı takip edenler okumaktan sıkılmıştır artık. Bedri Rahmi Eyüboğlu da en sevdiğim şairler arasında derhal yerini aldı.
Yeri gelmişken belirteyim, bu kitapta yalnızca şiirler yok, Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun çizdiği resimler de var. Eğer siz de benim gibi bunu önceden bilmiyorduysanız söyleyeyim, aslında şair değil ressam Eyüboğlu. Eğitimi de resim üzerine. İlginç, değil mi? Nazım Hikmet resim yapan bir şair, Bedri Rahmi Eyüboğlu şiir yazan bir ressam. Demek ki bu iki sanatın bir araya gelmesinde bir hikmet var.
Bu satırları okumaya zahmet ettiyseniz lütfen "Oğlum Mehmed'e Meyvelerimizi Takdim Ederim"i de aratıp bir okuyun. Şiirin adı bile insanın gözlerini sızlatıyor.
December 31, 2016
Resim sanatına hayranlığıma, Karadut kitabıyla şiirleri de eklenmişti. Uzun zamandır toplu şiirlerini okumak istiyordum. 2016'nın son kitabı oldu böylece.
Toplu şiirler bir şairi anlamak ve arşiv adına güzel ama çok az şairin bütün eserleri etkileyici oluyor. Karadut kitabı dışındaki şiirler Türkçe olarak nefis olsa da aynı etkiyi yaratmadı bende. Bu nedenle 3* verdim.
Kitabın içeriği yayımlanmış kitaplar dışında, resimler, yayımlanmamış şiirler ve çeviriler ile oldukça doyurucu. Bu anlamda şairi ve şiir seven okuyucunun kitaplığında bulunmalı.
(Zindanı Taştan Oyarlar şiiri Yiğidim Aslanım Burda Yatıyor süprizi oldu bana. Şaire ait olduğunu bilmiyordum.)
Toplu şiirler bir şairi anlamak ve arşiv adına güzel ama çok az şairin bütün eserleri etkileyici oluyor. Karadut kitabı dışındaki şiirler Türkçe olarak nefis olsa da aynı etkiyi yaratmadı bende. Bu nedenle 3* verdim.
Kitabın içeriği yayımlanmış kitaplar dışında, resimler, yayımlanmamış şiirler ve çeviriler ile oldukça doyurucu. Bu anlamda şairi ve şiir seven okuyucunun kitaplığında bulunmalı.
(Zindanı Taştan Oyarlar şiiri Yiğidim Aslanım Burda Yatıyor süprizi oldu bana. Şaire ait olduğunu bilmiyordum.)
December 14, 2019
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım
Anadolu kültürünü çok iyi bilen şair, yazar ve ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu. Şiirlerinde çeşitli yörelerden edindiği sözcükleri kullanmış. Anadolu kültürünü resimlerine ve şiirlerine işlemiş. Aynı zamanda toplumsal sorunlara da değinmiş. Yaşadığımız topraklardan dünyaya açılan bir sanat var bu kitapta. Türkçenin duruluğu, güzelliği var. Bedri Rahmi Eyüboğlu şiirlerinde ve resimlerinde bizi, bize anlatmış.
Şairliğimden utanırım
Anadolu kültürünü çok iyi bilen şair, yazar ve ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu. Şiirlerinde çeşitli yörelerden edindiği sözcükleri kullanmış. Anadolu kültürünü resimlerine ve şiirlerine işlemiş. Aynı zamanda toplumsal sorunlara da değinmiş. Yaşadığımız topraklardan dünyaya açılan bir sanat var bu kitapta. Türkçenin duruluğu, güzelliği var. Bedri Rahmi Eyüboğlu şiirlerinde ve resimlerinde bizi, bize anlatmış.
December 23, 2013
"Toplu eserlei" notuyla satilan kitap yaradana mektuplar bolumu ile basliyor. Ilk sayfalardan itibaren sesli okuma istegi duyuyorsunuz.
Sayfa aralarindaki cizimler sairin hayata bakisina isik tutar nitelikte. Resim ve siir ic ice.
Keyifle okunasi...
Not: Sondaki Fransizcaya cevrilmis siirler, bu dili ogrenme istegimi arttirdi... Okura hos bir supriz olmus. :)
Sayfa aralarindaki cizimler sairin hayata bakisina isik tutar nitelikte. Resim ve siir ic ice.
Keyifle okunasi...
Not: Sondaki Fransizcaya cevrilmis siirler, bu dili ogrenme istegimi arttirdi... Okura hos bir supriz olmus. :)
March 12, 2023
Kimi eskidiği için yaşar
Kimi yaşadıkça eskir
Ne tohumda keramet
Ne başakta
Marifet yaşamakta
Kimi yaşadıkça eskir
Ne tohumda keramet
Ne başakta
Marifet yaşamakta
September 27, 2019
Pencerenin önünde deliklerinden ışık boşanan
Kocaman bir gemi durdu.
Yarâb! Benim de içimde bu kadar ışık yansa
Dünyalar benim olurdu.
Senin en karanlık göklerinde salkım salkım yıldızların var.
Benim içimde insan ayağı değmemiş karanlıklar.
Kocaman bir gemi durdu.
Yarâb! Benim de içimde bu kadar ışık yansa
Dünyalar benim olurdu.
Senin en karanlık göklerinde salkım salkım yıldızların var.
Benim içimde insan ayağı değmemiş karanlıklar.
July 13, 2017
"Karadutum çatal karam çingenem
daha nem olacaktın birtanem
gülen ayvam, ağlıyan narımsın
kadınım kısrağım karımsın"
daha nem olacaktın birtanem
gülen ayvam, ağlıyan narımsın
kadınım kısrağım karımsın"
July 30, 2017
Bir ömür Bedri Rahmi. Gençliğinden yaşlılığına değin. Anadolu'dan birşeyler okumak için harika. Renkler ve meyvelermiş cenneti, aşkı sanki. Karadut'lu şiirleri güzel olsa da Eren'den dolayı biraz rahatsız edici. Düz yazıları ile devam edeceğim insan...
*** bir de kitaptaki çizimleri, kitap ile beraber, akıcı ve sürükleyici
*** bir de kitaptaki çizimleri, kitap ile beraber, akıcı ve sürükleyici
April 9, 2019
Döne döne tekrar tekrar okunası. Her bir şiirden çok etkilendim. Hem diline hayran kaldım Bedri Rahmi'nin, hem kendini ifade tarzına, hem yüreğine. Şu da olmasaymış dediğim tek satır olmadı. Şiiri sevmek isteyen okusun dersem çok da iddialı olmaz.
Read
January 27, 2018Şiirlerin teması; aşk💚,ölüm😢,acı. 😭💙MUSTAFA KEMAL ATATÜRK💙 hakkında yazdığı dörtlük okunmaya değer... 'Mernuş' pardon bedri rahmi'nin 'karadut hanım' ya da 'talaslı turna' dediği sevgilisi mari gerekmezyan'ın ardından yaktığı ağıt; ağıt diyorum çünkü sevdiğini kaybeden bir insan acısını bu kadar güzel anlatamaz.Aşk ve Acı kokuyor kitap...😢😭 'Karadut hanım' 'talaslı turna' mari gerekmezyan'ın tedavi masrafları karşılamak için tablolarını elden çıkarmış. Karadut hanım talaslı turna mari gerekmezyan vefat edince eşi eren hanım teselli etmiş...☹😒😢😫 Yazarken bile tüylerim diken diken oldu... çok etkilendim... kitap nasıl başladı nasıl bitti anlayamadım... keşke 'mernuş' bedri rahmi eyüboğlu 'karadut hanım' 'talaslı turna' mari gerekmezyan'la olan aşkını romanlaştırsaydı....😎 karadut hanım namı değer talaslı turna mari gerekmezyan'ın tablolarını görebilirsiniz... Ümit yaşar oğuzcan'dan sonra mernuş pardon bedri rahmi eyüboğlu beni çok etkiledi... Okuyun ve okutturun
March 23, 2016
"Senin en karanlık göklerinde salkım salkım yıldızların var
Benim içimde insan ayağı değmemiş karanlıklar."
Benim içimde insan ayağı değmemiş karanlıklar."
June 13, 2024
YARADANA MEKTUPLAR
Birinci Mektup
1
Yıldızların, çivilediğin yerdeler,
Bulutların, eksik olmasınlar,
Hep aynı minval üzere, senden gelip sana giderler.
2
Güneşin böler günlerimizi
Bir portakal gibi ortasından ikiye,
Yarısını kulların yer, yarısını geceler.
3
Denizlerin senin elinle doldurduğun kasede çalkalanmaktadırlar,
Ne bir damla artmış, ne bir damla eksilmişlerdir.
4
Dağların bizim ayağımıza çok bol geldi;
Onları bir defa bile giyen olmadı.
Daha dün elinden çıkmış gibi hepsi yepyeni
Şimdilik eskiyen bir şey varsa ömrümüzdür!
5
Sorup duruyoruz:
Niçin nüfus kütüklerinde her gün yeni bir isim,
Kitaplarda yeni bir kahraman?
6
Biz ölen ağaçları yontup
Gemilerimize direk yaparız
Bizim canlarımızı alan acep onlarla ne yapar?
7
Saksılarda hep aynı karanfiller açıyor Tanrım.
Niçin, biz bir defa doğuyoruz?
8
Toprağında hep aynı lezzet,
Hep o kahrolası, o çıldırtıcı, o obur bereket;
Yedi kat yerin dibinde hep aynı muamma, aynı kasvet, aynı hüzün,
Ve hep aynı meyve, aynı dilimler, aynı hediye gündüzün
Başımızın üstünde aynı bulutlar,
Ve hep o külâh gibi kulaklarımıza kadar geçirilen gökyüzün.
Toprakta aynı başak, aynı buğday, aynı taneler
Bize her gün yeni bir beşik, yeni bir ömür
Sana göz bebeklerimi gönderiyorum, Âdem Babamıza götür
Zahmet olmazsa, onları kafatasındaki boşluğa bir taksın;
Şöyle evire çevire bir baksın
Ve söylesin sana intibalarını.
Bunlar aynı gözbebekleri değil Tanrım!
Toprakta aynı başak, aynı buğday, aynı taneler
Fakat bu gözbebekleri neler gördü, neler gördü, neler!...
9
Hüvelbaki diyerek el pençe divan duruyor,
Lâhid lâhid, servi servi, nöbet bekliyoruz,
Sık dokuyup, ince eliyoruz.
Şaka bertaraf
Ömürlerimizi birbirine ekleyip sana doğru geliyoruz.
Bedri Rahmi Eyüboğlu
Birinci Mektup
1
Yıldızların, çivilediğin yerdeler,
Bulutların, eksik olmasınlar,
Hep aynı minval üzere, senden gelip sana giderler.
2
Güneşin böler günlerimizi
Bir portakal gibi ortasından ikiye,
Yarısını kulların yer, yarısını geceler.
3
Denizlerin senin elinle doldurduğun kasede çalkalanmaktadırlar,
Ne bir damla artmış, ne bir damla eksilmişlerdir.
4
Dağların bizim ayağımıza çok bol geldi;
Onları bir defa bile giyen olmadı.
Daha dün elinden çıkmış gibi hepsi yepyeni
Şimdilik eskiyen bir şey varsa ömrümüzdür!
5
Sorup duruyoruz:
Niçin nüfus kütüklerinde her gün yeni bir isim,
Kitaplarda yeni bir kahraman?
6
Biz ölen ağaçları yontup
Gemilerimize direk yaparız
Bizim canlarımızı alan acep onlarla ne yapar?
7
Saksılarda hep aynı karanfiller açıyor Tanrım.
Niçin, biz bir defa doğuyoruz?
8
Toprağında hep aynı lezzet,
Hep o kahrolası, o çıldırtıcı, o obur bereket;
Yedi kat yerin dibinde hep aynı muamma, aynı kasvet, aynı hüzün,
Ve hep aynı meyve, aynı dilimler, aynı hediye gündüzün
Başımızın üstünde aynı bulutlar,
Ve hep o külâh gibi kulaklarımıza kadar geçirilen gökyüzün.
Toprakta aynı başak, aynı buğday, aynı taneler
Bize her gün yeni bir beşik, yeni bir ömür
Sana göz bebeklerimi gönderiyorum, Âdem Babamıza götür
Zahmet olmazsa, onları kafatasındaki boşluğa bir taksın;
Şöyle evire çevire bir baksın
Ve söylesin sana intibalarını.
Bunlar aynı gözbebekleri değil Tanrım!
Toprakta aynı başak, aynı buğday, aynı taneler
Fakat bu gözbebekleri neler gördü, neler gördü, neler!...
9
Hüvelbaki diyerek el pençe divan duruyor,
Lâhid lâhid, servi servi, nöbet bekliyoruz,
Sık dokuyup, ince eliyoruz.
Şaka bertaraf
Ömürlerimizi birbirine ekleyip sana doğru geliyoruz.
Bedri Rahmi Eyüboğlu
November 19, 2024
İSTİDA
Yarab! İnsan oğullarından çektiğim yeter
Gökyüzünden benim hisseme düşeni ver
Altına dilediğim gibi ömrümü sereyim
Mendil kadar olsun tarlamı ayır
Beni doyuracak ağacı göster.
Rabbim! İnsan oğullarından çektiğim yeter
Yalnız senin ellerin gezinsin ömrümde
Beni yalnız sen mahkum eyle sen azat
Ve yalnız sen canımı iste benden ki
Nereye saklayacağımı şaşırmadan vereyim.
Yarab! İnsan oğullarından çektiğim yeter
Gökyüzünden benim hisseme düşeni ver
Altına dilediğim gibi ömrümü sereyim
Mendil kadar olsun tarlamı ayır
Beni doyuracak ağacı göster.
Rabbim! İnsan oğullarından çektiğim yeter
Yalnız senin ellerin gezinsin ömrümde
Beni yalnız sen mahkum eyle sen azat
Ve yalnız sen canımı iste benden ki
Nereye saklayacağımı şaşırmadan vereyim.
March 5, 2020
Kitaba en sevdiğim dizelerle veda ediyorum.
‘Yarâb! Benim de içimde bu kadar ışık yansa
Dünyalar benim olurdu.
Senin en karanlık göklerinde salkım salkım yıldızların var
Benim içimde insan ayağı değmemiş karanlıklar.’
‘Yarâb! Benim de içimde bu kadar ışık yansa
Dünyalar benim olurdu.
Senin en karanlık göklerinde salkım salkım yıldızların var
Benim içimde insan ayağı değmemiş karanlıklar.’
February 20, 2018
Bedri Rahmi aynı zamanda cok iyi bir ressam.
Ancak siirlerini cok cok begeniyorum.Dol Karabakir Dol hic aklimdan cikmayan dizelerle dolu.
Ancak siirlerini cok cok begeniyorum.Dol Karabakir Dol hic aklimdan cikmayan dizelerle dolu.
January 12, 2014
Büyük şair...
"Meyveler birbirlerini ısırmadan büyüdüler/Büyük balıklar küçük balıkları yedi/Biz de büyük balıkları yedik Elhamdülillah"
"Ilık denizlerinde beyaz gemiler ıslattım"
"Dağların bizim ayağımıza çok bol geldi/Onları bir defa bile giyen olmadı." (Bedri Rahmi, halk eşkıyalarını unutmuş olmalı)
(keçinin bir tutam ot peşinde kendini attığı uçurumun dibindeki incecik su)
"Hayretle açmış gözlerini düşünüyor su
Canlıyken ne kadar hafifti keçi
Şimdi ne kadar ağır."
(Karanlığın Eti)
"Meyveler birbirlerini ısırmadan büyüdüler/Büyük balıklar küçük balıkları yedi/Biz de büyük balıkları yedik Elhamdülillah"
"Ilık denizlerinde beyaz gemiler ıslattım"
"Dağların bizim ayağımıza çok bol geldi/Onları bir defa bile giyen olmadı." (Bedri Rahmi, halk eşkıyalarını unutmuş olmalı)
(keçinin bir tutam ot peşinde kendini attığı uçurumun dibindeki incecik su)
"Hayretle açmış gözlerini düşünüyor su
Canlıyken ne kadar hafifti keçi
Şimdi ne kadar ağır."
(Karanlığın Eti)
February 16, 2016
Bedri Rahmi Eyüboğlu--Dol Karabakır Dol.. Şiirleriyle birlikte resimlerini sunmaları ayrı güzel olmuş..smile ifade simgesi
Karadut hakkındaysa yorum yapmayacağım..
" Beyaz beyaz kanıyorum
Kanım içime akıyor
Utanıyorum
Öylesine düşünüyorum ki seni
Sen kesiliyorum....
Karadut hakkındaysa yorum yapmayacağım..
" Beyaz beyaz kanıyorum
Kanım içime akıyor
Utanıyorum
Öylesine düşünüyorum ki seni
Sen kesiliyorum....
December 23, 2012
Özellikle Karadut şiiri enfestir...
Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın, ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın, ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
September 8, 2015
Bu yeni baskıyı çok beğendim. Şiirlerin yanısıra resim ve grafik çalışmalar ,açıklamalar, şiirlerin öyküleri hepsi çok güzel.
Want to Read
October 30, 2014gkg
This entire review has been hidden because of spoilers.
Displaying 1 - 22 of 22 reviews




















